Bir borsa meselesi

Yayınlama: 09.08.2023
A+
A-

Yatırım özünde çok güzel bir kelime. Gönül ister ki herkes kendi yerel para birimi ile tasarruf ve yatırım yapsa.

Tasarruf biriktirme, yatırım ise tasarrufu işletmedir aslında.

Ama işte bazı ekonomilerde ne yazık ki bu işlemler için yerel para yeterli olmuyor.

Biz de onlardan birisiyiz. TL’nin aşırı değer kaybı sonrası tasarrufunu TL’de koruyamayanlar mecburen yatırım yolunu seçti.

Neydi o yatırım aracı?

Konuttu!

Sonra konut fiyatları zirve yaptı. Arz yetersiz talep fazla olunca yatırımlık konut fiyatları uçtu gitti. O fiyatlar giderken yanında kiraları da götürdü.

Derken kredi muslukları kısıldı. İnsanlar nakit parasını satışların dip yaptığı dönemde bu alana ayıramazdı. Nitekim öyle de oldu. Sonra yatırımın yönü kaydı…

***

Neydi o yatırım aracı?

Otomobildi!

İnsanlar elindeki parayla konut alamayınca otomobile yöneldi. Hem alımı kolaydı hem de satımı. Yıllık 3 satış limitine eşini, annesini, babasını dahil edip yılda 12-13 araç sattı.

Kredi muslukları kısıldı. İlk olarak ‘abi bende şu araba var onun üzerine bu kadar vereyim’ diyenlerle takas furyası başladı.

Bunlar olurken sıfırı bulunmayan, ikinci el fiyatı sıfırını aşan bir piyasa oluştu.

Sonra hükümetten bir regülasyon geldi. Özellikle satışların araştırılacağı ve 1. Derece yakınların satışlarının da inceleneceği haberleri o alandaki yatırım iştahını da kesti.

Zaten yaşanan fiyat artışları ile kimsenin yeni araba almaya, alsa da binmeye mecali kalmamıştı.

Ama elinde parası olan sıfır otomobilleri topladıktan ve peyder pey satışa çıkarırken yine ufak mevduat sahipleri yeni bir yatırım aracına yöneldi.

****

Neydi o yatırım aracı?

Mevduat Faizi!

Bir dönem yüzde 35’lerin konuşulduğu piyasada 415 bin TL’nin bir aylık mevduat faizi 1 aylık asgari ücretle eşitlendi.

Üst üste atılan adımlar ile orada da faizler azaldı. Zaten faize karşı bir kesim kendisine yeni bir yer arıyordu. Kısa süren cazibe kaybolurken para kendisine akacak daha güzel bir kanal buldu.

***

Neydi o yatırım aracı?

Borsaydı!

Bugün Borsa İstanbul’da 5 milyondan fazla kişinin yatırımcı hesabı bulunuyor. Ama bu insanların sadece yüzde 6’sı 1 milyondan fazla portföye sahip. Borsa’daki yatırımcının neredeyse yarısı 100 bin TL’nin altındaki tutarla hisse senedi alıp satıyor.

Bu ara endeks yemyeşil ve Borsa her gün yeni rekorlar kırıyor. Ama hiçbir şeyin sonsuza dek yükselmeyeceğini o borsadaki herkes bilmiyor.

Elindeki 3-5 kuruşu sırf zarar etmesin diye bilmediği sularda yüzen onbinlerce insan bir meçhulde şu anlık gülümsüyor.

Evet borsada yatırım yapmak uzun vadeli planlarda dünyanın en mantıklı yatırım modellerinden birisi ama borsada al-sat yapanlardan bahsediyorum. Her geçen gün büyüyen risk ile bazı hisselerde altı boş biçimde hareketler yaşanıyor.

Üstelik önemli bir kısım sosyal medya fenomenleri tarafından manipüle ediliyor.

Elinde 3 kuruşu olan insanların ‘Sizi zengin edeceğim’ diyen sosyal medya hesaplarına değil, finans eğitimine ve bilgiye ihtiyacı var. Ama elbette bu zor geliyor.

Prof. Dr. Özgür Demirtaş’ın güzel bir lafı ile bitirelim;

“Borsa’da çizgi çekerek zengin olunsaydı, o çizgiyi çekenler hala çizgi çekip yayın yapmazdı”