Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bütün mesele yüzüyle astarı

Yazının Giriş Tarihi: 17.09.2026 15:22
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.09.2026 15:22

İnsanın yüzü, hayatının kısa bir özeti gibidir. Ne kadar saklamaya çalışsa da bir yerden kendini ele verir. Yorgunluk göze yerleşir, mahcubiyet yanağa, öfke iki kaşın arasına. Yüzün akı vardır, karası vardır... Yüz vermek, yüz bulmak, yüz çevirmek, yüzleşmek…

Türkçenin “yüz” konusunda eli hayli boldur.

Bir de yüz lira var bugünlerde.

Motorinin litresi 100 lirayı geçti mesela. Bunun ne anlama geldiğini uzun uzun anlatmaya gerek yok. Depoyu dolduran biliyor. Kamyoncusu, çiftçisi, okul servisine para vereni, pazara çıkan biliyor. Akaryakıtın fiyatı bir yerde durmuyor; maliyetten geçip sofraya kadar geliyor.

Mehmet Şimşek’in Türkiye ile Avrupa’daki motorin fiyatlarını karşılaştırması da bu yüzden yalnızca iki rakamın karşılaştırılması olarak kalmadı. Vergi konuşuldu, kur konuşuldu, Avrupa’daki fiyat yapısı konuşuldu.

Vatandaş ise yine kendi hesabına baktı.

Çünkü ekonominin teorisi başka, ayın sonunda cüzdanda kalan para başka.

Üstelik son dönemde mesele yalnızca geçim hesabıyla sınırlı kalmıyor. İnsanların biriktirdiği paraya, yaptığı plana, yarın için kenara koyduğu üç kuruşa ilişkin kaygı da büyüyor.

Tasarruf finansman şirketleri etrafında son günlerde yaşanan tartışmalar şimdilik buz dağının görünen yüzü gibi duruyor. Ancak insanların bu kadar hızlı kulak vermesi, ekonomik iklim hakkında da bir şey söylüyor.

Güven kolay kazanılan bir şey değil. Hele ki konu yıllarca biriktirilmiş paraysa…

İnsan, parasının miktarından önce onun yarın nerede duracağını düşünmeye başladıysa, ortada yalnızca finansal bir mesele yoktur.

Biraz da güven meselesidir.

Böyle zamanlarda söylenti çabuk yayılır. Herkes birbirine bir şey sorar, bir yerden duyduğunu başka bir yere taşır. Hakikat daha yavaş gelir; endişe ondan hızlı yayılır.

Böylelikle seçimin ayak sesleri de iyiden iyiye duyulmaya başlar… Ve anlaşılan o ki başlamış durumda.

Sandık henüz ortada yok. Fakat siyaset seçim havasına girildi mi yüzler çoğalır. Kapılar daha sık çalınır, eller daha çok sıkılır, yıllardır hatırlanmayan sözler birden hatırlanır.

Yakında yüzümüze bakıp oy isteyecekler.

İnsan da ister istemez bakacak.

Hangi yüzle geldiklerine…

Dün söylediklerini bugün nasıl anlattıklarına…

Neyi hatırlayıp neyi unuttuklarına…

Siyasetin hafızası zayıf olabilir. Seçmenin hafızası o kadar kolay silinmiyor.

Üstelik bugün vatandaşın önünde duran tabloyu saklamak da kolay değil. Motorinin fiyatı ortada. Pazar filesi, kira, borç ortada. Birikim yapmanın ne kadar zorlaştığı ortada.

Yüz göstermek kolay.

Yüzsüzlük de…

Fakat yüzsüzlüğün de bir sınırı var. İnsan bir gün kendi sözüyle karşı karşıya kalıyor. Bir zamanlar söylediği cümle, yıllar sonra dönüp karşısına dikilebiliyor.

İşte o zaman astar görünüyor.

Astar dediğimiz şey, elbisenin iç tarafı. Göz önünde değildir ama kumaşı tutar. Dikişi gizler, dayanıklılığı belirler. Dışarıdan bakınca pek bir şey anlaşılmaz.

Ta ki çekiştirene kadar…

Siyaseti de biraz böyle okumak gerekiyor galiba.

Yüzden çok, dikiş yerlerine bakarak.

Sözden çok, sözün yıllar içinde neye dönüştüğüne bakarak.

Çünkü hayatın güzel bir huyu var: Her şeyin astarını bir gün gösteriyor.

O gün geldiğinde yüz kurtarır mı, onu da astar söyler.

Aslında bütün mesele, yüzüyle astarı bu memlekette…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.