Bir fonda 455 bin mağdur, diğerinde 4 milyon hane…
Son günlerin en önemli gündem maddelerinden biri elbette fon soruşturmaları. 455 binin üzerinde yatırımcının mağduriyeti, gözaltılar, tutuklamalar, el konulan mallar, kaçırıldığı iddia edilen paraların peşine düşen ekipler… Rakam da, iddialar da büyük, ortaya çıkan tablo da öyle.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2025’te yaptığı açıklamanın üzerinden neredeyse bir yıl geçti. O günlerde fon piyasasında yaşananlara ilişkin bazı tespitler kamuoyuyla paylaşılmıştı. En nihayetinde iş soruşturma aşamasına geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “ucu nereye dokunursa dokunsun, üzerine gideceğiz” dedi; Şimşek ve Adalet Bakanı Akın Gürlek de mağduriyetlerin giderilmesi için gerekenin yapılacağını söylüyor.
Bunların hepsi önemli, çünkü ortada insanların birikimleri, emekleri ve güvendikleri bir sistem var. Kim ne yaptıysa ortaya çıkarılmalı, suç işleyen hukuk önünde hesap vermeli. Buraya kadar hepimiz aynı noktadayız.
Ama benim aklıma başka bir fon geliyor. Çok daha eski, adını bugün pek fazla kullanmadığımız, bir dönem Türkiye’de neredeyse herkesin bildiği bir fon: Fak-Fuk-Fon. Fakir Fukara Fonu. 1980’lerin ortasında kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’na devlet bu adı koydu, halk kısalttı.
Bir tarafta parasını değerlendirmek için fonlara yatıran yüz binlerce insan, diğer tarafta elinde değerlendirecek para olmadığı için devletten yardım bekleyenler. 455 bin küsur kişi bir fonun mağduru olurken, 2025 yılında Türkiye’de yaklaşık 4 milyon hane Fak-Fuk-Fon’un devamı olan sistemden düzenli yardım alarak hayatta kalmaya çalışıyor.
Birinin kaybettiği para için soruşturma yürütülüyor. Peki diğerinin kaybettiği hayat standardı için kim soruşturma açacak? Asıl mesele biraz da burada başlıyor.
Fak-Fuk-Fon’a ihtiyaç duyan insanların çoğunun zaten bir yatırım fonuna koyacak parası yok. Ellerindeki para bırakın yatırım yapmayı, ay sonunu görmeye ya yetiyor, ya yetmiyor. Devlet yardım ediyor, etmeli de. Sosyal devletin görevi bu değil mi zaten? İnsanın hayatını yalnızca yardımlarla sürdürebiliyor olması da başlı başına üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Çünkü yardım alan insanın asıl ihtiyacı, o ayı kurtarmanın ötesinde, yarınını da kurabilmek.
Bir ülkede yüz binlerce insanın yatırdığı paranın başına ne geldiğini günlerdir konuşuyoruz da, milyonlarca insanın elindeki paranın neden yetmediğini ne kadar konuşuyoruz?
Bir gün bu soruşturmanın dosyaları kapanıp tutukluların isimleri unutulduğunda, geriye tek bir soru kalacak: Fak-Fuk-Fon’a muhtaç hale gelen insanları bu hayattan kim kurtaracak?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Enis Sökün
Siz hangi fondasınız?
Bir fonda 455 bin mağdur, diğerinde 4 milyon hane…
Son günlerin en önemli gündem maddelerinden biri elbette fon soruşturmaları. 455 binin üzerinde yatırımcının mağduriyeti, gözaltılar, tutuklamalar, el konulan mallar, kaçırıldığı iddia edilen paraların peşine düşen ekipler… Rakam da, iddialar da büyük, ortaya çıkan tablo da öyle.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2025’te yaptığı açıklamanın üzerinden neredeyse bir yıl geçti. O günlerde fon piyasasında yaşananlara ilişkin bazı tespitler kamuoyuyla paylaşılmıştı. En nihayetinde iş soruşturma aşamasına geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “ucu nereye dokunursa dokunsun, üzerine gideceğiz” dedi; Şimşek ve Adalet Bakanı Akın Gürlek de mağduriyetlerin giderilmesi için gerekenin yapılacağını söylüyor.
Bunların hepsi önemli, çünkü ortada insanların birikimleri, emekleri ve güvendikleri bir sistem var. Kim ne yaptıysa ortaya çıkarılmalı, suç işleyen hukuk önünde hesap vermeli. Buraya kadar hepimiz aynı noktadayız.
Ama benim aklıma başka bir fon geliyor. Çok daha eski, adını bugün pek fazla kullanmadığımız, bir dönem Türkiye’de neredeyse herkesin bildiği bir fon: Fak-Fuk-Fon. Fakir Fukara Fonu. 1980’lerin ortasında kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’na devlet bu adı koydu, halk kısalttı.
Bir tarafta parasını değerlendirmek için fonlara yatıran yüz binlerce insan, diğer tarafta elinde değerlendirecek para olmadığı için devletten yardım bekleyenler. 455 bin küsur kişi bir fonun mağduru olurken, 2025 yılında Türkiye’de yaklaşık 4 milyon hane Fak-Fuk-Fon’un devamı olan sistemden düzenli yardım alarak hayatta kalmaya çalışıyor.
Birinin kaybettiği para için soruşturma yürütülüyor. Peki diğerinin kaybettiği hayat standardı için kim soruşturma açacak? Asıl mesele biraz da burada başlıyor.
Fak-Fuk-Fon’a ihtiyaç duyan insanların çoğunun zaten bir yatırım fonuna koyacak parası yok. Ellerindeki para bırakın yatırım yapmayı, ay sonunu görmeye ya yetiyor, ya yetmiyor. Devlet yardım ediyor, etmeli de. Sosyal devletin görevi bu değil mi zaten? İnsanın hayatını yalnızca yardımlarla sürdürebiliyor olması da başlı başına üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Çünkü yardım alan insanın asıl ihtiyacı, o ayı kurtarmanın ötesinde, yarınını da kurabilmek.
Bir ülkede yüz binlerce insanın yatırdığı paranın başına ne geldiğini günlerdir konuşuyoruz da, milyonlarca insanın elindeki paranın neden yetmediğini ne kadar konuşuyoruz?
Bir gün bu soruşturmanın dosyaları kapanıp tutukluların isimleri unutulduğunda, geriye tek bir soru kalacak: Fak-Fuk-Fon’a muhtaç hale gelen insanları bu hayattan kim kurtaracak?