Sanayide üretim iştahı ‘Rant’a kaydı…

Yayınlama: 16.05.2023
A+
A-

Bozulan ekonomilerde işleri rayına oturtmanın en temelinde güven ve adaleti sağlayıp yatırımların yasal regülasyonlarla garanti altına alındığının piyasaya inandırılması yatar.

Bu işin net bir biçimde siyasi tarafı. Siyasi kanal isterse bunu kolaylıkla yapabilecek güce sahip. Ama işin ikinci kısmı diyebileceğimiz bir üst katmanda ise üretim yer alıyor. Adalet ve güvenin olduğu yerde üretim yapamazsanız yine hiçbir konuyu aşamazsınız.

O yüzden ekonomide toparlanma olacaksa iki aşamalı bir süreç önümüzdeki dönemde bizleri bekleyecek. Bunlardan ilki siyasi erklerin güven ve adalet hamleleri diğeri de sanayideki üretim kapasitesinin artırtılıp nitelikli mamul ticaretinin artması.

Herkes ilk konudan mustarip ama asıl sıkıntı ikinci aşamada. Çünkü sanayici üretme yetisini ‘rant’a teslim etmeye başladı.

****

Bugün Bursa’da üretim yapan sanayicilerin büyük bir bölümü aynı zamanda iyi birer emlakçı halini aldı. Şehrin içerisinde yetersiz kalan sanayi alanları nedeniyle mevcut alanlarda oluşan taleple bağlantılı fiyatların yukarı yönlü ivmelenmesi akabinde fırsatçılık eylemlerini getirdi. Yeni OSB bölgelerinin inşası sırasında bu çok daha fazla hissedildi.

Bir şehirdeki sanayici kapasite artırmak yerine Karacabey tarafından yer toplamaya başlamışsa oturup biraz düşünmemiz gerekli.

Mevcut 17 OSB’nin tamamında yeterli parsel yok. Bazılarında boş alanlar var ama üretimi kapasitelendirmek adına yeterli değil. Bununla birlikte şehrin içindeki 8 bin kadar plansız sanayi kuruluşunu da hesaba katmak gerekli.

Mesela kurulması planlanan KOBİ OSB’ye 4 bin talep geldi. Talep böyle bol, arz kısıtlı olunca fiyatlar da yukarı yönelir değil mi?

Peki o OSB’nin planlandığı bölgeyi tarım arazisi olarak yok parasına satın alanların üzerine fabrika yapmak yerine ‘sanayi imarlı’ olarak misliyle kazanç elde edip satacak olmasına ne demeli?

İşte böyle bir kazanç kapısı olan şehirde yine bu düzenin içinde yer alanların ‘Arsa maliyetleri çok pahalı’ diye hayıflanmasına da anlam vermek zor oluyor.

***

Bursa sadece basit bir örnek özellikle Marmara Bölgesi’nde birçok şehirde bu rant meselesi büyüyor. Bazı yerlerde yeni tesisi yatırımının yüzde 60’larını arsa maliyetleri oluşturmaya başladı.

Bir fabrika inşaatında arazi nasıl olur da inşaat ve makine maliyetinden fazla tutar diye aklınıza geldi değil mi?

Aynı arsa 1 yılda 4 kere el değiştirirse tutar. Üstelik teçhizat/makine maliyeti yeni tesis yatırımlarında 3. büyük kalem. İkinciliği de inşaat alıyor.

***

Peki bizim ne yapmamız gerekiyor?

Seçimden sonra gücü eline alacak siyasi erkin fiyat istikrarı adına ilk olarak ‘rant vergisi’ dediğimiz başta taşınmazlar ve otomobillerden elde edilecek kazancın vergilendirilmesi yasasını çıkarması gerekli. Bununla birlikte tapu ve noter işlemleri sırasında rayiç bedel hesaplamasının altında satışlara izin verilmemesi, izin verilirse gayrimenkulü devletin kamulaştırması gibi opsiyonların kanunlaştırılması gerekli.

Böyle olursa ne fark sağlar derseniz şöyle özetleyeyim,

İlki 100 liraya alınan evi 200 liraya satmaya kalkarsan devlet senden yüzde 25 vergi alacağı için ‘o artırmış ben de artırayım kafası’ kalmayacak.

Bu satışı düşük tutardan gösterdiğinizde de kamulaştırma tehlikesi nedeniyle fiyat hareketlerinin önü kısıtlanabilir.

Bunlara bir de üretim esaslı yatırım teşvikleri eklenirse işte o zaman rahat bir nefes alabiliriz.

***

Sanayideki yatırım iştahı ranta kaymaya başladı ama halen önemli bir kesim rutin olarak büyümenin planlarını yapıyor.

İşte 14 Mayıs’tan sonra bizim bu ikinci kesimdeki gerçek sanayicimizin önünü açmamız gerekiyor.