Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

İznik’in izinde: Bir tutkunun ve mücadelenin hikayesi

Haber Giriş Tarihi: 27.12.2024 07:36
Haber Güncellenme Tarihi: 27.12.2024 07:37
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.bursatanik.com/
İznik’in izinde: Bir tutkunun ve mücadelenin hikayesi
Pelin Akdemirİznik, Marmara Bölgesi’nin yüzük taşı. Çok küçük bir havzada üst üste gelen birbirinden önemli medeniyetlerin her türlü izini taşıyan ilklerin şehri” diyor İznik’te yaşayan Ayşe Filiz Salıcı. Antik dönem, Bitinya, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemini içinde barındırıyor. Hepsinde İznik’in izi var, hepsinin de İznik’te izi var. “Bu izler tarihi bir kronolojide size eşsiz bir şölen sunmalı. Bu şölenden istifade edebilmek için izlere ihtiyacınız var” sözleriyle konuşmasına devam ediyor Salıcı. Tarih kokan bir evde, 1956 yılında İstanbul’un Kandilli semtinde dünyaya gelmiş. “Sizden önce üç kuşağın yaşadığı bir evde doğduysanız, izler sizi etkiler” derken, bu evdeki yaşanmışlıkların onun tarih merakını nasıl körüklediğini anlatıyor. Hayali arkeolog olan meraklı, çok okuyan bir çocuk. Daha ilkokul ikinci sınıfta Heinrich Schliemann’ın “Truva’nın Bulunuşu” kitabını okuduğunda arkeolog olmaya karar veriyor. Neden okuyamadığını ise, “Ama bizim gençliğimizdeki dönem, her birimizin kendi kişisel hayatlarımızda ne olmak istediğimizden çok ülkemizdeki insanların nasıl yaşaması gerektiğine dikkatimiz çekilmişti. O nedenle kendi ideallerimizi askıya aldık” sözleriyle açıklıyor.

YEŞİL CAMİ’NİN BAHÇESİNE UMUMİ TUVALET YAPTILAR

“İçimdeki bu aşk hiç ölmedi” derken Salıcı, bu tutkunun onu yıllar sonra kaderin cilvesiyle arkeolojinin beşiği İznik’e nasıl getirdiğini anlatıyor. Salıcı, eşiyle birlikte 1993 yılında bir Kasım günü İznik’e yerleşti. İlçenin bir dağ köyünde yaşamaya başladıklarında, onu büyüleyen ilk şey gökyüzündeki yıldızların berraklığıydı. “İlk hissettiğim ve mutlu olduğum şey, yıldızların hâlâ yerinde olduğunu görmekti,” diye anlatıyor. Fakat İznik, yalnızca doğasıyla değil, tarihsel zenginlikleriyle de onları içine çekmişti. Salıcı, İznik’in tarihini, endemik bilgilerini, ilçe üzerine her konuyu öğrenmeye başladı. “İznik ilklerin şehridir” diyerek ilçeyi keşfetmeye çıktıkları geziyi aktarıyor. Yeşil Cami’yi görüyorlar. Yeşil Cami, erken Osmanlı döneminde yapılan bir eser. “Tek kubbeli, tek minareli, yüzük taşı gibi küçük güzel eşsiz bir mimari örnek” sözleriyle Yeşil Cami’yi anlatıyor. 1920’lerde Yunan işgali sırasında yakılıp yıkılıyor ama Eşrefzade Cami gibi tamamen yok olmuyor. İlk gördüğünde “Herhalde dünyadaki en güzel ibadethane budur” diye düşündü Salıcı. Bahçesinde rengarenk gülleri vardı. Salıcı, Yeşil Cami’nin bugünkü halini, “Yeşil Cami’nin bahçesine umumi tuvalet yaptılar. O zaman isyan ettim. İçimden hala ağlamak geliyor. Nasıl kıydınız?” isyanıyla dile getiriyor. Son 15-20 yıl içerisinde Marmara Bölgesindeki restorasyon facialarına İznik de maruz kaldı. “Geri dönüşü mümkün olmayan bir harabiyet restorasyon adı altında yapıldı” diyen Salıcı, restorasyon facialarına karşı medyaya, belediyelere, vakıflara, erişebilecekleri her yere başvurularda bulundu. Salıcı, sonucunu “Bunlar hiçbir zaman istediğimiz kadar ses getirmedi. Bu yerin sahipleri bu sesi çıkarmalıydı” sözleriyle aktarıyor.

YOK EDİLEN İZLERİN PEŞİNDE

İznik, tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştı: Antik çağlardan Roma’ya, Bizans’tan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet dönemine kadar uzanan bir tarih mozaiği. Osmanlı’nın ilk medresesi, ilk imareti ve ilk hamamları burada kurulmuştu. Hristiyanlık tarihi açısından da büyük bir öneme sahipti. Tanrı, kutsal ruh ve oğul üçlemesinin tartışıldığı İznik Konsili burada toplanmıştı. Salıcı, İznik’in tarihini öğrenmeye ve korumaya adanmış bir yaşam sürmeye karar verdi. Ancak bu süreçte restorasyon facialarıyla karşılaştı. İznik’te izlerin silinmesinin yarattığı etkiler… Surların restorasyonu! Salıcı, anlatıyor: “Surlardaki birleştirici harç unsurunun matkaplarla sökülüp atıldığını, yerine sentetik birtakım malzemelerin karıştırılarak zerk edildiğini görünce üzüldüm. Neden bunu yapıyorsunuz? Su girmesin diye… Bin yıldır girmiş su. Roma’dan, Bizans’tan, Osmanlı’dan kalan taşları aldık, onun yerine eski bir duvar imitasyonu yarattık. Yapay surlar… Siz sonsuza kadar bir tarihsel dokuyu kaybettiniz. Buna hakkınız yok.” “Özgünlüğün çoğunu kaybettik” diyor Salıcı. İznik’te özgün olarak korunabilmiş bir tane yapı var; İsmailbey Hamamı. Restore edilmedi. Üzerinde yağmur almaması için eternik bir çatı, çelik ayaklar, olduğu gibi duruyor. Salıcı, “İşte tarih budur” diye ekliyor.

BİR TARİH YOK OLUYOR

İznik Gölü, Ayşe Hanım için hasta bir insanın solmuş yüzü gibi. Göle baktığında, eski güzelliğini kaybetmiş bir çehre görüyor. Çevresel tahribat, definecilik ve bilinçsiz müdahaleler, bu eşsiz doğa ve tarih mirasını tehdit ediyor. Ama Salıcı, mücadele etmekten asla vazgeçmedi. “Siz debeleniyorsunuz, yazılar gönderiyorsunuz, bağırıyorsunuz ama hiçbiri boşuna değildir. Safınızı belli ediyorsunuz. Çocuklara neyin değerli olduğunu ve korunması gerektiğini öğretiyorsunuz” diyerek kararlılığını vurguluyor. Tarihin yok edilmesinin önüne kişisel mücadeleden çok eğitim bilinciyle geçilebileceğini söyleyen Salıcı, “Birtakım kurullar izin verilmemesi gereken şeylere izin vermiş oluyor ama sizin o iznin verilmemesi gerektiğini anlatabilecek gücünüz yok. Maalesef orada önünüze bir duvar geliyor. Bu tamamen bir halk inisiyatifiyle aşılabilir” diyor. Salıcı, “Bu bir hayatın izlerinin yok edilmesi. Bir daha kimse gelip bu erken dönem bir yapı diyemeyecek. Tanımadığınız bir müteahhittin sanayi tipi sıvılarla oluşturduğu imitasyon bir duvar olacak” derken İznik’in UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne aday gösterildiğini de hatırlatıyor. Ancak bu statüyü koruyabilmek için bir şart vardı: özgünlüğün muhafaza edilmesi. “Hiç kimse bir yere beton görmeye gelmez. İnsanlar daha önce görmedikleri bir şeyi görmek ve öğrenmek için gelir” diyor Salıcı. Ancak bilinçsiz restorasyonlar, İznik’in bu şansını elinden aldı.

UMUT VE MÜCADELE

Tüm bu olumsuzluklara rağmen Salıcı umudunu kaybetmiyor. “Sorun sadece ulusal bir kurumun listesinden çıkmak değil, kendi ulusal zenginliklerimizi kaybetmek. Umarım kalanlarla tekrar aday olabiliriz” diyerek mücadeleye devam etme kararlılığını ifade ediyor. Çünkü o, İznik’i yalnızca bir şehir değil, izlerin, hikayelerin ve tarihin buluştuğu bir hazinenin koruyucusu olarak görüyor. Salıcı’nın hikayesi, yalnızca bir bireyin mücadelesi değil; geçmişin izlerini geleceğe taşımak isteyen bir tutkunun hikayesi… https://youtu.be/3a05HkMUvSY
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.