Gazeteciler ve basın meslek örgütleri “Gazeteciliğin Dönüşümü & Arayışlar” çalıştayında bir araya geldi

Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği “Gazeteciliğin Dönüşümü ve Arayışlar” başlıklı Medya Konferansı gazeteciler, akademisyenler ve basın meslek örgütleri temsilcilerinin yoğun katılımı ile gerçekleşti. Çalıştay boyunca gazeteciliğin teknoloji ile geçirdiği dönüşüm, kadının medyadaki yeri, basın emekçilerinin mesleki koşulları, gazetecilik mesleğinin günümüzdeki tanımını ve hukuki karşılığını tartışıldı.

Gazeteciler ve basın meslek örgütleri “Gazeteciliğin Dönüşümü & Arayışlar” çalıştayında bir araya geldi
Yayınlama: 27.04.2024
A+
A-

Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen  “2024 – Gazeteciliğin Dönüşümü ve Arayışlar” başlıklı medya konferansı Ankara TBB Konuk Evi Litai Otel’de gerçekleşti. Konferans içeriğinde gazeteciliğin mesleğinde yapay zeka başta olmak üzere yeni iletişim araçlarının kullanımı, gazetecilerin meslek koşulları, kadınların medya içindeki yeri ve gazeteciliğin iktidarlarla yaşadıkları hukuki sorunlar gibi birçok konu başlığı yer aldı. Alanlarında uzman gazeteci, akademisyen ve STK temsilcilerinin konuşmacı olarak yer aldığı konferansa iletişim fakültesi öğrencileri, öğretim üyeleri ve gazeteciler de izleyici olarak katıldı.

Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Yusuf Kanlı’nın hoş geldiniz konuşmasıyla başlayan etkinliğin açılış konuşmasını Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin gerçekleştirdi.

Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Yusuf Kanlı, Gazeteciler Cemiyeti’nin hayata geçirdiği farklı projeler ile basın emekçilerinin yanında olduğunu belirterek gazetecilere sağlanan ekipman ve telif desteği ile meslek içi dayanışmanın önemli bir örneğini göstermeye çalıştıklarını söyledi.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin açılış konuşmasında, gerçekleştirilen etkinliğin basın meslek örgütlerini bir araya getirmesi bakımından oldukça önemli olduğunu belirterek dayanışma ruhunun sürdürülmesinin her zaman önemli olduğunu söyledi:

“Gazeteciliğin suç sayılması kompleksinden yöneticiler kurtulamadı. Her dönemde suç sayıldı. Uzun süreli hapislerle, soruşturmalarla meslektaşlarımız mesleki yoksulluğa itildi. Gerekli olan direnci ise göstermedik.”

“YENİ ANAYASA ÇALIŞMASI BİZİM İÇİN BİR SINAV”

AKP tarafından uzun süredir gündeme getirilen yeni Anayasa çalışmalarını “Basın örgütleri için yeni bir sınav” olarak tanımlayan Bilgin, “Yeni, çağdaş ve özgürlükçü bir basın yasasına ihtiyacımız var. Burada bir araya gelen STK temsilcilerinden ricam ise basın mensuplarını yani bizleri ilgilendiren bu anayasanın siyasiler tarafından hazırlanmasına izin vermeyin. Çünkü mesleki koşullarımızı doğrudan etkileyecek olan basın meslek yasası başkalarına bırakılmayacak kadar önemli. Çünkü çözüm bekleyen bizleriz. Önümüzdeki günlerde de yeni ve çağdaş bir basın kanunu hazırlanmasında ön ayak olmamız gerekiyor.”

Kuruluşunun 80. yıl dönümüne doğru giden Gazeteciler Cemiyetinin her zaman basın emekçilerinin dayanışmasına önem verdiğini söyleyen Bilgin, “Meslek yaşamımın 55. yılındayım. İnanç ve güçleri birleştirmenin bu anlamda birçok faydasını gördüm. Yeni Anayasa çalışmalarında sesimizi birlikte duyurarak ülkemizi hak ettiği demokrasi ve basın özgürlüğüne ulaştıralım” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

“TÜRKİYE 2005’TEN BU YANA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ AÇISINDAN DÜŞÜŞ YAŞIYOR”

AB Türkiye Delegasyonu Mali İş Birliği Başkanı Birinci Müsteşar Odoardo Como, Türkiye’nin uluslararası göstergelerde basın ve ifade özgürlüğü açısından 2005’ten bu yana düşüş yaşadığını belirterek, atılması gereken önemli adımlar bulunduğunu, iş birliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Gazeteciler Cemiyeti’nin yürüttüğü Media4Democracy projesinin basın özgürlüğünün sağlanmasında önemli bir etken olduğunu belirten Como, basın meslek örgütlerinin bir arada sürdürdüğü çalışmaların Türk toplumunda gazetecilik mesleğinin önemsenmesi noktasında büyük katkısı olduğunu vurguladı.

“GAZETECİLİKTE FARKLI KAYNAKLARA İHTİYAÇ VAR”

Norveç Büyükelçiliği Misyon Şef Yardımcısı Anne Kjersti, yaptığı konuşmada “Bağımsız gazetecilik ve ifade özgürlüğü, hesap verilebilirlik açısından çok önemli. Kendi kendisini kontrol eden nitelikli gazetecilik, güvenilirliği artırarak güçlü medyanın oluşmasını sağlayacaktır” dedi. Kjersti, bilgi edinmek adına geleneksel medyanın artık yeterli olmadığı günümüzde sosyal medyanın alternatif olduğunu fakat dezenformasyona karşı da duyarlı olunması gerektiğini savundu. Günümüzde haber ve enformasyonun oldukça fazla olduğunu söyleyen Kjersti, “Çok sayıda habere hızlı bir şekilde ulaşabiliyoruz. Fakat bu haberlerin niteliği tartışmaya yatırılmalı. Farklı kaynaklar kullanılarak yapılan haberciliğe özellikle günümüzde daha çok ihtiyacımız var” çağrısında bulundu. Kjersti, bu gibi mesleki eğitimlerin düzenlenmesinin dayanışma ve birlik için önemli olduğunu kaydederek Gazeteciler Cemiyeti’ne teşekkür etti.

FİLİSTİNLİ GAZETECİ TAHRAVİ: HALKIMIZDAN GÜÇ ALIYORUZ”

Konferansa konuşmacı olarak katılan Filistinli gazeteci Hasan Tahravi, İsrail saldırısı altında bulunan Gazze’de gazetecilerin yaşama ve çalışma koşullarını ilk elden anlattı. Yaşanılan savaşın bir katliam olduğunun altını çizen Tahravi, “Bir yanda arkasında ABD olan ve son teknoloji silahlara sahip İsrail, diğer tarafta on yıllardır ağır abluka altında 2 milyon silahsız insan. 7 Ekim’den itibaren 141 gazeteci öldürüldü. Yüzden fazla gazeteci tutuklandı. Ve amaçları sadece İsrail işgal güçlerinin uyguladığı zulmü durdurmak, dünyaya duyurmak. Filistinli gazeteciler olarak zor şartlarda görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz, halkımızdan ve haklı davamızdan güç alarak” sözlerini kullandı.

GUTİERREZ: “DEZENFORMASYONA KARŞI GAZETECİLER ÖNLEM ALMALI”

Avrupa Gazeteciler Federasyonu (European Federation of Journalists) Genel Sekreteri Ricardo Gutierez, tüm dünyada, özellikle siyasetin kutuplaşmış olduğu ülkelerde halkın dezenformasyonla ilgili kaygılı olduğunu belirterek, “Türkiye’de araştırmaya katılanların yüzde 60’ı kaygısını dile getiriyor” dedi.

Gutierrez, Hannah Arendt’in sözlerine atıfla dezenformasyonun yarattığı en büyük tehdidinin kimsenin hiçbir şeye inanmaz, güvenmez hale gelmesi olduğunu belirterek, gazeteciliğe ve doğru habere duyulan güvenin artırılması gerektiğinin altını çizdi

Gutierrez, “Mücadele için yasalar, yaptırımlar, yeterli ve etkili değil. İyi, nitelikli, etik gazeteciliğe, şeffaflığa ve halkın doğru haber konusunda bilinçlendirilmesine ihtiyacımız var” dedi. Politikacıların Türkiye ve dünyada dezenformasyona karşı gazetecileri suçladığını belirten Guiterez, dezenformasyonun nasıl kaldırılabileceği sorusunun “zor” olduğunu vurguladı:

“Sosyal medya dezenformasyon açısından temel bir faktör. Bu açıdan ‘sahte haber’ kavramı yerine ‘nötr ifadeler’ tabirini daha doğru buluyorum. Çünkü haber ve sahte kelimeleri asla yan yana gelmemesi gereken kavramlar. Biz de gazeteciler olarak politikacıların dezenformasyon konusunda bizleri suçlamasının önüne geçmeliyiz, çünkü asıl suçlu sosyal medyadaki komplo teorisyenleri. Bu yüzden dezenformasyonla mücadeleyi hükümetlere bırakmak yerine basın meslek örgütlerinin farklı paydaşlar bir araya gelmeli.”

GAZETECİLER CEMİYETİ GENEL SEKRETERİ KENAN ŞENER: “VERİ KAYNAKLARI AZALIYOR”

Media4Democracy projesi kapsamında Gazeteciler Cemiyeti tarafından hazırlanan 2023 Medya İzleme Raporu’nun sunumunu Zeynep Gürcanlı’nın moderatörlüğünde gerçekleştiren Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Kenan Şener, “Bu tür raporlar hazırlayanlar için oldukça can sıkıcı. 2023 karamsar bir yıldı 2024’ten beklentimiz yok yazısını görmek elbette istemiyoruz. Bazı raporlara ulaşamadım. Nisan ayının sonuna geldik, RTÜK henüz yıl sonu raporunu yayınlamadı. Hürriyet özelinde tiraj kaybı gibi verileri oradan alıyordum. Fakat bu yıl Hürriyet’ten de veriler gelmedi. Ama bu konuda en büyük yardımcı Adalet Bakanlığının verileri var. Elbette bu ortaya trajikomik bir manzara sunuyor” dedi.

Gazetecilere uygulanan baskı ve sansürün yanında fiziksel saldırılara da raporda yer veren Şener, “Küçük şehirlerde gazetecilik daha da kırılgan. İdari ve mülki amirlerin açılmasına neden oldukları soruşturmalara karşı gazeteciler, bu kişilerin çalışanları tarafından fiziksel şiddetine maruz kalıyor. Örneğin valinin koruması gazeteciyi darp edip kendisi darp görmüş gibi şikayetçi olabiliyor. Tüm bunlar da raporumuzda yer alıyor” dedi.

DR. KADEROĞLU BULUT: “ÇALIŞMA SAATİ UZUN, MAAŞ AZ”

401 gazeteci ile “Gazetecilerin Mesleki Memnuniyeti Araştırması”nı hazırlayan Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Çağrı Kaderoğlu Bulut, Özlem Akarsu Çelik’in moderatörlüğünde araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Gazetecilerin uzun ve yorucu mesai saatlerine rağmen az kazandığını belirten Bulut, “Cumhuriyet tarihinin çalışan genç gazeteci sayısının en fazla olduğu zaman içerisindeyiz. Fakat bir yandan 40 yaş civarı gazetecilerin maddi kaygılardan dolayı meslekten ‘göç’ ettiğini görüyoruz. Bu da mesleki kültür ve deneyim paylaşımını kısıtlıyor. Güvencesiz çalışma ifade özgürlüğünü etkiliyor. Ve gazetecilerin yayınlanmayacağı düşüncesiyle haber yapma isteği giderek artıyor. Bu yüzden maaş skalası ve ifade özgürlüğü meslekteki memnuniyeti doğrudan etkiliyor” dedi.

YAPAY ZEKA GAZETECİLİĞE ZARAR VERİR Mİ?

Gökçen Çamlıyurt moderatörlüğünde gerçekleşen Yapay Zeka ve Medya oturumunda Yazar-İletişimci Ümit Alan, ODTÜ Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği Doç. Dr. Şeyda Ertekin ve Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Aslı Güngör Eral yapay zekanın medya ile ilişkisini irdeledi.

Yapay zekanın rutin ve click-bait gerektiren haberleri yazabileceğini savunan Ümit Alan, “Yapay zeka gazeteciliğin ‘vasat ve ağır taraflarını’ yapar. Çünkü gazetecilik özetleme değil ortaya çıkarma işidir. Ama birçok gazete haber sitesi haberleri özetleme halinde. Bunu yapay zekanın yapması, gazeteciliğin özü olan araştırma ve analizin daha çok öne çıkarılmasını sağlar” dedi. Sosyal medya ve internet gazeteciliği kaynaklı gazetelerin özgün manşet ve tasarımdan uzaklaştığını söyleyen Alan, yapay zekanın var olan verileri ortaya koyduğunu ama analiz etmek konusunda yetersiz olduğunu belirtti. Bu durumun gazetecilerin analiz yeteneklerini haberlerde daha çok kullanabileceğini belirten Alan, gazetecilerin doğru bilgiyi sağlama noktasında yapay zekaya doğru soruları sormanın önemli olduğunun altını çizdi: “Yapay zekâ soruları cevaplar ama soruları cevaplayamaz. Gazeteciler bu açıdan prompt engineering (Sufle mühendisliği) konusunda kendisini geliştirmeli. Yani yapay zekaya doğru soruyu sorabilmeli. Yapay zekâ geçmişe dair bilgileri ortaya koyuyor ama güncel olan bilgileri analiz edemiyor. Haberciliğin içinde uydurulan değil öğretici haberler de gazeteciliği kıymetlendirecek.”

Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Aslı Güngör Eral yapay zekanın kullanımında medya okuryazarlığının da önemli olduğunu söyleyerek iletişim fakültesi mezunlarının bu alanda ilkokul ve liselerde eğitim vermesi gerektiğinin altını çizdi. Üniversite müfredatlarında da değişikliğe gidilmesi gerektiğini savunan Eral, “Öğrenciler Google ve yapay zekâ araçları ile istediği bilgiyi alabiliyor. Akademisyenlerin artık slayt üzerinden ders anlatmak yerine öğrencilere yapay zekayı etkin bir şekilde nasıl kullanabileceği sorusunu göstermesi gerekiyor” dedi.

ODTÜ Bilgisayar Bilimleri ve Mühendisliği Doç. Dr. Şeyda Ertekin yapay zekanın tarihsel gelişim sürecini aktardı. Ertekin yapay zekanın bilgisayarların aktif bir şekilde kullanılmasından itibaren hayatımızda olduğunu belirterek yapay zeka araçlarının verileri toplama ve işleme süreci hakkında bilgi verdi.

GAZETECİ DR. DÖKMEN KARADAĞ: “GELİR KAYNAKLARI EŞİT PAYLAŞTIRILMIYOR”

Öğleden sonraki ilk oturumda, Erhan Karadağ moderatörlüğünde Gazeteci Dr. Gökmen Karadağ Gazeteciliğin Zorlaşan Koşulları konu başlığında görüşlerini paylaştı. “Haber yapma süreci ‘haber yapmama’ sürecine dönüştü” diyen Karadağ, “Meslek imkanları hiçbir zaman parlak olmadı bu da bir çalışma ezberi getiriyor: Bu sadece bir meslek değil toplumsal bir sorumluluk. Elbette karşılığını vermek mümkün değil. Bu yüzden ücret skalası çöpe atılıyor ve çalışma hayatı devam ediyor” şeklinde konuştu. Erhan Karadağ’ın “Bu koşullar öne sürülerek bir emek istismarı var mı?” sorusunu yanıtlayan Gökmen Karadağ, “Kendini iktidar karşıtı konumlandıran kurumların gelir kaynakları kısıtlı. Fakat eğer artan bir gelir varsa bu akışı dengeli şekilde paylaştırmalı. Ama bazı ‘prens ve prenses’ ekran yüzleri gökten inercesine kanallara transfer ediliyor. Bu da sorgulamaya neden oluyor. Madem kaynak yoktu nedir bu kişilerin gelmesi?” eleştirisinde bulundu.

GÜNER: “GAZETECİLİK DİLİ DÖNÜŞMELİ”

Zeynep Gürcanlı moderatörlüğünde Medya ve Kadın başlıklı oturumda konuşan Uçan Süpürge Vakfı Başkanı Halime Güner, kadının medyada istihdamının ve görünürlüğünün önemsenmesi gerektiğini kaydetti. Haber dilinde toplumsal cinsiyet hassasiyetinin önemsenmesi gerektiğini kaydeden Güner, “Tüm mesele düşünmeyi seçmek veya seçmemek üzerinde. Kullanılan fotoğraflarda özen gösterilmezse veya dile dikkat edilmezse şiddeti ve toplumsal cinsiyet ayrımını taşıyıcı rolü üstlenmek anlamına geliyor” dedi. Gazeteciler Cemiyeti ile de paydaş olduklarını anımsatan Güner, “Gazetecilerin dilinin dönüşmesi ve 5N-1K kuralı yanında 5 duyu da ortaya koyulması toplumsal cinsiyet eşitliğinin desteklenmesi konusunda önemli bir adım olarak görülebilir” yorumunda bulundu.

SOSYAL MEDYA GAZETECİLİĞİ NASIL DÖNÜŞTÜRDÜ?

Yeni Medya Araçlarıyla Değişen Habercilik başlığı altında konuşan Üsküdar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Süleyman İrvan, Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bülent Çaplı, Yazar-Araştırmacı Ahmet Sabancı ve Bahçeşehir Üniversitesi’nden Dr. Can Ertuna sosyal medya üzerinden haberlerin kullanımı ve etkisi hakkında görüşlerini paylaştı. İçerik üreticilerin, içeriğin ve içerik tüketenlerin zaman içinde değişip değişmediğini sorgulayan, Prof. Dr. Bülent Çaplı, haber veya içerik tüketicilerinin geçmişe göre bilinç düzeyinin de sorgulanması gerektiğini belirtti.

PROF. DR. SÜLEYMAN İRVAN: “KIRINTI HABERCİLİĞİ GİDEREK YAYGINLAŞIYOR”

“Geleneksel basını takip etmeyen gençler interntette okudukları haberleri de sonuna kadar takip etmiyor” diyen Üsküdar Üniversitesinden Prof. Dr. Süleyman İrvan sosyal medya üzerinden yapılan haberciliği eleştirdi: “Sosyal medya gazeteciliği son dönemde benim kırıntı haberciliği dediğim bir alan var. Bu bilgileri de geleneksel medyadan alıyorlar. Ve bunlar gelir elde ediyor. Araştırmaya kalktığımda 50 kadar hesap buldum. Ve 10 bin üstü takipçileri var. Kendi iddiaları ile gazetecilik yapıyorlar. Fakat tek yapılan medya kuruluşlarının yaptığı haberleri özet şeklinde vermek.”

DR. CAN ERTUNA: “POLİTİK DOĞRUCULUK ALGORİTMALARA TESLİM EDİLİYOR”

Bahçeşehir Üniversitesinden Dr. Can Ertuna sosyal medya ile gazetecilikte patronların da dev platformlar olmaya başladığını söyleyerek, “İçerik üreten ve tüketen etkileşimine odaklanmak lazım. Hem çalışan hem de uygulayıcı olarak dünyadaki beş büyük uygulamasının temsilci bulundurma zorunluluğu var. Ofis açan kurumlar ile meslek örgütlerinin ne kadar teması var. Kamu tanımları iktidar erki ilişkisi üzerinden ilerliyor. Yurttaşlar, gazeteciler, özgür bilgiye ulaşmak isteyenler olarak masaya oturmazsak Kanada’da, Avustralya’da hükümetlerin dev platformlarla masaya oturduğu süreç var. Bu durumda gazetecilik meslek örgütleri nerede? Yeni patron Google ve YouTube. YouTube 2023’te 31.5 milyar dolar gelir elde etti. Peki bu gelirin ne kadarı içerik üretenlerle paylaşılıyor? Adaletli bir paylaşım mevcut mu? Yayıncı para kazanıyor ama yayın platformları ne kadar para alıyor. Politik doğruculuk algoritmalara teslim ediliyor. Reklam verenler kaçmasın mantığı var. Gazetecilerin maaşları ve sağlıkları yanında büyük teknoloji şirketleriyle nasıl iletişim kurulacağı önemli” dedi.

 SABANCI: “ALTERNATİF SOSYAL MEDYALAR KEŞFEDİLMELİ”

Sosyal medyadan içerik üretenlerin aslında içeriğe sahip olmadığını söyleyen Yazar-Araştırmacı Ahmet Sabancı, “Algoritmanın canı ne isterse videoları o şekilde izleniyor. Algoritma neyi gsterirse izleyici bunu takip ediyor. Bu platformların tek amacı daha çok reklam göstermek. Algoritma temel olarak etkileşim arar. Bu da genellikle provakatif paylaşımlarla mümkün oluyor. Bu anlamda gerçek gazetecilerin gerçek haberle herkese ulaşması çok zor” yorumunda bulundu. Sabancı gazetecilerin Twitter, Facebook dışında alternatif sosyal medya mecralarına yönelerek seslerini daha çok duyurabileceğini ekledi.

ÖNDEROĞLU: “SADECE KAĞIT ÜZERİNDE SİSTEM ADALETLİ İŞLİYOR”

Moderatörlüğünü Zeynep Gürcanlı’nın yaptığı Medya ve Hukuk başlığında konuşan Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu Türkiye’nin basın özgürlüğü anlamında 180 ülke arasında 168. Sırada olduğunu hatırlatarak, “Avrupa Birliğine uyum sürecinde gereken kurumlar ve yasal altyapılar kağıt üzerinde gayet düzgün ve başarılı. Fakat uygulamada karşılığını göremiyoruz. Demokratik kurumlarının işlerliğinin olmaması ve medya sahipliğinin “mafyatik” yapılarla ilişkilenmesinin Türkiye’nin basın özgürlüğü sıralamasının düşük olmasında en önemli etkenler olduğunu belirten Önderoğlu, “Türkiye’de Doğu Balkan ülkelerini andıran bir yapı mevcut. Basın Kartı uygulaması bile ideolojik bir duruma büründürülmüş durumda. Bu da verimli ve demokratik gazeteciliğin yürütülmesinin en önemli sorunu” diye konuştu.

UZMANLIK GAZETECİLİĞİNE CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ ZARAR VERDİ

Özlem Akarsu Çelik moderatörlüğünde gerçekleşen Uzman Gazeteciliği Neden Yok Oldu? başlıklı oturumda Parlamento Muhabirleri Derneği Başkanı Kemal Aktaş, Yargı Muhabiri Tolga Şardan, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı Mert Gökhan Koç ve Ekonomi Muhabirleri Derneğinden Sadettin İnan görüşlerini paylaştı. Uzman gazeteciliğinin özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ardından büyük ölçüde zarar gördüğünde hemfikir olan konuklar, kurumların içinde bulunduğu ekonomik zorlukların da uzman gazeteciliğini olumsuz etkileyen en önemli etken olduğunu ifade etti. 20 yıldır parlamento muhabirliği yaptığını söyleyen Parlamento Muhabirleri Derneği Başkanı Kemal Aktaş, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yol açtığı tek sesliliğin kulis haberciliğini dönüştürdüğünü belirterek, “Artık sadece tek bir sesin duyulmasına izin verildiği için iktidar partisi mensupları edilgen hale geldi. Kulis haberciliği demeç haberciliğine dönüştü, milletvekilleri bile konuşmaktan çekinir hale geldi” dedi. Foto muhabirliğinin gazeteciliğin vazgeçilmez bir kolu olduğunu ifade eden Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı Mert Gökhan Koç sadece Ankara’da çalışan foto muhabiri sayısının 10 olduğunu söyleyerek “Kurumlarda çalışan foto muhabirleri sayısının azalmasının yanında kullanılan fotoğraf çeşitliliği de sadece portreden ibaret oldu. Gazeteleri açtığımızda çok sayıda detay ve özel fotoğrafı göremiyoruz” dedi.

Ekonomi Muhabirleri Derneği’nden Sadettin İnan, güncel ekonomik sorunların halka olan etkisini göstermek adına ekonomi muhabirlerinin önemli görev üstlendiğini kaydederek ekonomi alanında uzman bir muhabirin ekonomi terimlerini haber içinde doğru noktada kullanması açısından önemli olduğunu belirtti.

ŞARDAN: “USTA ÇIRAK İLİŞKİSİ ZAYIFLADI”

Yargı Muhabiri Tolga Şardan uzman gazeteciliğinin kurumlar tarafından da talep edilmediğini belirterek küreselleşen dünya içinde şartların da değiştiğini söyledi: “Mesleğe başladığımda gazeteci olarak tanımlanırken şimdi medya mensubu olarak tanımlanıyoruz. Halbuki anket, reklam ve halkla ilişkiler şirketleri de medya mensubuna dahil oluyor. Fakat gazeteciler olmazsa bu diğer kollar da var olmaz. Bu anlamda sokaktan gelen ve akademide gazetecilik eğitimi alan gazetecilerin varlığı önemli. Fakat ne genç gazeteciler bir alanda uzmanlaşmak istiyor ne de kurumlar bir alanda uzman bir gazeteci yetiştirmek istiyor. Gazetecilik bireysel bir iş olsa da usta-çırak ilişkisi oldukça önem kazanıyor.”

GAZETECİLİK TANIMI GÜNÜMÜZDE DEĞİŞTİ Mİ?

“Meslek olarak gazetecilik” başlıklı oturumun moderatörlüğünü Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Kenan Şener yaptı. Gazeteciliğin tarihsel anlamda ilk ortaya çıkışı, Türkiye ve dünyada basın meslek örgütlerinin durumunun konuşulduğu oturumda “Gazetecilik ‘yarı-geçirgen’ ya da ‘geçirgen’ meslek midir?” başlığıyla Dr. Çağrı Kaderoğlu Bulut, “Gazeteciliğin tanımı” başlığıyla Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Sekreteri Banu Tuna, “Gazetecilik tanımları ve dünyadan örnekler” başlığıyla Gazeteci Hakan Aksay ve Gazeteci Arzu Çakır Morin, “Gelişen teknoloji, değişen mesleki pratikler ve gazeteciliğin dönüşümü” başlığıyla TGS Örgütlenme Sekreteri Esra Yalçınalp ve Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Dr. Gökhan Bulut görüşlerini paylaştı.

Medya Ombdusmanı Faruk Bildirici’nin moderatörlüğünü üstlendiği “Gazeteciliğin yasal durumu – Medya yasası çerçevesi” başlıklı oturumda “Mevcut yasadaki boşluklar-yanlışlar, Dijital Telif Yasası, AB Dijital Haklar Mevzuatı Erişim Engelleri, Dezenformasyon, İfade Özgürlüğü” konusunda Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, Alternatif Bilişim Derneği Başkanı Faruk Çayır, TGS Avukatı Ülkü Şahin ve Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş Direktörü Barış Altıntaş görüşlerini ve alandan gözlemlerini aktardı.

DEZENFORMASYONUN GAZETECİLİĞE ETKİLERİ TARTIŞILDI

Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş, Haber-Sen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) meslek örgütlerinin katıldığı konferansın sonuç bildirgesi ilerleyen günlerle hazırlanacak raporla kamuoyu ile paylaşılacak.

Haber Merkezi