Kültür Emekçileri Sendikası'ndan CSO’nun 20 Şubat konserinin iptal edilmesine tepki
Kültür Emekçileri Sendikası'ndan CSO’nun 20 Şubat konserinin iptal edilmesine tepki
Kültür Emekçileri Sendikası, CSO'nun ve Devlet Çoksesli Korosu'nun, Bruno DeSa'nın solistliğinde gerçekleşecek sezon konserinin iptaline dair bir basın açıklaması yaparak, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nı açıklama yapmaya davet etti.
Haber Giriş Tarihi: 21.02.2026 12:21
Haber Güncellenme Tarihi: 21.02.2026 12:28
Kaynak:
Haber Merkezi
Kültür Emekçileri Sendikasıbyaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın yaklaşık bir yıl önceden planlanan 20 Şubat 2026 tarihli konserinin herhangi bir gerekçe açıklanmaksızın iptal edildiğini duyurdu.
Sendika, ilgili mevzuat çerçevesinde hazırlanarak Bakanlık makamının onayına sunulan, onay sonrasında Genel Müdür ve Bakan önsözleriyle basılarak kamuoyuna ilan edilen sezon programında yer alan konserin, tüm resmî süreçler tamamlanmış olmasına rağmen son anda iptal edilmesini kamu yönetimi ciddiyetiyle bağdaşmayan ağır bir idari zaaf olarak değerlendirdi.
Açıklamada, yaklaşık 200 sanatçının görev aldığı konserin provalarının başladığı, biletlerinin satışa sunulduğu ve etkinlik takviminin resmî olarak ilan edildiği vurgulandı. Buna rağmen Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından iptalin hangi somut gerekçeyle gerçekleştirildiğine dair kamuoyuna açık ve resmî bir açıklama yapılmadığına dikkat çekildi. Önceden planlanmış, onaylanmış ve duyurulmuş bir etkinliğin hangi hukuki ya da idari nedenle geçersiz kılındığının açıklanmamasının ciddi bir belirsizlik yarattığı ifade edildi.
İptal edilen konserin, dünyada son derece nadir görülen bir ses rengine ve ileri teknik yetkinliğe sahip, uluslararası kariyeriyle kabul görmüş kontrtenor Bruno de Sá’nın solist olarak yer alacağı bir organizasyon olduğu belirtildi. Programın, mevzuat uyarınca Orkestra Şefi başkanlığındaki CSO Yönetim Kurulu tarafından hazırlandığı; Genel Müdürlük ve Bakanlık makamının bilgisi ve resmî onayı dâhilinde yürürlüğe girdiği kaydedildi.
Uzun süreli planlama, uluslararası sanatçı angajmanı ve kurumsal onaya rağmen; biletleri satılmış bir etkinliğin, sanatçılar ve izleyiciler Ankara’ya gelmişken, kuruma ve kamuoyuna herhangi bir gerekçe açıklanmadan iptal edilmesinin yalnızca bir organizasyon sorunu olmadığı vurgulandı. Sendika, bu durumun kamu yönetiminde öngörülebilirlik, hukuki güvenlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti.
Açıklamada ayrıca, bu yıl 200. kuruluş yılını kutlayan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın tarihsel ve kurumsal itibarına zarar verildiği ifade edilerek, basında yer alan iddialara göre iptal kararından CSO yönetiminin dahi sonradan haberdar edilmesinin kurumu kamuoyu önünde küçük düşürücü bir duruma sürüklediği kaydedildi.
Yerli ve yabancı basında yer alan ve iptalin solist sanatçının imajı ya da cinsel yönelimi gibi kişisel özelliklerine ilişkin olası “çekincelerden” kaynaklandığı yönündeki iddiaların ayrıca vahim olduğu belirtilen açıklamada, böyle bir durumun varlığı hâlinde bunun yalnızca sanatsal bir müdahale değil, doğrudan bir insan hakları ihlali şüphesi doğuracağı ifade edildi. Sanatçıların kimlikleri, yaşam tarzları ya da yönelimleri üzerinden ayrımcı muameleye tabi tutulmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesi ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle açıkça çeliştiği vurgulandı.
Sendika, Bruno de Sá’nın daha önce İzmir ve Bursa Devlet Senfoni Orkestraları ile, yine Genel Müdürlük ve Bakanlık onayı dâhilinde konserler verdiğini ve bu etkinliklerin herhangi bir sorun yaşanmaksızın başarıyla gerçekleştirildiğini hatırlattı. Aynı sanatçının farklı devlet orkestralarında sahne almasına izin verilirken, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası özelinde engellenmesinin eşitlik ilkesine ve idarenin kendi uygulamalarıyla bağlılığı ilkesine aykırı olduğu belirtti.
Açıklamada şu sorular kamuoyuna yöneltildi: Eğer bugün ileri sürülen bir “sakınca” gerçekten mevcutsa, bu durum bir yıl önce neden öngörülmemiştir? Bakanlık bu durumu ancak provalar başladıktan sonra mı fark etmiştir? Yerine konan etkinlik için başka bir tarih belirlenmesi neden mümkün olmamıştır? Söz konusu program hangi değerlendirmelerle ve nasıl onaylanmıştır? Son anda ortaya çıkan hangi yeni, somut ve hukuken meşru neden bu iptali zorunlu kılmıştır?
Bu sorular yanıtlanmaksızın alınan her kararın, idarenin temel ilkelerini ihlal ettiği yönündeki kuşkuları güçlendirdiği ve kamuoyunda keyfî sansür algısını derinleştirdiği ifade edildi.
Kültür Emekçileri Sendikası açıklamasında, söz konusu konserin iddialara göre kuruma dahi bildirilmeden, gerekçesiz ve son dakika biçimde iptal edilmesini açık ve güçlü biçimde kınadıklarını belirtti. Kararın hangi makam tarafından ve hangi gerekçeyle alındığının kamuoyuna resmî, açık ve denetlenebilir bir açıklamayla duyurulması talep edildi. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 200 yıllık kurumsal birikimine gölge düşüren bu yaklaşımın tekrar etmemesi için sanat kurumlarının idari ve sanatsal özerkliğine koşulsuz saygı gösterilmesi gerektiği vurgulandı.
Sendika, sanatı, sanatçıyı ve kamusal sanat kurumlarını; her türlü keyfî müdahaleye, sanatsal kararlar üzerinde baskıya, örtük sansüre ve ayrımcı uygulamalara karşı kararlılıkla savunmaya devam edeceklerini kamuoyuna duyurdu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kültür Emekçileri Sendikası'ndan CSO’nun 20 Şubat konserinin iptal edilmesine tepki
Kültür Emekçileri Sendikası, CSO'nun ve Devlet Çoksesli Korosu'nun, Bruno DeSa'nın solistliğinde gerçekleşecek sezon konserinin iptaline dair bir basın açıklaması yaparak, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nı açıklama yapmaya davet etti.
Kültür Emekçileri Sendikasıbyaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın yaklaşık bir yıl önceden planlanan 20 Şubat 2026 tarihli konserinin herhangi bir gerekçe açıklanmaksızın iptal edildiğini duyurdu.
Sendika, ilgili mevzuat çerçevesinde hazırlanarak Bakanlık makamının onayına sunulan, onay sonrasında Genel Müdür ve Bakan önsözleriyle basılarak kamuoyuna ilan edilen sezon programında yer alan konserin, tüm resmî süreçler tamamlanmış olmasına rağmen son anda iptal edilmesini kamu yönetimi ciddiyetiyle bağdaşmayan ağır bir idari zaaf olarak değerlendirdi.
Açıklamada, yaklaşık 200 sanatçının görev aldığı konserin provalarının başladığı, biletlerinin satışa sunulduğu ve etkinlik takviminin resmî olarak ilan edildiği vurgulandı. Buna rağmen Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından iptalin hangi somut gerekçeyle gerçekleştirildiğine dair kamuoyuna açık ve resmî bir açıklama yapılmadığına dikkat çekildi. Önceden planlanmış, onaylanmış ve duyurulmuş bir etkinliğin hangi hukuki ya da idari nedenle geçersiz kılındığının açıklanmamasının ciddi bir belirsizlik yarattığı ifade edildi.
İptal edilen konserin, dünyada son derece nadir görülen bir ses rengine ve ileri teknik yetkinliğe sahip, uluslararası kariyeriyle kabul görmüş kontrtenor Bruno de Sá’nın solist olarak yer alacağı bir organizasyon olduğu belirtildi. Programın, mevzuat uyarınca Orkestra Şefi başkanlığındaki CSO Yönetim Kurulu tarafından hazırlandığı; Genel Müdürlük ve Bakanlık makamının bilgisi ve resmî onayı dâhilinde yürürlüğe girdiği kaydedildi.
Uzun süreli planlama, uluslararası sanatçı angajmanı ve kurumsal onaya rağmen; biletleri satılmış bir etkinliğin, sanatçılar ve izleyiciler Ankara’ya gelmişken, kuruma ve kamuoyuna herhangi bir gerekçe açıklanmadan iptal edilmesinin yalnızca bir organizasyon sorunu olmadığı vurgulandı. Sendika, bu durumun kamu yönetiminde öngörülebilirlik, hukuki güvenlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti.
Açıklamada ayrıca, bu yıl 200. kuruluş yılını kutlayan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın tarihsel ve kurumsal itibarına zarar verildiği ifade edilerek, basında yer alan iddialara göre iptal kararından CSO yönetiminin dahi sonradan haberdar edilmesinin kurumu kamuoyu önünde küçük düşürücü bir duruma sürüklediği kaydedildi.
Yerli ve yabancı basında yer alan ve iptalin solist sanatçının imajı ya da cinsel yönelimi gibi kişisel özelliklerine ilişkin olası “çekincelerden” kaynaklandığı yönündeki iddiaların ayrıca vahim olduğu belirtilen açıklamada, böyle bir durumun varlığı hâlinde bunun yalnızca sanatsal bir müdahale değil, doğrudan bir insan hakları ihlali şüphesi doğuracağı ifade edildi. Sanatçıların kimlikleri, yaşam tarzları ya da yönelimleri üzerinden ayrımcı muameleye tabi tutulmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesi ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle açıkça çeliştiği vurgulandı.
Sendika, Bruno de Sá’nın daha önce İzmir ve Bursa Devlet Senfoni Orkestraları ile, yine Genel Müdürlük ve Bakanlık onayı dâhilinde konserler verdiğini ve bu etkinliklerin herhangi bir sorun yaşanmaksızın başarıyla gerçekleştirildiğini hatırlattı. Aynı sanatçının farklı devlet orkestralarında sahne almasına izin verilirken, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası özelinde engellenmesinin eşitlik ilkesine ve idarenin kendi uygulamalarıyla bağlılığı ilkesine aykırı olduğu belirtti.
Açıklamada şu sorular kamuoyuna yöneltildi: Eğer bugün ileri sürülen bir “sakınca” gerçekten mevcutsa, bu durum bir yıl önce neden öngörülmemiştir? Bakanlık bu durumu ancak provalar başladıktan sonra mı fark etmiştir? Yerine konan etkinlik için başka bir tarih belirlenmesi neden mümkün olmamıştır? Söz konusu program hangi değerlendirmelerle ve nasıl onaylanmıştır? Son anda ortaya çıkan hangi yeni, somut ve hukuken meşru neden bu iptali zorunlu kılmıştır?
Bu sorular yanıtlanmaksızın alınan her kararın, idarenin temel ilkelerini ihlal ettiği yönündeki kuşkuları güçlendirdiği ve kamuoyunda keyfî sansür algısını derinleştirdiği ifade edildi.
Kültür Emekçileri Sendikası açıklamasında, söz konusu konserin iddialara göre kuruma dahi bildirilmeden, gerekçesiz ve son dakika biçimde iptal edilmesini açık ve güçlü biçimde kınadıklarını belirtti. Kararın hangi makam tarafından ve hangi gerekçeyle alındığının kamuoyuna resmî, açık ve denetlenebilir bir açıklamayla duyurulması talep edildi. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 200 yıllık kurumsal birikimine gölge düşüren bu yaklaşımın tekrar etmemesi için sanat kurumlarının idari ve sanatsal özerkliğine koşulsuz saygı gösterilmesi gerektiği vurgulandı.
Sendika, sanatı, sanatçıyı ve kamusal sanat kurumlarını; her türlü keyfî müdahaleye, sanatsal kararlar üzerinde baskıya, örtük sansüre ve ayrımcı uygulamalara karşı kararlılıkla savunmaya devam edeceklerini kamuoyuna duyurdu.
Kaynak: Haber Merkezi
En Çok Okunan Haberler