Gülistan Doku soruşturmasında 13 kişinin gözaltı işlemleri tamamlandı
Gülistan Doku soruşturmasında 13 kişinin gözaltı işlemleri tamamlandı
6 yıldır kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında, cinayet şüphesiyle 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, baş şüpheli Zeinal Abakarov, Abakarov’un eski polis olan üvey babası Engin Yücer bulunurken, soruşturmanın dijital deliller ve gizli tanık beyanlarıyla derinleştirildiği öğrenildi. Sonel ve Açıkgöz'ın yakın arkadaşı olan Umut Altaş hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Doku ailesi avukatı Ali Çimen, operasyon ardından yaptığı açıklamada üst düzey kamu görevlilerini işaret etti. Tuncay Sonel ise oğlunun Gülistan'ı tanımadığını öne sürerek "Bu iddialar tamamen iftiradır" savunması yaptı.
Haber Giriş Tarihi: 14.04.2026 17:19
Haber Güncellenme Tarihi: 14.04.2026 17:22
Kaynak:
Haber Merkezi
5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında 13 kişi gözaltına alındı.
Gülistan Doku soruşturmasında, cinayet şüphesiyle 7 ilde 14 kişi hakkında gözaltı talimatı verildi. Soruşturma kapsamında İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Elazığ ve Dersim'de 14 kişinin yakalanmasına yönelik eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyon sonucu 13 kişi gözaltına alındı.
KİMLER GÖZALTINA ALINDI?
Operasyon sonucu gözaltına alınanlar arasında; dönemin Tunceli Valisi ve halen İçişleri Bakanlığı müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun eski erkek arkadaşı baş şüpheli Zeinal Abakarov, Abakarov’un eski polis olan üvey babası Engin Yücer, annesi Cemile Yücer, Tunceli İl Özel İdare çalışanı Erdoğan Elaldı, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruması Şükrü Eroğlu, Mustafa Türkay Sonel’in yakın arkadaşı Uğurcan Açıkgöz, İhraç olan eski polis memuru Gökhan Ertok, Munzur Üniversitesi'nde kameralardan sorumlu görevliler Savaş Gültürk, Süleyman Önal, Celal Altaş ve Nurşen Arıkan var.
BİR KİŞİ HAKKINDA YAKALAMA KARARI
Gözaltına alınan 13 kişinin gözaltı işlemleri tamamlandı.
Gözaltındaki Mustafa Türkay Sonel ve Uğurcan Açıkgöz'ın yakın arkadaşı olan Umut Altaş hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Başsavcılığın Altaş hakkında kırmızı bülten çıkartması bekleniyor. Altaş'ın mayıs 2022'den beri ABD'de bulunduğu ve o tarihten bu yana Türkiye'ye dönmediği öğrenildi.
Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
DOSYA MERKEZİNDE DÖNEMİN VALİSİNİN OĞLUNUN ADI
Soruşturma dosyasında dikkat çeken gelişmelerden biri, aile avukatına bırakılan isimsiz not oldu. Habertürk’ün aktardığına göre söz konusu notta, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in adı yer aldı. Bunun üzerine yapılan incelemelerde, Mustafa Türkay Sonel’in olay günü ve gecesine ilişkin araç hareketlerinin olağan akışla uyumsuz olduğu değerlendirildi.
SİM KART, DİJİTAL HAREKETLİLİK
Soruşturmanın en sarsıcı başlıklarından biri de Gülistan Doku’ya ait hat ve sosyal medya hesaplarıyla ilgili yapılan teknik incelemeler oldu. Telefon trafiği, baz kayıtları ve para transferlerinin birlikte değerlendirilmesiyle soruşturmanın kapsamı genişletildi. Savcılık kaynakları, dijital delil ayağının dosyanın en kritik başlıklarından biri haline geldiğini belirtiyor.
GİZLİ TANIK BEYANLARI SEYRİ DEĞİŞTİRDİ
Dosyaya son olarak giren gizli tanık beyanı ise soruşturmanın adeta yönünün netleşmesini beraberinde değiştirdi. Savcılık, gizli tanık anlatımlarını doğrulayan bu bulgular üzerine soruşturmayı derinleştirdi.
"AİLENİN ÇEVRESİNDE KURULAN GÖRÜLMEZ ÇEMBER"
Dosyada, bazı tanık anlatımlarına göre Gülistan Doku’nun ailesinin çevresinde belirli kamu görevlileri görevlendirildi, aileyle temaslar kontrol altına alındı ve sosyal medya paylaşımlarına kadar uzanan müdahaleler yaşandı.
Hatta sim kartın aileden alındığı, savcılığa teslim edildiğinin söylendiği, ancak resmi süreçte bunun böyle gelişmediği tespit edildi.
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, Gülistan’ın baraj gölünde intihar ettiği algısı oluşturulduğunu ifade ederek, “Burada biliyorsunuz aramalar yapıldı dalgıçlar tarafından. Gülistan tarafından suya atılan ufak bir not kağıdı bile bulunmuştu. Gülistan 1.60 boylarında, 55-60 kiloydu, üzerinde parka, sırtında sırt çantası vardı. Gülistan’ın baraj gölünde olmadığı net şekilde ortadaydı. Ancak Gülistan’ın intihar ettiği algısı oluşturuldu. Bu algı da ortaya çıktı ki üst düzey kamu görevlisi tarafından yapılmış. Bu örtbasın kişisel nedenlerle geliştiği yani kendi aile bireyleri tarafından işlenen bir suçu örtbas etmek amacıyla baraj gölünde gereksiz aramalar yapıldığı neticesinde aile de 220 gün boyunca burada kaldı. Geldiğimiz bu aşamada dosyamız 3 başsavcı gördü. Başsavcımız ile birlikte dosyamızda etkin bir soruşturmaya başlandı. Bu aşamadan sonra hangi failin hangi fiili işlediği konusunda bir tartışma yapmayacağız. Başsavcılık artık gereğini yapıyor. Biz daha çok burada bugün onlara destek olmak amacıyla buradayız. Bu aşamada beklenti olarak bunu söyleyebiliriz, üst düzey kamu görevlisinin halen gözaltına alınmadığını görüyoruz. Failler açısından yargılanmanın devam edebilmesi için onun da gözaltına alınmasını bekliyoruz” dedi.
"AİLE KIZLARINDAN HİÇBİR ZAMAN UMUDUNU KESMEDİ"
Soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin tutuklanmasını beklediklerini ifade eden Çimen, “Biliyorsunuz dosyamızın 7’nci yılındayız. Geldiğimiz bu aşamada etkin bir soruşturma yapılmaya başlandı. 13'ün üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı verildi ve bu gözaltı kararlarının tutuklanmaya yönelik olarak yapıldığını biz değerlendiriyoruz. Muhtemelen tamamı da tutuklanacaktır. Burada üst düzey kamu görevlisinin şu an dava dışı kaldığı görülüyor. Yani onun da bir an önce gözaltına alınıp tutuklanması gerektiğini düşünüyoruz. Şöyle ki en azından failler üst düzey kamu görevlisinin gözaltına alınmadığını düşünürlerse orada ‘kendimizi kurtarabilir miyiz’ diye bir umut doğabilir. Bu nedenle üst düzey kamu görevlisinin bir an önce gözaltına alınıp tutuklanması gerekmektedir. Gülistan doku soruşturması kadın kırımının sembol dosyasıdır. Bu 7 yıl boyunca kadın kurumları, basın emekçileri gerçekten de dosyamızda çok özel bir ilgi ve takipleri söz konusu oldu. Bu anlamıyla da Gülistan Doku dosyasında etkin bir soruşturma yapılmaması adalet duygusunu da incitiyordu. Kadınlar Gülistan Doku dosyası çözülmediği takdirde rahat edemeyeceklerini biliyorlardı. Çünkü her an yeni bir Gülistan olabilirdi. Bu vesileyle Gülistan'ın dosyasında etkin bir soruşturma yapılması, kadına yönelik şiddet olaylarının da etkin bir şekilde soruşturulacağına olan inancı pekiştirecektir. Bu yönüyle ailenin tabi burada direnişi vardı, biliyorsunuz karda kışta 220 gün boyunca burada kaldılar. Hiçbir zaman kızlarından umudunu kesmediler. Çok büyük bir direnişleri oldu. Basın da bunu sahiplendi. Kadın kurumları da bunu sahiplendi. Dolayısıyla bu mücadelemizin sonu değil, bir başlangıçtır. Biz etkin bir soruşturmanın devam ettirilerek faillerin tutuklanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
"ADALETE GÜVENDİĞİMİZ İÇİN ADALET YERİNİ BULDU"
Doku'nun Diyarbakır'da yaşayan anne ve babası gelişmenin ardından Tunceli Adliyesi'ne geldi. Anne Bedriye Doku, burada gazetecilerin soruları üzerine, "Sayın Adalet Bakanı’na, sayın savcıya, hâkimlere, savcılara, polise ve jandarmaya hepsine çok çok teşekkür ediyorum. Daha kadınlar ölmesin, öğrenciler ölmesin, Gülistan ölmesin, yeter" dedi.
Gülistan'ın kaybolması sonrası yapılan arama çalışmalarını hatırlatan Bedriye Doku, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in arama çalışmalarında aileyi baraj etrafına yönlendirdiğini öne sürdü. Bedriye Doku, şöyle konuştu:
"O karda, o kışta, o polisler, o jandarmalara yazık değil miydi? Onların da annesi, babası yok mu? O kışta, o karda o insanlar oradaydı; yazık, günah değil mi? Hangi ülkede bu yaşanır? Kaç sene ekip geldi, polis geldi, jandarma geldi. Allah sizin üstünüzde değil mi? O kışta onların da annesi, babası yoktu, değil mi? Oraya gidecek, bir de gelmezse ne olacak? Sizin çocuklarınız tek mi var? Çocuklarınız için bu kadar insana yazık değil mi, günah değil mi? Polislere, jandarmalara yazık değil mi? O kışta, o karda oraya gidiliyor. Çıkıp 'Teyze kızın burada yok' diyor. Tuncay Sonel bizi her zaman ısrarla oraya gönderdi. Polisler ne biliyor, dalgıçlar ne biliyor? Israrla bizi oraya gönderdi, sanki işe gidip geliyoruz gibi. Ben önce sayın savcının yanına gideceğim. Sonra gelip konuşma yapacağım. Tamam. Ben biliyorum, Allah biliyor."
Baba Doku ise, "Adalete güvendiğimiz için adalet yerini buldu. Herkese teşekkür ederim" şeklinde konuştu.
DÖNEMİN VALİSİ KONUŞTU
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ise Millet Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Sinan Burhan'ın sorularını yantıladı.
Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan'la bağlantısı olmadığını öne sürdü. "Oğlum o yıllarda lise öğrencisiydi; ne Gülistan’ı ne de sevgilisini tanır. Bu iddialar tamamen iftiradır" diyen Sonel'in savunmasının tamamı şöyle:
"Benim oğlum Gülistan Doku’yu tanımaz, onun sevgilisini de tanımaz. Oğlum o yıllarda lise öğrencisiydi nasıl bu olayla ilgisi olabilir ? Ben de tanımıyorum. Ben ailesine yardımcı oldum. Olayın aydınlatılması lazım. Bana yönelik ortaya atılan bu iddialar tamamen iftiradır. Bu konuda sonuna kadar mücadele edeceğim ve hukuki haklarımı kullanacağım."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gülistan Doku soruşturmasında 13 kişinin gözaltı işlemleri tamamlandı
6 yıldır kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında, cinayet şüphesiyle 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 13 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, baş şüpheli Zeinal Abakarov, Abakarov’un eski polis olan üvey babası Engin Yücer bulunurken, soruşturmanın dijital deliller ve gizli tanık beyanlarıyla derinleştirildiği öğrenildi. Sonel ve Açıkgöz'ın yakın arkadaşı olan Umut Altaş hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Doku ailesi avukatı Ali Çimen, operasyon ardından yaptığı açıklamada üst düzey kamu görevlilerini işaret etti. Tuncay Sonel ise oğlunun Gülistan'ı tanımadığını öne sürerek "Bu iddialar tamamen iftiradır" savunması yaptı.
5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında 13 kişi gözaltına alındı.
Gülistan Doku soruşturmasında, cinayet şüphesiyle 7 ilde 14 kişi hakkında gözaltı talimatı verildi. Soruşturma kapsamında İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Elazığ ve Dersim'de 14 kişinin yakalanmasına yönelik eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyon sonucu 13 kişi gözaltına alındı.
KİMLER GÖZALTINA ALINDI?
Operasyon sonucu gözaltına alınanlar arasında; dönemin Tunceli Valisi ve halen İçişleri Bakanlığı müfettişi olan Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun eski erkek arkadaşı baş şüpheli Zeinal Abakarov, Abakarov’un eski polis olan üvey babası Engin Yücer, annesi Cemile Yücer, Tunceli İl Özel İdare çalışanı Erdoğan Elaldı, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in koruması Şükrü Eroğlu, Mustafa Türkay Sonel’in yakın arkadaşı Uğurcan Açıkgöz, İhraç olan eski polis memuru Gökhan Ertok, Munzur Üniversitesi'nde kameralardan sorumlu görevliler Savaş Gültürk, Süleyman Önal, Celal Altaş ve Nurşen Arıkan var.
BİR KİŞİ HAKKINDA YAKALAMA KARARI
Gözaltına alınan 13 kişinin gözaltı işlemleri tamamlandı.
Gözaltındaki Mustafa Türkay Sonel ve Uğurcan Açıkgöz'ın yakın arkadaşı olan Umut Altaş hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Başsavcılığın Altaş hakkında kırmızı bülten çıkartması bekleniyor. Altaş'ın mayıs 2022'den beri ABD'de bulunduğu ve o tarihten bu yana Türkiye'ye dönmediği öğrenildi.
Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.
DOSYA MERKEZİNDE DÖNEMİN VALİSİNİN OĞLUNUN ADI
Soruşturma dosyasında dikkat çeken gelişmelerden biri, aile avukatına bırakılan isimsiz not oldu. Habertürk’ün aktardığına göre söz konusu notta, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in adı yer aldı. Bunun üzerine yapılan incelemelerde, Mustafa Türkay Sonel’in olay günü ve gecesine ilişkin araç hareketlerinin olağan akışla uyumsuz olduğu değerlendirildi.
SİM KART, DİJİTAL HAREKETLİLİK
Soruşturmanın en sarsıcı başlıklarından biri de Gülistan Doku’ya ait hat ve sosyal medya hesaplarıyla ilgili yapılan teknik incelemeler oldu. Telefon trafiği, baz kayıtları ve para transferlerinin birlikte değerlendirilmesiyle soruşturmanın kapsamı genişletildi. Savcılık kaynakları, dijital delil ayağının dosyanın en kritik başlıklarından biri haline geldiğini belirtiyor.
GİZLİ TANIK BEYANLARI SEYRİ DEĞİŞTİRDİ
Dosyaya son olarak giren gizli tanık beyanı ise soruşturmanın adeta yönünün netleşmesini beraberinde değiştirdi. Savcılık, gizli tanık anlatımlarını doğrulayan bu bulgular üzerine soruşturmayı derinleştirdi.
"AİLENİN ÇEVRESİNDE KURULAN GÖRÜLMEZ ÇEMBER"
Dosyada, bazı tanık anlatımlarına göre Gülistan Doku’nun ailesinin çevresinde belirli kamu görevlileri görevlendirildi, aileyle temaslar kontrol altına alındı ve sosyal medya paylaşımlarına kadar uzanan müdahaleler yaşandı.
Hatta sim kartın aileden alındığı, savcılığa teslim edildiğinin söylendiği, ancak resmi süreçte bunun böyle gelişmediği tespit edildi.
DOKU AİLESİNİN AVUKATI: İNTİHAR ETTİĞİ ALGISI OLUŞTURULDU
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, Gülistan’ın baraj gölünde intihar ettiği algısı oluşturulduğunu ifade ederek, “Burada biliyorsunuz aramalar yapıldı dalgıçlar tarafından. Gülistan tarafından suya atılan ufak bir not kağıdı bile bulunmuştu. Gülistan 1.60 boylarında, 55-60 kiloydu, üzerinde parka, sırtında sırt çantası vardı. Gülistan’ın baraj gölünde olmadığı net şekilde ortadaydı. Ancak Gülistan’ın intihar ettiği algısı oluşturuldu. Bu algı da ortaya çıktı ki üst düzey kamu görevlisi tarafından yapılmış. Bu örtbasın kişisel nedenlerle geliştiği yani kendi aile bireyleri tarafından işlenen bir suçu örtbas etmek amacıyla baraj gölünde gereksiz aramalar yapıldığı neticesinde aile de 220 gün boyunca burada kaldı. Geldiğimiz bu aşamada dosyamız 3 başsavcı gördü. Başsavcımız ile birlikte dosyamızda etkin bir soruşturmaya başlandı. Bu aşamadan sonra hangi failin hangi fiili işlediği konusunda bir tartışma yapmayacağız. Başsavcılık artık gereğini yapıyor. Biz daha çok burada bugün onlara destek olmak amacıyla buradayız. Bu aşamada beklenti olarak bunu söyleyebiliriz, üst düzey kamu görevlisinin halen gözaltına alınmadığını görüyoruz. Failler açısından yargılanmanın devam edebilmesi için onun da gözaltına alınmasını bekliyoruz” dedi.
"AİLE KIZLARINDAN HİÇBİR ZAMAN UMUDUNU KESMEDİ"
Soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin tutuklanmasını beklediklerini ifade eden Çimen, “Biliyorsunuz dosyamızın 7’nci yılındayız. Geldiğimiz bu aşamada etkin bir soruşturma yapılmaya başlandı. 13'ün üzerinde kişi hakkında gözaltı kararı verildi ve bu gözaltı kararlarının tutuklanmaya yönelik olarak yapıldığını biz değerlendiriyoruz. Muhtemelen tamamı da tutuklanacaktır. Burada üst düzey kamu görevlisinin şu an dava dışı kaldığı görülüyor. Yani onun da bir an önce gözaltına alınıp tutuklanması gerektiğini düşünüyoruz. Şöyle ki en azından failler üst düzey kamu görevlisinin gözaltına alınmadığını düşünürlerse orada ‘kendimizi kurtarabilir miyiz’ diye bir umut doğabilir. Bu nedenle üst düzey kamu görevlisinin bir an önce gözaltına alınıp tutuklanması gerekmektedir. Gülistan doku soruşturması kadın kırımının sembol dosyasıdır. Bu 7 yıl boyunca kadın kurumları, basın emekçileri gerçekten de dosyamızda çok özel bir ilgi ve takipleri söz konusu oldu. Bu anlamıyla da Gülistan Doku dosyasında etkin bir soruşturma yapılmaması adalet duygusunu da incitiyordu. Kadınlar Gülistan Doku dosyası çözülmediği takdirde rahat edemeyeceklerini biliyorlardı. Çünkü her an yeni bir Gülistan olabilirdi. Bu vesileyle Gülistan'ın dosyasında etkin bir soruşturma yapılması, kadına yönelik şiddet olaylarının da etkin bir şekilde soruşturulacağına olan inancı pekiştirecektir. Bu yönüyle ailenin tabi burada direnişi vardı, biliyorsunuz karda kışta 220 gün boyunca burada kaldılar. Hiçbir zaman kızlarından umudunu kesmediler. Çok büyük bir direnişleri oldu. Basın da bunu sahiplendi. Kadın kurumları da bunu sahiplendi. Dolayısıyla bu mücadelemizin sonu değil, bir başlangıçtır. Biz etkin bir soruşturmanın devam ettirilerek faillerin tutuklanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
"ADALETE GÜVENDİĞİMİZ İÇİN ADALET YERİNİ BULDU"
Doku'nun Diyarbakır'da yaşayan anne ve babası gelişmenin ardından Tunceli Adliyesi'ne geldi. Anne Bedriye Doku, burada gazetecilerin soruları üzerine, "Sayın Adalet Bakanı’na, sayın savcıya, hâkimlere, savcılara, polise ve jandarmaya hepsine çok çok teşekkür ediyorum. Daha kadınlar ölmesin, öğrenciler ölmesin, Gülistan ölmesin, yeter" dedi.
Gülistan'ın kaybolması sonrası yapılan arama çalışmalarını hatırlatan Bedriye Doku, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in arama çalışmalarında aileyi baraj etrafına yönlendirdiğini öne sürdü. Bedriye Doku, şöyle konuştu:
"O karda, o kışta, o polisler, o jandarmalara yazık değil miydi? Onların da annesi, babası yok mu? O kışta, o karda o insanlar oradaydı; yazık, günah değil mi? Hangi ülkede bu yaşanır? Kaç sene ekip geldi, polis geldi, jandarma geldi. Allah sizin üstünüzde değil mi? O kışta onların da annesi, babası yoktu, değil mi? Oraya gidecek, bir de gelmezse ne olacak? Sizin çocuklarınız tek mi var? Çocuklarınız için bu kadar insana yazık değil mi, günah değil mi? Polislere, jandarmalara yazık değil mi? O kışta, o karda oraya gidiliyor. Çıkıp 'Teyze kızın burada yok' diyor. Tuncay Sonel bizi her zaman ısrarla oraya gönderdi. Polisler ne biliyor, dalgıçlar ne biliyor? Israrla bizi oraya gönderdi, sanki işe gidip geliyoruz gibi. Ben önce sayın savcının yanına gideceğim. Sonra gelip konuşma yapacağım. Tamam. Ben biliyorum, Allah biliyor."
Baba Doku ise, "Adalete güvendiğimiz için adalet yerini buldu. Herkese teşekkür ederim" şeklinde konuştu.
DÖNEMİN VALİSİ KONUŞTU
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ise Millet Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Sinan Burhan'ın sorularını yantıladı.
Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel'in Gülistan'la bağlantısı olmadığını öne sürdü. "Oğlum o yıllarda lise öğrencisiydi; ne Gülistan’ı ne de sevgilisini tanır. Bu iddialar tamamen iftiradır" diyen Sonel'in savunmasının tamamı şöyle:
"Benim oğlum Gülistan Doku’yu tanımaz, onun sevgilisini de tanımaz. Oğlum o yıllarda lise öğrencisiydi nasıl bu olayla ilgisi olabilir ? Ben de tanımıyorum. Ben ailesine yardımcı oldum. Olayın aydınlatılması lazım. Bana yönelik ortaya atılan bu iddialar tamamen iftiradır. Bu konuda sonuna kadar mücadele edeceğim ve hukuki haklarımı kullanacağım."
Kaynak: Haber Merkezi
En Çok Okunan Haberler