Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özgür Özel

- Özgür Özel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özgür Özel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel 'çerçeve yasa' oylamasını anlattı, vekillere ne söylediğini açıkladı Haber

Özgür Özel 'çerçeve yasa' oylamasını anlattı, vekillere ne söylediğini açıkladı

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çerçeve yasa ve partinin oy tercihi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Genel Kurul'daki görüşmeleri yaklaşık 12 saat süren düzenleme, açık oylama sonuçlarına göre 467 "kabul", 87 "ret", 7 "çekimser", 2 "mükerrer" oyla kabul edilerek yasalaştı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum. Ben ve yönetici arkadaşlarım, tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz" açıklamasını yaptı. YENİ Parti’de oylar ikiye bölündü; 35 milletvekili kabul, 54 milletvekili ret oyu verdi, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. "HİBRİT BİR MODEL GELİŞTİRDİK" Oylama ile ilgili Nefes yazarı Deniz Zeyrek'e konuşan Özgür Özel, "Ne yaptığımız zaman içinde anlaşılmaya başlandı. Olumlu yorum ve tepkiler de gelmeye başladı. Ben şuna inanıyorum. YENİ Parti olarak yeni nesil bir iş yaptık. Evet oyunu dayatsak milletvekillerimiz zora girecekti, bazıları da grup disiplinine aykırı davranmak zorunda kalıp sıkıntı yaşayacaktı" dedi. Özel, şöyle devam etti: "Genel Başkan’ın tutumu da önemliydi. İlkesel davranması lazım. Biz de hibrit bir model geliştirdik. Çok ötesindeydik ama demokrasi konuşurken en zoru katı bir karar alıp milletvekillerine dayatmaktı. AK Partililerin tamamı görmedikleri metne imza attı. Ben YENİ Parti milletvekillerimize ‘Bana güvenin, derdimi kürsüde anlatacağım, ben sizi vicdanınız ve seçmeninizle baş başa bırakıyorum’ dedim. Onlar da şehirlerinden gelen görüşe göre oy kullandılar. Diyarbakır gibi, Kürt seçmenin çok olduğu İstanbul seçim bölgeleri gibi yerlerde “evet” isteyenler vardı ama mesela benim şehrimde, Manisa’da ağırlıklı görüş ‘hayır vermelisiniz’ oldu. Manisa’dan iki milletvekili ‘hayır’ dedi." "İLKESEL DAVRANMAMIZ LAZIM" Eleştirilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, "Akın Gürlek’in içinde bulunduğu bir heyet bizim de içimize sinmiyor elbet. Ancak bir yanda bir ilke var. Bir terör örgütü fesih oluyor. Birtakım adımlar var. Milliyetçi hassasiyetleri olan partilerin ‘hayır’ demesi anlaşılır ama ‘Kürt sorunu vardır’ diyen, 1989’da bu konuda kapsamlı bir rapor hazırlayan sosyal demokrat bir partinin böyle bir ilk adıma karşı gelmesi ilkesel durmuyor. Bizim ilkesel davranmamız lazım" ifadelerini kullandı. Özel, bütün partinin, üyelerin, milletvekillerinin tamamının aynı tutumu sergilemesinin de çok zor olduğuna işaret etti ve partinin büyük bölümünün “hayır” demesinin nedenlerini şöyle açıkladı: "Malumunuz, çok büyük saldırılara maruz kalıyoruz. Yasayla ilgili süreç şeffaf değildi. Olması gereken şeffaflık TBMM’de dahi izlenmedi. Bize dahi yarım saat önce gönderdiler. İnsanlar neyin tartışıldığını dahi bilmiyordu. Metinde olmayan şeyler varmış sanılıyordu. Böyle bir ortamda da herkese ‘evet diyeceksiniz’ demek, ortak bir karar almak çok zordu. Hep birlikte hayır demek de bizi başka bir yere savuracaktı. Barışa şans tanımayan bir yere getirecektik. Faydacı bir yerden bakmadık ama terörün bittiği bir noktada da buna karşı çıkmakla suçlanacaktık.” "‘ADAM YİNE KAZANDI’ DİYE BAKMIYORUM" "İktidarın bu yasayla yaşam ömrünü uzatmaya çalıştığı ve AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kazançlı çıktığı" yorumlarını değerlendiren Özel, "Vicdanen içim rahat. Yıllardır savunduğumuz bir görüşün, sırf Erdoğan karşıtlığı nedeniyle tersini yapmamız doğru değil. Doğru kararı aldığımızı düşünüyorum. Ben ‘adam yine kazandı’ diye bakmıyorum. Sonunda kazanılmış bir şey olacaksa en azından tek başına kazanmadı. Bir kazanan varsa ülke kazanıyordur" dedi. "Erdoğan ‘ak’ dese ‘kara’ diyen siyaset her zaman kazandırmıyor" diyen Özel, "Emin olun bizim evetlerden en çok rahatsız olan AK Parti oldu. Bizden bunu beklemiyorlardı ve hayır deseydik onu da kullanacaklardı. Hatırlayın, ‘evet derseler milliyetçileri, hayır derseler Kürtleri kaybederler’ deniyordu. Uzun vadede daha iyi anlaşılacağımızı düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

YENİ Parti sahaya iniyor: Çerçeve Yasa'daki "Evet-Hayır" tercihlerinin gerekçesi anlatılacak Haber

YENİ Parti sahaya iniyor: Çerçeve Yasa'daki "Evet-Hayır" tercihlerinin gerekçesi anlatılacak

TBMM Genel Kurulu'ndaki 12 saatlik mesainin ardından Çerçeve Yasa, 87 ret oya karşı 467 kabul oyu ile kanunlaştı. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin oylamasında izleyeceği yol haritası en çok merak edilen parti olan YENİ Parti, oylamada parçalı bir görüntü verdi. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in, "Sizleri serbest bırakıyorum" dediği parti grubu, Çerçeve Yasa'ya karşı 54 ret oyu kullandı. Özel ve parti kurmaylarının aralarında bulunduğu 35 milletvekili de teklifin kabulü yönünde oy verdi. Özgür Özel ve grubunun teklife yönelik tutumu, "YENİ Parti'de bölünme mi var?" sorusunu beraberinde getirdi. TAVIR ELEŞTİRİSİ Özel ve YENİ Parti kurmaylarının "Evet" dediği Çerçeve Yasa'ya 54 YENİ Parti milletvekili, "Hayır" oyu verdi. YENİ Parti kurmayları, oylamadaki dağınık görüntüye yönelik, "Parti yönetimine tavır alınıyor" eleştirilerinin gerçeği yansıtmadığını belirtti. CHP'den ayrılan kadrolar ile kurulan YENİ Parti kurmaylarının tamamının Kürt sorununu inkar etmeyen isimlerden oluştuğunu belirten parti kaynakları, "Dün nerede duruyorsak bugün de oradayız. Kürt sorunu çözüme kavuşturulması gereken bir sorundur ancak AK Parti, bu sorunu çözecek aktör değildir" yorumunu yaptı. YENİ Parti Lideri Özel'in, "AK Parti bu işten nemalanmak isteyen tarafta" sözlerini anımsatan bir YENİ Parti Milletvekili, "İşine gelmediğinde tüm bir halkı terörist ilan eden bu irade, sorunu çözemez" görüşünü savundu. YENİ Parti kurmayları, "Kürt sorununun çözümü" amacıyla TBMM çatısı altında kurulan komisyon için hazırlanan rapordaki önerilerin seçmenle paylaşılacağını bildirdi. Çerçeve Yasa'nın oylamasına yönelik tartışmalar devam ederken YENİ Parti, yeni dönemde izlenecek yol haritasını da belirledi. YENİ Parti kaynakları, Çerçeve Yasa'ya hangi gerekçelerle evet ya da hayır oyu verildiğinin saha çalışmaları ile halka anlatılacağını söyledi. NEDEN HAYIR? YENİ Parti kurmaylarınca, saha çalışmalarında halka anlatılacağı belirtilen ve öne çıkan başlıklar, "Hayır oyu" gerekçeleri ise şunlar oldu: Toplumsal barışın sağlanması ve kronik sorunların çözümü, yalnızca belirli kurumlar arasında yürütülen dar kapsamlı süreçlerle değil, toplumun tüm kesimlerini kapsayan güçlü bir demokratik zeminle mümkündür. Süreçler, şeffaflıktan uzak, bürokratik ve kısıtlı koşullara bağlı yürütülmüştür. Demokrasi tek bir alana veya tanıma indirgenemeyecek kadar çok boyutludur. Süreci terör örgütü ile güvenlik bürokrasisi arasındaki sınırlı alana sıkıştıran, sürekli koşullara bağlayıp takvimini belirsizleştiren, Meclis'i pasif kılan ve yargı mekanizmasının önüne kurulları çıkaran bir yaklaşım benimsenmiştir. Türkiye'nin bugün yaşadığı adaletsizlik ve hukuksuzluk sorunlarının birçoğu, yürürlükteki Anayasa'dan değil, bu Anayasa'daki temel hak ve özgürlüklerin, asgari standartlarda dahi uygulanmamasından ve yargıya siyasi müdahalelerden kaynaklanmaktadır. Böylesi bir iklimde kalıcı barışa ulaşmak mümkün değildir. NEDEN EVET? YENİ Partililer, "Evet" oylarının gerekçesini ise şöyle temellendirdi: Partimize, belediye başkanlarımıza ve toplumsal muhalefete yönelik tüm kötülüklere rağmen, bu ülkede bir daha şehit cenazesine gitmeme ihtimali. Sürecin en başı itibarıyla samimiyet testini geçemeyen AK Parti ve MHP'nin, halkın baskısı ile demokratikleşme adımlarına mecbur kalması. Ortak raporun yedinci bölümünde yer verilen, "AYM ve AİHM kararlarına uyulması" ile "İfade özgürlüğünün sağlanması" önerileri başta olmak üzere, tüm demokratikleşme önerileri için müzakere olanağının sağlanması. İktidarın, "Bir taraf" ile barışırken "Diğer taraf" ile kavga ediyor görüntüsünden kaçınmak zorunda olması.

İmamoğlu'ndan Özel'e 'çerçeve yasa' desteği Haber

İmamoğlu'ndan Özel'e 'çerçeve yasa' desteği

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi" sosyal medya hesabından, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri sırasında açıklama yaptı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in teklife "evet" oyu verme kararına destek veren İmamoğlu'nun açıklamasının tamamı şöyle: "Aziz milletim, Türkiye, tarihinin önemli eşiklerinden birindedir. Barışı, huzuru ve kardeşliği kalıcı kılmak; demokrasiyi ve hukuku güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine inanıyor; bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı yürekten destekliyorum. Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum. Kıymetli Başkanımız Sayın Mansur Yavaş'ın dikkat çektiği, uyardığı ve önerdiği bütün tespitlere katılıyor ve önemsiyorum. Sayın Selahattin Demirtaş'ın arzuladığı, bütünleştirici ve birleştirici barış temennilerini kıymetli buluyorum. Ancak bu iktidarın süreç yönetimi, samimiyeti ve şeffaflık sicili bozuktur. Bu nedenle mücadelemize bir yandan sorunların çözümü için destek ve katkı anlayışıyla devam edecek, diğer taraftan denetleme görevimizi ve milletimizi bilgilendirme gayretimizi en üst seviyede göstereceğiz. Kıymetli halkımız, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı, ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve 86 milyon yurttaşımızın eşitliği bizim ortak güvencemizdir. Cumhuriyetimizi demokrasiyle, birliğimizi adaletle, devletimizi hukukla güçlendireceğiz. Türkiye yalnız kendi içinde huzuru sağlayacak bir ülke değildir. Bölgemizde barışın, istikrarın ve refahın güvencesi olacak; gücünü hukukundan, demokrasisinden, ekonomisinden ve milletinin birliğinden alan güçlü bir devlet olacağız. Türkiye'nin büyüklüğüne ve devletimizin ciddiyetine yakışan budur. Bu mesele günlük siyasi hesaplara, kapalı kapılara ve kişisel ikbal arayışlarına bırakılamaz. Sürecin güvencesi şeffaflık, TBMM, hukuk ve milletin iradesidir. Barışı siyasi hesaplara teslim etmeyeceğiz. Siyasi hesaplara duyduğumuz güvensizliğin de barış umudumuzu esir almasına izin vermeyeceğiz. Türkiye'nin bunu başaracak gücü vardır. Barışın da huzurun da Cumhuriyetin de sahibi millettir."

Özgür Özel'den 'çerçeve yasa' açıklaması: Ben ve yönetici arkadaşlarım 'evet' diyeceğiz Haber

Özgür Özel'den 'çerçeve yasa' açıklaması: Ben ve yönetici arkadaşlarım 'evet' diyeceğiz

'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında hazırlanan ve PKK'lı teröristlere infaz ertelemesi imkanı sunan 'Çerçeve Yasa' bugün TBMM Genel Kurulu'nda oylanacak. AK Parti, MHP ve DEM grubunun öncülüğünde Meclis'e sunulan düzenlemeye YENİ Parti'nin nasıl yanıt vereceği merak ediliyordu. Bugün Özgür Özel liderliğinde toplanan YENİ Parti grubu, kapalı şekilde gerçekleştirdiği toplantıda Çerçeve Yasa'ya yönelik nihai kararını verdi. Özgür Özel, Meclis kürsüsünden partisinin kararını açıklıyor. İşte Özgür Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar: Türkiye'nin en ağır, en yakıcı, en uzun sorunlarından birini konuşmak üzere bu çatının altındayız. Öncelikle bu kanun teklifini buraya getirenler açık açık yazmasalar konuşmaya cesaret etmeseler de meselenin adını doğru telaffuz etmek durumundayız. Bugün Kürt meselesini konuşmak üzere buradayız. Kürt meselesi yalnızca bir terör meselesiydi değildir. Yalnızca bir güvenlik meselesi değildir, yalnızca örgütün silah bırakması meselesi değildir, eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik temsil, özgür siyaset ve birlikte yaşama meselesidir. Herkesin kendi kimliğiyle, diliyle, kültürüyle ve inancıyla kendisini bu ülkenin eşit yurttaşı hissedebilmesi meselesidir. Aynı zamanda Edirne'deki, İzmir'deki Trabzon'daki Manisa'daki yurttaşlarımızın güven içinde yaşaması evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. On yıllardır canımızı, malımızı, kaynaklarımızı feda ettiğimiz bu mesele 86 milyon yurttaşımızın meselesidir. Demokrasimizin, kalkınmamızın, bölgesel gücümüzün toplumsal huzurumuzun ve ortak geleceğimizin meselesidir. Biz Cumhuriyeti kuran milli egemenliğini tesis eden ve Ve Türkiye'yi çok partili demokrasiye taşıyan siyasal mirasın sahipleriyiz. Cumhuriyetimiz, üniter devlet yapımız, ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü kırmızı çizgimizdir. Biz Kürt meselesinin demokratik çözümünü bu ilkelerin karşısında değil, onların güvencesi olarak görüyoruz. Çünkü toplumsal barışın sağlanmasını üniter devletin alternatifi olarak değil, tam tersine en güçlü dayanağı ve güvencesi olarak görüyoruz. Yurttaşlarımızın adalete, devlete ve cumhuriyete bağlılığı korkuyla değil eşitlikle, özgürlükle ve aidiyet duygusuyla güçlenir. Korku üzerine devlet inşa edilmez. Devlet özgüven üzerinde ayakta sağlam durur. Yurttaşlarını baskıyla yöneten iktidarlar devletlerini güçlendirmezler. Toplumu kutuplaştırırlar, aidiyeti zayıflatırlar ve bölünme riskini büyütürler. Cumhuriyeti kurmak ve çok partili demokrasiye geçirmek de üniter yapımızı zayıflatmamış, aksine güçlendirmiştir. Kürt meselesinin demokratik çözümü de cumhuriyetimizi, devletimizi ve ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecektir. Bu soruna hiçbir zaman seçim takvimine bakarak yaklaşmadık. Anketlere göre konuşmadık. Konjonktür değişince söz ve tavır değiştirmedik. İşine geldiğinde çözüm diyen, işine gelmediğinde bütün Kürtleri terörist ilan edenlerden olmadık. Tarihsel tutarlılık içinde hep aynı yerde, hep doğru yerde durduk. Dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Bu mesele şiddetle değil, siyasetle çözülmelidir. Gizli pazarlıklarla değil, milletin gözü önünde milletin rızasıyla çözülmelidir. Bir kişinin iradesiyle değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin demokratik meşruiyetiyle çözülmelidir. Herkesin kaygısını gören, acısını da umudunu da yüreğinde taşıyan bir büyük toplumsal mutabakatla çözülmelidir. Yıllarca biz bunu savunduk. Bu meselenin çözüm adresi Meclis'tir dedik. Komisyon kurulmasını yıllarca önerdik. Komisyоn kurulduğunda katılım gösterdik Tüm tahriklere, bütün sabotajlara rağmen masada kaldık. AK Parti ve diğer partilerle birlikte bazen aynı salonda buluştuk, bazen ayrıştık ama meselenin kendisinden hiçbir zaman kopmadık. yapıcı katkımızı hiçbir zaman esirgemedik. Komisyоn kurulduğunda katılım gösterdik Tüm tahriklere, bütün sabotajlara rağmen masada kaldık. AK Parti ve diğer partilerle birlikte bazen aynı salonda buluştuk, bazen ayrıştık ama meselenin kendisinden hiçbir zaman kopmadık. yapıcı katkımızı hiçbir zaman esirgemedik. Ülkenin hayrına olmayan hiçbir işin altına imza atmadık. Komisyon raporuna katkı verdik, imzamızı koyduk. Sürecin başında durumumuzu şöyle özetlemiştik. Destekleyeceğiz, katkı sunacağız ve denetleyeceğiz. Her aşamasında yapıcı olmaya gayret gösterdiğimiz bu süreçte başta ortaya koyduğumuz ilkelerden hiç sapmadık. Çünkü bizim tutumumuz günlük değil tarihseldir. Konjonkturel değil, ilkeseldir. Siyaset ilkeyle yapılır. Biz işine gelince çözüm işine gelmeyince terörist diyen, bir süreci önce masaya koyup sonra buzdolabına kaldıran Dolmabahçe'de görüştükleri rahmetli Sırra Süreyya Önder'i hapse atıp sonra arkasından timsah gözyaşı dökenlerden hiç olmadık. Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, Siyasi iktidar bu süreci maalesef büyük bir özensizlikle yönetmiştir. Müzakereleri kapalı kapılar ardında yürütmüştür. Bu toplumsal meseleyi ikili müzakere ortamına sıkıştırmıştır. Toplumsal mutabakat fırsatını kendi eliyle heba etmiştir. Bizi muhalefeti dışarıda bırakmak için elinden geleni hatta akla gelmeyenleri yapmıştır. Komisyonda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmeler, özel takvimler, özel siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir bir süreç yürütülmüştür. Üç kişinin bildiği metin diye, bir metin kutsanıp meclisten gizlenmiş Adalet ve Kalkınma Partili vekillerden dahi gizlenmiş bir telaş ve bir bir panikle son sürece girilmiştir. Komisyonda itiraz eden, soru soran eleştirilerini dile getiren milletvekillerinin üzerine yürümeye kadar, yani bir süreç yönetmek yerine bir devlet yönetimi anlayışı göstermek yerine farklı bir telaş, farklı bir panik bilinmeyen bir ruh hali bütün meclisin bütün milletin gözü önünde yaşanmıştır. Barışın hukuku milletin gözünden kaçırarak yazar mıyız? Yazılamaz. Toplumsal uzlaşma yangından mal kaçırır gibi kurulamaz. Millet sonunda kendisine bilgi verilecek bir sürecin seyircisi değildir. Millet bu ülkenin sahibidir, ta kendisidir. Değerli milletvekillerimiz, açıkça ifade etmek istiyorum. Bu teklife hayır deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir diye millete sokağa sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan YENİ Parti grubudur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Cumhurbaşkanı adayı tutuklanan, yol arkadaşları hapsedilen, partisine yargı eliyle butlan atanan biziz. Öyle saldırılara maruz kaldık ve Ve kalıyoruz ki en temel insan haklarının ihlal edildiği, masumiyet karinesinin yok sayıldığı bir düşman hukukuna muhatabız. Sahte delillerle, kanıtlanmamış iddialarla, gizli tanık ifadeleriyle tarihe utanç olarak geçecek bir süreci yaşıyoruz. Yerel seçimleri kaybettiği için siyasi rekabeti refah kaldıranların ailelere, eşlere, evlatlara zulmeden bir darbeci anlayışına muhatap olan bizleriz. Günlerdir günlerdir bu teklife hayır dememiz için binlerce öneri, eleştiri hatta tepki alan bizleriz. Ama hepinize Şunu hatırlatıyorum. Yarın bu ülkeyi yönetecek olan da biziz ve bu millete olan bağlılığımızla, bu ülkeye olan sevgimizle, toplumsal barışı olan inancımızla sorumluluk alanda biziz. Kolaya kaçmayan devletciddiyetiyle karar veren bu ülkenin on yıl, yirmi yıl, otuz yıl sonrasını düşünme sorumluluğunu yüreğini hisseden de bizleriz. 'EN ÇOK HAYIR DEME HAKKINA SAHİP OLAN BİZLERİZ' Biz Türkiye'nin sorunlarını çözmek için yeni partiyi kurduk. Kutuplaşmayı bitirmek, barışı getirmek için kurduk. Biz yeni partiyi bir partimiz olsun diye kurmadık. İktidar olsun sorunları çözsün sorunların ve eşitsizliklerin üzerine kararlılıkla yürüsün diye kurduk. Bize defalarca bu şartlarda o masada neden oturuyorsunuz dediler. Bu çağrıları yapanların öfkesini de kaygısını da anlıyorum. Ama kimse bize ne yaşadığımızı anlatmasın. Çünkü bize yapılanları en iyi biz biliyor, yüreğimizin en derinliklerinde hissediyoruz. Bir tanesini unutursak da yüreğimiz kurusun. Bu yasaya hayır deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama bu hakkı milletin barış hakkının önüne koymayan da bizleriz. 'KOMİSYON MASASI ERDOĞAN'IN MASASI DEĞİL' Komisyonda masadan Çünkü o masa Erdoğan'ın masası değildir. O masa milletin barış umutlarının masasındır. Türkiye'nin hak ettiği kalkınma umudunun masasıdır. Türkiye'de yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun bütün gençlerin iyi bir gelecek umudunun masasıdır. Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık, koymayacağız. Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, Önümüzdeki teklifin içeriği de hazırlanış biçimi kadar sorumludur. Yazıma aylar süren komisyon raporu katılan tüm partilerin mutabakatıyla hazırlandı. Raporun geçindiği maddesinde demokratikleşme vardı. Siyasi tutukluların durumundan Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uyulmasına, kayyum uygulamalarının sona erdirilmesine kadar pek çok demokratikleşme önerisi vardı. Altında iktidar milletvekillerinin de imzası vardı. Ama bu kanunun teklifinde hiçbiri yok. Şimdi birileri 'E bunlar Bunlar kanunla olmak zorunda değil, yürütme yapar, uygulamayla olur, gelecekte olur. Hele bu süreç bir yere varsın ondan sonra olur' diyorlar. Bu sürecin bir yere varsın diye tarif edilen, verilen süre örgütün silah bırakmasının teyit ve tespiti için geçen süre. O süreyi de bekleyelim. Demokrasi için verdiğimiz sözleri bundan sonra yaparız. Elindeki silahı bir terör örgütü mensubunun teslim etmesiyle Mardin'deki gencecik bir seçmenin verdiği oyu alan belediye başkanının belediyeyi yönetmesini nasıl ilişkilendiririz? Terörle Kürtleri bir görüp gösteriyorsunuz zaman zaman deyince itiraz edenlere söylüyorum. Seçilmiş bir milletvekilinin burada göreve gelip başlamasıyla anayasa mahkemesi kararına gösterilen direncin ortadan kaldırılmasıyla veya örneğin bakanların gidip de bakan kimlikleriyle önce kayyum atanmış bir belediyeyi ardından AK Parti ilçe başkanlığının ziyaretiyle. Sonra gelip MKYK toplantılarında 'Esenyurt Belediyesi'nin kayyumu sorulduğunda o farklı. Orada başka şeyler var' Bu nasıl bir hukuk anlayışı? 'CAN ATALAY İÇİN ADIM, DEMİRTAŞ İÇİN AÇIK BİR HUKUK YOK' Ama iki kayyımın bile partisine göre farklı tarifler yapan orayı siyaseten elde tutmak için bu kadar büyük ve önemli gördüğümüz bir meseleyi buna alet edenlerin bu sürece nasıl bir katkı yapmasını bekliyorsunuz? Önümüzdeki teklifin içeriği de hazırlanış biçimi kadar sorunlu demiştim. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun sadece altıncı maddesi var. O kısmı da sorunlu, özensiz, problemli, kapsamı tartışmalı, uygulaması tartışmalı, yetkilendirmesi tartışmalı bir şekilde hayata geçirilmiş. Uzun tutukluluklara, gizli tanık düzenine, siyasallaşmış yargıya karşı tek bir demokratik adım yok. Hatay'ın seçilmiş milletvekili Can Atalay için bir adım yok, bir adım atmaya da görünen vakitli bir niyet yok. Selahattin Demirtaş için açık bir hukuk yok, örtülü keyfiyete kalmış bir muğlaklık var ve bunun tarifinde maharet gösteren bir takım iktidar aktörleri var. Siyasi rakipleri, gazetecileri akademisyenleri ve seçilmiş belediye başkanlarını cezaevinde tutan düzene ilişkin bir değişiklik yok. Burada komisyonun iradesini hiçe sayan meseleyi yüzeysel ele alan, özensiz bir metin var. Burada yargının bütün yetkisini yürütmeye devreden bir yetki var. Yasamanın üstlenmesi gereken sorumlulukları yürütmeye veren, istismara açık yetkiler düzenleyen bir betim var. Yargıda verdiği tüm kararlar neredeyse anayasa mahkemesinden dönmüş. Siyasi operasyonların baş aktörü olmuş. Bir siyasete gelmiş, bir hakim savcı kürsülerine gitmiş, birisinin içinde bulundurulacağı bir komisyona siyasete kimin ne zaman dahil olacağı konusunda 'bezirgan başılık' gibi bir görevin tarifi var. Yani bu süreçten sonra siyasete dahil olma meselesinin bile bugünkü yürütmenin elinde koz olarak tutan veya bu meseleyi halen daha bir takım parçası kılan bir anlayış var. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri biz Biz Adalet ve Kalkınma Partisi'nin sicilini unutmuş değiliz. Kırk yılı aşkın bu meselenin yirmi beş yılı AK Parti dönemindedir. Binlerce şehit AK Parti döneminde toprağa düşmüştür. AK Parti'nin bugünkünden çok daha güçlü olduğu yıllar oldu. 'ERDOĞAN BARIŞTAN YANAYMIŞ GİBİ YAPAN TARAFTA' Mecliste büyük çoğunluklara sahipti. Toplumdan geniş destek alıyordu. Devletin bütün imkanları elindeydi ama hiçbir zaman bu meseleyi gerçekten çözmek istemedi. Çözümün gerektirdiği demokratik ödemekten hep kaçtı. Çünkü kalıcı çözümü iktidar hesabının önüne koyamadı. Bir dönem oturttuğu siyaset arkadaşlarını yıllarca pasif pozisyonlara gitti. Dün el sıkıştığı insanları ertesi gün terörist ilan etti. Mecliste büyük çoğunluklara sahipti. Toplumdan geniş destek alıyordu. Devletin bütün imkanları elindeydi ama hiçbir zaman bu meseleyi gerçekten çözmek istemedi. Çözümün gerektirdiği demokratik ödemekten hep kaçtı. Çünkü kalıcı çözümü iktidar hesabının önüne koyamadı. Bir dönem oturttuğu siyaset arkadaşlarını yıllarca pasif pozisyonlara gitti. Dün el sıkıştığı insanları ertesi gün terörist ilan etti. Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi'ni yöneten akıl hiçbir zaman bu meselenin gerçekten çözümünü ve Türkiye'nin topyekun huzurunu parti çıkarlarının önüne getirmedi. 'İKTİDARIN SAMİMİYETİNE GÜVENMİYORUM' Sayın Erdoğan bugün siyasi rakiplerini yargıyla bertaraf etmeyi göze alan tek kaygısı kendi koltuğu olan bir noktadadır. Adalet ve Kalkınma Partisi şimdi de maalesef varışı isteyen samimi bir tarafta durduğunu gösterememektedir. Erdoğan barış umutlarını yine heba etmek isteyen taraftadır. Mecbur kaldığı için banıştan yanaymış gibi yapan taraftаtır. Yeni parti ise ona bu fırsatı vermeyen taraftadır. Biz böyle bir iktidarın samimiyetine güvenmiyoruz. Geçmişine güvenmiyoruz, bugünkü niyetine güveniriz. Gelecekte vereceği sözlere de peşinen güvenmiyoruz. Biz kendimize ve milletimize güveniyoruz. 'VAR OLAN TEHLİKELERİ GÖRÜYORUZ' Biz rüzgara göre şekil değiştirenler değiliz. Biz doğru bildiğini ne pahasına olursa olsun savunan ve ilkelerine sahip çıkanlarız. Değerli milletvekilleri, bizi uyaran yurttaşlarımızın sesini duyuyorum. Bütün bunları yapan bir iktidarın getirdiği yasaya nasıl destek vereceksiniz dediklerini duyuyorum. Haksızlar mı? Bu soruyu son derece meşru buluyorum. Bu itirazı ciddiye anlıyorum. 'Bu süreç Erdoğan'ın yeniden adaylığının önünü açacak bir anayasa pazarlığına dönüşür mü' şüphelerini anlıyorum. Var olan tehlikeleri görüyorum. Bu iktidar demokratikleşmez diyenlerin endişesini, güvensizliğini paylaşıyorum. Ancak eleştirilerin barışa karşı olmadığını da görüyorum. 'BARIŞIN ÖNÜNÜ AÇACAĞIZ' Herkesin tam bir barışı arzuladığını ama her şeyin bu Bu iktidara güvensizlikten kaynaklandığını biliyorum. Erdoğan iktidarını demokratikleştirmeyi başaramadı, başaramayacak. Erdoğan'ın iktidarı kalkınmayı sağlayamadı, sağlamayacak Hukukun üstünlüğünü adaleti getirmedi asla getirmeyecek. O yüzden bunları bu iktidara bırakamayız, bırakmayacağız. İşte buradan tarih önünde ifade ediyorum. Bu yasaya hayır deme hakkına en çok sahip olan yeni parti kendi hakkını milletin barış hakkının önüne koymayacaktır. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi için hiçbir evladımızın gazi olmaması için, yoksul evlere ateş düşmemesi için barışın önünde durmayacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın diye bu ülkenin çocukları, bu Bu ülkenin geleceğini okullarda, fabrikalarda, tarlalarda laboratuvarlarda kursun diye barışın önünü açacağız. Türkiye bölgemizdeki ve dünyadaki tehditlere karşı 'Bir ve bütün olsun, güçlü olsun diye barışın önünü açacağız.' 'BARIŞIN SAHİBİ ERDOĞAN DEĞİL MİLLETİN TA KENDİSİDİR' Yıllardır teröre, silaha, gözyaşına harcadığımız gücümüzü üretime, eğitime, refahı ayırmak için barışın önünü açacağız. Korku olmadan, ayrımcılık olmadan yan yana gönül gönüle ortak geleceği inşa etmek için barışın önünü açacağız. Biz ölüm değil, hayat olsun diye korku değil umut olsun diye bu sorumluluğu alacağız. Erdoğan iktidarını buyurun devam edin. Buyurun, buyurun. Erdoğan iktidarının başaramadığı demokratikleşmeyi, kalkınmayı adaleti ve hukukun üstünlüğünü de biz başaracağız. Çünkü bu iktidarın bunu yapmaya niyeti yoktur. Bu iktidarı koltuğundan başka düşündüğü yoktur. Bu ülkeyi bu kadar kötülük yapan bir iktidarın barışın sahibi olmasını beklemiyorduk. olmayacakları açıktır. Barışın sahibi bu ülkenin adalete, huzura susamış tüm insanlarıdır. Demokratlar bu ülkeye barışı getirecek ama bu iktidarın milletin vicdanında da asla atlamayacaklardır. Barışın sahibi ne Erdoğan'dır, ne bir siyasi partidir, ne bir örgüttür. Barışın sahibi, sahip çıkarsa gerçekleşir, milletin ta kendisidir. Biz insanca ve hakça yaşayacağımız bir Türkiye'ye inanan, doğuda ve batıda bunun hayalini kuran siyasetin temsilcileriyiz. Ortak bir barışın mümkün olduğunu biliyoruz. Ve biz bu hayali şehir şehir kurmaya talibiz. Terör örgütünün fesi silahların bırakılması ve infaz düzenlemeleri çatışmayı sona erdirmenin konusudur. Önemlidir ama yeterli değildir. Ama asıl hedefimiz demokratik çözümdür. 'KOYDUĞUMUZ İMZA NAMUSUMUZ' Terörün kökünü ancak demokrasi kazır. Bu milletin bu milletin hiçbir ferdinin umudunu siyasi hesaplara ezdirmeyeceğiz. Barışı samimiyetsizliğe, çıkarcılığa teslim etmeyeceğiz. Değerli milletvekilleri, bugün silah faslının kapanması için bir kapı aranıyor. Biz o kapıyı kapatan taraf olmayacağız. Ama asıl büyük mücadele şimdi başlayacak. Demokrasi mücadelesi, adalet mücadelesi, eşit yurttaşlık mücadelesi, kalkınma ve refah mücadelesi. Biz komisyon raporuna imza koyduk. Koyduğumuz imzayı namusumuz biliyoruz. Raporun silah bırakma ve hukuki geçişi düzenleyen altıncı bölümüne de demokratikleşme sorumluluğunu ortaya koyan yedinci bölümüne de imza attık. Biz imzamızın gereğini yapacağız ama Cumhur İttifakı'nın da yedinci bölümün altında imzası vardır. Şimdi o bölümü unutturma, erteleme gayretlerini dikkatle takip ediyoruz. Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz. Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis'e getireceğiz. Kayyum uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının mücadelesini vereceğiz. Hukuksuzca hapiste tutulan hakkının mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Bağımsız yargının ifade özgürlüğünün seçilmişlerin iradesinin ve eşit yurttaşlık mücadelesini vereceğiz. AK Parti'nin yapmak istemediğini demokratlar olarak biz yapacağız. Onların kaçtığı çözüm sorumluluğunu biz üstleneceğiz. Onları kurmadığı toplumsal mutabakatı biz Biz arayacağız. Onların sağlamadığı adaletin peşinden biz koşacağız. 'EVET DİYORSAK ÇOCUKLARIMIZIN KANI BİR DAHA AKMASIN DİYEDİR' Onları kurmadığı toplumsal mutabakatı biz Biz arayacağız. Onların sağlamadığı adaletin peşinden biz koşacağız. Onların ertelediği demokratikleşmeyi biz gerçekleştireceğiz. Çünkü biz yalnızca çatışmasızlığa değil, demokratik barışa talibiz. Yalnızca silahların susmasına değil, sözün özgürleşmesine sahip talibiz. Biz ortak geleceğimizin adalet ve vefa kurulmasına sahibiz son sözüm vatanını ve milletini korumak için gözünü kırpmadan canını veren şehitlerimize, ailelerine. Daha yirmili otuzlu yaşlarda toprağa düşen evlatlarımıza, onların annelerine babalarına eşlerine çocuklarına kimse şehitlerimizin aziz hatırasını siyasete alet edemez. Hiç kimse milletimize evlatlarınız boşuna şehit oldu da uykusunu yaşatmayı kabul edemez. Onlar bu vatan yaşasın. Bu millet bir daha aynı acıları yaşamasın diye can verdiler. Bugünkü tutumumuz bugün 'evet' diyorsak gencecik çocuklarımızın kanı bir daha toprağa düşmesin diyedir. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın diyedir. Türkiye bir daha terörün karanlığına dönmesin diyedir. Bu oylamadan önce kulağımda çınlayan söz Şehit aileleri derneklerine 21 Kasım 2024 tarihinde 3 büyük derneğe devletin de protokolünde yer alan yaptığımız ziyarette şehit babasının vatan sağ olsun, ben yandım başkası yanmasın ama kimse de bizi kandırmasın sözünün üzerinedir. Hatta aynı gün Şehit Aileleri Vakfı Başkanı Abdurrahman Yılmaz Bey, terörün bitmesini, şehidin gelmemesini, annelerin ağlamamasını biz de isteriz. Ama yeter ki önceki süreçte olduğu gibi kandırılmayalım demişti. Sırrı Süreyya Önder, rahmetli Süreyya Önder grubumuzu ziyaretinde belki bugün aldığımız bir kararla şehit ailelerini memnun edemeyiz ama bir daha şehit gelmemesi en önemli şeydir dediğinde demiştim ki Sırrı abi geçen gün gittiğim bir dernekte başkanın sözleri tam da böyle terör bitsin, şehit gelmesin, anneler ağlamasın. Biz yandık başkası yanmasın ama kimse bizi kandırmasın. O gün rahmetli Sırrı Süreyya Önder böyle bir bakış açısının bizim üstlendiğimiz sorumluluktan da değerli bir sorumlu olduğunun hakkını teslim etmişti. Hatta bir gün o derneğe birlikte ziyaret etme zemini oluşsun diye konuşmuştuk. Allah nasip etmedi, ömrü yetmedi ama artık bundan sonra 10 Kasım'da Anıtkabir'e de birlikte çıkmanın, bütün evladını kaybetmiş anaların acısını hep birlikte yüreğimizde hissetmenin, bir daha hiçbir eve evlat acısı düşmesin diye sorumluluk almanın vaktidir. İlk günden şehit aileleri ve gazilerimizin gözünün içine bakamayacağımız bir şeyin içinde olmayacağımızı söylemiştik. Aynı kararlılıkla ifade ediyorum ki herkes kendi vicdanıyla yaşar, herkes vicdanının sesini bastırabildiği zaman uykuya dalar. Esas olan şehit ailelerinin, gazilerin teröre sarsılmaz bir kararlılıkla mücadele eden başta Türk silahlı kuvvetlerimiz olmak üzere tüm güvenlik güçlerimizin ve terörden zarar gören vatandaşlarımızın olmak üzerek tüm milletimizin yüzüne bakamayacak bir duruma düşmemektir. 'BEN VE YÖNETİCİ ARKADAŞLARIM 'EVET' DİYECEK, VEKİLLER MİLLETİN SESİNİ DİNLEYECEK' Anayasanın güvence altına aldığı Cumhuriyet'in temel nitelikleri. Bunlar tartışma veya pazarlık konusu yapılamaz. Buna asla izin vermeyiz. Bu anlayışlar, bu anlayışı iktidara değil ama milletimize güvenerek bu metne değil ama partimizin duruşuna ve milletvekillerimizin göstereceği duruşa güvenerek bu metne kefil olmadan ama barışın sorumluluğunu taşıyarak, iktidarın hesabına karşı durarak ama Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir bir sorumluluğu üstleniyorum. Ben ve yönetici arkadaşlarım Tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya evet diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki yeni partimizi millet kurmuştur. Partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde millet ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Cumhuriyet Halk Partisi grubunu kararında serbest bırakıyor değilim. Aksine kendi il, bölge temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak onları milletin vekili olma sorumluluğuyla baş başa bırakıyorum. Hiçbir yeni parti milletvekili üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. yeni partinin, yeni nesil siyasetinin gereği budur. Biliyoruz ki barış, demokrasi ve adalet bu ülkenin ilacı olacak. Bu ilaç birimize değil hepimize şifa olacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza güveneceğiz, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum. Yüce Meclis'i saygıyla selamlıyorum. Bundan sonra bu kürsülerden kanın, gözyaşının, ayrılıkların değil birlikte olmanın, birlikte yaşamanın, birlikte kalkınmanın geleceğe 86 milyon güvenle birlikte bakmanın umudunu taşıyarak Yüce Meclis'i saygıyla selamlıyorum.

CHP'de mutlak butlan yönetimi, YENİ Parti'nin Meclis'teki oda ve koridorlarını istedi Haber

CHP'de mutlak butlan yönetimi, YENİ Parti'nin Meclis'teki oda ve koridorlarını istedi

CHP'de mutlak butlan yönetimi, TBMM Başkanlığı'na YENİ Parti ile ilgili başvuruda bulundu. Başvuruda, YENİ Parti'nin Meclis'teki oda ve koridorları talep edildi. CHP'nin yaptığı başvuruda, "Milletvekili sayısındaki değişim Genel Kurul sıralarını ve hizmet ihtiyacının ölçüsünü etkiler; ancak siyasi partilere tahsisli mevcut grup mekanlarının yeni partiye kendiliğinden geçmesini sağlayan bir halefiyet kuralı oluşturmaz. Teamül niteliğindeki tarihsel uygulamalar, yeni grubun TBMM Başkanlığınca ayrıca yerleştirilmesidir. 'Sayıca büyüklük', hizmet kapasitesini belirleyebilir; mevcut tahsisin hukuki halefini belirlemez" denildi. "CHP'nin halen kullanımında bulunan grup katı, grup başkanvekili odaları, toplantı ve destek birimleri CHP'nin kurumsal devamlılığı kapsamında korunmalıdır" talebinde bulunulan başvuruda, şu ifadelere yer verildi: "• Mevzuat, çalışma mekânlarının düzenlenmesini TBMM idaresine verir; otomatik intikal veya 'çoğunluk hangi taraftaysa oda onundur' şeklinde bir kural yoktur. • Genel Kurul oturma düzeni ile bina içindeki idari mekân tahsisi aynı işlem değildir. İlkinde siyasi ağırlık ve görünürlük, ikincisinde kamu hizmetinin sürekliliği, fiziki imkân ve idari karar öne çıkar. • Belgelenmiş güçlü uygulamalarda yeni gruplar için yeni/ayrı yer bulunmuş, bölme-inşaat yapılmış, dağınık veya aşamalı çözüm uygulanmıştır. • TBMM çatısı altında siyasi partilerin hizmetine ayrılmış mekanlar parti malvarlığı değildir; milletvekilleriyle birlikte 'göç eden' bir hak niteliği de taşımaz. • CHP'ye özgülenmiş mevcut kullanımın korunması mülkiyet iddiası değil; devam eden kurumsal muhataplık, hizmet sürekliliği ve istikrarlı idari uygulama talebidir. • Yeni grup oluşması, eski partinin oda ve koridorları üzerinde kendiliğinden halefiyet hakkı doğurmaz. Önceki uygulamalarda böyle bir otomatik devir mekanizması söz konusu değildir. • Yeni grubun çalışma ihtiyacı TBMM Başkanlığınca ayrıca karşılanır. Saadet 2023'te yeni koridor belirlenmiş ve odalar boşaltılmış; ANAVATAN 2005'te eski FP odaları ile kurumsal görevlerde kullanılan odalar yeniden tahsis edilmiştir. • 'Kaynak parti her durumda mevcut odalarını muhafaza eder' şeklinde yazılı ve mutlak bir kural yoktur. Ancak, yeni grubun, ayrıldığı partinin odalarını otomatik olarak isteme hakkı bulunduğunu gösteren hiçbir TBMM uygulaması da söz konusu değildir."

CHP'den ayrılış süreci: Özgür Özel, aracı tarafından kendisine yapılan teklifi açıkladı Haber

CHP'den ayrılış süreci: Özgür Özel, aracı tarafından kendisine yapılan teklifi açıkladı

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gazeteci Fatih Altaylı'nın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. CHP'ye yönelik mutlak butlan kararına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özgür Özel, "Düpedüz darbe. Burada hakimlik, savcılık, kanunlar, size verilmiş yetkileri siyaseti tasfiye etmek için kullanırsanız, 'olmaz' dedik, 'yanlış' dedik, 'bu kadarını da yapmazlar' dedik, yaptılar. Kararı alanlar ile karardan nemalanacak küçük bir zümre dışında kimse kabul etmedi. Örgüt ayağa kalktı, parti ayağa kalktı, ülke ayağa kalktı, muhalefetin dayanışması çok kıymetliydi" dedi. "Bu kararı kabul edenler, 'etmeyecek' olsa bu karar alınmayacaktı" diyen Özel, "Erdoğan CHP'ye darbe yapmaya karar vermişti, bunun için elindeki imkanlara baktı. En elverişli yöntem olarak bunu tercih etti. Erdoğan bu işin tam içinde" ifadelerini kullandı. CHP'den ayrılış süreci CHP'den ayrılma sürecini anlatan Özel, "Bana şu teklifte bulunuyor. Sen grup başkanı olarak devam et, biz burada genel başkan olalım, partiyi yönetelim, günü geldiğinde seni ve dediklerini milletvekili yaparız. Böyle bir şey kabul etmem mümkün mü! 'Kalalım' diye hiçbir şey yapmadılar. Kalalım diye teklif ettikleri her bir tanesi şahsımıza yönelik teklifler" dedi. Yapılan teklifi açıkladı Aracı tarafından kendisine yapılan teklifi açıklayan Özel, şunları anlattı: "Bir aracı arkadaş geldi, diyor ki 'Kemay Bey şu teklife yakın. Sen burada dur, o genel başkan olsun. Günü gelince seçimlerde Kemal Bey milletvekili olup Meclis Başkanı olsun.' O meclis başkanı olduktan sonra seçimlerden sonra ben de genel başkan olacağım. Biz bu ülkenin cumhurbaşkanının kim olduğunu, adayımızı belirlemeli, arkasında hep birlikte durmalı ve bu iktidarı değiştirmeliyiz. Bunun dışında hesap yapan, bu memleketin iyiliğini düşünmüyordur. Zaten bunları duydukça anladım ki orada geçirdiğimiz her gün memleketin geleceğinden çalıyoruz, yola çıkmamız lazım, çıktık." Cemil Tugay açıklaması İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AKP'ye katılacağı iddialarına ilişkin konuşan Özel, "Arayıp da 'AK Parti'ye katılacaksın' diyorlar falan diye bir şey söylenir mi? Ayıp bir şey, kendisi de defalarca yalanladı. Ben, Cemil Bey'in ilk bu butlan kararı çıktığında 'hemen parti kurmalıyız, ayrılmalıyız' dedi. 'Böyle bir şey olmaz' dedim. O kendisi ayrıldı, 'Acele ettiniz' dedim. 'Biz hep size yük oluyoruz, biraz da sırtınızdan yük alalım' dedi. Benim kendisiyle konuştuğum konu bu çerçevede. Dün bir arkadaşımız görüşmüş. 'AK Parti'ye katılma ihtimalini görmüyorum' diye söyledi" ifadelerini kullandı. YENİ Parti'ye yapılan bağışlar YENİ Parti'ye yapılan bağışlar ile ilgili konuşan Özel, "Verilen her kuruş yardımın nereye, ne şekilde harcandığını, hatta harcanırken gösterilen özeni he göstereceğiz hem de partinin bütün üyelerinin denetimine açacağız. Denetim raporlarını yayınlayacağız" dedi. Özel, şunları söyledi: "Verilen paranın, paranın ötesinde ötesinde bir değeri var, aidiyet değeri var. Bu hafta online üyelikler başlayacak, bunun üzerinden düzenli aidatların ödeneceği bir sistem olacak. İmkanı olan herkesten kuruluşuna karar vermiş, ismine karar vermiş ve bütçesini belirledikleri bir partiye sahip çıkmalarını, hem katkı sağlamalarını hem katkı sağladıkları partinin bu parayı nasıl harcadıklarını denetlemelerini özellikle istiyoruz."

Özgür Özel'den dikkat çeken açıklamalar: "Butlancılarla işimiz olmaz" Haber

Özgür Özel'den dikkat çeken açıklamalar: "Butlancılarla işimiz olmaz"

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partinin teknik kuruluşunun tamamlandığını belirterek “Asıl iş şimdi başlıyor. Şimdi Anadolu'da milletle birlikte siyasi kurulum gerçekleşecek. Milletvekilleriyle beraber karış karış Anadolu'da ve Rumeli'de olacağız. Oluşumun ikinci aşaması bu. İktidar milletten koptu, biz milletle kucaklaşacağız” dedi. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Tavır gazetesinin sorularını yanıtladı. Partinin teknik kurulumunun tamamlandığını, bundan sonra 90 vekille Anadolu'yu gezip milletle kucaklaşacağını belirten Özel, “Biz iktidar olacağız” dedi. YENİ Parti’nin kuruluş aşamasında teknik ve bürokratik olarak çok hızlı partileştiklerini belirten Özel, “CHP'de kalmak için her şeyi denedik olmadı. O halde yeni oluşumla ana muhalefet olarak konumlanmamız gerekiyordu. Aksi halde iki parçalı yapı ve bitmez tükenmez polemikler olurdu. Şimdi öyle değil. Ana yapı biziz. Ana muhalefetiz. 90 milletvekili burada. Bu işleri hızlandırdı, bürokrasiyi kolaylaştırdı. 27 saatte partileştik. İl başkanlarımız da illerinde ana muhalefetin il başkanı. Mesela Özgür Çelik'i düşünün. İstanbul'da ana muhalefet partisinin il başkanı, ilçe başkanlarıyla beraber. Bu bir güç. Tüm illerde teşkilatlanma bakımından büyük avantajımız olacak. Buraya kadar işin temeliydi, ilk aşamasıydı.” Karış karış Anadolu'da olacağız Özel, bu aşamadan sonrası için ise şunları söyledi: “Asıl iş şimdi başlıyor. Teknik kurulum birinci aşamaydı. Şimdi Anadolu'da milletle birlikte siyasi kurulum gerçekleşecek. Milletvekilleriyle beraber karış karış Anadolu'da ve Rumeli'de olacağız. Oluşumun ikinci aşaması bu. İktidar milletten koptu biz milletle kucaklaşacağız. İşte bu bizi daha da büyütecek. Doğrudan seçmenle konuşacağız. Sahada; ev ev, kapı kapı. Kadroları da buna göre oluşturacağız. Liyakatli isimler bulacağız. Topluma güven verecek isimler.” CHP'nin kapsama alanına alınması olarak gördüğü ilk aşamanın başarıldığını belirten Özel, şöyle devam etti: “Şimdi CHP'yi de aşan bir harekete dönüşüyoruz. Türkiye'nin tamamını kapsayan bir siyasal oluşuma. Büyük Türkiye ittifakına. Atatürk ile, Cumhuriyet ile, bayrakla sorunu olmayan herkes bize gelebilir. Bu yapıda herkes temsil edilebilir. Hedef yüzde 65 Kimse umutsuzluğa kapılmasın. Biz mücadele veriyoruz. Çare sandıkta. Bu sorunlan çözeriz. Sorunu biliyoruz. Reçete belli, ilaç belli. Biz siyasal oluşumu tamamlıyoruz. Bu inşaatın temeli. Üstüne kazandıracak adayımızı koyacağız herkesten, her kesimden oy alabilecek. Durumdan memnun olmayan ve ‘Bu böyle gitmez’ diyen AK Partililerden de destek gelecek. Hedef yüzde 52 değil. Yüzde 65... Ayrıca bize Meclis çoğunluğu da lazım. Türkiye'yi düzlüğe çıkaracağız. Biz şimdi ülkenin ve halkın önüne yeni bir yol açtık. Ülke ve halk o yoldan geçerek düzlüğe çıkacak. Biz YENİ Parti olarak Türk siyasetindeki boşluğu dolduracağız, CHP'yi de aşan bir Türkiye partisi olarak.” Yeni ve temiz bir sayfa açtık Nefes gazetesine de konuşan Özel, CHP'den ayrılmanın kolay olmadığını ancak YENİ Parti ile birlikte "temiz bir sayfa" açtıklarını söyledi. Özel, şunları söyledi: "Bu partinin eskisi, kıdemlisi, bedel ödemişi yok. Hepimiz yeniyiz burada. Milletvekillerinin tamamının kendini eşit hissetmesi, ait hissetmesi açısından çok kıymetli. Sokağa, sahaya, örgüte de bunu iyi hissettirmemiz lazım. Hepimiz yeniyiz ve hep beraber yeni bir yola çıktık. Bu hissiyat çok kıymetli. Yeni bir sayfa, temiz bir sayfa açtık. Eski birtakım kırgınlıkların, küskünlüklerin olası tartışmaların geride kaldığı bir sayfa. Zaten o bir kısım tartışmayı yürütenlerle yolları da ayırdık. Eskiden ister istemez bir ekibin, bir mücadelenin bir parçası olarak geliyorsun. Sen her ne kadar aşmak istesen de hem kendi ekibin hem de karşıdaki ekip bu tarihsel kodları bir yerde tutuyorlar. İster istemez genel başkanın arzu ettiği kapsayıcılık veya herkese eşit mesafede olma meselesinde içsel ve dışsal sıkıntılar oluyor. Yani bazen kendi ekibinin tutumları sana mal ediliyor. Bazen de daha önce seninle birlikte bu yola çıkmamış olanlar kendilerini çok yakın hissetmiyorlar, dışarıda hissediyorlar. Şimdi böyle bir sorun kalmadı. Bu en büyük avantaj bu. Diğer tarafta ‘CHP Genel Başkanı’ unvanıyla yapmak isteyip de sesini duyuramadıkların var. 'Bana altı ok deme, ben CHP’ye vermem…' Bunlar sahada çok sık olmasa da belli sıklıkla karşılaştığımız şeyler. Yani kafasında bir CHP var. 'Özgür böyle değil, tamam. Ama CHP başka' Genel başkan olsanız bile kafasında CHP’ye yüklediği bir tarihi yük var ve ondan kurtulmuyor veya onu bahane ediyordu seçmen. Şimdi YENİ parti olarak böyle bir avantaj var." Özel, "Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerine bağlılık konusunda hiçbir tartışma yok. Ancak program ve tüzük geliştirilmeye açık başlangıç metinleri" dedi. Butlancılarla işimiz olmaz Özel, şöyle devam etti: "Butlan kararını geçmişten beri özleyen, bekleyen, katkı sağlayan, AK Parti’nin kadrolarıyla görüşenlerle gözü yaşlı partide kalanları birbirinden ayırıyoruz. Mutlak butlancılarla hiçbir işimiz olmaz. Butlancı olmadıklarını ama partide mücadele edeceklerini söyleyen bazı arkadaşlar var. Ben onların başarmasını isterim ama başaracaklarını düşünmüyorum. Neden düşünmüyorum? Çünkü biz de denedik onu. Belli ki yargı bürokrasisi üzerinden bir koordinasyon var." Mansur bey butlana karşı ilk günden tutum aldı Belediye başkanlarının YENİ Parti'ye geçmesiyle ilgili, "Bu arkadaşların kendi görüşleri bana gelmeden bir şey söylemem doğru olmaz. Yani belediye meclisinde birkaç fark vardır. Herkes geçmez. Bu sefer belediye başkanına hedef olur, yani 'Operasyon yaparsak biz alabilir miyiz' diye. AK Parti, daha doğrusu bu saray yönetiminin ve yargı kollarının ne kadar siyasi ve acımasız olduğunu gördüğüm için ben tedirgin oluyorum arkadaşlar açısından" ifadelerini kullanan Özel, Mansur Yavaş'la ilgili şu yorumu yaptı: "Mansur Bey butlana karşı ilk günden tutum aldı. Anıtkabir’e birlikte yürüdük. Mansur Bey’e de diğer büyükşehir belediye başkanlarına da 'Acele etmeyelim, doğru zamanda doğru kararı verelim' diye konuşmuştuk. O noktadayız." "Mutlak butlan" defterini kapattıklarını söyleyen Özel, "Yani mutlak butlancılarla mecbur orada CHP’de kalmış arkadaşları ayıracağız. Onun dışında artık dönüp de CHP konuşmak, onlarla tartışmak yerine önümüze bakacağız. Kaldığımız yerden ana muhalefet partisinin sorumluluklarını yerine getireceğiz. Vatandaşa sorunlarını nasıl çözeceğimizi anlatan, iktidara koşan bir parti hüviyetine bürünmesi lazım YENİ partinin" diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.