Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bursa'da köy kadınlarının emekleri, derneklerle görünüyor oluyor

Kadınların iş gücüne katılımındaki yapısal engellere karşı, yerel bir direnç ve ekonomik model olarak yükselen köy kadınları dernekleri, ev hanımı olan kadınlara hem ekonomik hem de sosyalleşme açısından yeni bir kapı açıyor. Kadınların kendi emekleriyle kurdukları dernekler, köy kültürlerinin ön plana çıkmasına da katkı sağlıyor.

Haber Giriş Tarihi: 26.03.2026 10:53
Haber Güncellenme Tarihi: 26.03.2026 11:08
Kaynak: Eslem Türkoğlu
Bursa'da köy kadınlarının emekleri, derneklerle görünüyor oluyor

Türkiye’nin ve dünyanın en önemli sorunlarından biri olan kadınların iş hayatına katılımda geri planda kalması, kadın dernekleri ile aşılmaya çalışılıyor. Bursa'da ilkokul mezunu olan kadınların, köylerinin geleneksel yemeklerini tanıttığı ve bunları satarak para kazandığı Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği, Umurbey Kadın Girişimi Derneği ve Nilüfer Misi Kadınları Kültür ve Dayanışma Derneği, kadın derneklerine örnek olmayı sürdürülebilir bir modelle devam ettiriyor.

Yerel modelin başarı kanıtı: Ölçeklenebilir bir dayanışma

2019 yılında 20 kadınla kurulan Umurbey Kadın Girişimi Derneği, köyün geleneksel tatlı ve tuzlu yiyeceklerini yaparak köy kadınlarına iş kapısı olmaya devam ediyor. Dernek Başkanı Nesrin Ünlü, derneğin beklentilerinden daha fazla rağbet gördüğünü belirterek; bunun sebebinin her etkinliğe katılmaları ve lokasyonlarının merkezi bir yerde olması olduğunu ifade etti.

Kamu kaynaklarını sivil inisiyatifle birleştiren bu modelde, kadınlar belediyeye ait bir alanı kendi öz sermaye ve emekleriyle kalıcı bir üretim merkezine dönüştürdü.

“Kadınların ev ekonomisine katkı sunmasını sağlıyoruz”

2010 yılında kurulan Nilüfer Misi Kadınları Kültür ve Dayanışma Derneği ise 46 üyeye sahip. Dernek Başkanı Nagihan Dülger, köylerinin önceden tarımla geçimini sağladığını ancak tarımın bitmesiyle kadınların evlerde kaldığını belirtti. Dülger, “Kadınlara iş imkânı olması için bir dernek açtık. Amacımız; evde oturan kadınların hem sosyal hayata katılmasını sağlamak hem de onlara iş imkânı yaratmak. Bu şekilde kadınların ev ekonomisine katkı sunmasını sağlıyoruz” diye konuştu.

Dernek kapsamında kahvaltı, mantı, gözleme, tarhana ve reçel gibi geleneksel ürünleri satarak gelir elde ettiklerini kaydeden Dülger; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Anadolu Efes ortaklığıyla yürütülen “Gelecek Turizmde” programı kapsamında hibe almalarının tanıtım açısından kritik olduğunu belirtti. Program; yerel kalkınmaya, kadınların güçlenmesine ve yerelde istihdam olanakları yaratılmasına katkı sunuyor.

“Dernek kurmak için tahsile gerek yok”

Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği, Türkiye’nin ilk köy kadınları derneği olarak ön plana çıkıyor. Derneğin Başkanı Sermin Cakalıoğlu, 2002 yılında Cumalıkızık Köyü’ne yaptığı ziyaretten etkilenerek bu yola çıktıklarını anlattı. İlkokul mezunu kadınların bir araya gelerek derneğin temelini attıklarını belirten Cakalıoğlu, “Dernek kurmak için tahsile gerek yok. Kabuğumuza çekilerek kendimizi evlere hapsetmenin anlamı yok dedik” ifadelerini kullandı.

Köy binasının olduğu araziyi muhtardan alarak 35 kadının 5 yıl boyunca gönüllü çalışmasıyla dernek binasını inşa ettiklerini belirten Cakalıoğlu, başlangıçta sadece yaz sezonu hizmet verebilirken kapalı mekânın yapılmasıyla dört mevsim kahvaltı sunabildiklerinden bahsetti.

Bu süreçte kurumsal desteklerin önemine değinen Cakalıoğlu, Dernekler Genel Müdürlüğü’ne hazırladıkları projeyle 60 bin TL hibe alarak Türkiye’de bu desteği alan ilk derneklerden biri olduklarını vurguladı. Ardından ahududu konsantresi üretimi için de 50 bin TL hibe alarak kapasitelerini artırdıklarını anlattı. Günümüzde binlerce misafir ağırlayan bir yapıya dönüşen derneğin etkisi sadece köy sınırlarıyla da kalmadı. Cakalıoğlu, dernek geliriyle köydeki 18 gence eğitim bursu sağladıklarını, Somali’de su kuyusu açtırdıklarını ve Suriye sınırında ihtiyaç sahibi kadınlar için ev yaptırdıklarını belirterek, yerel bir girişimin küresel bir dayanışma ağına nasıl dönüşebileceğini gösterdi.

“Kadınların ufkunun açılmasını sağlıyoruz”

Cakalıoğlu, dernekle birlikte köy kültürünün yaşatıldığını; kadınların sadece çalışmadığını, düzenlenen teknik gezilerle özgüven kazandıklarını belirtti. Derneğin en büyük başarılarından birinin köyden göçü engellemek ve "geriye göçü" sağlamak olduğunu vurgulayan Cakalıoğlu, “Mesleğim, tahsilim yok diyen kadınlara ön ayak olmayı amaçladık ve başardık” diyerek birçok köye ve hatta Özbekistan ile Kazakistan’a örnek olduklarını altını çizdi.

Nasıl daha başarılı olur?

Her ne kadar yerel kalkınmada güçlü bir model sunsa da, köy kadınları derneklerinin sürdürülebilirliği önünde aşılması gereken yapısal kısıtlar bulunuyor. Dernek başkanları ve üyelerin vurguladığı temel sınırlılıklar şunlar:

İklim ve Altyapı Zorlukları: Özellikle kış aylarında binaların fiziksel koşullarının yetersizliği ve soğuk hava nedeniyle faaliyetlerin durma noktasına gelmesi, üretim ve gelir devamlılığını kesintiye uğratıyor.

Maliyet Baskısı ve Finansal Yük: Üretim binalarının inşası için çekilen yüksek meblağlı krediler ve artan girdi maliyetleri, derneklerin kâr marjlarını daraltıyor.

Dijital ve Teknik Eksiklikler: Ürünlerin paketlenmesi, barkod sistemi ve dijital pazarlama konularında teknik bilgi eksikliği yaşanıyor. 50 yaş üstü üyelerin yoğunlukta olduğu derneklerde, dijital dönüşüm için özel eğitim desteğine ihtiyaç duyuluyor.

Bürokratik ve Sosyal Engeller: Yerel yönetimlerde derneklerin müracaat edebileceği özel birimlerin eksikliği ve bazı köylerde kadınların ticari hayatta var olmasına yönelik geleneksel direnç, operasyonel süreçleri zorlaştırıyor.

“Kadının elinin değdiği her iş güzelleşiyor”

Köy kadınları derneklerinden hizmet alan Büşra Çetinkaya, Saitabat’ın hem doğasına hem de ürünlerine hayran kaldığını ifade ederek: “Mutfakları çok iyi. Ürünlerin doğal olduğu çok belli. Bu mekânlar sadece lezzet değil, otantik ve yerel hisler barındıran huzurlu bir ortam sunuyor” dedi.

Esra Atik ise kadına verilen değerin bu tip girişimlerle arttığını belirterek, kadın derneklerinin sayısının artmasını istediğini vurguladı. Bu ilgi; yerel mutfağın sadece bir hobi olmadığını, köylü kadınlar için sürdürülebilir, ekonomik özgürlük sağlayan ve toplumsal cinsiyet eşitliğine hizmet eden ciddi bir pazar değerine dönüştüğünü kanıtlıyor.

Başka bir yerde de yapılabilir mi?

Bursa’daki bu üç farklı dernek deneyimi, benzer yerel kalkınma modelleri için hayati bir ders sunuyor: Başarı sadece "iyi yemek yapmakla" değil, kamu kaynaklarını (belediye arazisi, hibe programları) sivil bir inisiyatifle (kadın dayanışması) hibrit bir yapıda birleştirmekle geliyor. Modelin kopyalanabilirliği için en önemli içgörü; kadınların sadece üretici olarak değil, inşaat aşamasından finansal kredi yönetimine kadar sürecin her safhasında "karar verici" olarak yer almalarıdır. Bir köy derneğinin sürdürülebilir olması için yerel mutfağı korumanın ötesine geçip; dijital okuryazarlık, kooperatifleşme ve profesyonel ağlara eklemlenme kapasitesini geliştirmesi, gelecekteki benzer girişimler için temel bir yol haritası niteliği taşıyor.

Kaynak: Eslem Türkoğlu

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.