Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Böyle korkarak yaşanır mı?

Yazının Giriş Tarihi: 22.01.2025 07:46
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.02.2026 15:42

Türkiye Kartalkaya’da bir otelde meydana gelen ve 76 kişinin büyük ihmaller sonucu hayatını kaybettiği yangınla sarsıldı. Sarsıldı diyorum ama Türkiye belirli aralıklarla bu gibi facia/katliamlarla yeni güne merhaba diyor. Dolayısıyla bunlar her Türkiye vatandaşı için ekmek kadar, su kadar olağan şeyler.

Bir gün uyanır depremle, bir gün yangınla, bir gün patlamayla, bir gün tren kazasıyla sarsılırız. Bizimki sarsılmak değil de her yeni olayda öfkeyle kalkan ellerimizin yılgınlıkla iki yana düşmesine dönüştü. Yılgınlığın sarsıntısı.

Bu ucuz ölümler artık pahalıya da mal oluyor üstelik. Tıpkı geceliği 30 bin lira olan lüks otelden yatak çarşaflarını birleştirip ölümden kaçmaya çalışmak gibi. Milyonlarca lira değerindeki lüks Rönesans Rezidans’ın enkazından cesedinin bulunamaması ya da 5 yıldızlı İsias Otel’de kum yığınlarının arasında yaşam üçgenine fırsat vermeyecek enkazlarda ölmek gibi. Ekonomik krizlerle zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan iktidarın hepimizi bindirdiği ihmal gemisinden herkes kendi payına düşeni alıyor.

Kendi öz yurdunda yetim kalan, treni kaçırmış bir milletin evladı olan biziz. Biz ki bir sonraki okunacak selada isminin anılması ihtimal dairesinde kalanlarız. Artık ölmekten değil, nasıl öleceğinden korkarak yaşayanlarız. Öldükten sonra başsağlığı dilenmeden önce sorumluluğu birbirinin üzerine atılmaya çalışılan, basın danışmanlarının hızlıca çalakalem “ben yapmadım, o yaptı”, “benim yetkimde değildi, onun yetkisindeydi” diye başlarından savulanlarız. Oysa ne çok isterdik ülkenin bize hissettirdiği bu değersizlik hissinden azade yaşamayı. Adımızın bir istatistikte yer alacak rakam olmayacağının güveniyle yeni günü karşılamayı. Ölümün bir istatistik değil, hatrı sayılır bir acı olduğunu hatırlamayı. Ölümün bir gün geleceğini kavrayarak ama emrihak vuku bulduğunda gerçekleşen bir eylem olduğunu bilerek yaşamayı.

Yangın anında kurtulmaya çalışan insanların videolarının arasında gezerken önüme bir paylaşım düştü Almanca bir kelimeyle ilgili: “Schuldeneinleben".

Kendine iyi bir hayat borçlu olmaya deniyor. Yani olacağımızın en iyi haline ulaşamadığımızda düştüğümüz sıkıntı, potansiyelimizi harcamanın verdiği mutsuzluk demek.

Koskoca bir ülke derin bir mutsuzluğun ve korkunun içinde geceye dalıp gündüzü karşılıyor. Üstelik az buz da değil, milyonlarız. Böyle korkarak yaşanır mı?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.