Her sabah başka bir haber, başka bir acı, başka bir “Neden?”
Daha okulun ikinci haftasındayız. Manisa Turgutlu’da bir liseye silahlı saldırıyla güne başladık.
Bir süre sonra yine aynı cümleleri kuracağız. “Çok üzüldük.” “Gerekli inceleme başlatıldı.” “Gerekli önlemler alınacak.” Sonra başka bir haber çıkacak. Gündem değişecek. Hayat devam edecek.
Ama yarın o okulun kapısı yine açılacak. Çocuklar çantalarını sırtlarına alıp sınıflarına girecek. Anne babalar da onları uğurlayacak.
Belki bir anne, çocuğunun arkasından biraz daha uzun bakacak. Belki bir baba, okul kapısında daha uzun süre bekleyecek. Çünkü bazı anne babaların aklından artık ne ders geçecek, ne sınav, ne de not.
“Çocuğum bugün eve sağ salim dönecek mi?” sorusuyla yaşayacaklar…
Bundan daha ağır bir soru var mı?
Okul dediğimiz yer, bir çocuğun korkmayı öğrendiği yer olmamalı. Hayatın kendisinden korkmadan hayata hazırlandığı yer olmalı. Ama biz bir süredir çocuklara hayatı anlatmadan önce, hayattan nasıl sakınacaklarını anlatıyoruz.
Geçen yıl konuştuk. Ondan önceki yıl da. Her olayın ardından aynı açıklamaları dinledik. Gerekli önlemler alınacak. İnceleme başlatıldı. Soruşturma sürüyor.
Sonra?
Gündem değişti. Biz unuttuk. Çocukların korkusu unutmadı. Rakamlar da unutmuyor.
Türkiye’de 1999’dan bugüne, bu sabahki Turgutlu saldırısıyla birlikte 60 okul saldırısı kaydedilmiş. 2006’da 10 saldırı var. 2024’te 8. 2025’te 7. 2026’da ise yıl henüz bitmeden 4.
Bunlar sadece rakam. Kâğıt üzerinde öyle. Ama her rakamın bir sırası var, bir sınıfı, bir arkadaş çevresi, evde bekleyen annesi, babası var. Bir çocuğun yarım kalan hikâyesi var…
Çok şey istemiyoruz. Korkmadan büyüsünler, okula giderken arkalarına bakmasınlar, akşam eve gelsinler, çantalarını bir kenara bırakıp, günün yorgunluğunu atsınlar.
Biz de her zamanki gibi soralım:
“Bugün okul nasıldı?”
Ve onlar da bize sınavdan, öğretmenden, arkadaşından bahsetsin. Hepsi bu.
Bir çocuğun okul çantasına kitap, kalem, defter koymak kolay. Zor olan, o çantadan korkuyu çıkarmak. Çünkü korku bir kez çocuğun çantasına girdi mi, yalnızca okula gidip gelmiyor. Çocukla birlikte büyüyor.
Neresinden tutsan olmuyor…
Ama bir yerinden tutmak, bir yerden başlamak zorundayız. Çünkü çocuk dediğin, bu ülkenin bugünü ve yarını. Ve bugününü korkuyla geçiren bir çocuğa, yarını nasıl anlatacağız?
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Enis Sökün
Çantadan korkuyu çıkarmak zorundayız
Her sabah başka bir haber, başka bir acı, başka bir “Neden?”
Daha okulun ikinci haftasındayız. Manisa Turgutlu’da bir liseye silahlı saldırıyla güne başladık.
Bir süre sonra yine aynı cümleleri kuracağız. “Çok üzüldük.” “Gerekli inceleme başlatıldı.” “Gerekli önlemler alınacak.” Sonra başka bir haber çıkacak. Gündem değişecek. Hayat devam edecek.
Ama yarın o okulun kapısı yine açılacak. Çocuklar çantalarını sırtlarına alıp sınıflarına girecek. Anne babalar da onları uğurlayacak.
Belki bir anne, çocuğunun arkasından biraz daha uzun bakacak. Belki bir baba, okul kapısında daha uzun süre bekleyecek. Çünkü bazı anne babaların aklından artık ne ders geçecek, ne sınav, ne de not.
“Çocuğum bugün eve sağ salim dönecek mi?” sorusuyla yaşayacaklar…
Bundan daha ağır bir soru var mı?
Okul dediğimiz yer, bir çocuğun korkmayı öğrendiği yer olmamalı. Hayatın kendisinden korkmadan hayata hazırlandığı yer olmalı. Ama biz bir süredir çocuklara hayatı anlatmadan önce, hayattan nasıl sakınacaklarını anlatıyoruz.
Geçen yıl konuştuk. Ondan önceki yıl da. Her olayın ardından aynı açıklamaları dinledik. Gerekli önlemler alınacak. İnceleme başlatıldı. Soruşturma sürüyor.
Sonra?
Gündem değişti. Biz unuttuk. Çocukların korkusu unutmadı. Rakamlar da unutmuyor.
Türkiye’de 1999’dan bugüne, bu sabahki Turgutlu saldırısıyla birlikte 60 okul saldırısı kaydedilmiş. 2006’da 10 saldırı var. 2024’te 8. 2025’te 7. 2026’da ise yıl henüz bitmeden 4.
Bunlar sadece rakam. Kâğıt üzerinde öyle. Ama her rakamın bir sırası var, bir sınıfı, bir arkadaş çevresi, evde bekleyen annesi, babası var. Bir çocuğun yarım kalan hikâyesi var…
Çok şey istemiyoruz. Korkmadan büyüsünler, okula giderken arkalarına bakmasınlar, akşam eve gelsinler, çantalarını bir kenara bırakıp, günün yorgunluğunu atsınlar.
Biz de her zamanki gibi soralım:
“Bugün okul nasıldı?”
Ve onlar da bize sınavdan, öğretmenden, arkadaşından bahsetsin. Hepsi bu.
Bir çocuğun okul çantasına kitap, kalem, defter koymak kolay. Zor olan, o çantadan korkuyu çıkarmak. Çünkü korku bir kez çocuğun çantasına girdi mi, yalnızca okula gidip gelmiyor. Çocukla birlikte büyüyor.
Neresinden tutsan olmuyor…
Ama bir yerinden tutmak, bir yerden başlamak zorundayız. Çünkü çocuk dediğin, bu ülkenin bugünü ve yarını. Ve bugününü korkuyla geçiren bir çocuğa, yarını nasıl anlatacağız?
Türkiye’deki okullara yönelik saldırı rakamları https://tr.wikipedia.org/wiki/ Türkiye%27deki_okul_saldırıları_listesi linkinden alınmıştır.