Erbil Tuşalp Gazetecilik Günleri Bursa’da düzenlendi

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV), ‘Erbil Tuşalp Gazetecilik Günleri’nin üçüncüsünü Bursa’da düzenledi. TAKSAV, bu yılki gazetecilik ödülünü gazeteci Hale Gönültaş’a verdi.

Erbil Tuşalp Gazetecilik Günleri Bursa’da düzenlendi
Yayınlama: 10.09.2023
A+
A-

Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV), 5 Eylül 2020 tarihinde İzmir’de hayatını kaybeden gazeteci yazar Erbil Tuşalp adına ‘Gazetecilik Günleri’nin üçüncüsünü Bursa’da düzenledi. Bu yıl ‘Felaket Gazeteciliği’ başlığıyla 9 Eylül Cumartesi günü Uğur Mumcu Sahnesi’nde düzenlenen etkinliğin konuşmacıları gazeteciler Hale Gönültaş, Faruk Bildirici, Doğan Tılıç, gazeteci yapımcı Coşkun Aral, CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala oldu. Programda, Erbil Tuşalp’ı konu alan “Vefa İstasyonu” başlıklı belgesel gösterildi. Bu yılki TAKSAV ödülü gazeteci Hale Gönültaş’a verildi.

TAKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Selçuk Candansayar, “Türkiye sosyalist hareketinin en ana damarlarından birisi TAKSAV’ı kurmuştu. Ülkenin son 30 yıldaki değişimiyle bizim de giderek neredeyse yok olacak hale gelmemiz sanki koşut gibi birbirine. Moralimizi boza boza mücadele etmeye daha kararlılıkla sarılırız” sözleriyle programın açılış konuşmasını yaptı. Programın ilk bölümünde gazeteci- yapımcı Coşkun Aral, “İki Göz, İki Tanık ve Dünyayı Sarsan Olaylar” başlığıyla farklı ülkelerdeki deneyimlerini fotoğraflarla paylaştı. Aral, fotoğraflarla belge olsa bile hafızası kötü bir toplumda yaşadığımızı söyledi.

FELAKET DURUMLARINDA DUYGU ÖNE ÇIKIYOR, AKIL GERİ ÇEKİLİYOR

Programın ikinci bölümü gazeteci akademisyen Doğan Tılıç, gazeteci Hale Gönültaş ve Faruk Bildirici, CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala’nın panel konuşması şeklinde gerçekleştirildi. Konuşmacılar, ‘Felaket Haberciliği’ başlığı altında tecrübelerini aktardı. Gazeteci akademisyen Doğan Tılıç, “Felaket coğrafyasında dolaşan gazeteciler iktidar gözlüğüyle dolaşıyorlar. Orada iktidar gözlüğüyle dolaşmamaya gayret eden arkadaşlar için deneyimsizlik olduğunu gördük. Felaket koşulları yalan haberin fabrikatörleri için bir fırsata dönüşüyor. Böyle zamanlarda insanlar dehşet görüntüleri sorgulamadan kabullenmeye daha yatkın hale geliyorlar” diye konuştu.

Felaket haberlerinin merkezinde insanların acılarının olduğunu söyleyen Tılıç, “İnsanların acılarını haberleştirmemiz lazım. Bunu insancıl bir şekilde yapmak lazım. Felaket durumlarında duygu öne çıkıyor, akıl geri çekiliyor. En büyük tehlike bu. Temelde olması gereken eleştirel akıldan yoksun olmak aslında mesleğin ölümü demek” dedi. Ana odaklanmak ve süreçleri görmemenin gazetecilik açısından başka bir sorun olduğunu söyleyen Tılıç, doğal olayların felakete donusmesinin arkasında bir süreç olduğunu, iktidarların sorumluluklarının olduğunu söyledi. “Şubat depreminde yaşanan gerçekleri ne kadar öğrendik? Medya gerçekleri ne kadar kurban etti?” diye soran Tılıç, felaket haberciliğinin okullarda ya da okul dışı kurumlarda uzmanlık alanı olarak dersinin verilmesi gerektiğini ifade etti.

Ekranlarda mucize kurtuluşların gösterildiğini hatırlatan Tılıç, “Bizim felaket haberciliğinde mucize kurtuluşlar haberlerinden uzaklaşıp kimlerin çıkar sağladığını merkeze almak durumundayız. Depremlerden sonra sorulması gereken sorular var. Yardım paraları nereye gitti? Bu felaket hangi insan sorumluluğu ya da sorumsuzluğu sonucu ortaya çıktı? Ölümlerin, hasarların bu kadar büyük olmasının nedeni yolsuzluk ve kayırmacılık mı? Çünkü gördük ki depremde ölümlerin yüzde 83’ü yolsuzluğun sistematik olarak yerleştiği ülkelerde olmuş. Felaket sonrasında ne tür halk sağlığı sorunları ortaya çıkabilir? Felaketten kazanç sağlayanlar oldu mu? Bu sorulara cevap aramayan felaket haberciliği, felaket haberciliği değil başka bir şeydir” diye konuştu.

TÜRKİYE’DE BİR SAVAŞ SUÇU İŞLENİYORDU

Gazeteci Hale Gönültaş, Suriye’de yaşadığı anılarını dinleyicilerle paylaştı. Gönültaş, sadece savaş, deprem, selin felaket haberciliği olmadığını kız çocuklarının kaçırılmasının, istismara uğramasının da felaket haberciliğinin konusu olduğunu söyledi. IŞİD’in ezidi kadınları ve çocukları savaş ganimeti olarak Türkiye’ye getirerek sattığını aktaran Gönültaş, “Türkiye’de bir savaş suçu işleniyordu. Şimdi bu dünyanın gündeminde. Kadınların ve çocukların kurtarılarak yeni bir yaşama başlamasında bir katkımız oluyor. Haberin gücü de burada” diye konuştu. Gönültaş, bir habere gitmeden önce gideceği bölge hakkında çalıştığını, bölgenin kültürüne, yemeklerine, diline hâkim olmaya çalıştığını aktardı.

KENTLERİN NE ÖLÇÜDE DİRENÇLİ KENTLER OLDUĞUNU TARTIŞMALIYIZ

CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, 6 Şubat depremlerinden sonra bölgeye gittiğini belirterek, sağlık açısından önemli olan bilgileri paylaştı. Her ilin AFAD tarafından hazırlanmış afet azaltma raporu olduğunu belirten Pala, raporda Hatay’da böyle bir depremin öngörüldüğüne ilişkin bilgilerin yer aldığını söyledi. Risk değerlendirmesi yapılmış ve risk azaltılmış olsa 6 Şubat depremlerinde ölüm, yaralanma sayılarının çok daha aza indirilebileceğini söyleyen Pala, “Kentlerin ne ölçüde dirençli kentler olduğunu tartışmalıyız. ‘Yüzyılın afeti’ denildi ama böyle bir şey yok. Doğa olaylarını afete çeviren üç yapı var; merkezi yönetim, yerel yönetim, yurttaşların kendisi” diye konuştu. Pala, kamusal müdahalenin daha hızlı bir şekilde olması için verilerin toplanması, bu verilerin toplumla paylaşılması gerektiğini aktardı.

GAZETECİ BİR YERE GİTTİĞİNDE MERKEZDEN SÜREKLİ YÖNLENDİRİLİR

Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, ülkede çok sayıda felaket yaşanırken felaket haberciliği olmadığını söyledi. Bildirici, “Felaket gazeteciliğini bırakın gazeteciler bile bu ülkede felaket karşısında kendilerini koruyamaz haldeler. Kendi hakkını bile savunamayan bir meslek var. Gazete çalışanlarının çok azı sendikalı şu anda” diye konuştu. Gazeteciliğin bir takım oyunu olduğunu belirten Bildirici, “Haber merkezi çok önemli. Erbil abinin bana öğrettiği, bir gazetecinin çantası sürekli hazır olur. Çantasında yedek bataryasından iğnesine, ipliğine kadar her şey olur. Gazeteci bir yere gittiğinde merkezden sürekli yönlendirilir. Haberler editoryal kontrolden geçmediği için bir dolu yanlışla piyasaya sürülmüş oluyor” dedi. Haberlerde travma yaşayan insanlara olan yaklaşım nedeniyle insanların yasını tutamaz hale geldiğini ifade eden Bildirici, “Bir ülkede asıl felaket medyanın körleşmesidir. Bence biz öyle bir felaket yaşıyoruz. Biz gazetecilerin yapması gereken çok şey var” dedi.

ÖDÜLÜ TÜM KADIN MESLEKTAŞLARIM ADINA ALMAK İSTİYORUM

Konuşmaların ardından Nilüfer İlçe Belediye Başkanı Turgay Erdem, gazeteci Hale Gönültaş’a ödülünü verdi. Gönültaş, “Gazetecilik sadece haber yazmak değildir, gazetecilik erdemli, ilkeli olmaktır. Erbil Tuşalp gazeteciliğin ötesinde bir aydındı. Her zaman gazetecilerin yolunu açtı. Bu ödülü yerel basında mücadele veren kadın meslektaşlarım adına hem internet hem ulusalda çalışan tüm kadın meslektaşlarım adına almak istiyorum” dedi.

Haber Merkezi