Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Altyapı, gençliğin öfkesini de belirliyor

Yazının Giriş Tarihi: 23.09.2026 10:56
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.09.2026 10:58

Karl Marx yaklaşık 150 yıl önce “altyapı üstyapıyı belirler” derken yalnızca esaslı bir söz ortaya atmıyor, gündelik yaşamı algılamak için bir perspektif de sunuyordu. Yani ekonominin, sanattan siyasete, kültürden eğitime kadar hayatın her alanına sirayet edeceğine işaret ediyordu. Bir Alman’ın yıllar önce Londra’da kaleme aldığı fikirlerin sağlaması bugün 2026 yılında kilometrelerce uzaktaki Türkiye topraklarında haklılığını ispat ediyor.

***

Türkiye dün yine artık olağanlaşan bir saldırı haberiyle güne başladı. Bu saldırı, 2026 yılında öğrenciler tarafından okulda gerçekleştirilen 4. silahlı saldırıydı. Elbette eğitimciler ve uzmanlar bu konuyla ilgili daha teferruatlı tespitler yapacaktır ancak konuyu sadece eğitim sistemi, sosyal çevre gibi başlıklarla ele almak sorunun doğru tespitinde eksik taraflar bırakır.

Uzun yıllardır dindar eğitim modeliyle dizayn edilmeye çalışılan, adeta oyun hamuru gibi bir o tarafa bir bu tarafa çekilen çocuklar bugünün ‘öfkeli gençleri’ olarak karşımızda. Bu öfkeyi yaratan sadece eğitim sistemindeki aksalıklar olabilir mi? Okula aç karnına gitmek, kantinden canının istediğini alamamak, bir bilgisayar oyununa Steam’de dolar bazlı tomarla para ödemek zorunda kalmak, telefon veya bilgisayar alamamak, beğendiği kıyafeti giyememek, okuyunca asgari ücretli beyaz yaka olacağını bilmek, okumasa aileden zengin bir züppenin ağız kokusuyla çalışacağını fark etmek ve bütün bunların nihayetinde geleceğe kocaman bir boşluk olarak bakmak yalnızca eğitim sistemindeki sorunlarla açıklanabilir mi?

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Kahramanmaraş ve Şanlıurfa okul saldırılarından hareketle yaptığı araştırmaya göre 2000-2014 arasında sınırlı olan okul saldırıları 2015 sonrasında belirgin bir artış gösterdi. 2022 ve 2023 yıllarında zirve yaptı, 2026 yılında ise bu eğilimi devam ettirdi. Raporda gençlik şiddetinin artışı gerilim birikimi, göreli yoksunluk ve kurumsal bağların zayıflaması olarak üç temel mekanizma üzerinden değerlendiriliyor. Araştırmada ortaya çıkan verilere göre 18-24 yaş grubunun umut ve mutluluk düzeyi son 10 yılda ciddi düzeyde geriledi. Gençlerin yüzde 84’ü göreli yoksunluk içinde, yani sahip oldukları ve beklentileri arasında fark giderek büyüyor.

Üstelik şiddetin cezasız kaldığı, zorbalığın geçer akçe sayıldığı bir memlekette bu tip olayları münferitmiş gibi ele alıp, failini de “vurun kahpeye” misali ortaya atmak işin kolayına kaçmak olur. En nihayetinde yanlış hayat doğru yaşanmaz.

Birkaç gün Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarının ardından şiddetin çözümü için okullarda nelerin yapılmadığı derinlemesine tartışılır. Okul önlerine silahlı polislerin üst araması yapması tekrar uygulamaya konulur belki. Çocuğun hangi oyunları oynadığını da tartışıp şiddete nasıl yönlendirdiğini tespit ederiz. Oysa GTA Vice City’de Malibu kulübünü tarayan nesil -ki ben de buna dahilim- eline silahı alıp toplu katliam yapmayı düşünmedi. Çünkü biz bu ekonomik kaygılarla gelecek korkusunun içine hapsolmadık. Çünkü çocukluğumuzu ekonomik ve gelecek kaygılarından uzak çocuk gibi yaşayabilen belki de son nesildik.

Önümüzdeki günlerde ortaya konulacak çalakalem çözüm önerileri günü kurtarmaya bile yetmez. Suçu yaratan nedenleri ekonomik, sosyolojik ve psikolojik olarak tespit edip ortadan kaldırmadan, Rakel Dink’in yıllar önce işaret ettiği gibi bir bebekten katil yaratan karanlıkla hesaplaşmadan ancak bataklığın üstündeki sinekleri kovarız. Ülkenin, gençliğe bu bataklığı kurutmak gibi bir borcu var. Her şeyden önce de hayal kurabilme özgürlüğünü engellediği, her şeyin güzel olabileceğine dair inancını çaldığı için borcu var.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.