Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tüi̇k

- Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da beyaz lahanada ne çiftçi kazandı ne de tüketici ucuza yedi Haber

Bursa'da beyaz lahanada ne çiftçi kazandı ne de tüketici ucuza yedi

TÜİK'in şubat ayına ilişkin açıkladığı "Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi"ne (Tarım-ÜFE) göre, üretici fiyatları yıllık yüzde 40,10, aylık yüzde 0,21, yılın iki ayında yüzde 8,69 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 38,97 arttı. Beyaz lahana ise Tarım-ÜFE'ye göre geçen yılın şubat ayında 15 lira civarındayken bu yıl 8-9 lira aralığına geriledi. Bunlar resmi rakamlar ki bu fiyatlara göre bile üretici ürettiğinden kazanamadı. Birçok yerde çok daha düşük fiyatlar oluştu. Sadece fidesini 5 liradan alıp üretim yapan çiftçiler, gübre, ilaç, tarla isleme, mazot gibi diğer giderleri de eklediklerinde bu sezon kar etmeyi beklerken evdeki hesap çarşıya uymadı. Üreticilerin "Geçen yıl tüccar peşimizden ayrılmıyordu" dediği beyaz lahanada bu yıl adeta yüzüne bakan olmadı, alıcı gelmedi. Yine TÜİK'in 2024 ile 2025 dönemindeki üretim tahminlerine göre beyaz lahanada çok fazla bir değişiklik olmodı ve 635 bin ton olarak gerçekleşti. Hal böyle iken, Bursa'nın Yenişehir ilçesinde alıcısı çıkmadığı için dönümlerce beyaz lahana tarlada çürüdü. Birçok üretici maliyeti olan 8 liraya bile bırakmaya razıyken ne gelen oldu ne fiyat soran. Lahana geçen yıla göre üreticide yüzde 40 ucuzlamasına ve üretimi yeterli olmasına rağmen pazarda tanesinin 100 liraya ulaşması dikkati çekti. Ne üretici ektiğinden kazanabildi ne de çiftçide yeterli ürün olmasına rağmen alıcısı gelip almadığı, pazarda markette fiyatı düşmediği için tüketici ucuza yiyebildi.

TÜİK büyüme verilerini açıkladı Haber

TÜİK büyüme verilerini açıkladı

TÜİK'in açıkladığı verilere göre, Türkiye ekonomisi geçen yılın 4. çeyreğinde büyüdü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı 4. çeyrek GSYH verilerini açıkladı. Buna göre, Türkiye ekonomisi 2025'te yüzde 3,6 büyüdü. Kişi başına GSYH 2025 yılında cari fiyatlarla 712 bin 200 TL, ABD doları cinsinden 18 bin 040 olarak hesaplandı. İnşaat sektörü 2025 yılında yüzde 10,8 arttı GSYH'yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2025 yılında bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; inşaat sektörü toplam katma değeri yüzde 10,8, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 8,0, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 6,9, ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 4,6, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 4,3, mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 4,0, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 3,8, sanayi yüzde 2,9, gayrimnkul faaliyetleri yüzde 2,7, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 1,0 arttı. Tarımsektörü ise yüzde 8,8 azaldı. GSYH 2025 yılının dördüncü çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,4 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2025 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,4 arttı. Hanehalkı nihai tüketim harcamaları 2025 yılında yüzde 4,1 arttı Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları, 2025 yılında bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre yüzde 4,1 arttı. Hanehalkı tüketim harcamalarının cari fiyatlarla GSYH içindeki payı yüzde 54,4 oldu. Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamaları 2025 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 5,2 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları %0,9 azalırken gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 5,4 arttı. Bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre 2025 yılında mal ve hizmet ihracatı yüzde 0,3 azalırken ithalatı yüzde 4,9 arttı. Mal ve hizmet ihracatı, 2025 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 2,3 azalırken ithalatı yüzde 3,8 arttı. İşgücü ödemeleri 2025 yılında yüzde 40,4 arttı İşgücü ödemeleri 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 40,4 artarken, net işletme artığı/karma gelir yüzde 44,2 arttı. 2025 yılının dördüncü çeyreğinde ise işgücü ödemeleri bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 36,9 artarken, net işletme artığı/karma gelir yüzde 44,2 arttı. İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yıl yüzde 37,0 iken bu oran 2025 yılında yüzde 36,9 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 43,1 iken yüzde 44,1 oldu. Ekonomistlerin beklentisi ne yöndeydi? AA Finans'ın 2025 yılı 4. çeyrek GSYH verilerine ilişkin beklenti anketi 19 ekonomistin katılımıyla sonuçlanmıştı. Ankete katılan ekonomistler, 2025 yılının 4. çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yıllık bazda yüzde 3,6 büyüyeceğini tahmin etmişti. Beklentiye ilişkin tahminler en düşük yüzde 3,2, en yüksek yüzde 3,8 olarak kayıtlara geçmişti.

TÜİK: Sağlık harcaması yapmak halkın yüzde 56’sına yük Haber

TÜİK: Sağlık harcaması yapmak halkın yüzde 56’sına yük

TÜİK’in yayımladığı “Sağlık Modülü 2025” verileri, sağlık hizmetlerine erişimin maliyetinin geniş kesimler için ciddi bir yük haline geldiğini ortaya koydu. Verilere göre doktor muayene ve tedavi harcamaları hanelerin yalnızca yüzde 40,9’u için yük oluşturmazken, yüzde 56,3’ü bu harcamaları “çok” ya da “biraz” yük olarak tanımlıyor. Bu tablo, sağlık sisteminde cepten harcamaların geniş bir kesim üzerinde baskı yarattığını gösteriyor. Doktor ve ilaç harcamaları çoğunluğu zorluyor TÜİK verilerine göre: Doktor muayene ve tedavi harcamaları hanelerin yüzde 6,1’ine çok; yüzde 50,2’sine biraz yük getiriyor. İlaç harcamaları hanelerin yüzde 5’ine çok; yüzde 50,9’una biraz yük oluşturuyor. Diş tedavisi harcamaları ise yüzde 5,3’üne çok; yüzde 37,2’sine biraz yük getiriyor. Bu veriler, özellikle doktor ve ilaç harcamalarında hanelerin yarısından fazlasının maddi baskı altında olduğunu gösteriyor. Diş tedavilerinde ise harcama yapamama oranının yüksekliği dikkat çekiyor. Düşük gelirli haneler daha ağır yük altında Gelir gruplarına göre dağılım, eşitsizliği daha net ortaya koyuyor. En düşük yüzde 20’lik gelir grubundaki hanelerin: yüzde 62,9’u doktor muayene ve tedavisini yük olarak görüyor, yüzde 65,5’i ilaç harcamalarını yük olarak tanımlıyor. Buna karşılık en yüksek gelir grubunda: hanelerin yüzde 53’ü doktor harcamalarının, yüzde 59,5’i ilaç harcamalarının yük getirmediğini belirtiyor. Bu tablo, sağlık harcamalarının özellikle dar gelirli kesimler için daha ağır bir maliyet anlamına geldiğini ortaya koyuyor. Diş tedavisinde erişim sorunu Diş muayene ve tedavisinde gelir farkı daha da belirgin. En düşük gelir grubundakilerin yüzde 45,4’ü son 12 ayda diş tedavisi için harcama yapmazken, bu oran en yüksek gelir grubunda yüzde 25,5’e düşüyor. Bu durum, diş sağlığının gelir düzeyine bağlı bir hizmet haline geldiğine işaret ediyor. Yoksulluk daha ağır işlerde çalışıyor Raporda çalışma koşullarına ilişkin veriler de yer aldı. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların: yalnızca yüzde 17,2’si oturarak çalışıyor, yüzde 11,2’si ağır iş veya ağır fiziksel aktivite gerektiren işlerde çalışıyor. Risk altında olmayanlarda ise oturarak çalışma oranı yüzde 31,7. Bu durum, hem gelir hem de çalışma koşulları açısından eşitsizliğin sağlık üzerindeki etkilerini düşündürüyor. Fiziksel aktivite yok denecek kadar az 15 yaş ve üzerindeki nüfusun yüzde 63,3’ü haftalık yaşamında hiçbir fiziksel aktivite ya da boş zaman faaliyeti yapmadığını belirtiyor. Bu veri, halk sağlığı açısından da alarm veriyor.

CHP’li Öztürk, Bursa’da Ramazan alışverişine çıktı: Geçen sene alamadığı pastırmayı yine alamadı Haber

CHP’li Öztürk, Bursa’da Ramazan alışverişine çıktı: Geçen sene alamadığı pastırmayı yine alamadı

CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, geçtiğimiz yıl Ramazan ayı öncesi 15 Şubat’ta Bursa’da bir zincir markette yaptığı ve 5 bin 275 tutan erzak alışverişini bu yıl aynı ürünleri alarak fiyat karşılaştırması yaptı. Öztürk’ün alışveriş sepetinde kıyma, hurma zeytin, peynir, yağ çeşitleri, makarna, bakliyat, un ve şeker gibi temel gıda maddeleri yer aldı. “TÜİK’in yaptığı kul hakkı yemek” Alışveriş yaptığı sırada Öztürk’le konuşan ve işletme mezunu olduğunu söyleyen bir vatandaş ürün fiyatları için, “Anormal bir artış var. TÜİK öyle demiyor ama. Kasım ve aralık ayında farkı nasıl açıkladılar? Ocakta zam vermesin diye. Kul hakkı yiyorlar başka bir şey değil. TÜİK’in yaptığı kul hakkı yemek. Neyi baz alıyorlar çok merak ediyorum.” dedi. Emekli bir vatandaş ise alım gücüne dair “Emekliyiz, neyle alacağız?” derken, geçen seneye oranla ürünlere yüzde 50, yüzde 70 ve yüzde 100’e varan zamlar uygulandığını söyledi. En büyük kabahatin TÜİK’te olduğunu ifade eden bir başka yurttaş ise, “Gerçek enflasyon oranlarını gösterseydi, kök maaşlar hiç problem olmayacaktı. Ona az buna çok verdin denilmeyecekti.” dedi. Ramazan alışverişi bir yılda 2 bin TL arttı Alışverişin ardından değerlendirmede bulunan CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk şöyle konuştu: Bugün geçen sene 15 Şubat'ta ramazan alışverişi yaptığımız markette yine aynı alışverişi yaptık. Fişimiz elimizde. O gün marketten 3 bin 954 lira, pazar alışverişiyle de toplam yaklaşık 5 bin 250 liralık bir alışveriş yapmıştık. Aynı ürünlerin tamamını almaya çalıştık ki TÜİK ne diyor, bu marketten alışveriş yapan Bursalı hemşehrilerimiz, vatandaşlarımız, emeklimiz, işçimiz ne yaşıyor ve nasıl bir oran var görelim. O gün 3 bin 954 lira olan fişin bugünkü karşılığı 5 bin 919 lira. 300 liralık ürünü bulamadık. Onları da özellikle arkadaşlarımızdan ürünlerin etiketlerini de alarak buraya ekledik. Aynı ürünleri birebir aldığımızda gördüğümüz Ramazan alışverişimize gelen zam yüzde 49,70. TÜİK’in yıllık enflasyonu yüzde 30,69. ENAG kısmen bu enflasyonun biraz üzerinde ve yüzde 56,14. Evde bir fincan Türk kahvesinin maliyeti 15 lira Belli ürünlerde, özellikle makarnada fiyatın çok artmadığını ama bir Türk kahvesinin bile artık iftardan sonra içilmesinin maliyetinin bir fincanın evde bile 15 lira olduğunu hesap ettik ve gördük maalesef. Makarna yemeye devam. Ama kahvesiz bir iftar sofrası. Geçen sene özellikle pastırmaya bakmıştık. Pastırma bin 700 lira civarındaydı. Aynı pastırma 3 bin 500 lira olmuş. “TÜİK, gel beraber alışveriş yapalım” Şimdi ben TÜİK'e sesleniyorum buradan. Masa başında detayını anlatmadığınız bir sepetle millete yüzde 30.9 enflasyon var diyorsunuz. Biz de diyoruz ki TÜİK yetkililerine gelin beraber bizim geldiğimiz bir markette, üç harfli bir markette veya Tarım Kredi Kooperatiflerinin marketinde birlikte alışveriş yapalım ve rakamları karşılaştıralım. Burada çalışan arkadaşlar sürekli buradaki ortamı ve fiyatlarla yaşayanlara sorduğumuzda yüzde 60-70 arasında yıllık fiyatlarda artış olduğunu söylüyorlar. Yani dolayısıyla Ramazan'ın enflasyonu yüzde 50. Ocak ayı enflasyonunu hava şartlarına dayandıran, olumsuz hava koşulları nedeniyle yüzde yüzde 4.84 arttı diyen Mehmet Şimşek'e bir kez daha buradan söylüyorum. Ocak ayında ne bekliyordunuz? Karın yağmamasını mı? Yağmurun yağmamasını mı? Şimdi de Ramazan ayındayız Şubat ayında. Şubat ayının enflasyon rakamı yüksek çıktığında sakın ama sakın ‘Ramazan olduğunu dikkate almadık, atladık’ demeyin. Enflasyon yüzde 50. Vatandaşa yapılan zam yüzde 27. Emekliye yapılan zam ortada. Memura yapılan zam ise bunların çok daha altında. Diyorum ki TÜİK gel beraber alışveriş yapalım. İhtiyaç ürünlerinde zam daha fazla CHP Osmangazi İlçe Başkanı Raşit Gürbüz ise şunları söyledi: “Geçen sene de aynı tarihte aynı markette aynı ürünlerle alışveriş yapmıştık. O zamanki fiyatlarla şimdi karşılaştırdığımızda gerçekten enflasyonun bazı ürünlerde vekilim söylemedi aslında yüzde 90-95 oranında zam olduğunu gördük. Bazı ürünlerde daha az zam olduğu için bunu yüzde 50 civarlarına indiriyor. Ama özellikle gıdada çok lazım olan, insanların sağlıklarıyla ilgili ,vitamin almasını, protein almasını gerektiren, vatandaşın asıl ihtiyaç duyduğu ürünler aslında daha fazla, yüzde 80-90 oranlarında artmış. “Üretici desteklenmedikçe fiyatlar artar” Bunların nedeni de aslında kötü yönetim. Sayın Bakanın, Sayın hükümet yetkililerinin yönetimi doğru yapamayışından kaynaklı. Çünkü üretimde destek yok. Üretilenler, üretenleri desteklemedikçe böyle kıt olan ürünler doğal olarak artar. Bunun böyle olduğunu vatandaş da biliyor. Ancak burada uygulamacılar, hükümet edenler, hükmedenler üreticileri desteklemediği için üretim kalemlerinin içerisindeki vergileri azaltmadıkları için iş gücü üzerindeki vergi yükünü, SGK yükünü oransal olarak desteklemediği ve sübvanse etmedikleri için bu ürünleri artmaya devam edecektir. Vatandaşımız bu yükü çekmeye devam edecektir.

Türkiye'nin en zengin ilçeleri belli oldu: Nilüfer de listede Haber

Türkiye'nin en zengin ilçeleri belli oldu: Nilüfer de listede

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), hanehalklarının gelir, eğitim ve meslek durumlarını esas alarak hazırladığı "Sosyoekonomik Seviye" (SES) raporunu yayımladı. 2022, 2023 ve 2024 verileri kullanılarak oluşturulan rapor, Türkiye'de sosyoekonomik dağılıma ilişkin güncel tabloyu ortaya koydu. Rapora göre, Türkiye'deki hanelerin çok küçük bir bölümü en üst sosyoekonomik seviyede yer alırken, nüfusun önemli bir kısmı orta ve alt gruplarda yoğunlaşıyor. Çalışmada haneler; en üst, üst, üst-orta, alt-orta, alt ve en alt olmak üzere farklı sosyoekonomik gruplar altında sınıflandırıldı. Büyükşehir öne çıkıyor İllere göre dağılım incelendiğinde, üst sosyoekonomik grupların ağırlıklı olarak büyükşehirlerde toplandığı görülüyor. İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere bazı büyükşehirler, üst ve en üst sosyoekonomik seviyedeki hanelerin yoğunlaştığı iller olarak öne çıkıyor. Bu tablo, ekonomik ve sosyal imkânların büyük ölçüde metropollerde kümelendiğini gösteriyor. Türkiye'nin en zengin 7 ilçesi açıklandı TÜİK'in SES raporunda, sosyoekonomik düzeyi en yüksek ilçeler de sıralandı. Araştırmaya göre Türkiye'nin en zengin 7 ilçesi şu şekilde listelendi: Çankaya (Ankara) Kadıköy (İstanbul) Beşiktaş (İstanbul) Etimesgut (Ankara) Nilüfer (Bursa) Bakırköy (İstanbul) Güzelbahçe (İzmir) Raporda yer alan veriler, sosyoekonomik eşitsizliğin yanı sıra yüksek gelir ve yaşam standartlarının belirli şehirler ve ilçelerde yoğunlaştığını ortaya koyarken, İstanbul ve Ankara ilçelerinin listede ağırlık kazanması dikkat çekti. İzmir ve Bursa gibi diğer büyükşehirlerin bazı ilçeleri de üst sosyoekonomik gruplar içinde yer aldı.

Türkiye'nin nüfusu belli oldu Haber

Türkiye'nin nüfusu belli oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılına ilişkin nüfüs verilerini paylaştı. Türkiye İstatistik Kurumu 2025 yılına ilişkin Türkiye'nin nüfus verilerini paylaştı. Türkiye'nin nüfus oranı son dönemde tartışılmaya devam ederken yeni açıklanan verilerle 2025 yılında Türkiye'nin toplam nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi oldu. İşte Tüik'in raporu: Türkiye'de ikamet eden nüfus, 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla bir önceki yıla göre 427 bin 224 kişi artarak 86 milyon 92 bin 168 kişi oldu. Erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi olurken, kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi oldu. Diğer bir ifadeyle toplam nüfusun %50,02'sini erkekler, %49,98'ini ise kadınlar oluşturdu. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, ülkemizde ikamet eden yabancı nüfus(1) bir önceki yıla göre 38 bin 968 kişi artarak 1 milyon 519 bin 515 kişi oldu. Bu nüfusun %49,3'ünü erkekler, %50,7'sini kadınlar oluşturdu. Nüfus artış hızı binde 5 oldu Yıllık nüfus artış hızı 2024 yılında binde 3,4 iken, 2025 yılında binde 5 oldu. Nüfus ve yıllık nüfus artış hızı, 2007-2025 İl ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı %93,6 oldu Türkiye'de 2024 yılında %93,4 olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı, 2025 yılında %93,6 oldu. Diğer yandan belde ve köylerde yaşayanların oranı %6,6'dan %6,4'e düştü. Nüfusumuzun %67,5'ini yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde ikamet edenler oluşturdu Mekânsal Adres Kayıt Sistemi'nin (MAKS) kullanılmaya başlanması ile birlikte fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan, "yoğun kent, orta yoğun kent ve kır"(2) ayrımında oluşturulan yeni bir sınıflama yapılmıştır. Bu sınıflamaya göre, Türkiye nüfusunun %67,5'inin yoğun kent, %15,8'inin orta yoğun kent ve %16,8'inin ise kır olarak sınıflandırılan yerleşim yerlerinde yaşadığı görüldü. Türkiye'de 33 ilin nüfusu azaldı Ülkemizde 2024 yılında bir önceki yıla göre 40 ilin nüfusunda azalma görülürken, 2025 yılında 33 ilin nüfusunun azaldığı görüldü. İstanbul'un nüfusu 15 milyon 754 bin 53 kişi oldu İstanbul'un nüfusu, bir önceki yıla göre 52 bin 451 kişi artarak 15 milyon 754 bin 53 kişi oldu. Türkiye nüfusunun %18,3'ünün ikamet ettiği İstanbul'u, 5 milyon 910 bin 320 kişi ile Ankara, 4 milyon 504 bin 185 kişi ile İzmir, 3 milyon 263 bin 11 kişi ile Bursa ve 2 milyon 777 bin 677 kişi ile Antalya izledi. En fazla nüfusa sahip ilk 5 ilin cinsiyete göre dağılımı, 2025 Nüfusu en az olan il 82 bin 836 kişi ile Bayburt oldu Bayburt, 82 bin 836 kişi ile en az nüfusa sahip olan il oldu. Bayburt'u, 85 bin 83 kişi ile Tunceli, 90 bin 392 kişi ile Ardahan, 138 bin 807 kişi ile Gümüşhane ve 157 bin 363 kişi ile Kilis takip etti. En az nüfusa sahip ilk 5 ilin cinsiyete göre dağılımı, 2025 Türkiye nüfusunun ortanca yaşı 34,9'a yükseldi Ortanca yaş, nüfusu oluşturan kişilerin yaşları yeni doğan bebekten en yaşlıya doğru sıralandığında ortada kalan kişinin yaşıdır. Ortanca yaş aynı zamanda nüfusun yaş yapısının yorumlanmasında kullanılan önemli göstergelerden biridir. Türkiye'de 2024 yılında 34,4 olan ortanca yaş, 2025 yılında 34,9'a yükseldi. Cinsiyete göre incelendiğinde, ortanca yaşın erkeklerde 33,7'den 34,2'ye, kadınlarda ise 35,2'den 35,7'ye yükseldiği görüldü. Cinsiyete göre ortanca yaş, 2007-2025 Ortanca yaşı en yüksek olan il Sinop, en düşük olan il Şanlıurfa oldu Ortanca yaşın illere göre dağılımına bakıldığında, Sinop'un 44 ile en yüksek ortanca yaş değerine sahip il olduğu görüldü. Sinop'u, 43,5 ile Giresun ve 43,3 ile Kastamonu izledi. Diğer yandan 21,8 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip il oldu. Şanlıurfa'yı, 23,3 ile Şırnak ve 25 ile Siirt takip etti. Kadınlarda ve erkeklerde en yüksek ortanca yaşa sahip il Sinop oldu Ortanca yaşın illere ve cinsiyete göre dağılımı incelendiğinde, erkeklerde 43 ile Sinop en yüksek ortanca yaşa sahip olan il olurken, 21,3 ile Şanlıurfa en düşük ortanca yaşa sahip olan il oldu. Kadınlarda 44,9 ile Sinop yine en yüksek ortanca yaş değerine sahip olan il olurken, Şanlıurfa 22,3 ile en düşük ortanca yaş değerine sahip olan il oldu. En yüksek ve en düşük ortanca yaşa sahip ilk 5 ilin cinsiyete göre dağılımı, 2025 Hiç evlenmeyenlerin oranının erkeklerde daha yüksek olduğu görüldü Ülkemizde 2009 ve 2025 yılı cinsiyete göre medeni durumun dağılımı incelendiğinde, erkeklerde hiç evlenmeyenlerin oranının kadınlara göre daha yüksek olduğu, kadınlarda ise eşi ölenlerin ve boşananların oranının erkeklerden daha fazla olduğu görüldü. Diğer yandan büyük çoğunluğu oluşturan evlilerin oranının 2009 ve 2025 yılında her iki cinsiyette de birbirine yakın oranlarda olduğu görüldü. Medeni durum ve cinsiyete göre nüfus oranı, 2009, 2025 Çalışma çağındaki nüfusun oranı %68,5 oldu Çalışma çağı olarak tanımlanan 15-64 yaş grubundaki nüfusun oranı, 2007 yılında %66,5 iken 2025 yılında %68,5 oldu. Diğer yandan çocuk yaş grubu olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfusun oranı %26,4'ten %20,4'e gerilerken, 65 ve daha yukarı yaştaki nüfusun oranı ise %7,1'den %11,1'e yükseldi. Yaş gruplarına göre nüfus oranı, 2007, 2025 Toplam yaş bağımlılık oranı azaldı Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk ve yaşlı birey sayısını gösteren toplam yaş bağımlılık oranı, 2024 yılında %46,1 iken 2025 yılında %46'ya düştü. Çalışma çağındaki birey başına düşen çocuk sayısını ifade eden çocuk bağımlılık oranı, %30,6'dan, %29,7'ye gerilerken, çalışma çağındaki birey başına düşen yaşlı birey sayısını ölçen yaşlı bağımlılık oranı ise %15,5'ten %16,2'ye yükseldi. Diğer bir ifadeyle, Türkiye'de 2025 yılında, çalışma çağındaki her 100 kişi, 29,7 çocuğa ve 16,2 yaşlıya bakmaktadır. Yaş bağımlılık oranları, 2021-2025 Türkiye'de kilometrekareye 112 kişi düşerken İstanbul'da 2 bin 943 kişi düştü Nüfus yoğunluğu olarak tanımlanan "bir kilometrekareye düşen kişi sayısı", Türkiye genelinde 112 kişi oldu. İstanbul, kilometrekareye düşen 2 bin 943 kişi ile nüfus yoğunluğu en yüksek olan ilimiz oldu. İstanbul'u 633 kişi ile Kocaeli ve 395 kişi ile en küçük yüz ölçümüne sahip il olan Yalova izledi. Nüfus yoğunluğu en az olan il ise bir önceki yılda olduğu gibi, kilometrekareye düşen 11 kişi ile Tunceli oldu. Tunceli'yi, 19 kişi ile Ardahan ve 21 kişi ile Erzincan ve Gümüşhane izledi. Diğer yandan yüz ölçümü büyüklüğünde ilk sırada yer alan Konya'nın nüfus yoğunluğu ise 59 olarak gerçekleşti.

Bursa'nın nüfusu belli oldu: En kalabalık ilçeler hangileri? Haber

Bursa'nın nüfusu belli oldu: En kalabalık ilçeler hangileri?

TÜİK'in 2025 verilerine göre Bursa'nın nüfusu 3 milyon 263 bin 11 kişiye ulaştı. İlçeler arasında en dikkat çekici nüfus artışı Nilüfer'de yaşanırken, bazı kırsal ilçelerde ciddi düşüşler kaydedildi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı "İl ve İlçelere Göre Nüfus" verileri, Bursa'daki demografik değişimi gözler önüne serdi. Bursa'nın toplam nüfusu 3 milyon 263 bin 11 olarak açıklanırken, nüfusun tamamının il ve ilçe merkezlerinde yaşadığı görüldü. Nilüfer zirvede Bursa'nın en hızlı büyüyen ilçesi Nilüfer oldu. 578 bin 59 nüfusa ulaşan ilçe, yüzde 28,7'lik yıllık nüfus artış hızıyla ilk sırada yer aldı. Nilüfer'i Mudanya (%12,8) ve İnegöl (%12,3) takip etti. Merkez ilçelerden Osmangazi 886 bin 111 kişiyle Bursa'nın en kalabalık ilçesi olmayı sürdürürken, Yıldırım 654 bin 589, Nilüfer ise 578 bin 59 nüfusa ulaştı. Osmangazi'de nüfus artış hızı yüzde 0,8 olarak kaydedildi. Kırsalda sert düşüş Veriler, özellikle dağ ilçelerinde nüfus kaybının sürdüğünü ortaya koydu. Büyükorhan'da yüzde 47,8, Keles'te yüzde 21,0, Harmancık'ta ise yüzde 18,7 düşüş yaşandı. Bu ilçelerdeki düşüş, kırsaldan kente göçün devam ettiğini gösterdi. Bursa'nın ilçelerinde nüfusa göre sıralama ve artış hızları ise şöyle: Osmangazi - 886.111 kişi -- Artış hızı: %0,8 Yıldırım - 654.589 kişi -- Artış hızı: %-0,6 Nilüfer - 578.059 kişi -- Artış hızı: %28,7 İnegöl - 306.004 kişi -- Artış hızı: %12,3 Gemlik - 124.400 kişi -- Artış hızı: %8,4 Mudanya - 112.225 kişi -- Artış hızı: %12,8 Gürsu - 105.799 kişi -- Artış hızı: %8,8 Mustafakemalpaşa - 103.652 kişi -- Artış hızı: %0,7 Karacabey - 86.543 kişi -- Artış hızı: %6,7 Orhangazi - 81.997 kişi -- Artış hızı: %-1,4 Kestel - 77.374 kişi -- Artış hızı: %9,3 Yenişehir - 55.609 kişi -- Artış hızı: %0,1 İznik - 45.510 kişi -- Artış hızı: %6,7 Orhaneli - 18.963 kişi -- Artış hızı: %-5,6 Keles - 10.939 kişi -- Artış hızı: %-21,0 Büyükorhan - 9.148 kişi -- Artış hızı: %-47,8 Harmancık - 6.089 kişi -- Artış hızı: %-18,7

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.