Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Özgür Özel

- Özgür Özel haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Özgür Özel haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel'den yurttaşlara YENİ Parti'ye katılma çağrısı: 'Bu hikayeyi kimse dışarıdan seyretmesin' Haber

Özgür Özel'den yurttaşlara YENİ Parti'ye katılma çağrısı: 'Bu hikayeyi kimse dışarıdan seyretmesin'

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde gerçekleştirilen ilk İl Başkanları Toplantısına başkanlık etti. Toplantının açılışında konuşan YENİ Parti lideri Özel, "Değerli il başkanlarım, kıymetli yol arkadaşlarım, milletimizin kurduğu YENİ Partimizin yeni genel merkezine, bu çatı altındaki ilk İl Başkanları Toplantısına hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz. Sizler yeni partimizin 81 ilindeki kurucularımızsınız, kurucu il başkanlarımızsınız ve temsilcilerimizsiniz. Bugün bu salonda Anadolu'nun ve Trakya'nın derdini, tasasını, umudunu ve mücadelesini konuşacağız. Anadolu ve Trakya'nın selamlarını getirdiniz ve sizlerle birlikte bundan sonra YENİ Parti'nin Türkiye'deki yeni siyasetini konuşacağız" dedi. Özel, şunları söyledi: "KENDİMİZDEN VE İL BAŞKANLARIMIZIN ZAFERİNDEN EMİNDİK" "Bilinsin ki biz bu binayı Ankara'da tuttuk, Ankara'da kurduk ama ne bu binanın tapusu, ne bu hareketin tapusu, ne YENİ Parti'nin tapusu hiçbirimizin üzerine değildir. Bu partinin sahibi millettir, tapusu da Cumhuriyetimizi kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün üstüne kayıtlıdır. Binamız açıldı, hepimize hayırlı, uğurlu olsun. Ama bugün bir bina açılışından, bir toplantı salonundan, yeni bir adresten söz etmeyeceğim. Biz 24 Mayıs günü hep birlikte arkamızda binaları, makamları, imkanları bırakarak yağmurun, dolunun altında Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yürüdük ve yeni bir siyasetin kuruluşunu başlattık. Elbette ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, 'baba evimiz' dediğimiz partimizde yepyeni bir anlayışla üç yıldır siyaset yapıyorduk. Değişim kurultayı'nda kimimiz bir taraftaydık, kimimiz başka bir taraftaydık. Sabaha karşı biten kurultaydan sonra sabahleyin il başkanlarımızla kahvaltıda buluştuk ve söze şöyle başladık. Dedik ki 'Bu süreçte en karşımızda olan il başkanımız ve en yanımızda olan il başkanımız...' Orada da söyledim, 'İsim olarak söylüyorum' diyerek rahmetli Ferdi'yi söyledim, Manisa İl Başkanım. 'Manisa İl Başkanı bana ne kadar yakınsa, şu andan itibaren tüm il başkanlarımız o kadar yakın olacak' demiştik. O günden sonra yepyeni bir anlayışla; kaybetmeyi geride bırakan, yenilmeyi geride bırakan bir anlayışla yola çıktık ve aslında yepyeni bir siyaseti son kurultaydan sonra hep birlikte gerçekleştirdik. Kalıcı ayrılıkları geride bıraktık. 'Sen o taraftaydın, ben bu taraftayım'ı geride bıraktık. Birbirimize kin duymayı, nefret duymayı hiç düşünmedik ve kolkola girdik. En doğru adayları belirleme mücadelesi verdik. Doğrusuyla, yanlışıyla ama ne yaptıysak iyi niyetle yaptık ve 31 Mart günü sizler illerinizde sandıklara sahip çıkarken ve oy sayımı başlamak üzereyken ben partinin her seçimde attığı bir mesajı bu sefer bambaşka hazırlamanın ve yollamanın heyecanini yaşıyordum. Hepiniz şahitsiniz ki sandıklar açılmaya başladığında, daha sandık sonuçları ortaya çıkmadan şöyle bir mesaj gelmedi. 'Anadolu Ajansı, iktidara yakın kanallar bilerek en kötü olduğumuz yerlerden haberler veriyorlar. kimse moralini bozmasın ve sandığı terk etmesin. Islak imzalı tutanakları almadan kimse görev yerinden ayrılmasın' mesajına bizim artık ihtiyacımız yoktu. Biz sandıklar açılırken bütün sandık görevlilerinin cep telefonlarına 'Birazdan Türkiye'nin dört bir yanından çok güzel haberler alacaksınız. Sakın bu haberlerin heyecanıyla görev yerinizi terk etmeyin, ıslak imzalı tutanağı almadan asla oradan ayrılmayın' mesajını atacak kadar kendinizden emindik, özgüvenliydik ve sizin emeğinizden, sizin çabanızdan, sizin zaferinizden emindik." "İKTİDAR NAMZETİ OLUNCA OLMAYACAK İŞLERE GİRİŞTİLER" "Gelinen noktada biz arkada binaları, imkanları, makamları değil; biz arkada kaybetmeye alışmayı, muhalefette olmayı, birbiriyle didişmeyi ve birilerine rakip, tehdit olmaksızın bir görevde olma anlayışını bıraktık. İşte biz onu geride bırakınca ve biz geride hiçbir arkadaşını bırakmayan, geride kimseyi bırakmayı kabul etmeyen bir anlayışta Genel Başkan ve il başkanları, genel merkez ve Türkiye'deki Cumhuriyet Halk Partisi'nin o dönemdeki tüm il ve ilçe başkanları, yöneticileri, örgütü, üyeleri bu fikirde birleşince bizim artık iktidar için bir tehdit olduğumuz, yönetimi değiştirmeye niyetli olduğumuz, geleceğin iktidar partisi namzeti olduğumuz algısı yerleşti. Buna karşı birileri ellerinde bulundurdukları kamu gücünü kullanarak, maalesef yargıyı kullanarak, savcıları kullanarak, hakimleri kullanarak olmayacak işler içerisine giriştiler. Baştan sona hatırlatmayacağım ama ilk iş olarak Türkiye'nin en büyük ilçesine, Esenyurt'a operasyon yapıp kayyım atayarak başladılar. 19 Mart'ta İstanbul Büyükşehir'e kayyım atama niyetiyle terör soruşturması başlattılar. Aynı zamanda 'Dünyaya derdimizi anlatamayız' diye düşünüp bir yolsuzluk soruşturması icat ettiler. Yetmedi, 'casus' dediler. Yetmedi, 'hırsız' dediler. Ama sonuçta dünyanın, Türkiye'nin adını bilmeyip o şehrin adını bilen bütün dünyanın gözünün önünde bile döndüler, dolaştılar ve İstanbul'un seçilmiş iradesine kafa tuttular; İstanbul'un kendisine, milletin kendisine kafa tuttular. Mücadele ettik. Yalanlarına, tertiplerine, kumpaslarına, iftiralarına teslim olmadık. Arkadaşlarımızı geride bırakmadık, ailelerini yalnız bırakmadık. Bir büyük mücadeleyi hep birlikte başlattık. Önce Saraçhane'de, takip eden günlerde kayyım püskürtüldükten sonra da önce Maltepe'de, sonra her çarşamba akşamı İstanbul'da bir ilçede, her hafta sonu sizlerin bir şehrinizde bir büyük mücadeleyi milletimizle kucaklaşarak, daha önce niyetlenemediğimiz meydanlara sığmayarak, şehrin geçmişte doldurulup şimdi birilerinin doldurmadığı ve kaçtığı meydanlarını doldurarak, taşıyarak bir büyük mücadeleyi hep birlikte verdik. Ayrıca örgütümüze verdiğimiz sözü tuttuk, hep beraber partiyi daha demokratik olarak nasıl yöneteceğimizi, daha iyi nasıl yöneteceğimizi taahhüt ettiğimiz tüzüğümüzü öyle 600'e 600 ayrılmış, birbirine denk iki delege yapısı hiç değişmeden sadece bir yıl sonra oybirliği ile değiştirdik." "HEP BİRLİKTE DEĞİŞTİRDİK" "Hep beraber çalıştık. 81 ilde, ilçelerde defalarca il danışma kurulları, STK'lar, meslek örgütleri ile çalışmalar, sendikalarla, iş insanları ile görüşmeler, sayısız ziyaretler, dünyaya bakarak, Türkiye'yi doğru okuyarak 20 yıldır değişmeyen ki belki artık her yıl revizyonlu konuşmak lazım Parti Programını hem Türkiye'yi nasıl yöneteceğimiz iddiasını ortaya koyarak hem de kronikleşmiş tespitinde ortaklaşılmış sorunların nasıl çözüleceğini somutlayarak yine büyük bir uğraşın sonunda hep birlikte değiştirdik. Bu arada saldırılar, saldırılar, saldırılar, saldırılar sürerken yarışmalı kurultayımızdan sonra aynı delegelerimizle 6 Nisan'da partiye de bir saldırı, partinin kapısındayken bir olağanüstü kurultay yapıp o kurultaydan hep birlikte tek yumruk olarak çıktık. 21 Eylül'de İstanbul İl Başkanlığımıza hem kayyım atanıp hem bina saldırıya uğradıktan sonra İstanbul delegeleri olmaksızın ve doğal delegeler olmaksızın yapılan bir kurultayda yine tek yumruk olarak çıktık. Ardından olağan kongre takvimini başlattık. Her mahalleye sandık koyduğunuz, mahalleden ilçeye, ilçeden ile, ilden Ankara'ya bütün seçilmişler yenilendi, yeni baştan seçildi, yepyeni bir irada çıktı. Kumpasçıların açtığı dava, mahkemede konusuz kaldı, kapandı. Bu sefer siyasi partilerin değil de medeni hukukun alanı olan bir alanda yeni bir saldırı başladı. Saldırı devam ettirildi. Siz, biz eğilmedikçe, bükülmedikçe Türkiye'yi yönetme iddiasını ifade ettikçe ve son kurultayda güçlü kadrolar, iktidar yürüyüşü için görevlendirildikçe karşımızdaki kötülük durmadı, durmadı, durmadı." "KURUMSAL KİMLİĞE SALDIRILDI" "Maalesef bu kez partinin cumhurbaşkanı adayına, partinin belediye başkanlarına ve meclis üyelerine, bürokratlarına yapılan saldırılar, son olarak partinin kurumsal kimliğine yöneldi ve AK Parti yargısı, AK Parti'nin kara düzeninin yargı kolları başkanlığı, partimizin Genel Başkanını, yöneticilerini değiştirip 6 yıl önceki bir kurultaya gidip partiyi 6 yıl seçimsizliğe de mahkum edip üst üste kazandığımız dört mazbatayı da yok sayıp bildiğiniz süreci başlattı. Maalesef tarih önünde bazılarımız sınavdan geçemedi. Tarih, siyasetçilere, insanlara sonra bakıp not vermek üzere sorular sorar. Şükürler olsun ki bu salonda, bu salondakilerin yönettikleri şehirlerinde, ilçelerinde neredeyse tümüne yakın olarak hep söylüyoruz, karpuzu ortadan böleceklerdi. Bir bütün olarak kalabilen ve sadece sapından ayrışan bir anlayışla tarihin doğru tarafında durduk, durdunuz, tarihin doğru tarafında duranlara selam olsun." "MİLLETİMİZ, 'BİR YOL AÇIN' DEDİ" "Tarihin eğri tarafından kendilerine makam, mevki arayanlar geride kaldı. Onlar, tarihte yarın sorulacak sorulara, verilecek cevap bulamamanın utancı içinde kalsınlar. Ancak biz tarihin doğru tarafında duranlarız. 2 yıldır hazırlanan büyük kötülüğe, o büyük kötülüğün ardından 2 ay süreyle önce genel merkezde, il binalarında, ilçe binalarında, mahkeme salonlarında, sokaklarda hem direndik, mücadele ettik hem de yola düştük, Türkiye'yi temsil eden 22 farklı şehirde istikamet sorduk, yol sorduk, yön sorduk. Ve millet bir zaman sonra, ilk önce 'Aman bırakmayın' diyen millet, bir zaman sonra 'Yeni bir yola çıkın, yürüyün, arkanızdayız' dedi. Bahsedebileceğiniz her türlü imkansızlığı kendi zihninde yenmiş, kendi gönlünde de bu anlamda bize bir yer ayırmış olan milletimiz, 'Bir yol bulamıyorsanız yeni bir yol açın ve arkanızdan yürüyeceğiz' dedi ve hep birlikte o yeni yola çıktık. Hep beraber o yeni yolda atılması zor, atılması zaruri ama geleceği kurtaracak ve eskiyi geride bırakacak yeni bir yolu kurduk, yeni partiyi kurduk. Milletimize selam olsun." "TÜRKİYE'YE, MİLLETE YEDİ SÖZÜMÜZ VAR" "Hepinize verdiğiniz mücadeleden dolayı helal olsun. Hep birlikte kısa zamanda çok işler başardık. Bu geçmiş hatırlatması bu zaruri,tarih önündeki geçmiş hatırlatması bir yana, bir daha da dönmemek üzere şimdi hep birlikte çok büyük işler başarıyoruz. Türkiye'de tarihin en hızlı örgütlenme sürecini başarıyorsunuz. Tarihin en büyük üye katılımını başardınız, başarmaya devam ediyorsunuz. Tarihin en büyük bağış kampanyasını yürütüyoruz ve milletimizin büyük teveccühüne layık olmaya çalışıyoruz. Şaka değil, bugünün iktidar partisi, üyesi ile övünen iktidar partisi, kurulduktan bir yıl sonra 400 bin üyeye ulaşmışken yarının iktidar partisi, seçimden sonra iktidar partisi, YENİ Parti 18 günde 600 bin üyeye ulaştı. Elbette bütün ihtiyaçlara yetmez, elbette eski imkanları getirmez, elbette devletin bir yılda verdiğinin üçte biri bile değildir ama 539 milyonluk bir bütçeyle, '3 otobüsün olmasın ama bir tanesi olsun. Otobüsün benden' dedi. 'Mütevazı bir binan olsun ama o bina bizden, imkanları bizden' dedi. 'Araç lazımsa araç, ne lazımsa biz sağlarız, kimseye muhtaç değilsin, ben senin arkandayım' dedi. Ve kurulmasına milletin karar verdiği, adını sokakta, hepiniz şahitsiniz ki ad arayamadık, YENİ Parti dediler geçtiler, adını milletin verdiği, adını milletin koyduğu, bütçesini milletin belirlediği YENİ Parti'nin şimdi artık bu çıktığı yeni yolda, iktidara doğru yürümek ve omzumdaki yükün farkında olarak taşımak, arkasında duran milletin umutlarını boş çıkarmamak dışında bir hedefi yoktur. Yola çıktık, yoldayız ve sizinle birlikte YENİ Parti'nin iktidarını kurmak için yorulmadan yürümeye devam edeceğiz. Hepinize kolay gelsin." "OYA HÜRMET EDEN BİR SİYASİ AHLAKI YERLEŞTİRECEĞİZ" "Değerli başkanlarım bu toplantıda elbette örgütlenmemizi konuşacağız, sorunları ve çözümleri konuşacağız. Ama bu toplantıda esas iki şeyi konuşacağız. Bunlardan bir tanesi, iktidara gelmek için millete ne söz veriyoruz? Onu konuşacağız. İkincisi, bu verdiğimiz sözü tutmak için bize ve size hangi görevler düşüyor? Onu konuşacağız. Çünkü bir siyasi partinin iki büyük sorumluluğu vardır. Birincisi, millete nasıl bir düzen kuracağını açıkça söylemek; ikincisi, o düzeni kuracak gücü, kadroyu, iradeyi açıkça ortaya koymak. İşte bu yüzden milletimize bu toplantıda verilecek, 'yeni'nin yedi sözü vardır. Sizlere bu toplantıda verilecek, YENİ Parti'nin yedi tane görevi vardır. Türkiye'ye, millete yedi sözümüzden birincisi elbette ki demokratik Türkiye. Yeni Parti siyasetin işletim sistemini değiştirmeye geliyor. Eski nesil örgütlenme modelini terk ediyor. Üyeler ve üye olamayanlar, gönlü partide olanlar ya da üye olmasa da bu partide gönlü olanların söz sahibi olacağı, bütün karar alanlarında tek yetkilinin de partinin üyeleri olacağı bir dönem başlatıyoruz. Gençler ve kadınlar siyasetin kapısında ya da vitrininde beklemeyecekler. Karar masasında ve temsil mekanizmalarında hak ettikleri yeri bulacaklar. Millet adına karar veren değil, milletle birlikte karar veren bir siyaseti müjdeliyoruz. Partiler arasında serbest rekabeti, güvenilir seçimleri mümkün kılan ve sonrasında millet kimi seçerse o seçilmişe itibar eden bir anlayışı taşıyoruz. Milletin oyuna hürmet eden bir siyasi ahlakı yerleştirmek üzere yola çıkıyoruz. Türkiye kimlikler, hayat tarzları, siyasi tercihler, eski kamplaşmalar üzerinden bölünmeyecek; bu gerilimler üzerinden yönetilmeyecek. Bir partiye oy veren de vermeyen de iktidara oy veren de vermeyen de Cumhuriyet'in eşit vatandaşı olarak görülecek. YENİ Parti, Türkiye ittifakı anlayışı içinde Türkiye'nin bütün demokratlarının ortak çatısı olacak. Kutuplaştıran değil birleştiren, dışlayan değil kucaklayan, kavga eden değil sorun çözen bir siyaset kurulmakta. Kurulacak, yerleşecek, iktidar olacak. Milletimize birinci sözümüz budur." "MAHKEMEDE, GELİRDE, VERGİDE, SOSYAL HAYATTA ADALET..." "Milletimize ikinci sözümüz, adil ve özgür Türkiye'dir. Mahkemede adalet, gelirde adalet, vergide adalet, sosyal hayatta adalet. Adalet anlayışımız bu dört ayak üzerine kurulacak. Yani hukuk önünde herkese eşit olacak. Adaletli bir gelir dağılımıyla toplumda herkes refahtan hak ettiği payı alacak. Adil bir vergi sistemi ile vermesi gereken verecek, vermemesi gereken vermeyecek. Herkes gelirine göre, adilane şekilde vergilendirilecek ve sosyal hayatta adalet olacak. Hangi inançtan, hangi kimlikten olursa olsun herkes kendini devlet karşısında eşit hissedecek. Basın özgür olacak. Gençleri canından bezdiren yasakların bizatihi kendisi yasak olacak. Türkiye'de sadece yasak getirmek yasak olacak. İnsanlar düşüncesini söylediği için 'Başıma bir iş gelir' diye yutkunmayacak, susmayacak, sinmeyecek, geri çekilmeyecek." "MİLLETİN ZENGİNLEŞTİĞİ DÜZENİ KURACAĞIZ" "Türkiye'ye ve milletimize üçüncü sözümüz, üreten ve zenginleşen Türkiye'dir. Üçüncü sözümüz üretim ve refahtır bu yüzden. Türkiye yoksul bir ülke olmaya mahkum değildir. Aksine Türkiye; yoksullaşması ancak özellikle yanlış yapılırsa olabilecek, aksi takdirde zengin, güçlü ve eşit paylaşıldığında herkesin refah içinde olması gereken bir ülkedir. Biz yoksulluğu yönetmeye değil, yok etmeye geliyoruz. Sanayide daha çok üreteceğiz. Tarımda daha verimli ve daha çok üreteceğiz. Teknolojide daha ileriye gideceğiz. Yatırımı, girişimciliği, ihracatı destekleyeceğiz. Sadece zenginleşip de bir kesimin oradan aslan payını aldığı değil, milletin zenginleştiği bir düzeni sağlayacağız. Yardım alan insan sayısıyla değil, yardıma ihtiyaç duyan insan sayısının azalmasıyla, onu azaltmakla, günü geldiğinde artık onu bitirmiş olmakla övüneceğiz." "AB'YE TAM ÜYELİK TERK EDİLMEZ, ERTELENMEZ HEDEFTİR" "Milletimize dördüncü sözümüz, güçlü ve güvenli Türkiye'dir. Sizi güvende tutacağız, Türkiye'yi güçlü kılacağız. Cumhuriyetimizi, üniter yapımızı, ülkemizin bütünlüğünü ve milletimizin güvenliğini her şeyin üzerinde görüyoruz. Savunma sanayimizi yeni yatırımlarla güçlendireceğiz. Dış politikayı günlük siyasi hesapların değil, Türkiye'nin uzun vadeli çıkarlarının alanı haline getireceğiz. Yabancı devletlerle kısa vadeli, şahsi ilişkiler değil; milletin menfaatini önceleyen, uzun vadeli kurumsal ilişkiler kuracağız. Orta Doğu'da kalıcı barışı savunmaya devam edeceğiz. Bölgesel kalkınmayı ve komşularımızla işbirliğini önceleyeceğiz. Avrupa Birliği'ne tam üyelik konusundaki hedefi vazgeçilmez, terkedilmez, ertelenemez bir hedef olarak görüyoruz. İktidarımızın ilk aylarında yapacağımız deklarasyon, planlama ve harekete geçme ile iktidarımızın ilk dönemi bitmeden Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne tam üye yapacağız. Milletimize verdiğimiz 'güçlü devlet, güvenli Türkiye', Avrupa'nın gücüne güç katıp, Türkiye'nin de Avrupa'nın da güvenliğini artık pazarlık konusu yapmaktan çıkaracak." "KİMSEYİ ZORLUKLARDA ÇARESİZ VE GERİDE BIRAKMAYACAĞIZ" "Milletimize beşinci sözümüz, kimseyi geride bırakmayan Türkiye'dir. Cumhuriyet Halk Partisi, geçmiş dönemde siyaset yaptığımız, daha sonra ayrıştığımız noktada kalanı ve geleniyle baktığımızda, 'Arkadaşları geride bırak, Ankara merkezli siyasete gel. Otobüsün üstünden in, miting yapma. Sokakta durma. Gel, partinin başında otur' denilen, 'Partinin başında 20 yıl otur, sana kimse karışmaz ama bu iktidarı değiştirmeye çalışma' denilen sözlere prim vermeyenlerin, kimseyi geride bırakmayıp hiç kimseyi arkada bırakmayanların kurduğu partinin adı; YENİ Parti'dir. Nasıl kimseyi geride bırakmadıysak YENİ Parti'nin yeni siyaseti de kimseyi geride bırakmayan bir devlet yönetim anlayışına sahip olacaktır. Sözümüzün özü, gerçek sosyal devlettir. Hayatta herkesin başına kötü şeyler gelebilir. İşinizi kaybedebilirsiniz. Hastalanabilirsiniz. Yalnız başınıza yaşlanabilirsiniz. Bir anne çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kalabilir. Bir genç uzun süreler iş bulamayabilir. Sağlıklı bir insan engelli hale gelebilir. İşte sosyal devlet tam da bugünlerde lazımdır. Biz insanları yardıma bağımlı hale getiren bir düzeni reddediyoruz. İnsanı zor gününde ayağa kaldıran bir sosyal devlet inşasını önemsiyoruz. Temel vatandaşlık geliri uygulamasını mutlaka hayata geçireceğiz. Asgari ve insanca bir geri güvencesini her haneye sunacağız. Ev kadınlarına sigorta ve emeklilik hakkı tanıyacağız. Kimseyi hayatın zorlukları karşısında çaresiz bırakmayacağız. Kimseyi geride bırakmayacağız. Milletimize beşinci sözümüz, güçlü, gerçek ve kimseyi geride bırakmayan bir sosyal devlettir." "NİTELİKLİ EĞİTİM, LİYAKAT VE GELECEK SAĞLAYACAĞIZ" "Altıncı sözümüz ise evlatlarına gelecek sunan Türkiye. Sözümüz evlatlarımıza, gençlerimize. Bugün anne ve babalarının en büyük kaygılarından biri şudur. 'Benim çocuğumun geleceği ne olacak? Biraz daha karamsarım. Gözüm arkada kalacak, bu çocuğun sonu ne olacak?' Çocuğunu okutuyor, üniversiteye gönderiyor, büyük fedakarlıklar yapıyor. Ama sonra o genç iş bulamıyor. Torpili olmadığı için geride bırakılıyor. Sonunda dönüyor, dolaşıyor ve 'Fırsatını bulursam yurtdışına giderim, bir daha da dönmem' diyor. Biz bunu tersine çevirmek durumundayız. Nitelikli eğitimi sınıfsal bir ayrıcalık olmaktan çıkaracağız. Üniversitelerimizi özgür, üniversitelerimizi gerçekten bilimin merkezi kılacağız. Gençlerin aldığı eğitim ile bulacağı iş arasındaki bağı kuracağız. Evlatlarımıza nitelikli eğitim, liyakat ve gelecek sağlayacağız. Kamuda torpili ve kayırmacılığı kökünden kazıyacağız." "MAKAMLAR TAPULU MAL OLMAYACAK" "Milletimize yedinci sözümüz, makamların emanet sayıldığı Türkiye. Bizim iktidarımızda makamlar, tapulu mal olmayacak. Görev ve nöbet olacak. Dönem sınırıyla siyaseti yenileyecek, yeni kadrolara ve gençlere yol açacağız. Kimse oturduğu koltuğa kök salmayacak, makam geçici, millet kalıcı olacak. YENİ Parti, bütçesini milletin belirlediği, bu yüzden şeffaflığın bizim için önemli olduğu bir partidir. Siyasi ahlak ve siyasi etik vazgeçilmezimizdir. Bağışları ve harcamaları düzenli olarak milletimize duyuruyoruz. Kuruluş kurultayımızda, kuruluşta kullanılan tüm bütçeyi bütün detaylarıyla hem üyelerimizle hem de milletimizle paylaşacağız. Sonrasında da bugün olduğu gibi düzenli bağışları düzenli aralıklarla, harcamaları da düzenli aralıklarla kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz. Millete, 'Bize güvenin' demekle yetinmeyeceğiz. 'Bizi denetleyin' diyeceğiz. Milletin parasının olduğu her yere, milletin gözünü de koyacağız. İktidardan ayrıldığımız gün, bizden sonra gelenlerin de aynı hukukla yöneteceği kurumlar kuracağız. Çünkü bizim hedefimiz devleti ele geçirmek değil, bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği gerçek bir devlet düzeni kurmak. Makamların geçici, devletin ve milletin kalıcı olduğu anlayışına sahibiz." "İLK GÖREV; DEVLETİ YÖNETMEYE HAZIR PARTİ OLARAK ÇIKMAK" "Değerli yol arkadaşlarım, milletimize verdiğimiz yedi söz, örgütümüze de yedi görev olarak karşımızda duruyor. Ben karşımda bu görevi almaya, bu görevi yönettiği illere, yönetimlere anlatmaya, ilçelere anlatmaya ve alınan bu görevi yerine getirirken milletin umutlarını ayağa kaldırmaya namzet kıymetli yol arkadaşlarım görüyorum. Birinci görevimiz, iktidar kapasitemizi göstermektir. İlk görevimiz, milletin karşısına yalnızca itiraz eden bir parti olarak değil, devleti yönetmeye hazır bir parti olarak çıkmaktır. Türkiye'yi yönetmeye hazırız. Bunu tüm tutum, davranış, eylem ve söylemlerimizle milletimize göstermeliyiz. Dilimizi ve davranışlarımızı yeni siyasetimizde ve YENİ Parti'nin kendisinden beklenen yeni yaklaşımlarıyla uyumlu halde tutmak durumundayız. Devletin ciddiyetini, milletin sorumluluğunu taşıyan kadrolarız çünkü bizler. Bizler ilçe örgütlerimizle, il örgütlerimizle, binalarda, sokaklarda, etkinliklerde, nerede olursa olsun disiplini, kararlılığı ve iktidarın yükünü taşıyacak sorumluluğu milletin gözümüzden anlamasını, gözümüzde görmesini, bu anlayışı YENİ Parti'nin yeni anlayışını sadece ve sadece size, yöneticilere, üyelere, kadrolarımıza baktığında anlamasını sağlayacak bir anlayışa sahibiz. Birinci görevimiz, iktidar kapasitesini milletimize göstermektir." "PARTİ KAPILARI MİLLETE ARDINA KADAR AÇIK" "İkinci görevimiz, kapıları milleti açmaktır. Parti binalarının kapılarını milletimize ardına kadar açacağız. Sadece herkesi partiye üye olmaya davet etmek değil, üyeyi artık yeni siyasette vaat ettiğimiz ve heyecanlandığı tüm yapıların içine sokmak, görevlendirmek, orada o üretini sağlamak, hepinize emanet, en önemli görevdir. Mümkün olan tüm mahallelerde, tüm ilçelerde, tüm illerde, mahalle meclislerini, ilçe ve il meclislerini büyük bir kapsayıcılıkla, arzu eden kimseyi dışarıda bırakmayan, hatta kapasitesini bildiğimiz, dışarıda kalmışları ısrarla çağıran, davet eden bir anlayışın sahibi olmalıyız. İl Başkanlıkları, parti tabelamızın asıl olduğu yerler değil, milletin içine girdiği, sözünü söylediği yerler olacak. Kendi seçmenlerimizle olduğu kadar bize oy vermeyen seçmenlerle de konuşacağız. Kapsayıcılıktan ve farklı görüşlerden asla çekinmeyecek, aksine gücümüzü oradan alacağız." "YENİ PARTİ HER İLDE ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLACAK" "Üçüncü görevimiz, her ilde çözümü hazırlamak ve çözümün bir parçası olmaktır. İl örgütü yalnız etkinlik düzenleyen, afiş asan, basın açıklaması yapan bir yapı olmamalıdır. Aynı şekilde ilçelerde, ilçelere bakış açımız da bu şekildedir. Bulunduğu şehrin aklı olan, sokağı dinleyen, işçiyi, işvereni dinleyen, esnafla, çiftçiyle, memurla ve emekli ile iletişimini bir an olsun koparmayan, meslek örgütlerini, sendikaları, akademiyi, uzmanları, sivil toplumu mutlaka siyasetimize dahil eden bir yönetim anlayışını illerinizde hayata geçirmenizi bekliyoruz. Bize yalnız şikayet getirmemelisiniz. İlinizin sorununu getiriyorsunuz, ilinizin sorununa genel çözüm önerilerimizi biliyor, tartışıyorsunuz. Ancak son dönemde yaptığımız Denizli, Diyarbakır, Gaziantep, Gebze ve Kayseri'de iş insanları ile yaptığımız toplantılarda gördüğümüz odur ki sorunları gayet iyi tespit ettiğiniz, çözüm önerilerinizin genel olarak kabul gördüğü ancak yerelde o ilin, o ilçenin, o sektörün bizden spesifik, somut ve kendilerine özel çözüm önerilerini de duymak istedikleri ve duyduklarında bu karar noktasında, siyasi tercihleri değiştirme noktasında bu işin çok etkili olduğu ortadayken sizlerin en önemli görevi, içinde olduğunuz, değiştirdiğiniz programımızı, bildiğiniz programımızı tüm üyelerimizin bilmesini, o programın da bir hükümet programına evrilme aşamasında katkı sağlayabilecek herkesin yerelde bu katkıyı vermesini ve bizim politikalarımızın seçim zamanında gideceğimiz her ilçe, her il ve her sektör açısından somut, özgün şekilde ete kemiğe bürünmesine katkı sağlamanızı öneriyoruz. Bu konuda güçlü kadrolar, heyetler, çalışan başkanlıklarımız var. Ancak yerelden beslenmeyen hiçbir vaat, hiçbir taahhüt yerelde beklenen etkiyi yapmaz. Bu konuda artık 81 ilin bilgisini Türkiye'nin hükümet programına taşıyan bir iş birliği için örgütümüzü görevlendiriyoruz. Şunu unutmayalım, sorunu en iyi anlatan, en iyi muhalefet olur. Ama çözümü hazırlayan iktidar olur. Biz YENİ Parti'yi muhalefet partisi olarak değil, yapılacak ilk seçimlerden sonra Türkiye'nin iktidar partisi olarak kurduk." "DEMOKRASİYİ ÖNCE KENDİ EVİMİZDE GÜVENLE KURMALIYIZ" "Sizlerin dördüncü görevi, demokrasiyi önce kendi evimizde kurmaktır. Millete demokrasi sözü veriyorsak önce kendimize bakacağız. Tüm üyelikler 26 Ağustos tarihine kadar hızla sürdü ve bu üyelerimiz yapılacak ilçe seçimlerinde 26 Eylül Cumartesi günü hepsi birden oy kullanarak İlçe Başkanlarımızı belirleyecekler. Eylül ayı boyunca partimize katılacak tüm üyeler 17, 18 Ekim tarihlerinde yapacağımız İl Başkanlığı seçiminde oy kullanacaklar. Eylül ile Ekim ayı boyunca gelecek tüm üyelerimiz de hepimizle birlikte Genel Başkan seçiminde kendi il ve ilçelerde oy kullanacaktır. İlçe başkanlığı seçimlerini bir günde yapacağız ilçemizde. İl Başkanlığı seçimi, cumartesi günü adaylık şartlarını yerine getiren adayların, il merkezinde toplanacağımız, tutulacak bir salonda kendilerini tanıttıkları projelerini anlattıkları ve sizlerden oy istedikleri bir toplantı olacak. Ancak oy verme işlemi ertesi gün pazar günü sabahın erken saatlerinden akşamın geç saatlerine kadar bütün üyelere açık olarak ilçe binalarımızda, hatta temsilcilik ve varsa belde binalarımızda oy kullanma işlemleri yapılacak. En yüksek katılımla ilçe başkanı seçecek, en yüksek katılımla il başkanı ve en yüksek katılımla Genel Başkan seçimini yapacağız. Bugün atılan küçük bir adım ve YENİ Parti'nin yeni bir adımı ama Türkiye demokrasisi için örnek, geriye atılamaz ve hızla diğer siyasi partilere de yansıyacak, diğer partilerde talep yaratacak bir adım olduğunu görüyor; halkta yarattığı heyecanı büyük bir memnuniyetle takip ediyorum. Gücünü tüm üyeden alan ilçe başkanlarının ve gücünü tüm üyeden alan il başkanlarının bundan sonraki süreçlerde örneğin il başkanları toplantısında tüm üyelerin oylarıyla seçilmiş il başkanlarının partinin en önemli karar organlarından bir tanesi olması kaçınılmazdır. Gücünü milletten alan, gücünü doğrudan alan ve atanmış değil seçilmiş, şeklen ya da hazırlanmış bir delege tarafından değil doğrudan üye tarafından seçilmiş ilçe ve il başkanlarının Türkiye demokrasisi açısından da çok önemli bir güvence olacağı ve demokrasinin temel dayanağı olan milletten güç alan yöneticilerin hem partimize hem Türkiye'nin geleceğine çok önemli katkılar sağlayacağını şimdiden görüyor, bundan büyük bir heyecan duyuyorum. Gençlerin, kadınların siyasetin kapısında beklemediği, o kapıdan güvenle içeri girdiği, her birinizin illerinizdeki üyelerin kararlarına güvendiğiniz, il başkanının görevinin kendine bağlı bir örgüt kurmak değil, doğru karar verebilen bir örgüt kurmak olduğunu kendi üyemize güvenmeden 'Millete güveniyoruz' demenin bir manasının olmadığını ve demokrasiyi önce kendi evimizde güvenle kurmamız gerektiğini bir kez daha not ediyoruz. "BİZ BİR MUHALEFET PARTİSİ KURMADIK" Örgütümüzün beşinci görevi, kibri siyasetten silmektir. Eski siyaset millete tepeden bakan bir anlayışa sahiptir. Biz vatandaşla göz hizasında konuşanlarız. Şu anda iktidarın esiri olduğu kibri siyasetten sileceğiz. Tevazuyu siyasetimizin tek hakimi yapacağız. Patron millettir, siyasetçi milletin çalışanıdır. Bunun bilinciyle hareket edeceğiz. Altıncı görevimiz ise en güçlü olduğumuz tarafımız olan yoldaşlık hukukuna sonuna kadar sahip çıkmaktır. YENİ Parti'de herkes eşittir, herkes yenidir. Bu partinin kıdemlisi, eskisi, imtiyazlısı yoktur. Hep beraber yeni bir yola çıktık. Bu yolda her birimiz birbirimizi koruyacağız. Birbirimizin eksikliğini tamam edeceğiz, birbirimize güç vereceğiz. Bir yoldaşlık hukuku içinde birbirimize bağlı kalacağız. Birimizin başına bir şey geldiğinde hepimiz yardıma konuşacağız. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için ve hepimiz milletimiz için çalışacağız. Yoldaşlık hukukundan asla taviz vermeyeceğiz. En önemli görev; YENİ Parti'nin örgütünden beklediği yedinci, tartışmayacağı ve olmazsa olmaz gördüğü görev kazanmaktır. Kazanacağız. Biz girdiği ilk seçimleri kazanan kadrolarız. Bunu kabul etmeyenlere direnen kadrolarız. Kurulan kumpasları bozan kadrolarız. Biz 'Otur, yenilgiyi kabul et; yenilmeye razı ol, makamını koru' diyenlere karşı makamı elinin tersiyle iten, yollara düşen, yeni yollar açan, iktidara yürüyen kadrolarız. Bu yüzden asla ve asla kaybetmeyi, yenilmeyi kabul etmiyoruz. Biz bu partiyi bir partimiz olsun diye kurmadık. Biz bu partiyi iktidar olsun diye kurduk. Biz bir muhalefet partisi kurmadık, biz YENİ Parti'yi iktidar partisi olarak kurduk. Biz seçim geceleri birbirimizi teselli etmek için bir parti kurmadık, kazanmak ve milletimize hizmet etmek için bir parti kurduk. Biz YENİ Parti'yi Türkiye'yi yönetmek için kurduk. O yüzden tüm görevlerin en önemlisi ve vazgeçilmezi kazanmaktır. Kazanacağız, kazanacaksınız, Türkiye kazanacak. "KENDİMİZİ DEĞİL ÜLKEMİZİN YARINLARINI DÜŞÜNECEĞİZ" Değerli arkadaşlarım milletimize verdiğimiz yeni söz, örgütümüze verdiğimiz yeni görev, bunların hepsinin sorumluluğu hepimizin omuzlarındadır. Bütün bu sözleri tutabilmenin tek bir şartı vardır. Görevimizi yapacağız, layıkıyla yapacağız. Kendimizi değil partimizi, kendimizi değil milletimizi, kendimizi değil ülkemizin yarınlarını düşüneceğiz. Biz iktidara kimsenin evini yıkmaya gelmedik. Türkiye'nin bozulan düzenini onarmaya geliyoruz. Yıkacağımız tek şey, AK Parti'nin kurduğu kara düzendir. Yoksulu daha yoksullaştıran, yaşlıyı yalnızlaştıran, kadını evde unutan, çocuğun gelecek umutlarını karartan AK Parti'nin kara düzenini yıkıp; YENİ Parti'nin umut dolu yeni düzenini kuracağız. Devleti tamir edeceğiz. Adaletin terazisini dengeleyeceğiz. Ekonomiyi ve Türkiye'yi ayağa kaldıracağız. Bunu yaparken bir kesimi öbür kesime galip getirmeyeceğiz. 86 milyonun ortak geleceğini kuracağız. Bizim hesabımız milletimizin hesabıdır. Şunu unutmayalım. Bizim rakibimiz farklı düşünen komşumuz değildir. Bizim rakibimiz yoksulluktur, işsizliktir, adaletsizliktir. Bizim rakibimiz liyakatsizliktir, cehalettir, israftır. Yeni siyaset diğerini düşman bilen bir siyaset olmadığı gibi yeni siyaset siyaset yapmak için bir düşmana ihtiyaç duyan siyaset de değildir. Şahısları, kişileri, partileri, grupları düşman bilmek; ötekileştirmek, uzaklaştırmak, kutuplaştırmak, şeytanlaştırmak, bunun üzerinden kendi arkasını kalabalıklaştırmak Türkiye'nin bugünkü kara düzeninin işidir. Biz düşman olarak kişileri, insanları, yapıları, partileri değil; yoksulluğu, işsizliği, adaletsizliği, haksızlığı, hukuksuzluğu görüyoruz. "SAMİMİ SİYASETİN BİLİNCİNDEYİZ, SEL OLUP AKIYORUZ" Değerli il başkanlarım şehrinize döndüğünüzde deyin ki 'YENİ Parti geliyor. Kavganın tarafı olmaya değil, milletin tarafı olmaya geliyor.' Şehrinize gidince deyin ki 'YENİ Parti geliyor. Makam almaya değil, sorumluluk almaya geliyor.' Şehrinize gidince deyin ki 'YENİ Parti geliyor. Devleti paylaşmaya değil, devleti millete geri vermeye geliyor. YENİ Parti devletin esas sahibi olan millete kapılarını açmaya geliyor.' Bir vatandaştan oy istemeden önce onun derdini sormak, bir insana parti rozeti uzatmadan önce sıcak elimizi uzatmak ve seçimin sandıkta kazanıldığını ama iktidarın gönüllerde kazanıldığını bilmek bizim siyasetimizin en önemli anahtarı ve parolasıdır. Bu yüzden biz birlikteyiz. Bu yüzden biz birbirimize inanıyoruz, birbirimize güveniyoruz. Bu yüzden sokağa çıktığımızda kalabalık oluyoruz, çok oluyoruz. Yürürken insan seli olup akıyoruz. Çünkü biz gönül almanın, samimi siyasetin, milletin kendisi gibi olanların partisi olmanın bilincindeyiz. "BU YENİ TARİHİ YAZMAYA MİLLETİMİZİ DAVET EDİYORUZ" Henüz üyemiz olmayan tüm vatandaşlarımıza sesleniyoruz. YENİ Parti üyeliği herhangi bir siyasi parti üyeliğinden çok farklı. Bu hikayeyi kimse dışarıdan seyretmesin. Türkiye'de yeni bir tarih yazılıyor. Biz bu yeni tarihi yazmaya tüm milletimizi davet ediyoruz. Bir Genel Başkan ve bir genel merkez binasından seslenen bir siyasetçi olarak değil; 10 yaşında devlet parasız yatılı bursuyla yatılı okullara gitmiş ve orada yetişmiş biri olarak, boğazından geçen her lokma bu devlete yaptığı hizmetin sonucunda devlet tarafından ödenmiş biri olarak, iki emekli öğretmenin evladı ve bahçıvan Abdullah Aga'nın torunu, Manisa Hacıhaliller Köyü'nde dokuz yaşından beri tarlada çalışan, Hatuniye Camii'nin arkasındaki saksıcı Ahmet Amca'nın yanında çıraklık yaparak esnaflığa başlamış, kendi mesleği olan, mesleğini kendi memleketinde yapmış, sonra oranın başkanı, sonra Türkiye'nin başkanı, sonra siyasetin bir parçası, bugün de sizin 'Yürü, arkandan geleceğiz' diyerek bir adım öne ittirdiğiniz için, kendisiyle, çevresiyle, arkadaşlarıyla ilgili hiçbir beklentisi olmayan, tek hedefi Türkiye'yi bir an önce düze çıkaracak iktidar değişikliğini gerçekleştirmek, vatanını, milletini, bayrağını ve Atatürk'ü seven minyonların, 86 milyonun birbiriyle kucaklaşmasını ve Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında yeni bir Cumhuriyet hikayesinin, herkesin eşit olduğu, herkesin kendini bu devletin sahibi gördüğü, kimsenin geride kalmadığı, arkada kalmadığı, hiçbir çocuğun hayata kapatamayacağı bir farkla geriden başlamadığı, anne - babaların evlatlarına yoksulluğu miras olarak bırakmadığı yepyeni bir Türkiye için, 100 yıl önce hedeflenen, 100 yıl önceki hedeflerini tutturmuş, bundan sonra geleceği umutla bakan, bölgesinin de Avrupa'nın da dünyanın da en hızlı büyüyen, en hızlı gelişen, en özgür, en mürreffeh ve en mutlu insanlarının yaşadığı yepyeni bir Türkiye'yi kurmak için bu yeni yola çıktık. Bu yürüyüşümüzde bize katılın, bizimle birlikte olun. Gelin, kadroları seçin, tarihi geçin. Gelin, bizimle birlikte yürüyün, sizinle birlikte Türkiye yürüsün ve Türkiye'nin yüzü gülsün. Tüm Türkiye'yi, milletimizi YENİ Parti'nin yeni binasından ilk İl Başkanları Toplantımızdan saygıyla, sevgiyle, önünde saygıyla eğilerek selamlıyoruz." + A -

YENİ Parti lideri Özgür Özel: 'Kaybetmekten bıkanların partisiyiz' Haber

YENİ Parti lideri Özgür Özel: 'Kaybetmekten bıkanların partisiyiz'

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, bugün resmen açıklanacak kongre takvimi öncesinde partisinin kuruluş nedenini, ilkelerini ve hedeflerini Cumhuriyet'e anlattı. Önlerinde 7 soruluk önemli bir sınav olduğunu belirten Özel "En önemli soru; iktidar olmak. YENİ Parti iktidar olamazsa, bir muhalefet partisi olarak da kalamaz. YENİ Parti muhalefet olmaktan, kaybetmekten bıkanların partisidir. Kazanmak isteyenler bize oy versin" dedi. Yurttaşlara seslenen Özel "Siyaset, siyasetçilere bırakılmayacak bir iş. Çünkü hepimizin geleceğini belirliyoruz. Gelsinler, ülkelerinin geleceğine sahip çıksınlar. YENİ Parti'de siyaset yapsınlar. Bizimle yeniyi kursunlar" ifadelerini kullandı. Cumhuriyet'ten Sarp Sağkan'ın YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ile yaptığı röportaj şöyle: - YENİ Parti, yeni bir siyaset iddiası ile yola çıktı. Bu yolda nasıl bir anlayışla hareket edeceksiniz, "yeni" olarak ne yapacaksınız? Yeni bir isim ve yeni bir örgüt kurmak gerçekten yeni bir siyaset kurmaya yetmez. YENİ Parti'nin önünde yedi soruluk zor bir sınav var. Birinci soru; miras meselesi. Biz Atatürk'ün kurduğu CHP'nin mirasını reddetmiyoruz. Cumhuriyet, laiklik, demokratik mücadele, sosyal demokrasi, kamuculuk... Bunlar bizim siyasi mirasımız. Kimseye bırakmayız. Ama şunu da açıkça söylüyoruz: Geçmişin sınırlarına da hapsolmayacağız. Bizim "kapsayıp aşmak" dediğimiz şey tam olarak bu. İkinci soru: Nasıl büyüyeceğiz? Burada da eski siyasetten farklı düşünüyoruz. Bizim işimiz başka partilerden biraz Kürt seçmen, biraz muhafazakâr seçmen, biraz milliyetçi seçmen alıp oylarımızı yüzde bilmem kaça çıkarmak değil. Bu, seçim hesabıdır. Biz daha büyük bir şeyden söz ediyoruz. Kürt de muhafazakâr da milliyetçi de sosyal demokrat da bu partinin misafiri olmayacak. Eşit kurucusu olacak. Türkiye İttifakı dediğimiz şey de bu. Ama bu, herkese hoşuna gidecek bir cümle söylemek demek değil. Türk'ün kaygısını küçümsemeden, Kürt'ün hakkını savunabilmek demek. Seküler yurttaşın yaşam biçimini güvence altında tutarken dindar yurttaşın özgürlüğünü aynı kararlılıkla savunabilmek demek. Kapsayıcılık, kimliksizleşmek değildir. Birbirinden farklı insanların aynı siyasi evde kendisini güvende hissetmesini sağlamaktır. PARTİNİN YÖNÜ OLACAK Üçüncü soru: Bu partinin yönü ne? Bazen kapsayıcılık yanlış anlaşılıyor. "Herkesi kapsayacağız" deyince, "O zaman bu partinin bir yönü olmayacak mı?" deniyor. Olacak. Hem de çok açık olacak. Biz demokratız. Eşit yurttaşlıktan yanayız. Laikliği savunuyoruz ama dışlayan, inancı bir tehdit gibi gören bir laikliği değil; herkesin inancını ve inançsızlığını güvence altına alan, hayat tarzlarını eşit biçimde koruyan ve kamusal alanı bir ayrışma değil birlikte yaşama zemini yapan bir laikliği savunuyoruz. Sosyal adaleti savunuyoruz. Hukuk devletini savunuyoruz. Üretimi ve adil bölüşümü savunuyoruz. Cumhuriyeti demokratikleştirerek güçlendirmek istiyoruz. Yani kapsayıcıyız ama belirsiz değiliz. SADECE ÜYE DEĞİL HERKESİN KATKISI Dördüncü soru: Program. Bence Türkiye'de siyasetin en önemli sorunlarından biri burada. Eskiden siyasetçi çıkıyordu, "İşsizin derdini biliyorum, emeklinin halini biliyorum, çiftçinin sorununu biliyorum" diyordu. Artık vatandaşın buna ihtiyacı yok. Vatandaş zaten derdini biliyor. Size "Benim derdimi biliyor musun?" diye sormuyor. "Nasıl çözeceksin?" diye soruyor. İşte YENİ Parti'nin önemli farklarından biri burada olacak. Sadece neye inandığımızı anlatmayacağız. Neyi yapacağımızı, ne zaman yapacağımızı, hangi parayla yapacağımızı, hangi kurumun yapacağını anlatacağız. Beşinci soru; örgüt. Siyasi partilerde yıllarca üyeler delegeleri seçti, delegeler yöneticileri seçti. Bir süre sonra asıl olan üye unutuldu, vekil olan delege güçlendi. Biz bunu tersine çeviriyoruz. Önemli siyasi kararlarda üye söz sahibi olacak. Bir de şu var: Bir siyasi parti sadece üyelerinden ve yöneticilerinden ibaret değildir. Biz topluma "Bize oy verin, gerisini biz hallederiz" demeyeceğiz. Üye olsun olmasın, bu ülke için sözü, bilgisi, tecrübesi, emeği olan herkesin katkısına açık olacağız. Katılım kanallarını genişleteceğiz, çeşitlendireceğiz. Sivil toplumun, akademinin, meslek örgütlerinin, sendikaların, iş dünyasının, medyanın, uzmanların ve bağımsız yurttaşların politika hazırlanırken, uygulanırken ve sonuçları denetlenirken katkı verebileceği mekanizmalar kuracağız. SADECE MAĞDUR OLMAYACAĞIZ Altıncı soru; meşruiyet. Bize çok büyük haksızlıklar yapıldı. Arkadaşlarımız hapse atıldı. Partimize müdahale edildi. Siyaset alanımız daraltılmak istendi. Bütün bunlar bizim neden ayrıldığımızı, neden böyle bir mücadele verdiğimizi anlatabilir. Ama YENİ Parti'nin varlık sebebi yalnızca bunlar olamaz. Çünkü bir parti sürekli kendisine yapılan haksızlığı anlatarak ülkenin geleceğini kuramaz. Biz meşruiyetimizi mağduriyetimizden değil, milletin güveninden alacağız. Bir Kürt bu partide kendisini eşit hissediyorsa, bir muhafazakâr kendisini güvende hissediyorsa, bir milliyetçi ülkesinin geleceğinden endişe etmiyorsa, bir genç "Ben burada söz söyleyebilirim" diyorsa, bir kadın "Ben burada gerçekten karar veriyorum" diyorsa; işte bizim gerçek meşruiyetimiz budur. Ve elbette temiz siyaset. Şeffaf finansman. Hesap verebilirlik. Kişilere göre değişmeyen kurallar. İKTİDAR İÇİN YOLA ÇIKTIK Yedinci soru, en zor soru. İktidar. Bence YENİ Parti'yi gerçekten yeni yapacak en önemli başlık da bu. Türkiye'de muhalefet etmekten, haklı olup kaybetmekten, seçim geceleri birbirimizi teselli etmekten yorulmuş milyonlarca insan var. YENİ Parti savunan değil; kuran, hücum oynayan bir parti olacak. YENİ Parti'nin farkı, iktidar için kurulmuş bir parti olması. YENİ Parti'yi iyi bir muhalefet yapmak için değil, iktidar hedefini anlatmak için kurduk. YENİ Parti iktidar olamazsa, öyle bir ihtimali yakın koymuyorum, bir muhalefet partisi olarak da kalamaz. İktidar olacak. Genel başkan partiyi iktidar partisi yapamıyorsa bırakacak. Kadrolar tuttukları mevkileri bırakacak. YENİ Parti muhalefet olmaktan, kaybetmekten bıkanların partisidir. Kazanmak isteyenler bize oy versin. Biz iktidar olmak için yola çıkmış bir partiyiz. ÜYELİKLERİ HIZLA ALIYORUZ - Parti aynı zamanda örgütlenme aşamasında. Siz delegelerin olmadığı yeni bir sistemden söz ettiniz. Bunu bize anlatabilir misiniz? Yıllardır CHP'de değiştiremediğimiz bir takım yanlışları YENİ Parti'ye taşımıyoruz. Daha cesur ilerliyoruz. Örneğin CHP'de online üyelik işlemi 3-4 ay sürüyordu. Şimdi YENİ Parti'de 4 dakika sürüyor. CHP'de yeni gelen üyeler il ve ilçelere bildiriliyordu. Onlar da kolay kolay üyelik vermiyordu. Şimdi teknolojinin imkanlarıyla üye olmak isteyen kişiyi il ve ilçelere sormadan üye yapıyoruz. Arkadaşlarımıza da "İtirazınız varsa, kontrol edeceksiniz, bize bildireceksiniz" dedik. - Yani yine üyelikler için bir kontrol mekanizması var... Evet. Ama 1 olumsuz için 99 olumluyu bekletmek yerine; 100 kişiyi gönderip olumsuzun gönderilmesini istiyoruz. Online üyelikte 4 adımda üyenin bilgilerini alıyoruz. Üyelik dışında ne görev yapabilir, ilgi alanları ne, ne yetkinlikleri var bunları öğreniyoruz. Aidatını alıyoruz. İtiraz olursa, il ve ilçeler bunu yollacak. Çok mahsurlu biri, partimize yakışmayan biri varsa onlara itirazları buradaki kurulumuz değerlendirecek. Üyelikten çıkartacak ve aidatını iade edecek. Şu an kredi kartıyla aidatını ödeyen 170 bin üyemiz var. Çok yeni nesil bir üyelik sistemimiz var. YÖNETİMİ ÜYELER BELİRLEYECEK - Kurultay sürecini de başlatıyorsunuz. Bu süreç nasıl işleyecek? Bizim bir an önce il ve ilçe kongreleri yapmamız gerekiyor. 26 Ağustos'a kadar üye olan herkes ilçe kongrelerinde oy kullanabilecek. İki ilçe kongremiz olacak. Biri ilçe başkan adayı belirleme ön seçimi olacak. Biri de Siyasi Partiler Kanunu'nda zorunluluğu olan, delegelerle yapılan kongre olacak. Ama artık delegelik birilerinin ayrıcalıklı sıfatı olmayacak. Hepimiz adına teknik işleri tamamlayan bir görev olacak. Bütün adaylar ilk kongrede yarışacak. Üyelerin oyuyla bir aday belirlenecek. Bu aday örgütün belirlediği kişi olacak. Diyelim ki iki aday yarıştı, bir kişi kaybetti. Kazanan kişi, kaybedene kendisiyle çalışmayı teklif edecek. Aynı şekilde adayların yönetim listesi de birbiriyle çalışmayı teklif edecek. Bunun sonucu kapsayıcı bir liste çıkacak. Hatta bu konuda 7 sayfalık bir yönerge yazdık. İlin ve ilçenin tüm dinamiklerinin temsil edildiği bir liste olacak. Yani kadın kotası, gençlik kotası, engelli kotasının dışında; illerin bir sürü dinamikleri var. Mesela emekli şehirleri var, sanayi şehirleri var. Örneğin Bursa'da sendikacıların olmadığı ilçe yönetimi olabilir mi? Bu kapsayıcılığa göre yönergeler hazırladık. İlçe seçimlerinde seçimi yöneten bir heyet olacak. Orada görev almayı arzu eden önceki dönem milletvekillerimizin hakemlik ettiği, bütün üyelerin oy kullanarak başkan belirlediği bir ön seçim olacak. O ön seçimden bir hafta sonra da söz ettiğim heyetin divan kurulu olduğu, o kurulun kapsayıcı bir liste olup olmadığını denetlediği, delegelerin formaliteyi tamamladıkları bir kongre yapılacak. İl seçimlerinde de aynı yol izlenecek. Bunun dışında il başkanı seçimleri için ilçelerde de sandık kuracağız. Yani il başkanı seçiminde tek bir salonda bir oylama olmayacak. MAHALLE MECLİSLERİ OLACAK - İl, ilçe, mahalle meclislerinden söz etmiştiniz. Bu organlar nasıl işleyecek? Mahalle, ilçe ve il meclisleri olacak. Şimdiden üyelik sırasında "Nerede görev almak istersin?" diye soruyoruz. Üyeleri meclislere dahil edip, uzmanlık alanlarına göre komitelere koyacağız. Örneğin öğretmenler eğitim, sporcular spor, emekçiler emek komitelerinde olacak. Kritik kararlar için de meclislerden karar alacağız. Mesela parti önemli bir karar alacak. Bunu illere yazacak, "İlçe meclisinde bunu tartışın, kararı bize bildirin" diyecek. Bunun için dijital katılımı da kullanacağız. KİMSENİN BOZAMAYACAĞI BİR DÜZEN - Partinin hedefleri ne? Hedefimiz yargıdaki, eğitimdeki, sağlıktaki eşitsizlikleri anlatmak değil. Bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği bir yargı sistemi kurmak. Bir daha kimsenin bozamayacağı bir basın, eğitim, yargı sistemi kurmak. Kimsenin bozamayacağı sistemler kurmak. Dünyanın güçlü devletleri bunu yapıyor. YENİ Parti'nin bu kara düzen yerine kuracağı düzen, cumhuriyetin kurucu değerlerine uygun olarak, Atatürk'ün hedef koyduğu cumhuriyet olacak. YENİ Parti en çok cumhuriyetçiliği önemsiyor. Altı okun her birisini barındırıyor. YENİ Parti cumhuriyeti tartıştırmayan, zayıflamış tüm kurumlarını yeniden tesis eden bir iddia ortaya koyacak. GELİN YENİYİ KURALIM - Yurttaşlara bir çağrınız olur mu? Siyaset siyasetçilere bırakılmayacak bir iş. Çünkü hepimizin geleceğini belirliyoruz. Gelsinler, ülkelerinin geleceğine sahip çıksınlar. YENİ Parti'de siyaset yapsınlar. Diğer partiler üyelerin değil, elitlerin siyaset yapabildiği partilere dönüştü. YENİ Parti doğrudan üyenin siyaset yapabileceği bir parti. Üye olmak, katılmak, söz söylemek zor değil. Gelsinler, bizimle yeniyi kursunlar.

Özgür Özel 'çerçeve yasa' oylamasını anlattı, vekillere ne söylediğini açıkladı Haber

Özgür Özel 'çerçeve yasa' oylamasını anlattı, vekillere ne söylediğini açıkladı

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çerçeve yasa ve partinin oy tercihi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Genel Kurul'daki görüşmeleri yaklaşık 12 saat süren düzenleme, açık oylama sonuçlarına göre 467 "kabul", 87 "ret", 7 "çekimser", 2 "mükerrer" oyla kabul edilerek yasalaştı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum. Ben ve yönetici arkadaşlarım, tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz" açıklamasını yaptı. YENİ Parti’de oylar ikiye bölündü; 35 milletvekili kabul, 54 milletvekili ret oyu verdi, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. "HİBRİT BİR MODEL GELİŞTİRDİK" Oylama ile ilgili Nefes yazarı Deniz Zeyrek'e konuşan Özgür Özel, "Ne yaptığımız zaman içinde anlaşılmaya başlandı. Olumlu yorum ve tepkiler de gelmeye başladı. Ben şuna inanıyorum. YENİ Parti olarak yeni nesil bir iş yaptık. Evet oyunu dayatsak milletvekillerimiz zora girecekti, bazıları da grup disiplinine aykırı davranmak zorunda kalıp sıkıntı yaşayacaktı" dedi. Özel, şöyle devam etti: "Genel Başkan’ın tutumu da önemliydi. İlkesel davranması lazım. Biz de hibrit bir model geliştirdik. Çok ötesindeydik ama demokrasi konuşurken en zoru katı bir karar alıp milletvekillerine dayatmaktı. AK Partililerin tamamı görmedikleri metne imza attı. Ben YENİ Parti milletvekillerimize ‘Bana güvenin, derdimi kürsüde anlatacağım, ben sizi vicdanınız ve seçmeninizle baş başa bırakıyorum’ dedim. Onlar da şehirlerinden gelen görüşe göre oy kullandılar. Diyarbakır gibi, Kürt seçmenin çok olduğu İstanbul seçim bölgeleri gibi yerlerde “evet” isteyenler vardı ama mesela benim şehrimde, Manisa’da ağırlıklı görüş ‘hayır vermelisiniz’ oldu. Manisa’dan iki milletvekili ‘hayır’ dedi." "İLKESEL DAVRANMAMIZ LAZIM" Eleştirilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, "Akın Gürlek’in içinde bulunduğu bir heyet bizim de içimize sinmiyor elbet. Ancak bir yanda bir ilke var. Bir terör örgütü fesih oluyor. Birtakım adımlar var. Milliyetçi hassasiyetleri olan partilerin ‘hayır’ demesi anlaşılır ama ‘Kürt sorunu vardır’ diyen, 1989’da bu konuda kapsamlı bir rapor hazırlayan sosyal demokrat bir partinin böyle bir ilk adıma karşı gelmesi ilkesel durmuyor. Bizim ilkesel davranmamız lazım" ifadelerini kullandı. Özel, bütün partinin, üyelerin, milletvekillerinin tamamının aynı tutumu sergilemesinin de çok zor olduğuna işaret etti ve partinin büyük bölümünün “hayır” demesinin nedenlerini şöyle açıkladı: "Malumunuz, çok büyük saldırılara maruz kalıyoruz. Yasayla ilgili süreç şeffaf değildi. Olması gereken şeffaflık TBMM’de dahi izlenmedi. Bize dahi yarım saat önce gönderdiler. İnsanlar neyin tartışıldığını dahi bilmiyordu. Metinde olmayan şeyler varmış sanılıyordu. Böyle bir ortamda da herkese ‘evet diyeceksiniz’ demek, ortak bir karar almak çok zordu. Hep birlikte hayır demek de bizi başka bir yere savuracaktı. Barışa şans tanımayan bir yere getirecektik. Faydacı bir yerden bakmadık ama terörün bittiği bir noktada da buna karşı çıkmakla suçlanacaktık.” "‘ADAM YİNE KAZANDI’ DİYE BAKMIYORUM" "İktidarın bu yasayla yaşam ömrünü uzatmaya çalıştığı ve AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kazançlı çıktığı" yorumlarını değerlendiren Özel, "Vicdanen içim rahat. Yıllardır savunduğumuz bir görüşün, sırf Erdoğan karşıtlığı nedeniyle tersini yapmamız doğru değil. Doğru kararı aldığımızı düşünüyorum. Ben ‘adam yine kazandı’ diye bakmıyorum. Sonunda kazanılmış bir şey olacaksa en azından tek başına kazanmadı. Bir kazanan varsa ülke kazanıyordur" dedi. "Erdoğan ‘ak’ dese ‘kara’ diyen siyaset her zaman kazandırmıyor" diyen Özel, "Emin olun bizim evetlerden en çok rahatsız olan AK Parti oldu. Bizden bunu beklemiyorlardı ve hayır deseydik onu da kullanacaklardı. Hatırlayın, ‘evet derseler milliyetçileri, hayır derseler Kürtleri kaybederler’ deniyordu. Uzun vadede daha iyi anlaşılacağımızı düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

YENİ Parti sahaya iniyor: Çerçeve Yasa'daki "Evet-Hayır" tercihlerinin gerekçesi anlatılacak Haber

YENİ Parti sahaya iniyor: Çerçeve Yasa'daki "Evet-Hayır" tercihlerinin gerekçesi anlatılacak

TBMM Genel Kurulu'ndaki 12 saatlik mesainin ardından Çerçeve Yasa, 87 ret oya karşı 467 kabul oyu ile kanunlaştı. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin oylamasında izleyeceği yol haritası en çok merak edilen parti olan YENİ Parti, oylamada parçalı bir görüntü verdi. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in, "Sizleri serbest bırakıyorum" dediği parti grubu, Çerçeve Yasa'ya karşı 54 ret oyu kullandı. Özel ve parti kurmaylarının aralarında bulunduğu 35 milletvekili de teklifin kabulü yönünde oy verdi. Özgür Özel ve grubunun teklife yönelik tutumu, "YENİ Parti'de bölünme mi var?" sorusunu beraberinde getirdi. TAVIR ELEŞTİRİSİ Özel ve YENİ Parti kurmaylarının "Evet" dediği Çerçeve Yasa'ya 54 YENİ Parti milletvekili, "Hayır" oyu verdi. YENİ Parti kurmayları, oylamadaki dağınık görüntüye yönelik, "Parti yönetimine tavır alınıyor" eleştirilerinin gerçeği yansıtmadığını belirtti. CHP'den ayrılan kadrolar ile kurulan YENİ Parti kurmaylarının tamamının Kürt sorununu inkar etmeyen isimlerden oluştuğunu belirten parti kaynakları, "Dün nerede duruyorsak bugün de oradayız. Kürt sorunu çözüme kavuşturulması gereken bir sorundur ancak AK Parti, bu sorunu çözecek aktör değildir" yorumunu yaptı. YENİ Parti Lideri Özel'in, "AK Parti bu işten nemalanmak isteyen tarafta" sözlerini anımsatan bir YENİ Parti Milletvekili, "İşine gelmediğinde tüm bir halkı terörist ilan eden bu irade, sorunu çözemez" görüşünü savundu. YENİ Parti kurmayları, "Kürt sorununun çözümü" amacıyla TBMM çatısı altında kurulan komisyon için hazırlanan rapordaki önerilerin seçmenle paylaşılacağını bildirdi. Çerçeve Yasa'nın oylamasına yönelik tartışmalar devam ederken YENİ Parti, yeni dönemde izlenecek yol haritasını da belirledi. YENİ Parti kaynakları, Çerçeve Yasa'ya hangi gerekçelerle evet ya da hayır oyu verildiğinin saha çalışmaları ile halka anlatılacağını söyledi. NEDEN HAYIR? YENİ Parti kurmaylarınca, saha çalışmalarında halka anlatılacağı belirtilen ve öne çıkan başlıklar, "Hayır oyu" gerekçeleri ise şunlar oldu: Toplumsal barışın sağlanması ve kronik sorunların çözümü, yalnızca belirli kurumlar arasında yürütülen dar kapsamlı süreçlerle değil, toplumun tüm kesimlerini kapsayan güçlü bir demokratik zeminle mümkündür. Süreçler, şeffaflıktan uzak, bürokratik ve kısıtlı koşullara bağlı yürütülmüştür. Demokrasi tek bir alana veya tanıma indirgenemeyecek kadar çok boyutludur. Süreci terör örgütü ile güvenlik bürokrasisi arasındaki sınırlı alana sıkıştıran, sürekli koşullara bağlayıp takvimini belirsizleştiren, Meclis'i pasif kılan ve yargı mekanizmasının önüne kurulları çıkaran bir yaklaşım benimsenmiştir. Türkiye'nin bugün yaşadığı adaletsizlik ve hukuksuzluk sorunlarının birçoğu, yürürlükteki Anayasa'dan değil, bu Anayasa'daki temel hak ve özgürlüklerin, asgari standartlarda dahi uygulanmamasından ve yargıya siyasi müdahalelerden kaynaklanmaktadır. Böylesi bir iklimde kalıcı barışa ulaşmak mümkün değildir. NEDEN EVET? YENİ Partililer, "Evet" oylarının gerekçesini ise şöyle temellendirdi: Partimize, belediye başkanlarımıza ve toplumsal muhalefete yönelik tüm kötülüklere rağmen, bu ülkede bir daha şehit cenazesine gitmeme ihtimali. Sürecin en başı itibarıyla samimiyet testini geçemeyen AK Parti ve MHP'nin, halkın baskısı ile demokratikleşme adımlarına mecbur kalması. Ortak raporun yedinci bölümünde yer verilen, "AYM ve AİHM kararlarına uyulması" ile "İfade özgürlüğünün sağlanması" önerileri başta olmak üzere, tüm demokratikleşme önerileri için müzakere olanağının sağlanması. İktidarın, "Bir taraf" ile barışırken "Diğer taraf" ile kavga ediyor görüntüsünden kaçınmak zorunda olması.

İmamoğlu'ndan Özel'e 'çerçeve yasa' desteği Haber

İmamoğlu'ndan Özel'e 'çerçeve yasa' desteği

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi" sosyal medya hesabından, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri sırasında açıklama yaptı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in teklife "evet" oyu verme kararına destek veren İmamoğlu'nun açıklamasının tamamı şöyle: "Aziz milletim, Türkiye, tarihinin önemli eşiklerinden birindedir. Barışı, huzuru ve kardeşliği kalıcı kılmak; demokrasiyi ve hukuku güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine inanıyor; bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı yürekten destekliyorum. Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum. Kıymetli Başkanımız Sayın Mansur Yavaş'ın dikkat çektiği, uyardığı ve önerdiği bütün tespitlere katılıyor ve önemsiyorum. Sayın Selahattin Demirtaş'ın arzuladığı, bütünleştirici ve birleştirici barış temennilerini kıymetli buluyorum. Ancak bu iktidarın süreç yönetimi, samimiyeti ve şeffaflık sicili bozuktur. Bu nedenle mücadelemize bir yandan sorunların çözümü için destek ve katkı anlayışıyla devam edecek, diğer taraftan denetleme görevimizi ve milletimizi bilgilendirme gayretimizi en üst seviyede göstereceğiz. Kıymetli halkımız, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı, ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve 86 milyon yurttaşımızın eşitliği bizim ortak güvencemizdir. Cumhuriyetimizi demokrasiyle, birliğimizi adaletle, devletimizi hukukla güçlendireceğiz. Türkiye yalnız kendi içinde huzuru sağlayacak bir ülke değildir. Bölgemizde barışın, istikrarın ve refahın güvencesi olacak; gücünü hukukundan, demokrasisinden, ekonomisinden ve milletinin birliğinden alan güçlü bir devlet olacağız. Türkiye'nin büyüklüğüne ve devletimizin ciddiyetine yakışan budur. Bu mesele günlük siyasi hesaplara, kapalı kapılara ve kişisel ikbal arayışlarına bırakılamaz. Sürecin güvencesi şeffaflık, TBMM, hukuk ve milletin iradesidir. Barışı siyasi hesaplara teslim etmeyeceğiz. Siyasi hesaplara duyduğumuz güvensizliğin de barış umudumuzu esir almasına izin vermeyeceğiz. Türkiye'nin bunu başaracak gücü vardır. Barışın da huzurun da Cumhuriyetin de sahibi millettir."

Özgür Özel'den 'çerçeve yasa' açıklaması: Ben ve yönetici arkadaşlarım 'evet' diyeceğiz Haber

Özgür Özel'den 'çerçeve yasa' açıklaması: Ben ve yönetici arkadaşlarım 'evet' diyeceğiz

'Terörsüz Türkiye' süreci kapsamında hazırlanan ve PKK'lı teröristlere infaz ertelemesi imkanı sunan 'Çerçeve Yasa' bugün TBMM Genel Kurulu'nda oylanacak. AK Parti, MHP ve DEM grubunun öncülüğünde Meclis'e sunulan düzenlemeye YENİ Parti'nin nasıl yanıt vereceği merak ediliyordu. Bugün Özgür Özel liderliğinde toplanan YENİ Parti grubu, kapalı şekilde gerçekleştirdiği toplantıda Çerçeve Yasa'ya yönelik nihai kararını verdi. Özgür Özel, Meclis kürsüsünden partisinin kararını açıklıyor. İşte Özgür Özel'in açıklamalarından öne çıkanlar: Türkiye'nin en ağır, en yakıcı, en uzun sorunlarından birini konuşmak üzere bu çatının altındayız. Öncelikle bu kanun teklifini buraya getirenler açık açık yazmasalar konuşmaya cesaret etmeseler de meselenin adını doğru telaffuz etmek durumundayız. Bugün Kürt meselesini konuşmak üzere buradayız. Kürt meselesi yalnızca bir terör meselesiydi değildir. Yalnızca bir güvenlik meselesi değildir, yalnızca örgütün silah bırakması meselesi değildir, eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik temsil, özgür siyaset ve birlikte yaşama meselesidir. Herkesin kendi kimliğiyle, diliyle, kültürüyle ve inancıyla kendisini bu ülkenin eşit yurttaşı hissedebilmesi meselesidir. Aynı zamanda Edirne'deki, İzmir'deki Trabzon'daki Manisa'daki yurttaşlarımızın güven içinde yaşaması evladını teröre kurban vermemesi meselesidir. On yıllardır canımızı, malımızı, kaynaklarımızı feda ettiğimiz bu mesele 86 milyon yurttaşımızın meselesidir. Demokrasimizin, kalkınmamızın, bölgesel gücümüzün toplumsal huzurumuzun ve ortak geleceğimizin meselesidir. Biz Cumhuriyeti kuran milli egemenliğini tesis eden ve Ve Türkiye'yi çok partili demokrasiye taşıyan siyasal mirasın sahipleriyiz. Cumhuriyetimiz, üniter devlet yapımız, ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü kırmızı çizgimizdir. Biz Kürt meselesinin demokratik çözümünü bu ilkelerin karşısında değil, onların güvencesi olarak görüyoruz. Çünkü toplumsal barışın sağlanmasını üniter devletin alternatifi olarak değil, tam tersine en güçlü dayanağı ve güvencesi olarak görüyoruz. Yurttaşlarımızın adalete, devlete ve cumhuriyete bağlılığı korkuyla değil eşitlikle, özgürlükle ve aidiyet duygusuyla güçlenir. Korku üzerine devlet inşa edilmez. Devlet özgüven üzerinde ayakta sağlam durur. Yurttaşlarını baskıyla yöneten iktidarlar devletlerini güçlendirmezler. Toplumu kutuplaştırırlar, aidiyeti zayıflatırlar ve bölünme riskini büyütürler. Cumhuriyeti kurmak ve çok partili demokrasiye geçirmek de üniter yapımızı zayıflatmamış, aksine güçlendirmiştir. Kürt meselesinin demokratik çözümü de cumhuriyetimizi, devletimizi ve ulusal bütünlüğümüzü güçlendirecektir. Bu soruna hiçbir zaman seçim takvimine bakarak yaklaşmadık. Anketlere göre konuşmadık. Konjonktür değişince söz ve tavır değiştirmedik. İşine geldiğinde çözüm diyen, işine gelmediğinde bütün Kürtleri terörist ilan edenlerden olmadık. Tarihsel tutarlılık içinde hep aynı yerde, hep doğru yerde durduk. Dün ne söylediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Bu mesele şiddetle değil, siyasetle çözülmelidir. Gizli pazarlıklarla değil, milletin gözü önünde milletin rızasıyla çözülmelidir. Bir kişinin iradesiyle değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin demokratik meşruiyetiyle çözülmelidir. Herkesin kaygısını gören, acısını da umudunu da yüreğinde taşıyan bir büyük toplumsal mutabakatla çözülmelidir. Yıllarca biz bunu savunduk. Bu meselenin çözüm adresi Meclis'tir dedik. Komisyon kurulmasını yıllarca önerdik. Komisyоn kurulduğunda katılım gösterdik Tüm tahriklere, bütün sabotajlara rağmen masada kaldık. AK Parti ve diğer partilerle birlikte bazen aynı salonda buluştuk, bazen ayrıştık ama meselenin kendisinden hiçbir zaman kopmadık. yapıcı katkımızı hiçbir zaman esirgemedik. Komisyоn kurulduğunda katılım gösterdik Tüm tahriklere, bütün sabotajlara rağmen masada kaldık. AK Parti ve diğer partilerle birlikte bazen aynı salonda buluştuk, bazen ayrıştık ama meselenin kendisinden hiçbir zaman kopmadık. yapıcı katkımızı hiçbir zaman esirgemedik. Ülkenin hayrına olmayan hiçbir işin altına imza atmadık. Komisyon raporuna katkı verdik, imzamızı koyduk. Sürecin başında durumumuzu şöyle özetlemiştik. Destekleyeceğiz, katkı sunacağız ve denetleyeceğiz. Her aşamasında yapıcı olmaya gayret gösterdiğimiz bu süreçte başta ortaya koyduğumuz ilkelerden hiç sapmadık. Çünkü bizim tutumumuz günlük değil tarihseldir. Konjonkturel değil, ilkeseldir. Siyaset ilkeyle yapılır. Biz işine gelince çözüm işine gelmeyince terörist diyen, bir süreci önce masaya koyup sonra buzdolabına kaldıran Dolmabahçe'de görüştükleri rahmetli Sırra Süreyya Önder'i hapse atıp sonra arkasından timsah gözyaşı dökenlerden hiç olmadık. Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, Siyasi iktidar bu süreci maalesef büyük bir özensizlikle yönetmiştir. Müzakereleri kapalı kapılar ardında yürütmüştür. Bu toplumsal meseleyi ikili müzakere ortamına sıkıştırmıştır. Toplumsal mutabakat fırsatını kendi eliyle heba etmiştir. Bizi muhalefeti dışarıda bırakmak için elinden geleni hatta akla gelmeyenleri yapmıştır. Komisyonda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmeler, özel takvimler, özel siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir bir süreç yürütülmüştür. Üç kişinin bildiği metin diye, bir metin kutsanıp meclisten gizlenmiş Adalet ve Kalkınma Partili vekillerden dahi gizlenmiş bir telaş ve bir bir panikle son sürece girilmiştir. Komisyonda itiraz eden, soru soran eleştirilerini dile getiren milletvekillerinin üzerine yürümeye kadar, yani bir süreç yönetmek yerine bir devlet yönetimi anlayışı göstermek yerine farklı bir telaş, farklı bir panik bilinmeyen bir ruh hali bütün meclisin bütün milletin gözü önünde yaşanmıştır. Barışın hukuku milletin gözünden kaçırarak yazar mıyız? Yazılamaz. Toplumsal uzlaşma yangından mal kaçırır gibi kurulamaz. Millet sonunda kendisine bilgi verilecek bir sürecin seyircisi değildir. Millet bu ülkenin sahibidir, ta kendisidir. Değerli milletvekillerimiz, açıkça ifade etmek istiyorum. Bu teklife hayır deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir diye millete sokağa sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan YENİ Parti grubudur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Cumhurbaşkanı adayı tutuklanan, yol arkadaşları hapsedilen, partisine yargı eliyle butlan atanan biziz. Öyle saldırılara maruz kaldık ve Ve kalıyoruz ki en temel insan haklarının ihlal edildiği, masumiyet karinesinin yok sayıldığı bir düşman hukukuna muhatabız. Sahte delillerle, kanıtlanmamış iddialarla, gizli tanık ifadeleriyle tarihe utanç olarak geçecek bir süreci yaşıyoruz. Yerel seçimleri kaybettiği için siyasi rekabeti refah kaldıranların ailelere, eşlere, evlatlara zulmeden bir darbeci anlayışına muhatap olan bizleriz. Günlerdir günlerdir bu teklife hayır dememiz için binlerce öneri, eleştiri hatta tepki alan bizleriz. Ama hepinize Şunu hatırlatıyorum. Yarın bu ülkeyi yönetecek olan da biziz ve bu millete olan bağlılığımızla, bu ülkeye olan sevgimizle, toplumsal barışı olan inancımızla sorumluluk alanda biziz. Kolaya kaçmayan devletciddiyetiyle karar veren bu ülkenin on yıl, yirmi yıl, otuz yıl sonrasını düşünme sorumluluğunu yüreğini hisseden de bizleriz. 'EN ÇOK HAYIR DEME HAKKINA SAHİP OLAN BİZLERİZ' Biz Türkiye'nin sorunlarını çözmek için yeni partiyi kurduk. Kutuplaşmayı bitirmek, barışı getirmek için kurduk. Biz yeni partiyi bir partimiz olsun diye kurmadık. İktidar olsun sorunları çözsün sorunların ve eşitsizliklerin üzerine kararlılıkla yürüsün diye kurduk. Bize defalarca bu şartlarda o masada neden oturuyorsunuz dediler. Bu çağrıları yapanların öfkesini de kaygısını da anlıyorum. Ama kimse bize ne yaşadığımızı anlatmasın. Çünkü bize yapılanları en iyi biz biliyor, yüreğimizin en derinliklerinde hissediyoruz. Bir tanesini unutursak da yüreğimiz kurusun. Bu yasaya hayır deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama bu hakkı milletin barış hakkının önüne koymayan da bizleriz. 'KOMİSYON MASASI ERDOĞAN'IN MASASI DEĞİL' Komisyonda masadan Çünkü o masa Erdoğan'ın masası değildir. O masa milletin barış umutlarının masasındır. Türkiye'nin hak ettiği kalkınma umudunun masasıdır. Türkiye'de yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun bütün gençlerin iyi bir gelecek umudunun masasıdır. Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık, koymayacağız. Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri, Önümüzdeki teklifin içeriği de hazırlanış biçimi kadar sorumludur. Yazıma aylar süren komisyon raporu katılan tüm partilerin mutabakatıyla hazırlandı. Raporun geçindiği maddesinde demokratikleşme vardı. Siyasi tutukluların durumundan Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına uyulmasına, kayyum uygulamalarının sona erdirilmesine kadar pek çok demokratikleşme önerisi vardı. Altında iktidar milletvekillerinin de imzası vardı. Ama bu kanunun teklifinde hiçbiri yok. Şimdi birileri 'E bunlar Bunlar kanunla olmak zorunda değil, yürütme yapar, uygulamayla olur, gelecekte olur. Hele bu süreç bir yere varsın ondan sonra olur' diyorlar. Bu sürecin bir yere varsın diye tarif edilen, verilen süre örgütün silah bırakmasının teyit ve tespiti için geçen süre. O süreyi de bekleyelim. Demokrasi için verdiğimiz sözleri bundan sonra yaparız. Elindeki silahı bir terör örgütü mensubunun teslim etmesiyle Mardin'deki gencecik bir seçmenin verdiği oyu alan belediye başkanının belediyeyi yönetmesini nasıl ilişkilendiririz? Terörle Kürtleri bir görüp gösteriyorsunuz zaman zaman deyince itiraz edenlere söylüyorum. Seçilmiş bir milletvekilinin burada göreve gelip başlamasıyla anayasa mahkemesi kararına gösterilen direncin ortadan kaldırılmasıyla veya örneğin bakanların gidip de bakan kimlikleriyle önce kayyum atanmış bir belediyeyi ardından AK Parti ilçe başkanlığının ziyaretiyle. Sonra gelip MKYK toplantılarında 'Esenyurt Belediyesi'nin kayyumu sorulduğunda o farklı. Orada başka şeyler var' Bu nasıl bir hukuk anlayışı? 'CAN ATALAY İÇİN ADIM, DEMİRTAŞ İÇİN AÇIK BİR HUKUK YOK' Ama iki kayyımın bile partisine göre farklı tarifler yapan orayı siyaseten elde tutmak için bu kadar büyük ve önemli gördüğümüz bir meseleyi buna alet edenlerin bu sürece nasıl bir katkı yapmasını bekliyorsunuz? Önümüzdeki teklifin içeriği de hazırlanış biçimi kadar sorunlu demiştim. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun sadece altıncı maddesi var. O kısmı da sorunlu, özensiz, problemli, kapsamı tartışmalı, uygulaması tartışmalı, yetkilendirmesi tartışmalı bir şekilde hayata geçirilmiş. Uzun tutukluluklara, gizli tanık düzenine, siyasallaşmış yargıya karşı tek bir demokratik adım yok. Hatay'ın seçilmiş milletvekili Can Atalay için bir adım yok, bir adım atmaya da görünen vakitli bir niyet yok. Selahattin Demirtaş için açık bir hukuk yok, örtülü keyfiyete kalmış bir muğlaklık var ve bunun tarifinde maharet gösteren bir takım iktidar aktörleri var. Siyasi rakipleri, gazetecileri akademisyenleri ve seçilmiş belediye başkanlarını cezaevinde tutan düzene ilişkin bir değişiklik yok. Burada komisyonun iradesini hiçe sayan meseleyi yüzeysel ele alan, özensiz bir metin var. Burada yargının bütün yetkisini yürütmeye devreden bir yetki var. Yasamanın üstlenmesi gereken sorumlulukları yürütmeye veren, istismara açık yetkiler düzenleyen bir betim var. Yargıda verdiği tüm kararlar neredeyse anayasa mahkemesinden dönmüş. Siyasi operasyonların baş aktörü olmuş. Bir siyasete gelmiş, bir hakim savcı kürsülerine gitmiş, birisinin içinde bulundurulacağı bir komisyona siyasete kimin ne zaman dahil olacağı konusunda 'bezirgan başılık' gibi bir görevin tarifi var. Yani bu süreçten sonra siyasete dahil olma meselesinin bile bugünkü yürütmenin elinde koz olarak tutan veya bu meseleyi halen daha bir takım parçası kılan bir anlayış var. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri biz Biz Adalet ve Kalkınma Partisi'nin sicilini unutmuş değiliz. Kırk yılı aşkın bu meselenin yirmi beş yılı AK Parti dönemindedir. Binlerce şehit AK Parti döneminde toprağa düşmüştür. AK Parti'nin bugünkünden çok daha güçlü olduğu yıllar oldu. 'ERDOĞAN BARIŞTAN YANAYMIŞ GİBİ YAPAN TARAFTA' Mecliste büyük çoğunluklara sahipti. Toplumdan geniş destek alıyordu. Devletin bütün imkanları elindeydi ama hiçbir zaman bu meseleyi gerçekten çözmek istemedi. Çözümün gerektirdiği demokratik ödemekten hep kaçtı. Çünkü kalıcı çözümü iktidar hesabının önüne koyamadı. Bir dönem oturttuğu siyaset arkadaşlarını yıllarca pasif pozisyonlara gitti. Dün el sıkıştığı insanları ertesi gün terörist ilan etti. Mecliste büyük çoğunluklara sahipti. Toplumdan geniş destek alıyordu. Devletin bütün imkanları elindeydi ama hiçbir zaman bu meseleyi gerçekten çözmek istemedi. Çözümün gerektirdiği demokratik ödemekten hep kaçtı. Çünkü kalıcı çözümü iktidar hesabının önüne koyamadı. Bir dönem oturttuğu siyaset arkadaşlarını yıllarca pasif pozisyonlara gitti. Dün el sıkıştığı insanları ertesi gün terörist ilan etti. Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi'ni yöneten akıl hiçbir zaman bu meselenin gerçekten çözümünü ve Türkiye'nin topyekun huzurunu parti çıkarlarının önüne getirmedi. 'İKTİDARIN SAMİMİYETİNE GÜVENMİYORUM' Sayın Erdoğan bugün siyasi rakiplerini yargıyla bertaraf etmeyi göze alan tek kaygısı kendi koltuğu olan bir noktadadır. Adalet ve Kalkınma Partisi şimdi de maalesef varışı isteyen samimi bir tarafta durduğunu gösterememektedir. Erdoğan barış umutlarını yine heba etmek isteyen taraftadır. Mecbur kaldığı için banıştan yanaymış gibi yapan taraftаtır. Yeni parti ise ona bu fırsatı vermeyen taraftadır. Biz böyle bir iktidarın samimiyetine güvenmiyoruz. Geçmişine güvenmiyoruz, bugünkü niyetine güveniriz. Gelecekte vereceği sözlere de peşinen güvenmiyoruz. Biz kendimize ve milletimize güveniyoruz. 'VAR OLAN TEHLİKELERİ GÖRÜYORUZ' Biz rüzgara göre şekil değiştirenler değiliz. Biz doğru bildiğini ne pahasına olursa olsun savunan ve ilkelerine sahip çıkanlarız. Değerli milletvekilleri, bizi uyaran yurttaşlarımızın sesini duyuyorum. Bütün bunları yapan bir iktidarın getirdiği yasaya nasıl destek vereceksiniz dediklerini duyuyorum. Haksızlar mı? Bu soruyu son derece meşru buluyorum. Bu itirazı ciddiye anlıyorum. 'Bu süreç Erdoğan'ın yeniden adaylığının önünü açacak bir anayasa pazarlığına dönüşür mü' şüphelerini anlıyorum. Var olan tehlikeleri görüyorum. Bu iktidar demokratikleşmez diyenlerin endişesini, güvensizliğini paylaşıyorum. Ancak eleştirilerin barışa karşı olmadığını da görüyorum. 'BARIŞIN ÖNÜNÜ AÇACAĞIZ' Herkesin tam bir barışı arzuladığını ama her şeyin bu Bu iktidara güvensizlikten kaynaklandığını biliyorum. Erdoğan iktidarını demokratikleştirmeyi başaramadı, başaramayacak. Erdoğan'ın iktidarı kalkınmayı sağlayamadı, sağlamayacak Hukukun üstünlüğünü adaleti getirmedi asla getirmeyecek. O yüzden bunları bu iktidara bırakamayız, bırakmayacağız. İşte buradan tarih önünde ifade ediyorum. Bu yasaya hayır deme hakkına en çok sahip olan yeni parti kendi hakkını milletin barış hakkının önüne koymayacaktır. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi için hiçbir evladımızın gazi olmaması için, yoksul evlere ateş düşmemesi için barışın önünde durmayacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın diye bu ülkenin çocukları, bu Bu ülkenin geleceğini okullarda, fabrikalarda, tarlalarda laboratuvarlarda kursun diye barışın önünü açacağız. Türkiye bölgemizdeki ve dünyadaki tehditlere karşı 'Bir ve bütün olsun, güçlü olsun diye barışın önünü açacağız.' 'BARIŞIN SAHİBİ ERDOĞAN DEĞİL MİLLETİN TA KENDİSİDİR' Yıllardır teröre, silaha, gözyaşına harcadığımız gücümüzü üretime, eğitime, refahı ayırmak için barışın önünü açacağız. Korku olmadan, ayrımcılık olmadan yan yana gönül gönüle ortak geleceği inşa etmek için barışın önünü açacağız. Biz ölüm değil, hayat olsun diye korku değil umut olsun diye bu sorumluluğu alacağız. Erdoğan iktidarını buyurun devam edin. Buyurun, buyurun. Erdoğan iktidarının başaramadığı demokratikleşmeyi, kalkınmayı adaleti ve hukukun üstünlüğünü de biz başaracağız. Çünkü bu iktidarın bunu yapmaya niyeti yoktur. Bu iktidarı koltuğundan başka düşündüğü yoktur. Bu ülkeyi bu kadar kötülük yapan bir iktidarın barışın sahibi olmasını beklemiyorduk. olmayacakları açıktır. Barışın sahibi bu ülkenin adalete, huzura susamış tüm insanlarıdır. Demokratlar bu ülkeye barışı getirecek ama bu iktidarın milletin vicdanında da asla atlamayacaklardır. Barışın sahibi ne Erdoğan'dır, ne bir siyasi partidir, ne bir örgüttür. Barışın sahibi, sahip çıkarsa gerçekleşir, milletin ta kendisidir. Biz insanca ve hakça yaşayacağımız bir Türkiye'ye inanan, doğuda ve batıda bunun hayalini kuran siyasetin temsilcileriyiz. Ortak bir barışın mümkün olduğunu biliyoruz. Ve biz bu hayali şehir şehir kurmaya talibiz. Terör örgütünün fesi silahların bırakılması ve infaz düzenlemeleri çatışmayı sona erdirmenin konusudur. Önemlidir ama yeterli değildir. Ama asıl hedefimiz demokratik çözümdür. 'KOYDUĞUMUZ İMZA NAMUSUMUZ' Terörün kökünü ancak demokrasi kazır. Bu milletin bu milletin hiçbir ferdinin umudunu siyasi hesaplara ezdirmeyeceğiz. Barışı samimiyetsizliğe, çıkarcılığa teslim etmeyeceğiz. Değerli milletvekilleri, bugün silah faslının kapanması için bir kapı aranıyor. Biz o kapıyı kapatan taraf olmayacağız. Ama asıl büyük mücadele şimdi başlayacak. Demokrasi mücadelesi, adalet mücadelesi, eşit yurttaşlık mücadelesi, kalkınma ve refah mücadelesi. Biz komisyon raporuna imza koyduk. Koyduğumuz imzayı namusumuz biliyoruz. Raporun silah bırakma ve hukuki geçişi düzenleyen altıncı bölümüne de demokratikleşme sorumluluğunu ortaya koyan yedinci bölümüne de imza attık. Biz imzamızın gereğini yapacağız ama Cumhur İttifakı'nın da yedinci bölümün altında imzası vardır. Şimdi o bölümü unutturma, erteleme gayretlerini dikkatle takip ediyoruz. Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz. Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis'e getireceğiz. Kayyum uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının mücadelesini vereceğiz. Hukuksuzca hapiste tutulan hakkının mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Bağımsız yargının ifade özgürlüğünün seçilmişlerin iradesinin ve eşit yurttaşlık mücadelesini vereceğiz. AK Parti'nin yapmak istemediğini demokratlar olarak biz yapacağız. Onların kaçtığı çözüm sorumluluğunu biz üstleneceğiz. Onları kurmadığı toplumsal mutabakatı biz Biz arayacağız. Onların sağlamadığı adaletin peşinden biz koşacağız. 'EVET DİYORSAK ÇOCUKLARIMIZIN KANI BİR DAHA AKMASIN DİYEDİR' Onları kurmadığı toplumsal mutabakatı biz Biz arayacağız. Onların sağlamadığı adaletin peşinden biz koşacağız. Onların ertelediği demokratikleşmeyi biz gerçekleştireceğiz. Çünkü biz yalnızca çatışmasızlığa değil, demokratik barışa talibiz. Yalnızca silahların susmasına değil, sözün özgürleşmesine sahip talibiz. Biz ortak geleceğimizin adalet ve vefa kurulmasına sahibiz son sözüm vatanını ve milletini korumak için gözünü kırpmadan canını veren şehitlerimize, ailelerine. Daha yirmili otuzlu yaşlarda toprağa düşen evlatlarımıza, onların annelerine babalarına eşlerine çocuklarına kimse şehitlerimizin aziz hatırasını siyasete alet edemez. Hiç kimse milletimize evlatlarınız boşuna şehit oldu da uykusunu yaşatmayı kabul edemez. Onlar bu vatan yaşasın. Bu millet bir daha aynı acıları yaşamasın diye can verdiler. Bugünkü tutumumuz bugün 'evet' diyorsak gencecik çocuklarımızın kanı bir daha toprağa düşmesin diyedir. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın diyedir. Türkiye bir daha terörün karanlığına dönmesin diyedir. Bu oylamadan önce kulağımda çınlayan söz Şehit aileleri derneklerine 21 Kasım 2024 tarihinde 3 büyük derneğe devletin de protokolünde yer alan yaptığımız ziyarette şehit babasının vatan sağ olsun, ben yandım başkası yanmasın ama kimse de bizi kandırmasın sözünün üzerinedir. Hatta aynı gün Şehit Aileleri Vakfı Başkanı Abdurrahman Yılmaz Bey, terörün bitmesini, şehidin gelmemesini, annelerin ağlamamasını biz de isteriz. Ama yeter ki önceki süreçte olduğu gibi kandırılmayalım demişti. Sırrı Süreyya Önder, rahmetli Süreyya Önder grubumuzu ziyaretinde belki bugün aldığımız bir kararla şehit ailelerini memnun edemeyiz ama bir daha şehit gelmemesi en önemli şeydir dediğinde demiştim ki Sırrı abi geçen gün gittiğim bir dernekte başkanın sözleri tam da böyle terör bitsin, şehit gelmesin, anneler ağlamasın. Biz yandık başkası yanmasın ama kimse bizi kandırmasın. O gün rahmetli Sırrı Süreyya Önder böyle bir bakış açısının bizim üstlendiğimiz sorumluluktan da değerli bir sorumlu olduğunun hakkını teslim etmişti. Hatta bir gün o derneğe birlikte ziyaret etme zemini oluşsun diye konuşmuştuk. Allah nasip etmedi, ömrü yetmedi ama artık bundan sonra 10 Kasım'da Anıtkabir'e de birlikte çıkmanın, bütün evladını kaybetmiş anaların acısını hep birlikte yüreğimizde hissetmenin, bir daha hiçbir eve evlat acısı düşmesin diye sorumluluk almanın vaktidir. İlk günden şehit aileleri ve gazilerimizin gözünün içine bakamayacağımız bir şeyin içinde olmayacağımızı söylemiştik. Aynı kararlılıkla ifade ediyorum ki herkes kendi vicdanıyla yaşar, herkes vicdanının sesini bastırabildiği zaman uykuya dalar. Esas olan şehit ailelerinin, gazilerin teröre sarsılmaz bir kararlılıkla mücadele eden başta Türk silahlı kuvvetlerimiz olmak üzere tüm güvenlik güçlerimizin ve terörden zarar gören vatandaşlarımızın olmak üzerek tüm milletimizin yüzüne bakamayacak bir duruma düşmemektir. 'BEN VE YÖNETİCİ ARKADAŞLARIM 'EVET' DİYECEK, VEKİLLER MİLLETİN SESİNİ DİNLEYECEK' Anayasanın güvence altına aldığı Cumhuriyet'in temel nitelikleri. Bunlar tartışma veya pazarlık konusu yapılamaz. Buna asla izin vermeyiz. Bu anlayışlar, bu anlayışı iktidara değil ama milletimize güvenerek bu metne değil ama partimizin duruşuna ve milletvekillerimizin göstereceği duruşa güvenerek bu metne kefil olmadan ama barışın sorumluluğunu taşıyarak, iktidarın hesabına karşı durarak ama Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir bir sorumluluğu üstleniyorum. Ben ve yönetici arkadaşlarım Tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya evet diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki yeni partimizi millet kurmuştur. Partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde millet ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Cumhuriyet Halk Partisi grubunu kararında serbest bırakıyor değilim. Aksine kendi il, bölge temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak onları milletin vekili olma sorumluluğuyla baş başa bırakıyorum. Hiçbir yeni parti milletvekili üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. yeni partinin, yeni nesil siyasetinin gereği budur. Biliyoruz ki barış, demokrasi ve adalet bu ülkenin ilacı olacak. Bu ilaç birimize değil hepimize şifa olacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza güveneceğiz, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum. Yüce Meclis'i saygıyla selamlıyorum. Bundan sonra bu kürsülerden kanın, gözyaşının, ayrılıkların değil birlikte olmanın, birlikte yaşamanın, birlikte kalkınmanın geleceğe 86 milyon güvenle birlikte bakmanın umudunu taşıyarak Yüce Meclis'i saygıyla selamlıyorum.

CHP'de mutlak butlan yönetimi, YENİ Parti'nin Meclis'teki oda ve koridorlarını istedi Haber

CHP'de mutlak butlan yönetimi, YENİ Parti'nin Meclis'teki oda ve koridorlarını istedi

CHP'de mutlak butlan yönetimi, TBMM Başkanlığı'na YENİ Parti ile ilgili başvuruda bulundu. Başvuruda, YENİ Parti'nin Meclis'teki oda ve koridorları talep edildi. CHP'nin yaptığı başvuruda, "Milletvekili sayısındaki değişim Genel Kurul sıralarını ve hizmet ihtiyacının ölçüsünü etkiler; ancak siyasi partilere tahsisli mevcut grup mekanlarının yeni partiye kendiliğinden geçmesini sağlayan bir halefiyet kuralı oluşturmaz. Teamül niteliğindeki tarihsel uygulamalar, yeni grubun TBMM Başkanlığınca ayrıca yerleştirilmesidir. 'Sayıca büyüklük', hizmet kapasitesini belirleyebilir; mevcut tahsisin hukuki halefini belirlemez" denildi. "CHP'nin halen kullanımında bulunan grup katı, grup başkanvekili odaları, toplantı ve destek birimleri CHP'nin kurumsal devamlılığı kapsamında korunmalıdır" talebinde bulunulan başvuruda, şu ifadelere yer verildi: "• Mevzuat, çalışma mekânlarının düzenlenmesini TBMM idaresine verir; otomatik intikal veya 'çoğunluk hangi taraftaysa oda onundur' şeklinde bir kural yoktur. • Genel Kurul oturma düzeni ile bina içindeki idari mekân tahsisi aynı işlem değildir. İlkinde siyasi ağırlık ve görünürlük, ikincisinde kamu hizmetinin sürekliliği, fiziki imkân ve idari karar öne çıkar. • Belgelenmiş güçlü uygulamalarda yeni gruplar için yeni/ayrı yer bulunmuş, bölme-inşaat yapılmış, dağınık veya aşamalı çözüm uygulanmıştır. • TBMM çatısı altında siyasi partilerin hizmetine ayrılmış mekanlar parti malvarlığı değildir; milletvekilleriyle birlikte 'göç eden' bir hak niteliği de taşımaz. • CHP'ye özgülenmiş mevcut kullanımın korunması mülkiyet iddiası değil; devam eden kurumsal muhataplık, hizmet sürekliliği ve istikrarlı idari uygulama talebidir. • Yeni grup oluşması, eski partinin oda ve koridorları üzerinde kendiliğinden halefiyet hakkı doğurmaz. Önceki uygulamalarda böyle bir otomatik devir mekanizması söz konusu değildir. • Yeni grubun çalışma ihtiyacı TBMM Başkanlığınca ayrıca karşılanır. Saadet 2023'te yeni koridor belirlenmiş ve odalar boşaltılmış; ANAVATAN 2005'te eski FP odaları ile kurumsal görevlerde kullanılan odalar yeniden tahsis edilmiştir. • 'Kaynak parti her durumda mevcut odalarını muhafaza eder' şeklinde yazılı ve mutlak bir kural yoktur. Ancak, yeni grubun, ayrıldığı partinin odalarını otomatik olarak isteme hakkı bulunduğunu gösteren hiçbir TBMM uygulaması da söz konusu değildir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.