Depremin sonuçlarını unutan ülke Türkiye!

Yayınlama: 13.05.2023
A+
A-

Deprem gerçeğini unutmayalım, zamanında oluşmuş felaketlerden derslerimizi çıkaralım, bu son deprem felaketimiz olacak, dedikçe nasıl olurda her depremde daha büyük yıkımlar oluyor. İNANILIR GİBİ DEĞİL!!!

Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin üstünden, yaklaşık 3 ay geçti. Gerçekleşen depremde kaybettiğimiz canların sayısının hala netlik kazanmaması, kayıp ilanlarının artması, enkaz kaldırma işlemleri sırasında cesetlerin çıkmaya devam etmesi ise bizleri derinden üzmektedir.

Depremde vefat eden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.

Siyasetin hız kazandığı bu dönemde maalesef ki unutulmaya başlanan depremzede vatandaşlarımızı da hatırlatmak istedim ilk yazımda. On binlerce depremzede vatandaşımızın hala konteynerler ve çadırlarda hayatını sürdürmek zorunda kaldığını hafızalarımızdan hiç çıkarmamalıyız. Depremzede vatandaşlarımızın ihtiyaçları devam ediyor ve yardımlarımızı sürdürmeye devam etmeliyiz. Biz ancak beraber olursak yaralarımızı sarabiliriz.

Ben bir inşaat mühendisi olarak mesleğimizin hayati önem taşıdığını düşünüyorum. En büyük hedefimiz olası depremlerde insanlarımızın kayıplar vermeden hayatlarına kaldığı yerden devam etmesini sağlamaktır. Birçok meslektaşımın da bu gaye ile meslek hayatını devam ettirdiğini biliyorum.

Şimdi ise bir mühendis gözüyle neler yanlıştı, bundan sonra neler yapılmalı sizlere bunları anlatmak istiyorum;

İmar Affı denilerek toplu ölümlere sebep olundu… Evet yanlış okumadınız depremden aylar öncesinde her mecrada bu konudan bahsetmeye çalıştık, ama bizi dinlemediler.  Nasıl olur da insanların kaçak yaptıkları yapılara herhangi bir denetim yapılmadan oturma izni verdiniz?  Sonra da bu kaçak yapıları, harç ödemesi adı altında para karşılığında kat mülkiyetli tapularıyla satma yetkisi verdiniz? Bu depremde imar affından yararlanmış yapılar yüzünden binlerce insanımızı kaybettik. TBMM’ de bu yasayı onaylayan milletvekillerinin, hükümette göre alan ilgili bakanların bu kayıplardan birince derece sorumlu olduğunu hatırlatmak isterim. Bu yıkıcı depremin en büyük sorunu İMAR BARIŞIYDI……

1-) ZEMİN PROBLEMLERİ

Yapıların uygun olmayan zeminlere konumlandırılmış olması, 10 ilimizde de hasar almış yapılarda yaygın olarak rastlanan bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılar inşa edilirken zemin değerlerinin dikkate alınmamasının yıkıcı sonuçları ile karşı karşıyayız. Üst yapının yüklerine uygun olmayan zeminde iyileştirmeler yapılmalıdır. Zemin iyileştirme projesi, alanında uzman kişiler tarafından ve doğru uygulamacılar tarafından gerçekleştirilmelidir. Ne yazık ki doğru zemin değerlerine ulaşmadan inşa edilmiş yapılar bu depremde yıkılmıştır.

2-) UYGUN OLMAYAN MALZEMELER

Kullanılan Malzemelerin uygunsuz ve yetersiz olması, yapının projesine uygun olmayan beton sınıfının ve demirlerin kullanılması yıkımın boyutunu arttırmıştır.

Yıkılan binaların detaylarına baktığımızda betonların içerisinden boyutları uygun olmayan agregalar (çakıl), deniz kumu, kalitesiz beton ve nervüzsüz demirler çıkmıştır. Bunların dışında demirlerin korozyona(paslanma) maruz kalması, etriye (sargı) donatılarının kolon kiriş birleşim yerinde sayı olarak azlığı ve 135 derece olmaması mühendislik açısından bakıldığında korkutucudur.

3-) DENETİMSİZLİK

Bu kadar hayati bir alanda muhakkak denetim olmalı, hatta bu denetim en sıkı şekilde yapılmalıdır diye düşünüyorsunuz.

Bir yapının projesi, proje müellifi çizdikten sonra ilgili belediye ve atanan yapı denetim şirketi tarafından denetlenmektedir. 2012 yılına kadar bu denetim zincirine TMMOB (Türk Mühendis ve Mimarlar Odalar Birliği) bünyesine bağlı odalar da dahildi. Mevcut hükümetin mecliste ki oyları ile beraber meslek odalarının, yapıları denetleme zorunluluğu kaldırılmıştır. Yani proje denetimi, ilgili belediye ve yapı denetim şirketlerine bırakılmıştır. Gözlemlerimi sizlere paylaşmak istersem maalesef yetersiz bilgiye sahip personeller iyi bir denetim hizmeti verememektedir.

Kamuya alımlarda KPSS ile iyi puan almış yetkin mühendisler yerine torpil ile siyasi parti ile bağı olan kişilerin akrabaları bu görevlere alınmıştır. Teknik bilgisi yeterli olmayan bu kişiler bir projeyi nasıl inceleyebilir?  İnşaat sahasında yapılan imalatları nasıl kontrol edebilirler?

 Liyakat sorunu aşılmamış olan kamu kurumlarından doğru hizmeti beklemek çok iyimser bir tavır olurdu. Ne yazık ki denetimi yetersiz yapılar depremden TORPİLLİ olamadılar…

NE YAPILMALI

– İskân belgesi alınmış yapılar düzenli aralıklarla ve sık sık incelenmek zorundadır. Statik proje dışına çıkılan, uygunsuzluk görülen yapılar mühürlenmeli ve usulsüzlük yaptığı belirlenen yetkili kişilerin yetkileri sınırlandırılmalı ya da iptal edilmelidir. Yapının risk analizi çıkartılarak yapı ile ilgili gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.

– İmar planlamasında bir standart oluşmalıdır. Aynı ada üstündeki yapıların bina üst yükseklikleri aynı olmalı, katlar arasında ki mesafenin de aynı olması gerekmektedir. yapıların birbirleri arasında bırakılacak mesafelerin yönetmeliklere uygun şekilde bırakılması önemlidir. Depremde oluşan salınımlar, yakın binaların birbirlerine zarar vermelerine neden olur.

– Türkiye’de toplam sayısı 450 bini aşan müteahhitlerin, Avrupa’daki toplam sayıları 25 bini geçmemektedir. Ülkemizde neden bu kadar müteahhit var? Çünkü parası olan herkes müteahhit olabilir. Bu sistem dünyanın hiçbir yerinde böyle değil, sayın yasa yapıcılar sizlere tekrardan bunu hatırlatmak isterim. Müteahhitlerin de yeterli teknik bilgiye sahip olması gerekmektedir. Bu bilgiye sahip olamayan müteahhitlerin ise belgeleri iptal edilmelidir.

– Yapılacak olan yapıların başında, tüm imalatlardan sorumlu en az 1 adet İnşaat Mühendisi aktif bir şekilde görev almalıdır.

-Ülkemizde güncel herhangi bir yapı stoğu veya bina risk raporu bulunmamaktadır. Bunun anlamı ise yapılarımızın durumları ve olası depremler karşısında gösterecekleri davranışlar hiç kimse tarafından bilinmemektedir. Çok geç olmadan gerekli tespitlerin yapılıp kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir.

Özellikle Bursa ve İstanbul’da, eski yapıların yeni yapılara oranı yüzde 80’leri bulmakta. Acil bir şekilde önlem alamazsak, beklenen Marmara Depremi çok daha can yakıcı olabilir.

Haftaya Görüşmek Dileğiyle, Sağlıcakla kalın.

Kalemi Cesur, Yürekli Yazarlarımıza Selam Olsun.

Yazarın Son Yazıları