Bursa’nın sağlık alanları: Kapattılar, boşalttılar, şimdi satıyorlar
Yazının Giriş Tarihi: 06.05.2026 13:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.05.2026 14:00
Tophane'den geçen biri, yıllardır tel örgüyle çevrili o devasa binanın önünde bir an duraksıyor. "Burada ne olacak?" diye soruyor. Kimse bilmiyor. Ya da kimse söylemiyor. 1868'de Sultan Abdülaziz'in emriyle açılan, 158 yıldır Bursa'nın nabzını tutan Memleket Hastanesi, 2019'dan bu yana "tadilat" bahanesiyle kapalı duruyor. Şimdi Resmi Gazete'de emlakçı sitesi ilanı gibi bir parsel numarasına dönüştü.
Bir sistemin itirafı olarak Resmi Gazete
16 Mart ve 24 Nisan 2026 tarihlerinde iki ayrı Cumhurbaşkanı kararıyla Bursa'da birden fazla sağlık alanı özelleştirme kapsamına alındı. Memleket Hastanesi yerleşkesi, Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi, Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Araştırma Hastanesi, Yenişehir de eski aile sağlığı merkezi binası, Nilüfer Fsm'de hastane alanı, Mustafakemalpaşa'daki Tepecik Aile Sağlığı Merkezi ve AOS Hastanesi ek hizmet alanı gibi bir çok değerli alan bu listede yer alıyor.
Sağlık Bakanlığı "atıl alanlar" diyor. Ama listede Mustafakemalpaşa Tepecik'te 1.600'den fazla kayıtlı yurttaşa hizmet veren aile sağlığı merkezi de var; fiilen çalışan diş hastanesi de. "Atıl" sözcüğünün sınırları bu kadar esnek olunca, tanımın kendisi siyasi bir araca dönüşüyor.
Cumhurbaşkanlığı kararının metninde "satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar" ifadesi açıkça yazıyor. Bakan "satış yok" diyor, metin "satış" yazıyor.
CHP Bursa milletvekili Kayıhan Pala'nın tutumu net: "Benim referansım Resmi Gazete'dir. Kamuoyunun tepkisini azaltmak için açıklama yaptılar; geri adım atıldığını düşünmüyorum."
Hesabın arkasındaki hesap
Bu noktada asıl sormamız gereken soru şu: Neden şimdi? Cevap, biraz araştırınca kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Sağlık Bakanlığı'nın toplam 1 trilyon 20 milyar TL'lik 2025 bütçesinin yaklaşık dörtte biri yalnızca 18 şehir hastanesi için ayrıldı. Şehir hastanelerine yapılan ödeme öngörülen 104,6 milyar TL'lik ödeneği aşarak 111 milyar TL'ye ulaştı. Bu rakamı günlük hesapladığınızda 304 milyon TL ediyor; yani her gün, bu hastaneleri inşa eden firmalara yaklaşık 4 milyon asgari ücretlinin bir günlük maaşı aktarılıyor.
Döviz meselesi de cabası. Vatandaşa dövizli kira yasak; ama şehir hastanesi müteahhitlerine dolar üzerinden kira ödeniyor. Dolardaki artış nedeniyle hastane kira giderlerinde tek yılda yüzde 62 artış yaşandı.
Kayıhan Pala'nın hesabına göre şu anda satışa çıkarılan taşınmazların toplam satış bedeli, Sağlık Bakanlığı'nın yalnızca bir yıl içinde şehir hastanelerine kira ve hizmet bedeli olarak aktardığı tutarın altında kalıyor. Yani hastane arazilerini satarak elde edilecek toplam gelir, bu sistemin tek yıllık faturasını bile karşılamıyor. Ortada bir "değerlendirme" politikası değil, bir çaresizlik itirafı var.
'Kapat-boşalt-sat' döngüsü
Eski hastaneler, zamanında şehirlerin dışında bile yapılmış olsalar, bugün artık şehirlerin en merkezi ve en değerli noktalarında yer alıyor. Yıllardır uygulanan yöntem değişmiyor: Önce kapat, boşalt, şehrin uzak bir köşesine taşı; yıllarca kendi haline bırak; sonra "atıl bunlar" diyerek satışa çıkar.
Memleket Hastanesi'nin hikayesi bu döngünün en çarpıcı örneği. 2019'da hastanenin kapatıldığı dönemde dönemin AKP milletvekilleri "burayı tekrar açacağız" diye söz verdi. O sözün bedelini şimdi bütün Bursalılar ödüyor. Kayıhan Pala'ya göre bu alanın otel olarak değerlendirilmesi planlanıyor. Tahmin yürütmek için çok fazla hayal gücüne gerek kalmıyor: 158 yıllık tarihi bir yapı, şehrin kalbinde, "kupon arazi."
Bursa zaten geride
Bütün bunların üstüne bir de şunu ekleyelim: Bursa, sanayi, tarım ve turizm açısından ülke ekonomisine önemli katkı sunan bir kent. Ama hastane yatak sayısı ve yoğun bakım kapasitesi açısından Türkiye ortalamasının gerisinde. Mevcut kapasitesi yetersizken sağlık alanlarını elden çıkarmak, hangi kamu yararı hesabıyla örtüşüyor?
Kayıhan Pala bu soruyu Meclis kürsüsünden sormak için araştırma önergesi verdi. Önergesi reddedildi.
Hukuk, direnç ve açık hesap
CHP, Mart ayındaki ilk Cumhurbaşkanlığı kararına karşı Danıştay'da hem yürütmeyi durdurma hem de iptal talebiyle dava açtı. Kayıhan Pala'nın uyarısı açık: "Kimse buraları satın almaya yeltenmesin. İktidara geldiğimiz gün hepsini geri alacağız."
Bursa Tabip Odası öncülüğünde DİSK, KESK, TMMOB ve pek çok sivil toplum kuruluşu Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi önünde bir araya geldi. Onkoloji hastanesinin önünde toplananlar yalnızca "bu alan satılamaz" demediler, içeride ölümle pazarlık eden hastalara "sizi terk etmiyoruz" dediler...
Hesap ortada. Sıra hastane arazilerine geldi çünkü başka arazi kalmadı. Şehir hastaneleri modeliyle yaratılan devasa bütçe açığının faturası, bu kez kentin en eski, en merkezi, en kalabalık mahallelerinde yaşayan insanlara kesiliyor.
Müteahhide rant, sermayeye arazi, halka kilometrelerce ötedeki bir poliklinik.
Tophane'deki o adam hala bekliyor. Bir gün o binanın önünden geçtiğinde orada hastane değil otel tabelası görecekse, bunu hep birlikte izin verdik demektir.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Erkan Erdem
Bursa’nın sağlık alanları: Kapattılar, boşalttılar, şimdi satıyorlar
Tophane'den geçen biri, yıllardır tel örgüyle çevrili o devasa binanın önünde bir an duraksıyor. "Burada ne olacak?" diye soruyor. Kimse bilmiyor. Ya da kimse söylemiyor. 1868'de Sultan Abdülaziz'in emriyle açılan, 158 yıldır Bursa'nın nabzını tutan Memleket Hastanesi, 2019'dan bu yana "tadilat" bahanesiyle kapalı duruyor. Şimdi Resmi Gazete'de emlakçı sitesi ilanı gibi bir parsel numarasına dönüştü.
Bir sistemin itirafı olarak Resmi Gazete
16 Mart ve 24 Nisan 2026 tarihlerinde iki ayrı Cumhurbaşkanı kararıyla Bursa'da birden fazla sağlık alanı özelleştirme kapsamına alındı. Memleket Hastanesi yerleşkesi, Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi, Bursa Ağız ve Diş Sağlığı Araştırma Hastanesi, Yenişehir de eski aile sağlığı merkezi binası, Nilüfer Fsm'de hastane alanı, Mustafakemalpaşa'daki Tepecik Aile Sağlığı Merkezi ve AOS Hastanesi ek hizmet alanı gibi bir çok değerli alan bu listede yer alıyor.
Sağlık Bakanlığı "atıl alanlar" diyor. Ama listede Mustafakemalpaşa Tepecik'te 1.600'den fazla kayıtlı yurttaşa hizmet veren aile sağlığı merkezi de var; fiilen çalışan diş hastanesi de. "Atıl" sözcüğünün sınırları bu kadar esnek olunca, tanımın kendisi siyasi bir araca dönüşüyor.
Cumhurbaşkanlığı kararının metninde "satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar" ifadesi açıkça yazıyor. Bakan "satış yok" diyor, metin "satış" yazıyor.
CHP Bursa milletvekili Kayıhan Pala'nın tutumu net: "Benim referansım Resmi Gazete'dir. Kamuoyunun tepkisini azaltmak için açıklama yaptılar; geri adım atıldığını düşünmüyorum."
Hesabın arkasındaki hesap
Bu noktada asıl sormamız gereken soru şu: Neden şimdi? Cevap, biraz araştırınca kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Sağlık Bakanlığı'nın toplam 1 trilyon 20 milyar TL'lik 2025 bütçesinin yaklaşık dörtte biri yalnızca 18 şehir hastanesi için ayrıldı. Şehir hastanelerine yapılan ödeme öngörülen 104,6 milyar TL'lik ödeneği aşarak 111 milyar TL'ye ulaştı. Bu rakamı günlük hesapladığınızda 304 milyon TL ediyor; yani her gün, bu hastaneleri inşa eden firmalara yaklaşık 4 milyon asgari ücretlinin bir günlük maaşı aktarılıyor.
Döviz meselesi de cabası. Vatandaşa dövizli kira yasak; ama şehir hastanesi müteahhitlerine dolar üzerinden kira ödeniyor. Dolardaki artış nedeniyle hastane kira giderlerinde tek yılda yüzde 62 artış yaşandı.
Kayıhan Pala'nın hesabına göre şu anda satışa çıkarılan taşınmazların toplam satış bedeli, Sağlık Bakanlığı'nın yalnızca bir yıl içinde şehir hastanelerine kira ve hizmet bedeli olarak aktardığı tutarın altında kalıyor. Yani hastane arazilerini satarak elde edilecek toplam gelir, bu sistemin tek yıllık faturasını bile karşılamıyor. Ortada bir "değerlendirme" politikası değil, bir çaresizlik itirafı var.
'Kapat-boşalt-sat' döngüsü
Eski hastaneler, zamanında şehirlerin dışında bile yapılmış olsalar, bugün artık şehirlerin en merkezi ve en değerli noktalarında yer alıyor. Yıllardır uygulanan yöntem değişmiyor: Önce kapat, boşalt, şehrin uzak bir köşesine taşı; yıllarca kendi haline bırak; sonra "atıl bunlar" diyerek satışa çıkar.
Memleket Hastanesi'nin hikayesi bu döngünün en çarpıcı örneği. 2019'da hastanenin kapatıldığı dönemde dönemin AKP milletvekilleri "burayı tekrar açacağız" diye söz verdi. O sözün bedelini şimdi bütün Bursalılar ödüyor. Kayıhan Pala'ya göre bu alanın otel olarak değerlendirilmesi planlanıyor. Tahmin yürütmek için çok fazla hayal gücüne gerek kalmıyor: 158 yıllık tarihi bir yapı, şehrin kalbinde, "kupon arazi."
Bursa zaten geride
Bütün bunların üstüne bir de şunu ekleyelim: Bursa, sanayi, tarım ve turizm açısından ülke ekonomisine önemli katkı sunan bir kent. Ama hastane yatak sayısı ve yoğun bakım kapasitesi açısından Türkiye ortalamasının gerisinde. Mevcut kapasitesi yetersizken sağlık alanlarını elden çıkarmak, hangi kamu yararı hesabıyla örtüşüyor?
Kayıhan Pala bu soruyu Meclis kürsüsünden sormak için araştırma önergesi verdi. Önergesi reddedildi.
Hukuk, direnç ve açık hesap
CHP, Mart ayındaki ilk Cumhurbaşkanlığı kararına karşı Danıştay'da hem yürütmeyi durdurma hem de iptal talebiyle dava açtı. Kayıhan Pala'nın uyarısı açık: "Kimse buraları satın almaya yeltenmesin. İktidara geldiğimiz gün hepsini geri alacağız."
Bursa Tabip Odası öncülüğünde DİSK, KESK, TMMOB ve pek çok sivil toplum kuruluşu Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi önünde bir araya geldi. Onkoloji hastanesinin önünde toplananlar yalnızca "bu alan satılamaz" demediler, içeride ölümle pazarlık eden hastalara "sizi terk etmiyoruz" dediler...
Hesap ortada. Sıra hastane arazilerine geldi çünkü başka arazi kalmadı. Şehir hastaneleri modeliyle yaratılan devasa bütçe açığının faturası, bu kez kentin en eski, en merkezi, en kalabalık mahallelerinde yaşayan insanlara kesiliyor.
Müteahhide rant, sermayeye arazi, halka kilometrelerce ötedeki bir poliklinik.
Tophane'deki o adam hala bekliyor. Bir gün o binanın önünden geçtiğinde orada hastane değil otel tabelası görecekse, bunu hep birlikte izin verdik demektir.