Bursa’nın asırlık sokaklarını birbirine bağlayan Hisar Mahallesi’nin tarihi yapılarının birinden mermer, taş, alçı, çelik ya da ahşap malzemelerin işlenme sesleri geliyor ilkin kulaklara. Bu sesler, bir ritimle birlikte sanki bilindik bir iş çıkarmak üzere doğrusal ve kendine özgü bir melodi oluşturuyor dikkat kesilince.
Ne bir enstrüman ne bir nota var ortada. Bu sesler, bir heykelin yaşam bulması için usta eller tarafından şekillendirilmesinden doğan, bilinçli olduğu kadar kulağa hoyrat gelen yontu darbeleri yalnızca. Şeyma Çobanoğlu Sanat Atölyesi’ndeyiz. Bir heykeltıraşın günlük yaşamına konuk oluyoruz hep birlikte.
Bursalı heykeltıraş Şeyma Çobanoğlu, ilk ve orta öğrenimini Bursa’da bitirdikten sonra İzmir 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde heykel üzerine lisans ve yüksek lisansını tamamladı. Eğitiminin ardından sanatını icra etmekten başka seçenek düşünmeden Bursa’ya dönen ve atölyesini açan Çobanoğlu, o gün bugündür heykeltıraş olarak yaşamını kazanıyor.
Atölyesinde heykellerini yapan, çocuklara eğitim veren Şeyma Çobanoğlu, diğer taraftan da Nilüfer Belediyesi çatısı altında 9 yıldır da yetişkinlere dersler veriyor. Çeşitli kurumlara heykeller yapan, kendi koleksiyonlarını oluşturarak atölyesinde kişisel sergilerini ziyaretçilerine açan heykeltıraş, “Bursa’ya döndüğümde heykel bölümü mezunu bir sanatçı olarak ne yapacağımı bilerek işe başladım. Ancak baktığımda bugün birçok arkadaşım kendi alanları dışında çalışıyorlar. Tekstilde çalışan var, grafik tasarımcılık yapan var, yurt dışına göç eden var. Heykelcilik, Türkiye’de bir macera. Aslında sanatla uğraşmak bu ülkede bir macera. Bunun toplumun algısıyla ilgisi var. Heykeli put gören bir kesim var. Bu, yeni nesilde sosyal medya ile yıkılsa da, yaşlı kesim halen heykeli anti-islamik görebiliyorlar” diyor.
“SOYUT HEYKEL ANLAŞILMIYOR…”
İzmir’deki öğrencilik yaşamında iki anıt esere imza atan heykeltıraş, “Bursa’da Bilim ve Teknoloji Merkezi’ne çokça işler yaptım. Ayrıca Porselano markasına da özel çalışmalar yaptım” diyerek, sanat anlayışını ortaya koyan şu ifadeleri kullanıyor:
“Lisansta soyut işler yapmakla birlikte daha sonra figüratif çalışmalara yöneldim. Portre-figür çalışmayı seviyorum. Sipariş üzerine çalışıyorum. Diğer taraftan Türkiye’de soyut heykelin çok da anlaşıldığını düşünmüyorum. Heykelden daha çok seramikten işler yapmak, ülkemizde daha çok seviliyor çoğunluk tarafından. Obje ile heykeli harmanlamak belki bizim toplumumuz için daha mantıklı bir yaklaşım olabilir. Ben de bunu deniyorum.”
Bir heykeli satın alıp ev ya da yaşam alanlarına koymanın lüks bulunduğu bir toplum bakışının hâkim olduğunun altını çizen heykeltıraş Şeyma Çobanoğlu, “Bu, normal. Çünkü herkesin bahçesi yok ya da evdeki yaşam alanları geniş değil” diye sözlerine ekliyor. Bursa’nın tarihi semtlerinden biri olan Hisar Mahallesi’nde çalışmanın kendisine ilham verdiğini dile getiren Çobanoğlu, “Nilüfer’de de ders verdiğim için beni orada görmek isteyen sanatsever kesim ağırlıkta olsa da ben Bursa’nın merkezinde olmayı tercih ediyorum. Yabancı görüldüğüm olsa da komşuculuk beni mutlu ediyor. 12 yıldır Tophane bölgesinde yaşıyor ve çalışıyorum” diyor.
“KADIN HEYKELTIRAŞ OLMAM YADIRGANDI”
Heykeltıraş olarak yaşamını kazanmanın ve sürdürmenin maceraperestlik olarak görülmesinin yanı sıra kadın heykeltıraş olarak da yadırgandığı zamanlar olduğunu söyleyen Şeyma Çobanoğlu, “Üstelik 160 boylarında 50 kiloluk biri olmam da akıllara ‘yapabilir mi’ sorusunu getirmiyor değil ama bunun elbette sanat evreniyle bir ilgisi olmuyor. İşimin güç gerektirmesi ya da sanayide alışveriş yaparken bu güçlü görünümün aranması soru işaretlerine neden olsa da ben taş da yonttum, metal de çalıştım. Artık pek çok iş zor veya zor pek çok işte kadınlar da çalışıyor ülkemizde. Öte yandan kimse kollarını açıp heykeltıraş beklemiyor ama bu işte ekmek var. Yeter ki yapmak isteyin. Bu işi yapmasaydım, mutsuz biri olurdum. Çabalayınca her şey güzel olur.”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ekmeğini taştan çıkarmak: Bursalı heykeltıraşın ‘geçim macerası’
Bursa’nın asırlık sokaklarını birbirine bağlayan Hisar Mahallesi’nin tarihi yapılarının birinden mermer, taş, alçı, çelik ya da ahşap malzemelerin işlenme sesleri geliyor ilkin kulaklara. Bu sesler, bir ritimle birlikte sanki bilindik bir iş çıkarmak üzere doğrusal ve kendine özgü bir melodi oluşturuyor dikkat kesilince.
Ne bir enstrüman ne bir nota var ortada. Bu sesler, bir heykelin yaşam bulması için usta eller tarafından şekillendirilmesinden doğan, bilinçli olduğu kadar kulağa hoyrat gelen yontu darbeleri yalnızca. Şeyma Çobanoğlu Sanat Atölyesi’ndeyiz. Bir heykeltıraşın günlük yaşamına konuk oluyoruz hep birlikte.
Bursalı heykeltıraş Şeyma Çobanoğlu, ilk ve orta öğrenimini Bursa’da bitirdikten sonra İzmir 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde heykel üzerine lisans ve yüksek lisansını tamamladı. Eğitiminin ardından sanatını icra etmekten başka seçenek düşünmeden Bursa’ya dönen ve atölyesini açan Çobanoğlu, o gün bugündür heykeltıraş olarak yaşamını kazanıyor.
Atölyesinde heykellerini yapan, çocuklara eğitim veren Şeyma Çobanoğlu, diğer taraftan da Nilüfer Belediyesi çatısı altında 9 yıldır da yetişkinlere dersler veriyor. Çeşitli kurumlara heykeller yapan, kendi koleksiyonlarını oluşturarak atölyesinde kişisel sergilerini ziyaretçilerine açan heykeltıraş, “Bursa’ya döndüğümde heykel bölümü mezunu bir sanatçı olarak ne yapacağımı bilerek işe başladım. Ancak baktığımda bugün birçok arkadaşım kendi alanları dışında çalışıyorlar. Tekstilde çalışan var, grafik tasarımcılık yapan var, yurt dışına göç eden var. Heykelcilik, Türkiye’de bir macera. Aslında sanatla uğraşmak bu ülkede bir macera. Bunun toplumun algısıyla ilgisi var. Heykeli put gören bir kesim var. Bu, yeni nesilde sosyal medya ile yıkılsa da, yaşlı kesim halen heykeli anti-islamik görebiliyorlar” diyor.
“SOYUT HEYKEL ANLAŞILMIYOR…”
İzmir’deki öğrencilik yaşamında iki anıt esere imza atan heykeltıraş, “Bursa’da Bilim ve Teknoloji Merkezi’ne çokça işler yaptım. Ayrıca Porselano markasına da özel çalışmalar yaptım” diyerek, sanat anlayışını ortaya koyan şu ifadeleri kullanıyor:
“Lisansta soyut işler yapmakla birlikte daha sonra figüratif çalışmalara yöneldim. Portre-figür çalışmayı seviyorum. Sipariş üzerine çalışıyorum. Diğer taraftan Türkiye’de soyut heykelin çok da anlaşıldığını düşünmüyorum. Heykelden daha çok seramikten işler yapmak, ülkemizde daha çok seviliyor çoğunluk tarafından. Obje ile heykeli harmanlamak belki bizim toplumumuz için daha mantıklı bir yaklaşım olabilir. Ben de bunu deniyorum.”
Bir heykeli satın alıp ev ya da yaşam alanlarına koymanın lüks bulunduğu bir toplum bakışının hâkim olduğunun altını çizen heykeltıraş Şeyma Çobanoğlu, “Bu, normal. Çünkü herkesin bahçesi yok ya da evdeki yaşam alanları geniş değil” diye sözlerine ekliyor. Bursa’nın tarihi semtlerinden biri olan Hisar Mahallesi’nde çalışmanın kendisine ilham verdiğini dile getiren Çobanoğlu, “Nilüfer’de de ders verdiğim için beni orada görmek isteyen sanatsever kesim ağırlıkta olsa da ben Bursa’nın merkezinde olmayı tercih ediyorum. Yabancı görüldüğüm olsa da komşuculuk beni mutlu ediyor. 12 yıldır Tophane bölgesinde yaşıyor ve çalışıyorum” diyor.
“KADIN HEYKELTIRAŞ OLMAM YADIRGANDI”
Heykeltıraş olarak yaşamını kazanmanın ve sürdürmenin maceraperestlik olarak görülmesinin yanı sıra kadın heykeltıraş olarak da yadırgandığı zamanlar olduğunu söyleyen Şeyma Çobanoğlu, “Üstelik 160 boylarında 50 kiloluk biri olmam da akıllara ‘yapabilir mi’ sorusunu getirmiyor değil ama bunun elbette sanat evreniyle bir ilgisi olmuyor. İşimin güç gerektirmesi ya da sanayide alışveriş yaparken bu güçlü görünümün aranması soru işaretlerine neden olsa da ben taş da yonttum, metal de çalıştım. Artık pek çok iş zor veya zor pek çok işte kadınlar da çalışıyor ülkemizde. Öte yandan kimse kollarını açıp heykeltıraş beklemiyor ama bu işte ekmek var. Yeter ki yapmak isteyin. Bu işi yapmasaydım, mutsuz biri olurdum. Çabalayınca her şey güzel olur.”
https://www.youtube.com/watch?v=DU0F6j9EmR8En Çok Okunan Haberler