Bursa’da Migros eylemi: “Masaya oturulmadan ne villanın ne meydanların önünden ayrılırız”
Bursa’da Migros eylemi: “Masaya oturulmadan ne villanın ne meydanların önünden ayrılırız”
Haber Giriş Tarihi: 01.02.2026 14:22
Haber Güncellenme Tarihi: 01.02.2026 14:22
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.bursatanik.com/
Migros işvereninin sunduğu yüzde 28 oranındaki zam teklifini kabul etmeyen depo işçileri, 23 Ocak’tan bu yana Türkiye’nin birçok noktasında iş bırakma eylemini sürdürüyor. Yaklaşık 7 bin işçiyi kapsayan toplu sözleşme görüşmelerinde uzlaşma sağlanamazken, eylemler süresince 141 işçinin işten çıkarıldığı bildirildi.
Villa önündeki eyleme müdahale
Direnişin dokuzuncu gününde işçiler, Migros’un da bağlı olduğu Anadolu Grubu’nun sahibi Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önünde bir araya geldi. Eyleme polis müdahale ederken, aralarında DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ve Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu’nun da bulunduğu çok sayıda kişi ters kelepçeyle gözaltına alındı. Gözaltına alınan işçiler serbest bırakılırken, Aksu’nun Beykoz Adliyesi’ne sevk edilmesinin beklendiği öğrenildi.
Bursa’dan “Migros boykot” çağrısı
Yaşanan gelişmelerin ardından DGD-SEN, Bursa’nın Nilüfer ilçesinde bulunan Migros mağazası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya sendika temsilcilerinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri de katıldı.
“Direniş dalga dalga yayılıyor”
Basın açıklamasında konuşan DGD-SEN Örgütlenme Uzmanı Feyza Kayaaltı, 12 şehirde yaklaşık 20 depoda başlayan direnişin giderek büyüdüğünü söyledi. Kayaaltı, Migros depolarıyla sınırlı kalmayan eylemlerin BİM, A101 ve ŞOK market depolarına da yayıldığını ifade etti.
Kayaaltı, işçilerin yalnızca ücret artışı değil, onurlu bir yaşam talep ettiğini vurgulayarak, sermaye düzenine karşı birleşen emekçilerin gücüne dikkat çekti.
“Karşımıza patron değil, kolluk güçleri çıktı”
Villa önündeki müdahaleye değinen Kayaaltı, işçilerin anayasal haklarını kullanarak seslerini duyurmak istediğini, ancak karşılarında işveren yerine devletin kolluk güçlerini bulduklarını dile getirdi. Barışçıl bir eyleme sert müdahale edildiğini söyleyen Kayaaltı, sendika yöneticileri ve işçilerin ayrım gözetilmeksizin ters kelepçeyle gözaltına alındığını belirtti.
“Devlet villayı değil işçinin hakkını korumalı”
Yaşanan gözaltı sürecine ilişkin eleştirilerini sürdüren Kayaaltı, kamu otoritelerinin sermaye lehine hareket ettiğini öne sürerek, devletin asli görevinin lüks yaşam alanlarını değil, o zenginliği üreten işçilerin haklarını güvence altına almak olduğunu söyledi.
“Migros ailesi söylemi iki günde çöktü”
Migros’un kamuoyuna sunduğu “biz bir aileyiz” söylemini de eleştiren Kayaaltı, bu ifadelerin gerçeği yansıtmadığını savundu. Patronların refah içinde yaşadığını, işçilerin ise açlık sınırının altında ücretlerle borç içinde yaşam mücadelesi verdiğini dile getirdi.
Kadro iddiasına tepki
Migros yönetiminin “7 bin 875 işçiyi kadroya aldık” açıklamasının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Kayaaltı, birçok işçinin hâlâ taşeron firmalar üzerinden güvencesiz şekilde çalıştığını ifade etti. Bu adımın, işçileri DGD-SEN’den koparmaya yönelik bir hamle olduğunu belirtti.
“İşçiler kodlarla fişleniyor”
Sendika adına yapılan açıklamada, işten çıkarılan işçilere SGK’nın “yüz kızartıcı suç” kapsamındaki kodların uygulanmasının da sert biçimde eleştirildi. Bu uygulamanın işçileri tazminatsız bırakmak ve itibarsızlaştırmak amacı taşıdığı belirtildi.
Talepler net: “Geri adım atmayacağız”
Kayaaltı sözlerini şöyle sürdürdü:
Villa önünde ters kelepçe de vursanız, depoların önünde etten barikatlar da kursanız, TOMA'larınızı üzerimize de sürseniz taleplerimizden bir milim bile geri atmayacağız. Taleplerimiz bir lütuf veya sadaka değil, analarımızın ak sütü gibi helal olan haklarımızdır ve son derece nettir: Maaşlara, insanca yaşanabilecek seviyede net yüzde elli zam yapılmasını istiyoruz. Depo işkolu statüsü değişmeksizin, hilesiz hurdasız herkesin kadroya alınmasını istiyoruz. Bankaların verdiği promosyonların patronun kasasına değil, o parayı hak eden işçinin cebine girmesini istiyoruz. Ve maaşlardan kesilen, belimizi büken gelir vergilerini, kâr rekorları kıran Migros patronunun karşılamasını istiyoruz. Ayrıca, haksız ve hukuksuz yere işten atılan tüm kardeşlerimiz derhal işe geri alınmalıdır. Sendikamız DGD-SEN ile masaya oturup onurlu bir sözleşme yapmadan, kapınızdan da, villanızın önünden de, meydanlardan da ayrılmayacağız.”
“Halk yoksullaşırken bir avuç azınlık zenginleşiyor”
Migros direnişine destek için basın açıklamasına katılan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ise şunları söyledi:
“Onurlu bir yaşam için, evine daha rahat ekmek götürebilmek için Migros depo işçileri bu zam karşısında bir zam talebinde bulundu. Bu zam, bu ülke koşulları içerisinde açlık ve yoksullukla gün geçtikçe sınanan bütün emekçilerle birlikte bir direniş ve başkaldırının sembolü haline gelmiştir. Bugün gün geçtikçe hayat pahalılığından kaynaklanan işçilerin, emeklilerin, memurların yaşam koşullarının daha da ağırlaştığı bir dönem yaşıyoruz. Gelir dağılımında yaşanan adaletsizlikle ülke daha zorluklar içerisinde giriyor. Verginin yüzde 88’ini işçilerden toplayan iktidar, yüzde 12’sini verene hizmet ediyor. Halk gün geçtikçe yoksullaşırken, kendi etrafındaki bir avuç azınlık zenginleşiyor. Bunun için bizler bir arada bu ülkeninbütün ezilenlerini birlikte direnmeye davet ediyoruz.”
Haber Merkezi
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bursa’da Migros eylemi: “Masaya oturulmadan ne villanın ne meydanların önünden ayrılırız”
Migros işvereninin sunduğu yüzde 28 oranındaki zam teklifini kabul etmeyen depo işçileri, 23 Ocak’tan bu yana Türkiye’nin birçok noktasında iş bırakma eylemini sürdürüyor. Yaklaşık 7 bin işçiyi kapsayan toplu sözleşme görüşmelerinde uzlaşma sağlanamazken, eylemler süresince 141 işçinin işten çıkarıldığı bildirildi.
Villa önündeki eyleme müdahale
Direnişin dokuzuncu gününde işçiler, Migros’un da bağlı olduğu Anadolu Grubu’nun sahibi Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önünde bir araya geldi. Eyleme polis müdahale ederken, aralarında DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ve Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu’nun da bulunduğu çok sayıda kişi ters kelepçeyle gözaltına alındı. Gözaltına alınan işçiler serbest bırakılırken, Aksu’nun Beykoz Adliyesi’ne sevk edilmesinin beklendiği öğrenildi.
Bursa’dan “Migros boykot” çağrısı
Yaşanan gelişmelerin ardından DGD-SEN, Bursa’nın Nilüfer ilçesinde bulunan Migros mağazası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya sendika temsilcilerinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri de katıldı.
“Direniş dalga dalga yayılıyor”
Basın açıklamasında konuşan DGD-SEN Örgütlenme Uzmanı Feyza Kayaaltı, 12 şehirde yaklaşık 20 depoda başlayan direnişin giderek büyüdüğünü söyledi. Kayaaltı, Migros depolarıyla sınırlı kalmayan eylemlerin BİM, A101 ve ŞOK market depolarına da yayıldığını ifade etti.
Kayaaltı, işçilerin yalnızca ücret artışı değil, onurlu bir yaşam talep ettiğini vurgulayarak, sermaye düzenine karşı birleşen emekçilerin gücüne dikkat çekti.
“Karşımıza patron değil, kolluk güçleri çıktı”
Villa önündeki müdahaleye değinen Kayaaltı, işçilerin anayasal haklarını kullanarak seslerini duyurmak istediğini, ancak karşılarında işveren yerine devletin kolluk güçlerini bulduklarını dile getirdi. Barışçıl bir eyleme sert müdahale edildiğini söyleyen Kayaaltı, sendika yöneticileri ve işçilerin ayrım gözetilmeksizin ters kelepçeyle gözaltına alındığını belirtti.
“Devlet villayı değil işçinin hakkını korumalı”
Yaşanan gözaltı sürecine ilişkin eleştirilerini sürdüren Kayaaltı, kamu otoritelerinin sermaye lehine hareket ettiğini öne sürerek, devletin asli görevinin lüks yaşam alanlarını değil, o zenginliği üreten işçilerin haklarını güvence altına almak olduğunu söyledi.
“Migros ailesi söylemi iki günde çöktü”
Migros’un kamuoyuna sunduğu “biz bir aileyiz” söylemini de eleştiren Kayaaltı, bu ifadelerin gerçeği yansıtmadığını savundu. Patronların refah içinde yaşadığını, işçilerin ise açlık sınırının altında ücretlerle borç içinde yaşam mücadelesi verdiğini dile getirdi.
Kadro iddiasına tepki
Migros yönetiminin “7 bin 875 işçiyi kadroya aldık” açıklamasının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Kayaaltı, birçok işçinin hâlâ taşeron firmalar üzerinden güvencesiz şekilde çalıştığını ifade etti. Bu adımın, işçileri DGD-SEN’den koparmaya yönelik bir hamle olduğunu belirtti.
“İşçiler kodlarla fişleniyor”
Sendika adına yapılan açıklamada, işten çıkarılan işçilere SGK’nın “yüz kızartıcı suç” kapsamındaki kodların uygulanmasının da sert biçimde eleştirildi. Bu uygulamanın işçileri tazminatsız bırakmak ve itibarsızlaştırmak amacı taşıdığı belirtildi.
Talepler net: “Geri adım atmayacağız”
Kayaaltı sözlerini şöyle sürdürdü: Villa önünde ters kelepçe de vursanız, depoların önünde etten barikatlar da kursanız, TOMA'larınızı üzerimize de sürseniz taleplerimizden bir milim bile geri atmayacağız. Taleplerimiz bir lütuf veya sadaka değil, analarımızın ak sütü gibi helal olan haklarımızdır ve son derece nettir: Maaşlara, insanca yaşanabilecek seviyede net yüzde elli zam yapılmasını istiyoruz. Depo işkolu statüsü değişmeksizin, hilesiz hurdasız herkesin kadroya alınmasını istiyoruz. Bankaların verdiği promosyonların patronun kasasına değil, o parayı hak eden işçinin cebine girmesini istiyoruz. Ve maaşlardan kesilen, belimizi büken gelir vergilerini, kâr rekorları kıran Migros patronunun karşılamasını istiyoruz. Ayrıca, haksız ve hukuksuz yere işten atılan tüm kardeşlerimiz derhal işe geri alınmalıdır. Sendikamız DGD-SEN ile masaya oturup onurlu bir sözleşme yapmadan, kapınızdan da, villanızın önünden de, meydanlardan da ayrılmayacağız.”“Halk yoksullaşırken bir avuç azınlık zenginleşiyor”
Migros direnişine destek için basın açıklamasına katılan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ise şunları söyledi: “Onurlu bir yaşam için, evine daha rahat ekmek götürebilmek için Migros depo işçileri bu zam karşısında bir zam talebinde bulundu. Bu zam, bu ülke koşulları içerisinde açlık ve yoksullukla gün geçtikçe sınanan bütün emekçilerle birlikte bir direniş ve başkaldırının sembolü haline gelmiştir. Bugün gün geçtikçe hayat pahalılığından kaynaklanan işçilerin, emeklilerin, memurların yaşam koşullarının daha da ağırlaştığı bir dönem yaşıyoruz. Gelir dağılımında yaşanan adaletsizlikle ülke daha zorluklar içerisinde giriyor. Verginin yüzde 88’ini işçilerden toplayan iktidar, yüzde 12’sini verene hizmet ediyor. Halk gün geçtikçe yoksullaşırken, kendi etrafındaki bir avuç azınlık zenginleşiyor. Bunun için bizler bir arada bu ülkenin bütün ezilenlerini birlikte direnmeye davet ediyoruz.” Haber MerkeziEn Çok Okunan Haberler