Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özgür Özel

- Özgür Özel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özgür Özel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel'den 'kurultay' açıklaması: “Kazananıyla-kaybedeniyle bir onur kurultayıdır” Haber

Özgür Özel'den 'kurultay' açıklaması: “Kazananıyla-kaybedeniyle bir onur kurultayıdır”

Özgür Özel, 6 Mayıs 1972’de idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı anmak için bulunduğu Karşıyaka Mezarlığı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. “Yargı üzerinden siyasi partilere müdahale kabul edilemez” Partilere yönelik yargı süreçlerini eleştiren Özel, bir siyasi partinin yargı yoluyla zayıflatılmasının demokrasiye zarar verdiğini söyledi. Özel, “CHP’yi değil, tüm siyasi sistemi savunuyoruz” ifadelerini kullandı. Bahçeli açıklamasına değerlendirme MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin CHP’ye ilişkin açıklamalarını “doğru ve kıymetli” olarak nitelendiren Özel, siyasi partilerin yargı eliyle dizayn edilmesine karşı çıkılması gerektiğini belirtti. “CHP şantaja boyun eğmez” mesajı İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun açıklamalarına da değinen Özel, CHP’nin “şantajla yönlendirilemeyecek bir parti” olduğunu vurguladı. Türkiye’nin birlik ve kardeşlik içinde güçlü kalması gerektiğini ifade etti. Kurultay ve yargı süreci yorumu CHP kurultayıyla ilgili tartışmalara da değinen Özel, sürecin şeffaf biçimde incelenmesinden yana olduklarını belirterek, “En ufak şüphe kalmayana kadar her iddia araştırılsın” dedi. Kurultayın demokratik bir irade değişimi olduğunu savundu. Özel Kurultay'la ilgili şu değerlendirmede bulundu: "İsmet Paşa’nın nasıl 1950’de kaybettiğinde bunu kendisi için bir yenilgi ama demokrasi için bir kazanç saydıysa siyasi partiler tarihimizde de bu bir kazananıyla-kaybedeniyle onur kurultayıdır. Bunu böyle yorumlamak gerekiyor. Ayrıca o kurultayda çok konuşuluyordu, bugün konuşanlar da konuşuyordu. ‘Asla bu kurultayda delege değişim yapmaz’ diye. O kurultayın -saatlerce siz oradaydınız- hala daha o salonun duvarlarında yankılanan ses: ‘Delege sokağın sesini dinle’ydi. Orada bir değişiklik olduysa, bir irade değişikliği olduysa delegeye sokağın sesini hatırlatan milyonlar sayesinde olmuştur. Oradan sonra da birkaç ay sonra CHP, 47 yıl sonra birinci parti olmuştur. O kurultayı lekelemeye, iradesini sakatlamaya kimsenin gücü yetmez. Ama son meczup dinlenene kadar ben sabırla o mahkemenin tüm iddiaları dinlemesini istiyorum. Çünkü her dinlenen bir yıldır ortaya atılan bunca yalanın ne kadar boş olduğunu ortaya koyuyor. Çok memnunum ben, her ‘Duydum’ diyenin çağrılıp ‘Nereden duydun, kanıtını söyle, ispatını söyle’ denmesini. Adem Soytekin de gelsin, ne duyduysa söylesin. İddiasının somut bir gerçeğe dayanmadığı ortaya çıksın ve hiçbir şüphe kalmasın. Ben bundan memnunum.”

Özgür Özel: CHP bugünden itibaren savunmadan hücuma çıkıyor Haber

Özgür Özel: CHP bugünden itibaren savunmadan hücuma çıkıyor

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu Toplantısı'na başkanlık etti. Özgür Özel, toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Bugünden itibaren 81 ilimizde ve 973 ilçemizde yoğun bir programla sahaya çıkıyoruz. Mücadelede vitesi yükseltiyoruz ve yeni bir aşamaya geçiyoruz" dedi. Basın mensuplarından "Bundan sonra ne olacak? Nasıl bir mücadele vereksiniz? Nasıl direneceksiniz?" sorularının geldiğini belirten Özel, "Buna kurumsal ama halk arasında çokça kullanılan ve futbolda da bütün dünyada çok beğenilen bir yanıtımız var. En iyi savunma hücumdur arkadaşlar. Bugünden itibaren Cumhuriyet Halk Partisi bu kötülüklerin tamamını yapanlara karşı onları değiştirmek, iktidarı değiştirmek, iktidar olmak ve adaleti getirmek için savunmadan hücuma çıkıyor, sahaya gidiyor ve orada ülkenin yerleşmiş, kronikleşmiş, insanları canından bezdirmiş sorunlarına hangi çözümleri üreteceğini, bu ülkeyi nasıl yöneteceğini, yoksulluğu ve işsizliği nasıl yok edeceğini, asık suratları nasıl güldüreceğini, umutsuzluğun yerini umuda nasıl çevireceğini anlatıyor" yanıtını verdi. Seçim çalışmaları yeni bir evreye girdi Seçim çalışmaları yeni bir evreye girdiğini kaydeden Özel, "Seçim çalışmaları bundan sonra yeni bir evreye girmiştir. Bu işin son günü, seçimi kazandığımız gündür. O güne kadar durmadan ve yılmadan çalışacaklar. Biraz önce ifade ettiğim gibi merkezi düzeyde, dört koldan sahadayız. Merkez Yönetim Kurulumuz, Parti Meclisi üyelerimiz, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu üyelerimiz ve milletvekillerimiz; ayrıca illerde ve ilçelerde il başkanlarımız ve ilçe başkanlarımız; kadın ve gençlik kollarımız hep birlikte sahada olacaklar" diye konuştu. Sandık görevlilerine özel vurgu "Sandık görevlilerimize özel bir vurgumuz var" diyen Özel, şöyle devam etti: "Bugün itibariyle 106 bin sandık görevlimiz, seçim günü sandıklarında görev yapacak 106 bin arkadaşımız o gün sandıklarında oy kullanacak kimi köyündeki 40 kişi, kimi büyükşehir ilçesindeki 300 - 320 kişiyle birebir görüşmeye, yüz yüze görüşmeye, göz hizasından iletişim kurmaya, onların elini sıkmaya, kendini tanıtmaya, onları tanımaya ve bundan sonra her fırsatta onlarla birlikte olmaya başlıyor. Geçmişte seçime iki ay kala ‘Sandıklar sağlam mı?’ sorusuna 2,5 yıl önceden verdiğimiz cevap ‘Sandık görevlileri tamamdır, irademiz sağlamdır’ ve oy kullanmaya geldiklerinde o güne kadar en az beş - altı kez görüşmüş oldukları, tanışmış oldukları, belki artık birbirlerinin ismini öğrenmiş oldukları sandık görevlilerimiz bugünden itibaren çalışmaya başlıyor. Rakam, 4 Mayıs 2026 itibariyle 106 bindir. Ellerindeki ‘Benim Sandığım’ uygulama programlarıyla, saha ziyaretlerine bu sabah çıkmaya hazır olduklarını bizlere yaptıkları bildirimlerle. Bu rakam en nihayetinde 186 bin hedef sayısına ulaşacaktır. Bunun için önümüzdeki iki ayı hedefliyoruz. İki ayın sonunda tüm sandık görevlileri kapıları çalmaya, kendilerini tanıtmaya, tanışmaya ve bundan sonra sürekli bir iletişim halinde olmaya devam edecekler. ‘Bugünden itibaren çarşıda, pazarda, caddede, sokakta, çalmadık kapı ve sıkılmadık el bırakmadan çalışmaya başlıyoruz’ diyemem, örgütümüzün halen çalışmakta olan neferlerine haksızlık olur. Ama tam kadro bu çalışmalara katılıyoruz." Yeni bir aşamaya geçiyoruz "Kasım 2023’ten beri 242 kez meydanlarda olan milletimize demokrasiyi kurtarmadan eve dönmemeleri çağrısını yapıyoruz" ifadesini kullanan Özel, şunları kaydetti: Bunun için herkes çağrıldığında meydanlarda, sokaklarda, eylemlerde ve sözünü söylemesi gereken neresiyse orada buluşmalı, son sözü de sandıkta söylemeli, milleti kurtarmalıdır. Onlar evlerine döndüklerinde bizleri de kapılarında bulacaklar. Bugünden itibaren hep beraber yeni bir aşamaya geçiyoruz. Milletimiz yıllardır her alanda adaletsizlik yaşıyor. Gelirde adalet yok, vergide adalet yok, mahkemelerde adalet yok, sosyal hayatta adalet yok. Bitmeyen bir ekonomi krizin ortasındayız, iktidar değişmediği takdirde krizin biteceğine yönelik en ufak bir inanç, en ufak bir gösterge de yoktur." Enflasyon değerlendirmesi Enflasyon verileri ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Özel, "Bugün açıklanan rakamlarla dört aylık enflasyon yüzde 14,6’ya ulaşmıştır. Bu iktidarın bu yıl başlarken yıllık enflasyon hedefi yüzde 16’ydı. Bir yılda ulaşılacak noktaya enflasyon rakamları ki TÜİK’in rakamlarının ne kadar tartışmalı olduğunu sadece hatırlatmak isterim. TÜİK rakamlarına göre bir yıllık hedefe, dört ayda ulaşılmıştır. Yani memura verilen, emekliye verilen, emekçiye verilen zamlar bu yüzde 16 yıllık enflasyon hedefine göre yapılmıştır. Bu hedefe neredeyse dört ayın sonunda ulaşılmıştır" diye konuştu. Ara zam yapılmalı çağrısı "Bu yüzden mutlaka bütün maaşlarda bir ara zam, bütün ödemelerde, devletin bütün ödemelerinde vatandaşa yapacağı bu enflasyonla ilgili hızlı bir düzeltmeye ihtiyaç vardır" diyen Özel, şunları söyledi: "Aylık yüzde 4,18’lik oran, maalesef bu aylık oran 100 ülkenin yıllık enflasyondan fazladır. Yanlış duymadınız. Dünyada 100 ülkede bizde bir ayda yaşanan enflasyon bir yılda yaşanmıyor. Bizim vatandaşlarımız böyle bir kötü yönetime mecbur bırakılmış durumda. Her gün iğneden ipliğe zam haberlerine uyanıyoruz. Her gün hukuksuz bir operasyona uyanıyoruz. Her gün derinleşen bir eşitsizlikle yüzleşiyoruz, güvende tutulmayan yurttaşlarımızın acı haberlerine uyanıyoruz her gün. İşte tüm bu adaletsizliklere karşı sokaktayız. Türkiye’yi bu hale getirenler bu millete umut olamadılar, asla da olamayacaklar. Türkiye’nin umudu; tüm demokratların özgür, bağımsız, adil ve refah içinde bir ülke kurma mücadelesini birlikte vermesindedir. Bunun için mücadeleyi ülkemizin her bir mahallesinde, her bir caddesinde, her bir sokağında, her bir evin kapısında, her köyün mezranın kahvesinde, yani vatandaşımız neredeyse orada sürdürmeye kararlıyız." Hiçbir kumpas bizi yolumuzdan çeviremeyecek "Bundan sonraki süreçte artık bizim verdiğimiz mücadele bir kararlılık değil, bir müjde içermektedir" diyen Özel, şunları söyledi: "Bizim müjdemiz, seçim kazanma müjdesi değildir. O sandığa vardığımızda seçimi kazanacağımızdan zaten eminiz. Bizim müjdemiz, yönetimde yozlaşmanın bittiği, güçlü kurumların, güçlü kuralların yani sarsılmaz bir sistemin hayat bulduğu Türkiye müjdesidir. Bizim müjdemiz, faize, israfa, lükse, şatafata giden kaynakların son bulduğu, verginin adil toplandığı ve hakça bölüşüldüğü bir Türkiye müjdesidir. Bizim müjdemiz, düşmanlığın, kutuplaşmanın, ötekileştirmenin bittiği, milletimizin huzur, barış ve kardeşlik içinde yaşadığı bir Türkiye müjdesidir. Bizim müjdemiz, devleti güçlü, milleti huzurlu, vatandaşları eşit ve özgür kılma müjdesidir. Söz veriyoruz, hiçbir operasyon, hiçbir kumpas bizi yolumuzdan çeviremeyecek. Yolumuza kurulan hiçbir pusu, yürüyüşümüzü durduramayacak."

Özgür Özel: "Gelecek sene kanlı 1 Mayıs’ın 50’nci yıl dönümünde Taksim’de olacağız” Haber

Özgür Özel: "Gelecek sene kanlı 1 Mayıs’ın 50’nci yıl dönümünde Taksim’de olacağız”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çağrısıyla Kadıköy İskele Meydanı’nda yapılan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü mitingine katıldı. Özel burada yaptığı açıklamada basın emekçilerinin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlyarak şunları söyledi: “Türkiye işçi sınıfını Kadıköy Meydanı’ndan selamlıyoruz. Bugün DİSK’in ve bileşenlerinin, TMMOB’un, TTB’nin ve KESK’in organize ettiği 1 Mayıs kutlamasına katıldık hep birlikte. Bugün Türk-İş Edirne’de Türk-İş’i çarşamba günü ziyaret etmiştik. Hak-İş Bursa’da kutluyor, onu dün ziyaret edecektik, genel başkanlarının cenazelerinden dolayı edemedik. Önümüzdeki hafta edeceğiz. Türkiye işçi sınıfını bir bütün olarak selamlıyoruz. “Adalet ve Kalkınma Partisi 1 Mayıs’ı emekçilere zehir etmeye devam ediyor” Bugün son kez Kadıköy’de 1 Mayıs kutladığımızı umuyoruz. Biraz önce hem siyasi partilerin genel başkanlarıyla hem DİSK’in, KESK’in eş genel başkanlarıyla değerlendirmelerde bulunduk. Seneye kanlı 1 Mayıs’ın 50’nci yıl dönümü ve artık Taksim’in yasak olmaması gerekiyor. Ümit ederiz gelecek sene 1 Mayıs’ta Türkiye’de iktidar da değişmiş olur. Değişmese dahi 50’nci yılında mutlaka Taksim’de olmak gerekiyor. Bu talebi değil bu kararlılığı bugünden ifade etmek isterim. Gelecek sene hep birlikte 1 Mayıs’ta, kanlı 1 Mayıs’ın 50’nci yıl dönümünde Taksim’de olacağız. Ayrıca Adalet ve Kalkınma Partisi 2010 yılında hem 1 Mayıs’ı hepimizin çoktandır istediği ve hep birlikte desteklediği şekilde resmi tatil yapılmasından övünüyordu hem de ‘Taksim artık yasak değil’ diyordu. Taksim’e iki yıl sabredebildiler. İki yıl Sonra Taksim’i yasakladılar. 1 Mayıs’ı emekçilere zehir etmeye devam ediyor Adalet ve Kalkınma Partisi. Ve Taksim’i bir yasak alan olarak tutuyor. “İktidarımızda 1 Mayıs’lar bayram gibi kutlanacak” İktidarımızda 1 Mayıs’lar gerçekten bayram gibi kutlanacak. En başta emekçiler hak ettikleri gibi 1 Mayıs’ı bayram görecekleri maaşlara sahip olacaklar. Örgütlenmenin önündeki bütün engeller kalkmış olacak. İsteyen herkes sendikalı, grevli, toplu iş sözleşmeli, sendikal haklara sahip olacak hem de 1 Mayıs hiçbir meydanın yasak olmadığı şekilde kutlanacak. Biz bu konudaki kararlılığımızı daha önce de ifade etmiştik. Bir kez daha ifade ediyoruz. Ümit ediyoruz işçinin, emekçinin düşmanı olan, karşısında yer alan örgütlenmenin önündeki hiçbir engeli kaldırmayan ve her zaman örgütlenmeyi kısıtlamaya çalışan bu iktidardan en kısa zamanda kurtulacağız. Bu artık hem CHP’nin hem emekçilerin muhalefette oldukları son 1 Mayıs olsun diye ümit ediyoruz. Her geçen gün biraz daha işçilerin çok daha iyi bir Türkiye’de yaşayacağı günlere yaklaşıyoruz. Zulüm devam ediyor, baskılar devam ediyor, saldırılar devam ediyor ama bir yandan da mücadelemiz devam ediyor. Bir kez daha Türkiye’deki tüm emekçilerin 1 Mayıs’ını kutluyorum. Çok daha özgür, çok daha güzel günlerde görüşmek üzere.”

Özgür Özel: "Burada mesele Mustafa Bozbey değil" Haber

Özgür Özel: "Burada mesele Mustafa Bozbey değil"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tutuklanmasının ardından görevden uzaklaştırılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i ziyaret etmek için Bursa’ya geldi. Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi’nde gerçekleşen ziyaret sonrası kameraların karşısına geçen Özel, hem Bozbey’in durumu hem de Bursa’daki siyasi süreç hakkında açıklamalarda bulundu. Özel, konuşmasında Bozbey’in Bursa’da 47 yıl sonra tarihi bir seçim başarısıyla göreve geldiğini hatırlatarak, sürecin “siyasi bir hesaplaşmaya dönüştürüldüğünü” öne sürdü. “Bursa’nın iradesi hedef alınıyor” Özgür Özel, Bursa’da yaşanan sürecin yalnızca bir belediye başkanına yönelik olmadığını savunarak, doğrudan seçmen iradesinin hedef alındığını söyledi. Özel açıklamasında, “Burada mesele Mustafa Bozbey değil. Asıl mesele Bursa halkının sandıkta ortaya koyduğu iradedir. Bursalılar 47 yıl sonra değişim istedi ve bunu oylarıyla gösterdi” ifadelerini kullandı. Özel, dolaylı bir dille yürütülen soruşturmayı eleştirerek, “Eğer sandıkta kazanamıyorsanız, yargı üzerinden sonuç almaya çalışmak demokrasiyle bağdaşmaz” dedi. “Suçlamalar kanıtsız ve zayıf” CHP lideri, Bozbey hakkında yürütülen soruşturmalarda somut bir delil bulunamadığını iddia etti. Özel, iddiaların büyük bölümünün eski tarihli ya da dolaylı ifadelerden oluştuğunu savundu. Konuşmasında, “Ortada güçlü bir kanıt yok. Yıllar öncesine dayanan iddialar üzerinden bir belediye başkanı tutuklu durumda” diyen Özel, soruşturmanın siyasi yönüne dikkat çekti. Özel ayrıca, Bozbey’in göreve geldiğinde belediyeyi yüksek borç yüküyle devraldığını ve buna rağmen mali disiplini sağladığını ifade etti. “Yönetim başarısı cezalandırılıyor” Özgür Özel, Mustafa Bozbey’in göreve gelmesinin ardından belediyenin mali yapısında iyileşme sağlandığını savundu. Ona göre Bozbey döneminde borçların önemli bir kısmı ödendi ve mali disiplin yeniden kuruldu. Özel, “Bu tablo ortadayken bugün yaşananlar, başarılı bir yönetimin cezalandırılmasıdır” ifadelerini kullandı. Siyasi gerilim ve “düşman hukuku” eleştirisi Konuşmasının devamında Özgür Özel, Türkiye’de siyasi kutuplaşmanın arttığını ve muhalefete yönelik bir “düşman hukuku” uygulandığını iddia etti. Özel, doğrudan isim vermeden iktidarı eleştirerek, “Bir yandan diyalogdan bahsedilirken diğer yandan yargı süreçleri üzerinden baskı kurulamaz” dedi. CHP lideri ayrıca, geçmişte yaşanan siyasi normalleşme sürecine değinerek, karşılıklı diyalog zemininin yeniden kurulması gerektiğini söyledi. “Sandık mesaj verir” çıkışı Özel, konuşmasının sonunda seçmen iradesinin her koşulda belirleyici olduğunu vurguladı. Türkiye’de daha önce yaşanan seçim süreçlerini örnek gösteren CHP lideri, halkın baskı ve müdahalelere tepki gösterdiğini savundu. “Bu millet sandıkta iradesine müdahale edilmesini kabul etmez” diyen Özel, Bozbey’in ilerleyen süreçte aklanacağına inandıklarını da sözlerine ekledi.

Özgür Özel, Meclis'te konuştu: Bizi iyi tanıyın, bir avuç darbeciye teslim olmayız! Haber

Özgür Özel, Meclis'te konuştu: Bizi iyi tanıyın, bir avuç darbeciye teslim olmayız!

TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında, Meclisin açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Kurul'da konuşma yaptı. "Ulusal egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altındadır, ikisi de güvende değildir" diyen Özel, "24 yıldır tek parti ile yönetilen ülkemizde maalesef çocuklar güvende değil. Çünkü bu kara düzenin çarkları çocukları değil, makamları güvende tutmak için dönüyor" eleştirisinde bulundu. İktidara tepki gösteren Özel, "Demokrasiye kasteden vesayetçiler her gün saldırıyor. Bu millet, her sabah bir operasyona uyanıyor. Değerli arkadaşlar, bizi iyi tanıyın. Biz, boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz, devleti kuran partiyiz. Bir avuç darbeciye teslim olmayız" ifadelerini kullandı. Ara seçim çağrısında bulunan Özel, "Milletimiz sözünü söylemek için artık bir sandık beklemektedir. Bugün Can Atalay’ın hakkı teslim edilmezse 8 milletvekilliği boştur. Anayasanın 78’inci maddesinin emrettiği ara seçimin zamanı gelmiştir" diye konuştu. Özel, konuşmasını "Milletin vermediği meşruiyet o çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump’tan, onun monarşi rejimlerini öven büyükelçisinden alınmaz. Meşruiyet milletten alınır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözleriyle tamamladı. Özgür Özel'in açıklamasının tamamı şöyle: "Egemenlik Bayramımızı, gazi Meclisimizin 106’ncı doğum gününü kutluyoruz. İkinci olarak ise bu özel günün tüm dünya çocuklarına armağan edilmesinin kıvancını hep birlikte yaşıyoruz. Ancak ne acıdır ki iki bayramın adandığı ulusal egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altındadır. İkisi de güvende değildir. Bugün ülkemizde çocuklarımızın 8.5 milyonu yoksulluk çekiyor. OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda Kosta Rika’dan sonra ikinci sıradayız. Türkiye’de artık yoksulluk ailelerden evlatlara miras kalıyor. Yoksul ailelerin çocukları, hayata kapatamayacakları kadar büyük bir farkla geriden başlıyorlar. Kaliteli ve güvenli eğitime ulaşmak sınıfsal bir meseleye dönüşmüş durumda. Eğer bir belediye ücretsiz ya da uygun fiyatlı kreş imkanı sunmuyorsa o yoksul çocuğun erken yaşta gelişimi başlamıyor, varsa tespit edilmesi gereken eksikliklerinin de farkına varılamıyor. Eğer bir belediye, o yoksul çocuğa beslenme desteği, ücretsiz içme suyu vermediyse bunlardan da mahrum kalıyor. Bir yanda özel servislerle okula giden, diyetisyen onaylı menülerle beslenen çocuklar var, diğer yanda sosyal yardım alamıyorsa beslenme çantası yerine okula umutsuzluğu ve açlığı taşıyan evlatlar var. Biri özel okulda zil çaldığında yemeğe koşuyor, diğeri kantinden aldığı yarım tostu veresiye yazdırıyor. Biri cam şişedeki temiz suyu kana kana içerken diğeri tuvalet musluğu ağzına dayamak zorunda kalıyor. Biri kapısında güvenliklerin beklediği okullarda okurken diğeri el silahlı bir saldırganın hedefi olmaktan korkuyor. Yoksul çocukların okullarının önünde çeteler, torbacılar kol geziyor. O çeteler, o mutsuz çocuklara kimlik kazandırma vaadiyle kendilerine eleman değiştiriyor. Her yıl ortalama 180 bin çocuk suça bulaşıyor. Hatta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta en acı haliyle tecrübe ettiğimiz gibi çocuklar cinayetler işliyor. Gelirde adaletsizlik, vergide adaletsizlik, mahkemelerde adaletsizlik ve sosyal hayatta adaletsizlikler, toplumsal çöküşe neden oluyor. Evlatlarımız okulda olmasalar bu kez iş cinayetlerinde ölüyorlar. Mesleklerde güvensiz koşullarda ucuz iş gücü haline getiriyorlar. Son 13 yılda iş cinayetlerinde ölen çocuk sayısı 852’ye ulaştı. Bu ülkede birileri güvende, birileri güvende değil. 24 yıldır tek parti ile yönetilen ülkemizde maalesef çocuklar güvende değil. Çünkü bu kara düzenin çarkları çocukları değil, makamları güvende tutmak için dönüyor. İşte biz bu çark artık milletin lehine, yoksulların lehine, çocukların lehine dönsün diye siyaset yapıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz. Tutuklama yetkisi başka bir siyasetçiye bırakılamaz İlk bayramımız Ulusal Egemenlik Bayramı. Bakın elimde 1921 yılından Meclistutanakları var. O esnada Teşkilat-ı Esasiye Kanunu görüşülüyor. Görüşmelerde Nahiye Müdürü’ne yani bir bucağın yerel siyasi amirine 24 saat ile bir hafta arasında tutuklama yetkisi verilmek isteniyor. Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey buna şiddetle itiraz ediyor. Diyor ki ‘Eğer tutuklama yetkisi bağımsız ve tarafsız birine değil de Nahiye Müdürüne verilirse siyasi rakiplerini tutuklar’ diyor. Tunalı Hilmi Bey örneğin benim gibi birinin 1 hafta değil, 1 saat bile hapsi bile benim haysiyetimi kesmek için yeterli olur. Yalancı şahitler yaratırlar ve beni içeriye atarlar’ diyor. Yani mesele şudur. Bir vatandaşı ya da bir siyasetçiyi gözaltına alıp tutuklama yetkisi başka bir siyasetçinin eline bırakılamaz. Hangi hukuktan bahsedeceğiz Tunalı Hilmi Bey’in bu kürsüde anlattıkları, 105 yıl sonra 19 Mart darbesiyle bu ülkenin gerçeği haline gelmiştir. Öncesinde hakim olan, verdiği tüm kararlar Anayasa Mahkemesi’nden dönmesine rağmen Bakan Yardımcısı yapılarak siyasete sokulan birisi, Anayasa’ya aykırı olarak bu kez başsavcı olarak atanıyor ve partisine rakip olanları hapse attırıyor. Görevi tamamlanınca da yine muvafakat alıp, ödül alıp, ‘aferin’ alıp bu kez Adalet ve Kalkınma Partisi’nden, Adalet Bakanı oluyor. Bir gün önce savcı, bir gün sonra bakan olan kişi, ilk açıklamasını, il başkanları toplantısında yapıyor ve ‘Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim’ diyebiliyor. Tunalı Hilmi Bey’in tarif ettiği gibi gizli tanıklarla, yalancı şahitlerle Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu ve onlarca seçilmiş belediye başkanımız, siyaset arkadaşımız ve bürokratımız bir yıldan fazladır hapiste yatıyor. Bu darbe ortadayken, darbeyi yapanların hukuksuzlukları ve haksız zenginleşmeleri kanıtlanmışken şimdi burada hangi hukuktan, hangi demokrasiden bahsedeceğiz? Terörsüz ve demokratik Türkiye sürecindeyiz. Partimize yönelik tüm saldırılara rağmen hatta kapatma davası açılması talebine rağmen Orta Doğu’daki tehditleri görerek, Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz. Ama bu Meclis Komisyon Raporu’na kayyımların son bulmasını yazdığı halde buna rağmen hala 13 seçilmiş başkanın yerine kayyımlar oturabilmektedir. Bu Meclis Komisyon Raporuna, ‘Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır’ yazdığı halde halen daha bu kararlara uyulmamaktadır. Canı Atalay’ı, Hatay halkı seçtiği halde Meclise gelememektedir. Sayın Bahçeli o gün Meclis Başkanı sıfatıyla ismini okuttu ve yemin etmeye çağırdı. Ama bir yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ni de Meclis’i de yok sayıp Can Atalay‘ı hapisten çıkarmadı. Biz şimdi bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız? İstanbul il Başkanlığımızı 5 bin polis bastı, milletvekillerimiz darp edildi, Bursa’da, Ankara’da kadın milletvekillerimizin gözüne bir karış mesafeden gaz sıkıldı. Şimdi burada milletvekilinin, Meclisin hangi itibarını konuşacağız? Bugün Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ne kapatma davasından butlana kadar dedikodular yapılıyor. Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa bu Meclis’in, bu demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız? Boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz Demokrasiye kasteden vesayetçiler her gün saldırıyor. Bu millet, her sabah bir operasyona uyanıyor. Değerli arkadaşlar, bizi iyi tanıyın. Biz, boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz, devleti kuran partiyiz. Bir avuç darbeciye teslim olmayız. Size saldırdıklarında da darbecilerin karşısındaydık, bize saldırdıklarında da darbecilerin karşısındayız. Çünkü biz sussak, evlatlarımız susmayacak. Biz unutsak, tarih unutmayacak, tarih affetmeyecek. Ateşle oynayan evini yakar Ama şunu da bilin, Türkiye’de çok kirli ve riskli bir yol açılmıştır. Yarın günü gelir, bir gözü dönmüş savcı bir gizli tanık bulan her istediğine her iftirayı atabilir. Yarın günü gelir, bir Asliye Hukuk hakimini şeytana uyduran her siyasi partinin il Başkanlığı’nı ele geçirebilir. Yarın günü gelir bölge adliye mahkemelerine bastıran bir siyasi partinin seçilmişlerini görevinden edebilir. Ateşle oynuyorlar değerli arkadaşlar. Ateşle oynayan elini yakar, ateşle oynayan evini yakar. Yargıyla oynayan memleketin geleceğini yakar. İşte bu yüzden biz 19 Mart 2025 tarihinden beri bir mevzi olarak partimizi değil, bir cephe olarak demokrasiyi savunuyoruz. Kimseden de partimizi savunmasını beklemiyoruz. Hepinizden temsil ettiğiniz milletin iradesini savunmanızı bekliyoruz. Birileri siyaseti topyekûn tasfiye etmek istiyor. Biz ayrı partileriz. Ekonomide, ulaştırmada, sağlık hizmetlerinde rekabet edebiliriz. Ama adalet ve demokrasinin yokluğunda rekabet edemeyiz. Biz sizden her birinizin eşit ve özgür yarışabileceği demokratik ortamı savunmanızı bekliyoruz. Ara seçim çağrısı Unutmayın ki bu milletten isteyin; canını verir, evladını verir ama Atatürk’ün emaneti sandığı kimseye vermez. Bu millet vesayetçinin postal giyenine de kravat takanına da cübbelisine de geçit vermedi, vermeyecek. Bu millet huzurunu bozanları, ekmeğini küçültenleri asla affetmeyecek. Milletimiz sözünü söylemek için artık bir sandık beklemektedir. Bugün Can Atalay’ın hakkı teslim edilmezse 8 milletvekilliği boştur. Anayasanın 78’inci maddesinin emrettiği ara seçimin zamanı gelmiştir. Boş olan milletvekilleri için sandık kurulması anayasal zorunluluktur. Üstelik bu yerlerin tamamında son seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi üç yıl önce birinci çıktığı seçim bölgelerinde seçimden kaçan, yenilgiyi baştan kabul eden bir iktidarın meşruiyeti sorgulanır ve milletin vermediği meşruiyet o çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump’tan, onun monarşi rejimlerini öven büyükelçisinden alınmaz. Meşruiyet milletten alınır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Aziz Türk milletini ve onun verdiği yetkinin kıymetini bilen tüm temsilcilerini saygıyla selamlıyorum."

Bursalılar Bozbey için toplandı: "Bozbey Aydın'daki topuklayan efe gibi gidip de AKP'ye sığınmadığı için gözaltında" Haber

Bursalılar Bozbey için toplandı: "Bozbey Aydın'daki topuklayan efe gibi gidip de AKP'ye sığınmadığı için gözaltında"

Bursa Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in 10 yıl önceye dayandırılarak gözaltına alınmasının ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bursa İl Başkanlığı'nın 3 gündür belediye binası önünde sürdürdüğü eylemler sürüyor. CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, CHP'li milletvekilleri, il başkanları ve siyasi parti temsilcileri katıldığı eylemlere bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel de katılıyor. Mitingde ilk olarak CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş söz alarak "Son sözü direnenler söyleyecek, son sözü Silivri zindanında direnenler söyleyecek" dedi. 20:20 | Özgür Özel kürsüde Nihat Yeşiltaş'ın ardından kürsüye CHP Genel Başkanı Özgür Özel çıktı. Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle: “Bir yıl geçti, bir kuşatmanın altındayız. Bir kumpasla karşı karşıyayız ve darbecilere karşı adalet ve demokrasi mücadelesinin içerisindeyiz. Sizlerle daha önce ‘Bursa İradesine Sahip Çıkıyor’ mitinginde bir araya geldiğimizde İstanbul’un iradesine sahip çıkıyorduk. Hep beraber Cumhurbaşkanı adayımıza, bir sonraki Cumhurbaşkanımıza ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşüne sahip çıkıyorduk. Darbeciler durmadılar, yorulmadılar, milletin tepkisini duymadılar, utanmadılar ve darbeyi yurt sathına yaymakta hiç tereddüt etmediler. Antalya’ya, Adana’ya, Adıyaman‘a ve yurdun çeşitli bölgelerine bu darbeyi ulaştırmaya, bu darbeyle, bu darbe girişimiyle beraber sürekli insanları korkutmaya, sindirmeye çalıştılar. Sıra şimdi Bursa’ya, Bursa’nın iradesine geldi. Biz bugün bu tarihi kente sizlerin, seçtiğine sahip çıkarken, kim kimsenin hakkını yemeyen Bursa’nın hakkını yedirmeme iradesine de destek olmaya geldik. Bugün Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey gözaltındadır. Yarın sabah saatlerinde dördüncü gün dolacaktır. Kendisi görev yaptığı bu son dönemle, büyükşehirdeki dönemle ilgili değil; arada beş yıl aday olarak çalıştığı, çırpındığı dönem de varken yedi yıl öncesinden bir iftira, bir kumpas kurularak Bursa’nın iradesine el uzatanlar Mustafa Bozbey‘i bugün, dördüncü gün emniyette tutuyorlar. 20 saat süren acımasız, işkenceye varan bir sorguyla onu yormaya, teslim almaya; 20 saat boyunca ifade alarak ona bir takım çelişkiler, yanlışlar yaptırmaya ve adeta yorgunluğundan istifade ederek ona kumpas kurmaya çalışıyorlar. Buradan sonra da savcılık aşaması ve daha sonra ki umuyoruz olmaz ama mahkeme aşaması olacak.” Sürekli AK Parti'ye geçecek söylentisi yaydılar “Günlerce uykusuz bırakılan, rahatsız edilen ve bir şekilde işkenceyle ona ifade sırasında hata yaptırmaya çalışanların ellerindeki bilgiye, ihbara güvenmedikleri; o iftiranın, iftiracıların ne olduğunu bildikleri çok açık. Peki bunu niye yapıyorlar? İki yıllık büyükşehir döneminde sürekli ‘Mustafa Bozbey AK Parti’ye geçecek’ diye söylentiler yaydılar. Her seferinde reddetti. Sürekli kendisine hakkında operasyon yapılacağına ilişkin bilgiler ulaştırdılar, huzurunu bozdular. Sonra gelip ‘Ya AK Parti‘ye katılacaksın, ya hapse atılacaksın’ dediler. Bugün Mustafa Bozbey göz altındaysa bunun sebebi AK Parti’den gelen tehditlere boyun eğmemiş olmasıdır. Şantaja teslim olmamış olması ve Aydın’daki sözde topuklu, ‘topuklayan efe’ gibi gidipte AK Parti‘ye sığınmamış olmasıdır. Buradan vicdanı olan bütün Bursalılara soruyorum. Mustafa Bozbey çağırdıklarında AK Parti’ye gitseydi, tehdit edildiğinde korksaydı, sinseydi ve kendisine güvenmeseydi bugün bu halde olur muydu? İddia ediyorum; Mustafa Bozbey bu akşam AK Parti‘ye katılmayı kabul etse bir anda bütün iş değişir; savcının tutumu değişir, kararlar değişir ve bir anda Mustafa Bozbey’in suçsuz olduğu, iftiracıların yalan söylediği kabul edilir. Bir anda Mustafa Bozbey özgürlüğüne kavuşur. Bu yalana, baskıya teslim olmayan ve bu darbecilerin oyunlarına gelmeyen, onlara boynunu teslim olmayan Mustafa Bozbey‘in sonuna kadar arkasındayız.” Dertleri sandıkta alamadığı belediyeyi hakimle, savcıyla almak. Bursa bu kumpası görüyor, yapılanı görüyor. Bursalılnın vermediği yetkiyi zorbalıkla almaya çalışıyorlar. İşte rezaletin fotoğrafı budur. Buradan Erdoğan'a sesleniyorum: Cuntacısın, darbe başısın dendiğinde kızıyorsun. Bu yapılan nedir? Bugün Bursa'da belediye meclis çoğunluğu sende olmasaydı bu işe kalkışmayacaktın. Didik didik incelediniz hiçbir şey bulamadınız, bula bula bir iftiracı buldunuz, bir vakıf üzerinde kumpas kurdunuz. Bu millet kimi seçerse görev ondadır. Bu millet kumpasa gelmez. Günü gelince bu hesabı Bursa'ya verirsin. Erdoğan'a söylüyorum belediye meclisinde çoğunluk sende de neden belediye başkanı sende değil? Çünkü Mustafa Bozbey iki kişiden birinin oyunu alacak kadar Bursalıların güvendiği bir isim oldu. Yani millet bir şey diyor sen başka bir şey diyorsun. Didik didik yapıldı, hiçbir şey bulunamadı “Burası Bursa ve burada Mustafa Bozbey yüzde 47 oy aldı geçtiğimiz seçimlerde. Yüzde 30’lu oylarla bütün partiler baraj altı kalmışken iktidara gelen, tek başına iktidarı bulan, o günden bugüne de iktidarda olanlara soruyorum. Üç kişiden bir kişinin oyuyla geldiniz, memlekette yıllarca iktidar oldunuz. İki kişiden birinin oyunu almış, memnuniyet anketlerinde yüzde 65’lere kadar tırmanmış, yaptığı hizmetlerle Bursa’nın gönlüne girmiş, oy vereni pişman etmemiş, vermeyeni pişman etmiş olan birisini bu dönemine değil de yedi yıl önceden o güne dair bir iftiracıyla içeri atmak ve hapsetmek, sonra meclis çoğunluğuyla 31 Mart 2024 günü alamadığın belediyeyi yani sandıkta alamadığın belediyeyi savcıyla almak, hakimle almak… Yazıklar olsun sizin demokrasi anlayışınıza. Bursa bu kumpası görüyor mu? Yapılanı görüyor musunuz? İşte karşınızda geçmişte hapse girince o mağduriyeti tepe tepe kullanan, aslında geçmişte bir gün bile gözaltına alınmayan, nezarette tutulmayan, tutuklu yargılanmayan, cezası birinci kademede görülünce bile görevinde tutulup Yargıtay‘da kesinleşince telefonla hapishaneye davet edilen birisi bugün daha üzerinde yedi yıl öncesinden bir iftiracının iddiasıyla onu tutuklamaya ve meclisteki çoğunluğuyla belediye başkanlığını el ele almaya, Bursalının vermediği yetkiyi zorbalıkla almaya çalışıyorum. İşte rezaletin fotoğrafı budur. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. ‘Cuntacısın, cunta başısın, darbecisin’ denince kızıyorsun. Bu yapılan nedir? Bugün cümle alem biliyor ki eğer buradan belediye seçimlerinde belediye meclis çoğunluğu sende olmasaydı bu işe kalkışmayacaktın. Didik didik yapıldı son iki yıl, hiçbir şey bulunmadı. Yedi yıl öncesindeki beş yıllık Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemi didik didik incelendi, hiçbir şey bulunmadı. Buluna buluna bir iftiracı bulundu. Bir vakıf üzerinden bir kumpas kuruldu. Şimdi Bozbey hapishaneye, AK Parti Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne…” Millet kimi seçerse görev ondadır “Buradan açıkça söylüyorum. Bu millet kimi seçerse görev ondadır. Bu millet kumpasa gelmez, bu millet iradesini teslim etmez. Kısa sürede bir sonuç alırsın ama günü gelince bu yaptığının hesabını Bursa’ya verirsin. Bunun kurtuluşu yoktur. Erdoğan’a söylüyorum. Burada belediye meclisinde çoğunluk sende de neden belediye başkanı sende değil? Çünkü Mustafa Bozbey iki kişiden birinin oyunu alacak kadar Bursalıların güvendiği, inandığı, tercih ettiği bir isim oldu. Öyle olunca millet bir şey diyor, sen başka bir şey diyorsun. Millet ‘Kararım budur’ diyor, sen ona direniyorsun. Unutma… Bu millet ne istersen yapar. Askere çağırırsın, gider. Evladını istersin, verir. Evladı tabutla gelir bayrağı sarılı, ‘Vatan sağ olsun’ der. Ama Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’in kazanımı sandığına el uzattın mı o eli ittirir, buna kalkışana haddini bildirir. Bu arada bakın kimden bahsediyorum? Neden bahsediyorum? Bu belediye AK Parti’den alındığında 400 milyon dolar borçla alındı. Bunu duyan - duymayan kalmasın. Bugünkü parayla 17,5 milyar lira borç. İki sene geçti, bu borcun yarısı bitti. 17,5 milyar lira borç bırakan AKP bir tarafa… Hem de ‘Silkeleyin bunları, paralarını kesin. İflahlarını kesin, hizmet edemez, maaş ödeyemez, çöp toplayamaz hale getirin’ talimatına rağmen 17,5 milyar lira borcun yarısını ödeyen bir belediyecilik yapmışız. AK Parti’den kalan SGK borçlarının ve vergi borçlarının… Bakın, borcu bunlar yaptılar; faiziyle birlikte parayı biz ödedik ve tamamı bitti. İki yılda 4 milyar lirayı aşan ulaşım yatırımı yapıldı gözünüzün önünde. 330 bin ton asfalt serildi gözünüzün önünde. 600 kilometre yol kaplandı gözünüzün önünde. Ulaşımda gece seferleri başladı siz istediniz diye. 7 milyar liralık yatırımla 820 kilometre içme suyu hattı döşendi evinizin önünde. 37 su deposu, beş gölet, sekiz sulama tesisi, üç atık su arıtma tesisi yapıldı gözünüzün önünde. 250 bin metrekare yeşil alan kazandırılarak Bursa’daki kişi başına yeşil alan miktarı 12,3 metrekareye çıktı. Karşılaştırma için söylüyorum. Esenyurt’u bunlar aldılar, 25 - 30 yıl yönettiler. Ancak aldık, şimdi kayyımla geri aldılar. Esenyurt‘taki kişi başına yeşil alan yarım metrekaredir; yanı başındaki Ekram Başkan’ın, Murat Çalık Başkan’ın Beylikdüzü’nde 10 metre karedir; Bursa’da Mustafa Bozbey‘in emekleriyle 12,3 metrekaredir. “Soruyorum Bursalılara; Bursa yetmez. Memleketim Manisa’ya soruyorum. Trabzon’a soruyorum, Ekrem Başkan’ın memleketine. Erdoğan’ın Rizesine, Bahçeli’nin Osmaniyesine soruyorum. Sayın Davutoğlu‘nun Konyasına soruyorum. Meral Akşener‘in Kocaelisine soruyorum. Bütün başkanlarımızın memleketlerine teker teker soruyorum. Acaba bu kadar borç ödenip bu kadar hizmet yapılırken yolsuzluk mu yapılmış? Yoksa 400 milyon dolar borç bırakılırken ve sigorta ödenmezken, vergi ödenmezken 17,5 milyar lira borç yapılırken mi yolsuzluk yapılmış? Bir tarafta belediyeyi batıranlar, bir tarafta borcu kapatıp Bursa’yı ayağa kaldıranlar var. O yüzden özellikle Bursa’da CHP’ye değil, AK Parti’ye oy vermiş, MHP’ye oy vermiş ancak bu hizmetleri gören herkese sesleniyorum. Kent lokantaları, 10 binden fazla öğrenciye eğitim desteği, dokuz yeni ‘B Cafe,’ geri dönüşüm malzemeleri ile damla sulama borularının üretimi, 15 milyon metre damla sulama borusunun çiftçiye dağıtılması... Sütünden zeytinine, yerel üreticinin elinde kalan bütün ürünlerin alınıp değerlendirilmesi. Afet Koordinasyon Merkezleri, 42 Mahalle’ye afet istasyonlarının kurulması, kentsel dönüşüm projeleri ve 62 özel gereksinimli bireyin istihdam edilmesi...” Bursa'daki hiçbir vicdan, bu alçaklığa sessiz kalmaz “Bunların hepsi AK Partili, MHP’li vatandaşların da gördüğü, belediyemizin tıkır tıkır çalıştığı, borç ödediği, asfalt yaptığı, hizmet ürettiği ve bütün Bursa’nın gördüğü işler. Şimdi bunları durduralım, seçmediklerinizi geri getirelim. Yeniden borç yapsınlar, yeniden israf yapsınlar. Bursa’nın bıktığı işleri tekrar tekrar yapsınlar. Mustafa Bozbey de haksız yere hapiste yatsın… MHP’li, AK Partili Bursalılar; ben sizin Bursa’nın da evladıyım. Bursa’nın damadıyım. Bursalıları bilirim. Bursa’daki hiçbir vicdan bu alçaklığa sessiz kalmaz. Hiçbir vicdan sessiz kalmaz. Şimdi Mustafa Bozbey‘in benden bir isteği vardı. Diyordu ki ‘Nisan ayında bir gün gel, Genel Başkanım. Çünkü çok açılışım birikti. Bu açılışları birlikte yapalım.’ Geçen gün haber yollamış avukatlarıyla, demiş ki ‘Genel Başkan nisan ortasında gelecekti, açılış yapacaktık. Ama beni aldılar, içeriye koydular. Ne olur, ne olmaz. Bir suçum yok. Ama sırf belediyeye çökmek için gelip de beni tutuklarlar, sonra da 3-5 ay yatarlar, sonra da çıkıp benim yaptığım işleri kendileri yapmış gibi anlatırlar. Açılış yaparlar. Genel Başkanım gelsin, ben buradayım. O orada. Açılışı yapsın, Bursalı kimin hizmet yaptığını görsün, kumpasa teslim olmasın.’” Tarihe böyle geçsin “Bugün Mustafa Bozbey’in açılış için beni beklediği 29 hizmetin açılışını yapacağız. Bu otobüsün üstünde 103’üncü kez iradeye sahip çıkıyoruz. Şiirler okuduk, şarkılar söyledik. Gün oldu ağladık. Gün oldu gülümsedik. Ama bu da nasipmiş ki dünya siyaset tarihinde ilk kez hizmetleri yapan polis tarafından sorgudayken, savcı sorgusu beklerken, gecenin bir yarısında, ama hizmeti alanlarla birlikte toplu açılış töreni yapıyoruz. Bu da tarihe böyle geçsin. Bize bunu yaptıranlar, yaptıklarından utansınlar. Bursa da bu hizmetlerle gurur duysun. Şimdi Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi’nde ilk suyu veriyoruz. BUSKİ Genel Müdürü Ercihan Subaşı, Genel Müdür Yardımcısı Ali Elper Makam oradalar, 2,7 milyar liralık yatırımla şimdi Bursa Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi’ni açıyoruz. Çınarcık İçme suyu Arıtma Tesisi’nin ilk suyunu hep birlikte verdik. Nilüfer Balkan Parkı, 34 bin metrekarelik bu güzel park Bursa’ya hayırlı ve uğurlu olsun. Parkın videosu görelim. Bursa’ya hayırlı ve uğurlu olsun, bir Balkan göçmeni olarak akrabalarım adına Mustafa Bozbey Başkan’a teşekkür ediyorum. Mudanya İstasyon Caddesi’ni açıyoruz. 5 bin metrekare sahil düzenlemesiyle, 3 bin metrekare yürüyüş yolu, plaj alanları, yeşil alanlara Mudanya İstasyon Caddesi hayırlı ve uğurlu olsun. Toplu araç alımları yapıldı, AK Parti’ye yakın müteahhitlerden filolar kiralamak yerine BUSKİ, BURULAŞ ve itfaiye daire başkanlıklarımız için 23 yeni itfaiye aracı, 12 yeni toplu ulaşım otobüsü, onlarca iş makinası ve saha hizmet araçları Bursa’ya hayırlı ve uğurlu olsun. Kestel Kadın Dayanışma Merkezi ve Kestel’de Bursa Yuvam Merkezini açıyoruz. Kestel ve Bursa’ya hayırlı ve uğurlu olsun. Değerli Bursalılar, şimdi 29 eser için şöyle devam ediyoruz. Ben eserin, hizmetin ve binanın adını söylüyorum. Hizmetin esas sahipleri ‘Açıyorum’ diye destek veriyor. BUSKİ’deki 16 su deposunu, Orhaneli Atıksu Arıtma Tesisini, Büyükorhan Atıksu Arıtma Tesisini, Doğu Atıksu Arıtma Tesisini, İznik Özekdere Sulama Göletini, Fidan üretim alanını, Gemlik Termal Tesislerini, Atatepe Sosyal Tesislerini, Adatepe Sosyal Tesislerini, Otobüs Kontrol Merkezini, Büyükorhan İtfaiye Binasını, Büyükorhan Düğün Salonunu, Merinos Olgun Gençlik Merkezini, Feyha Çelenk Sanat Kütüphanesini, iki yeni gençlik merkezini, motor sporları merkezini, beş yeni spor tesisini, beş yeni B kafeyi, Bursa satış mağazasını, fabrika silosunu… Bu hizmetlerin her birisi Bursa’ya hayırlı olsun. ‘Kim açtı?’ derlerse, ‘3 Nisan 2026’ı akşamı meydanda belediyenin önünde bizzat açtım’ dersiniz. Hepinize helal olsun.” Aileye dokunanın ellerini bu millet kırar “Bütün Türkiye duysun ki ne diye gözaltına aldılar, hangi bahane ile tutuklayıp içeri koyacaklar. Tuğrul Kutluay diye bir firari, Suat Sırrı diye bir sanık, Deniz Bozkurt diye bir iftiracı. Bunlar bir şirket kurmuşlar, Bursa’da olabilecek en büyük haksızlığı yapıp, aynı daireleri, olmayan daireleri Bursalılara senet - sepetle satmışlar. Bursa’da 500 kişiyi dolandırmışlar. Şimdi birisi ellerinde, birisi firarda, birisini iftiracı yapmışlar. Paçayı kurtarmak için Bozbey’i yakacaklar. Bu adamların evinin önünde bugün 500 tane Bursalı protesto yaptı. Yani bir tarafta suçsuz, sizin seçtiğinize atılan iftiralar, bir tarafta kendileri bizzat dolandırıcı olan bu üç kişi. Diğer taraftan firarda olan, ‘Türkiye'ye getirildi, Edirne’de cezaevinde’ deniyor. Resmi açıklama yok. Emin Adanur denen bir iftiracının ifadeleriyle bu konular yıllarca gündemde, soruşturulmuş, hiçbir şey çıkmamış. Şimdi Deniz Bozkurt’u iftiracı yaparak, buradan sorgulama yapıyorlar. Başkanı, eşini, kızını, kardeşini alıp aileye de saldırarak, Bursa’nın iradesine çökmeye çalışıyorlar. ‘Aileye dokunanın elleri kırılır, yuvası yıkılır’ demiş büyüklerimiz. Bu gözü dönmüşlere diyorum ki ‘İstanbul’daki ailelerden sonra Bursa’daki aileye dokunanın da ellerini bu millet kırar, yuvasını değilse de iktidarını bu millet yıkar.’ İki gündür memleketim Manisa’da 70 açılış yaptım. 24 temel attım Manisa’da ve İzmir’de, bugünkülerle birlikte 95’e ulaştı ve Cumhuriyet Halk Partisi bütün bu saldırılara karşı çalışıyor, direniyor, didiniyor ve başarıyor. Buradan, bu meydandan sesleniyorum. Biz hesap vermekten kaçan insanlar değiliz. Bozbey’in avukatları bütün iddiaları çürüttüler, bütün iftiracıların attığı iftiraları ortaya çıkardılar. Mahkeme görülecek, millet görecek. Bir eksiklik varsa o zaman hesap vermekten kaçmayız. Ama bu şartlar altında, kendisi 500 Bursalıyı dolandıranın ifadesiyle yapılacak tutuklama; haksızlıktır, siyasi yankesiciliktir, kapkaççılıktır. Bursa’nın vermediği yetkiyi hileyle almaktır. Erdoğan’a sesleniyorum. Bu gece bir kere daha düşün. Yaptığın seçim iptalinde İstanbul seçiminde 13 bin fark vardı, 1,5 ay sonra millet 806 bine çıkardı. Sandığı çalmaya çalışıyorsun diye. Yine aynı şey olacak. Bir yıldır yapmadığınız kalmadı, ama Ekrem Başkan’a yapılanın kumpas olduğuna inanan yüzde 62, doğru olduğuna inanan yüzde 25, ‘Kararsızım’ diyen, konuşmayan yüzde 15. Milletin yüzde 62’sini bir yıldır inandıramadın.” Erdoğan, hak etmediğine çökmekten vazgeç “Şimdi Bursa’da bunu yaparsan Bursa’nın gönlünü kıracaksın ve Bursalı bunun hesabını çok ağır şekilde ödetecek. Denemesi bedava. Ama buradan Erdoğan’a çağrım şudur ki; bu hakimlere, savcılara verdiğin talimattan vazgeç, hak etmediğin bir şeye çökmekten vazgeç, tutuksuz yargılama olsun. Mustafa Bozbey, yargı önünde yargılansın, televizyondan yayınlansın, kararı millet versin, Bursa versin. Hodri meydan. Eğer bunu dinlemezse Erdoğan, sizin iradenize halel getirirse, Bursa Büyükşehir’e çökmeye kalkarsa, bunun hesabını soracak mısınız? Bir dahaki seçimde bu darbenin bedelini AK Parti’ye en ağır şekilde ödetecek miyiz? Tercih senin Erdoğan. İşte milletin sesi, işte vicdanın sesi. İşte senin kulağına fısıldayan o şeytanın sesi. Şeytana uyarsan milleti karşına alırsın. Genç arkadaşlar sesleniyor, buradan şunu söylüyorum. Bugün buraya gelmek tarihi bir iştir. Buraya gelmek, mitinge gelmek, otobüsün üzerine çıkmak, elde mikrofonla konuşmak önemli değil. Bu bir partinin Genel Başkanı’nın görevidir, yapacak. Milletvekilinin görevidir, yapacak. İl başkanının görevidir, yapacak. Ama esas ne biliyor musun? Bugün bu şartlarda kalkıp da evinden buraya geliyorsun ya. Verdiğin oyun arkasında duruyorsun ya. Siyasi bir kapkaça ‘dur’ diyorsun ya. Siyasi yankesiciye haddini bildiyorsun ya. Sen var ya sen, işte sen taşıyorsun Cumhuriyyet’i sırtında. Sensin hepimizin ümidi. Herkes de şunu bilsin ki bu akşam Bursa’dan öğrenecek çok şey vardır. Bu meydana bakıp da şunu herkes görecek. Millettir efendi olan. Esas olan millettir. Millet ne diyorsa o olur, o olacak. Bu yolda hep beraber yürümeye devam edecek miyiz? Bozbey’e sahip çıkacak mısınız? İradenize sahip çıkacak mısınız? Günü gelince hesap soracak mısınız? Bu yolda birlikte yürüyelim mi? Haydi o zaman yolun açık olsun. Yolu sen açtın. Umudun meşalesini sen yaktın. Aslansın Bursa, aslansın. Yürüyelim arkadaşlar.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.