Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tbmm

- Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel 'çerçeve yasa' oylamasını anlattı, vekillere ne söylediğini açıkladı Haber

Özgür Özel 'çerçeve yasa' oylamasını anlattı, vekillere ne söylediğini açıkladı

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çerçeve yasa ve partinin oy tercihi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Genel Kurul'daki görüşmeleri yaklaşık 12 saat süren düzenleme, açık oylama sonuçlarına göre 467 "kabul", 87 "ret", 7 "çekimser", 2 "mükerrer" oyla kabul edilerek yasalaştı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum. Ben ve yönetici arkadaşlarım, tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz" açıklamasını yaptı. YENİ Parti’de oylar ikiye bölündü; 35 milletvekili kabul, 54 milletvekili ret oyu verdi, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. "HİBRİT BİR MODEL GELİŞTİRDİK" Oylama ile ilgili Nefes yazarı Deniz Zeyrek'e konuşan Özgür Özel, "Ne yaptığımız zaman içinde anlaşılmaya başlandı. Olumlu yorum ve tepkiler de gelmeye başladı. Ben şuna inanıyorum. YENİ Parti olarak yeni nesil bir iş yaptık. Evet oyunu dayatsak milletvekillerimiz zora girecekti, bazıları da grup disiplinine aykırı davranmak zorunda kalıp sıkıntı yaşayacaktı" dedi. Özel, şöyle devam etti: "Genel Başkan’ın tutumu da önemliydi. İlkesel davranması lazım. Biz de hibrit bir model geliştirdik. Çok ötesindeydik ama demokrasi konuşurken en zoru katı bir karar alıp milletvekillerine dayatmaktı. AK Partililerin tamamı görmedikleri metne imza attı. Ben YENİ Parti milletvekillerimize ‘Bana güvenin, derdimi kürsüde anlatacağım, ben sizi vicdanınız ve seçmeninizle baş başa bırakıyorum’ dedim. Onlar da şehirlerinden gelen görüşe göre oy kullandılar. Diyarbakır gibi, Kürt seçmenin çok olduğu İstanbul seçim bölgeleri gibi yerlerde “evet” isteyenler vardı ama mesela benim şehrimde, Manisa’da ağırlıklı görüş ‘hayır vermelisiniz’ oldu. Manisa’dan iki milletvekili ‘hayır’ dedi." "İLKESEL DAVRANMAMIZ LAZIM" Eleştirilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, "Akın Gürlek’in içinde bulunduğu bir heyet bizim de içimize sinmiyor elbet. Ancak bir yanda bir ilke var. Bir terör örgütü fesih oluyor. Birtakım adımlar var. Milliyetçi hassasiyetleri olan partilerin ‘hayır’ demesi anlaşılır ama ‘Kürt sorunu vardır’ diyen, 1989’da bu konuda kapsamlı bir rapor hazırlayan sosyal demokrat bir partinin böyle bir ilk adıma karşı gelmesi ilkesel durmuyor. Bizim ilkesel davranmamız lazım" ifadelerini kullandı. Özel, bütün partinin, üyelerin, milletvekillerinin tamamının aynı tutumu sergilemesinin de çok zor olduğuna işaret etti ve partinin büyük bölümünün “hayır” demesinin nedenlerini şöyle açıkladı: "Malumunuz, çok büyük saldırılara maruz kalıyoruz. Yasayla ilgili süreç şeffaf değildi. Olması gereken şeffaflık TBMM’de dahi izlenmedi. Bize dahi yarım saat önce gönderdiler. İnsanlar neyin tartışıldığını dahi bilmiyordu. Metinde olmayan şeyler varmış sanılıyordu. Böyle bir ortamda da herkese ‘evet diyeceksiniz’ demek, ortak bir karar almak çok zordu. Hep birlikte hayır demek de bizi başka bir yere savuracaktı. Barışa şans tanımayan bir yere getirecektik. Faydacı bir yerden bakmadık ama terörün bittiği bir noktada da buna karşı çıkmakla suçlanacaktık.” "‘ADAM YİNE KAZANDI’ DİYE BAKMIYORUM" "İktidarın bu yasayla yaşam ömrünü uzatmaya çalıştığı ve AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kazançlı çıktığı" yorumlarını değerlendiren Özel, "Vicdanen içim rahat. Yıllardır savunduğumuz bir görüşün, sırf Erdoğan karşıtlığı nedeniyle tersini yapmamız doğru değil. Doğru kararı aldığımızı düşünüyorum. Ben ‘adam yine kazandı’ diye bakmıyorum. Sonunda kazanılmış bir şey olacaksa en azından tek başına kazanmadı. Bir kazanan varsa ülke kazanıyordur" dedi. "Erdoğan ‘ak’ dese ‘kara’ diyen siyaset her zaman kazandırmıyor" diyen Özel, "Emin olun bizim evetlerden en çok rahatsız olan AK Parti oldu. Bizden bunu beklemiyorlardı ve hayır deseydik onu da kullanacaklardı. Hatırlayın, ‘evet derseler milliyetçileri, hayır derseler Kürtleri kaybederler’ deniyordu. Uzun vadede daha iyi anlaşılacağımızı düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

YENİ Parti sahaya iniyor: Çerçeve Yasa'daki "Evet-Hayır" tercihlerinin gerekçesi anlatılacak Haber

YENİ Parti sahaya iniyor: Çerçeve Yasa'daki "Evet-Hayır" tercihlerinin gerekçesi anlatılacak

TBMM Genel Kurulu'ndaki 12 saatlik mesainin ardından Çerçeve Yasa, 87 ret oya karşı 467 kabul oyu ile kanunlaştı. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin oylamasında izleyeceği yol haritası en çok merak edilen parti olan YENİ Parti, oylamada parçalı bir görüntü verdi. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in, "Sizleri serbest bırakıyorum" dediği parti grubu, Çerçeve Yasa'ya karşı 54 ret oyu kullandı. Özel ve parti kurmaylarının aralarında bulunduğu 35 milletvekili de teklifin kabulü yönünde oy verdi. Özgür Özel ve grubunun teklife yönelik tutumu, "YENİ Parti'de bölünme mi var?" sorusunu beraberinde getirdi. TAVIR ELEŞTİRİSİ Özel ve YENİ Parti kurmaylarının "Evet" dediği Çerçeve Yasa'ya 54 YENİ Parti milletvekili, "Hayır" oyu verdi. YENİ Parti kurmayları, oylamadaki dağınık görüntüye yönelik, "Parti yönetimine tavır alınıyor" eleştirilerinin gerçeği yansıtmadığını belirtti. CHP'den ayrılan kadrolar ile kurulan YENİ Parti kurmaylarının tamamının Kürt sorununu inkar etmeyen isimlerden oluştuğunu belirten parti kaynakları, "Dün nerede duruyorsak bugün de oradayız. Kürt sorunu çözüme kavuşturulması gereken bir sorundur ancak AK Parti, bu sorunu çözecek aktör değildir" yorumunu yaptı. YENİ Parti Lideri Özel'in, "AK Parti bu işten nemalanmak isteyen tarafta" sözlerini anımsatan bir YENİ Parti Milletvekili, "İşine gelmediğinde tüm bir halkı terörist ilan eden bu irade, sorunu çözemez" görüşünü savundu. YENİ Parti kurmayları, "Kürt sorununun çözümü" amacıyla TBMM çatısı altında kurulan komisyon için hazırlanan rapordaki önerilerin seçmenle paylaşılacağını bildirdi. Çerçeve Yasa'nın oylamasına yönelik tartışmalar devam ederken YENİ Parti, yeni dönemde izlenecek yol haritasını da belirledi. YENİ Parti kaynakları, Çerçeve Yasa'ya hangi gerekçelerle evet ya da hayır oyu verildiğinin saha çalışmaları ile halka anlatılacağını söyledi. NEDEN HAYIR? YENİ Parti kurmaylarınca, saha çalışmalarında halka anlatılacağı belirtilen ve öne çıkan başlıklar, "Hayır oyu" gerekçeleri ise şunlar oldu: Toplumsal barışın sağlanması ve kronik sorunların çözümü, yalnızca belirli kurumlar arasında yürütülen dar kapsamlı süreçlerle değil, toplumun tüm kesimlerini kapsayan güçlü bir demokratik zeminle mümkündür. Süreçler, şeffaflıktan uzak, bürokratik ve kısıtlı koşullara bağlı yürütülmüştür. Demokrasi tek bir alana veya tanıma indirgenemeyecek kadar çok boyutludur. Süreci terör örgütü ile güvenlik bürokrasisi arasındaki sınırlı alana sıkıştıran, sürekli koşullara bağlayıp takvimini belirsizleştiren, Meclis'i pasif kılan ve yargı mekanizmasının önüne kurulları çıkaran bir yaklaşım benimsenmiştir. Türkiye'nin bugün yaşadığı adaletsizlik ve hukuksuzluk sorunlarının birçoğu, yürürlükteki Anayasa'dan değil, bu Anayasa'daki temel hak ve özgürlüklerin, asgari standartlarda dahi uygulanmamasından ve yargıya siyasi müdahalelerden kaynaklanmaktadır. Böylesi bir iklimde kalıcı barışa ulaşmak mümkün değildir. NEDEN EVET? YENİ Partililer, "Evet" oylarının gerekçesini ise şöyle temellendirdi: Partimize, belediye başkanlarımıza ve toplumsal muhalefete yönelik tüm kötülüklere rağmen, bu ülkede bir daha şehit cenazesine gitmeme ihtimali. Sürecin en başı itibarıyla samimiyet testini geçemeyen AK Parti ve MHP'nin, halkın baskısı ile demokratikleşme adımlarına mecbur kalması. Ortak raporun yedinci bölümünde yer verilen, "AYM ve AİHM kararlarına uyulması" ile "İfade özgürlüğünün sağlanması" önerileri başta olmak üzere, tüm demokratikleşme önerileri için müzakere olanağının sağlanması. İktidarın, "Bir taraf" ile barışırken "Diğer taraf" ile kavga ediyor görüntüsünden kaçınmak zorunda olması.

Öğrenci affı ve akademiye yeni kurallar: Teklifin ilk 13 maddesi kabul edildi Haber

Öğrenci affı ve akademiye yeni kurallar: Teklifin ilk 13 maddesi kabul edildi

TBMM Genel Kurulunda, öğrenci affına ve yükseköğretime ilişkin düzenlemeleri içeren Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ilk 13 maddesi kabul edildi. Kabul edilen maddelere göre, Yükseköğretim Denetleme Kurulu üyelerinin Kurul'da geçirdikleri süreler, tabi oldukları özel kanun hükümlerine göre fiilen mesleklerinde geçirilmiş sayılacak ve terfi, birinci sınıfa ayrılma ve birinci sınıf olma sürelerinin hesabında dikkate alınacak. Üyelerin yaş haddinde, üye seçilmeden önceki kadronun yaş haddi esas alınacak. Öğretim üyelerinden, yaş haddini dolduracakları tarihten önce başvurmuş olup sözleşme tarihi itibarıyla öğretim üyesi kadrolarında bulunanlardan yükseköğretim kurumlarınca belirlenen bölüm ve programlarda görevlerinde kalmalarında fayda görülenler, yükseköğretim kurumunun görüşü ve Yükseköğretim Kurulunun kararı ile emeklilik yaş hadlerini doldurdukları tarihten itibaren, 75 yaşını geçmemek üzere emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanıncaya kadar ikişer yıllık sürelerle sözleşmeli olarak çalıştırılabilecek. Bu fıkra kapsamında çalıştırılacak sözleşmeli öğretim üyesi sayısını bölüm, program veya yükseköğretim kurumları itibarıyla sınırlandırmaya ve uygulamanın hizmet gerekleri ve akademik kriterlere uygun yürütülmesi amacıyla gerekli belirlemeleri yapmaya Yükseköğretim Kurulu yetkili olacak. Sözleşmeli öğretim üyesi istihdamının sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla yaş haddinden sözleşmeli öğretim üyesi olarak çalışan öğretim üyelerinin kadrolu öğretim üyesi olarak çalışmaktayken var olan özlük haklarının, sözleşmeli öğretim üyesiyken de devamı ve her iki statüdeki öğretim üyeleri arasında fiili çalışmaya bağlı ödemeler yönünden uygulama birliğinin sağlanması hüküm altına alınacak. Türk Cumhuriyetleri ve akraba topluluklarındaki yüksek öğretim kurumlarından resmi davet alan öğretim elemanlarına 3 yılı aşmamak ve bütün özlük hakları saklı kalmak üzere üniversite yönetim kurulunun kararı ve Milli Eğitim Bakanlığının onayıyla aylıklı izin verilebilecek. Uluslararası andlaşmalarla kurulan üniversitelerde ve Yükseköğretim Kurulunun taraf olduğu protokoller gereği ikili andlaşmalarla yurt dışındaki yükseköğretim kurumları bünyesinde açılan programlarda bu süre 5 yıla kadar uzatılabilecek. Düzenlemeyle, azami öğrenim süresi sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için intörnlük eğitimi dönemi hariç son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları veya alamadıkları teorik veya uygulamalı bütün dersler için iki ek sınav veya tekrar hakkı verilecek. Bu öğrencilerden teorik veya uygulamalı derslerden başarılı olmuş ancak uygulamalı eğitime veya intörnlük eğitimine başlamamış veya eğitimini tamamlamamış ya da başarısız olanlara, uygulamalı veya intörnlük eğitimlerini tamamlama imkanı tanınacak. Azami öğrenim süresini dolduran ara sınıf öğrencilerine ek sınav hakkı verilmeyecek. Uygulamalı eğitim ve intörnlük eğitimine ilişkin esasları belirlemeye Yükseköğretim Kurulu yetkili olacak. Kişisel emek ve birikimine dayanmayan, başkaları tarafından ücret karşılığında veya ücretsiz olarak üretilmiş yayın ve çalışmalarını atama, yükselme, ünvan ve derece kazanılmasında kullananların yanı sıra bu fiilleri başkaları adına yapanlara veya bu fiillere aracılık edenlere yönelik de meslekten çıkarma cezası uygulanacak. DİSİPLİN SORUŞTURMASINA YÖNELİK DÜZENLEMELER Kanun'da yapılan değişiklikle disiplin soruşturmasına, soruşturmasının yürütülmesi ile ifade ve savunma haklarının kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak yeniden düzenleniyor. Böylece hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile hukuki dinlenilme hakkının sağlanması amaçlanıyor. "Disiplin soruşturması, ifade alma ve savunma hakkı" başlıklı hükme göre, disiplin soruşturmasında ifade ve savunmada soruşturmacı tarafından soruşturulana gönderilecek ifadeye davet yazısında hakkındaki iddiaların neler olduğu açıkça belirtilerek 7 günden az olmamak üzere verilecek süre içerisinde ifadesinin alınacağı ve bu süre içerisinde sözlü veya yazılı ifade verilmediği takdirde dosyadaki mevcut deliller kapsamında işlem tesis edileceği bildirilecek. Soruşturmacı toplanan deliller kapsamında teklifte bulunacak. Disiplin cezası vermeye yetkili makam tarafından soruşturulana gönderilen savunmaya davet yazısında teklife esas alınan eylemin neden ibaret olduğu ve bu eyleme karşılık gelen disiplin cezasının ne olduğu ile 7 günden az olmamak üzere verilecek sürede savunmasını yapması gerektiği bildirilecek. Davet yazısında ayrıca soruşturulana, savunmasını verilen sürede yapmadığı takdirde savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delillere göre hakkında karar verileceği aktarılacak. Savunmaya davet yazısında, soruşturulana savunma hakkını kullanmadan önce soruşturma evrakını inceleyebileceği bildirilecek. Tıpta uzmanlık mevzuatına göre yan dal uzmanlığı bulunan öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri için ek ödeme tavan oranları, Sağlık Bakanlığında görev yapan emsallerinin aldığı ödeme oranına uygun hale getirilecek. Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca ortak araştırma merkezlerinde görevlendirilen öğretim elemanları, kendi üniversitelerinde yürütülen döner sermaye faaliyetlerine olan katkıları da dikkate alınarak ilgili mevzuatları kapsamında ek ödemeden yararlanmaya devam edecek. Yürütülen proje gelirlerinden alınan dayanıklı taşınırlar koordinatör üniversitenin envanterine kaydedilerek proje kapsamında ortak uygulama ve araştırma merkezi üniversitelerine tahsis edilebilecek. Proje tamamlandığında dayanıklı taşınırların kurumlar arası bedelsiz devirle hangi yükseköğretim kurumuna verileceğine ortak uygulama ve araştırma merkezi yönetim kurulunca karar verilecek. Koordinatör üniversite değişikliğinde ortak uygulama ve araştırma merkezinin borç, alacak ve nakit bakiyeleri, yeni koordinatör üniversiteye devredilecek. Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu kapsamında birlikte kullanımdaki sağlık tesislerinin bir önceki yıl gayrisafi hasılatının yüzde 2,5 oranı dikkate alınarak ilgili üniversitelerin bünyesinde yürütülen bilimsel araştırma projelerinin desteklenmesi amacıyla o yıla ait merkezi yönetim bütçesinde gerekli ödenek ilgili üniversite bütçesine tahsis edilecek. Birlikte kullanımdaki bir sağlık tesisinin birden fazla üniversite ile protokol akdetmiş olması halinde ise yüzde 2,5 oranı, üniversitelerin birlikte kullanımdaki sağlık tesisinde görevlendirdiği öğretim elemanı sayısıyla orantılı şekilde bölünerek hesaplanacak. Bu kapsamda yürütülecek işlemlere ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. VAKIF ÜNİVERSİTELERİNE YÖNELİK DÜZENLEMELER Düzenlemeyle, devlet veya vakıf ayrımı yapılmaksızın kanunla kurulan yükseköğretim kurumları, eğitim ve öğretime Yükseköğretim Kurulunun kararıyla başlayacak. Eğitim ve öğretime başlayan akademik birimler, sonradan ortaya çıkan sebeplerle ve ilgisine göre fakülte, enstitü ve yüksekokullar Cumhurbaşkanı kararı ile konservatuvar, meslek yüksekokulu, uygulama ve araştırma merkezi gibi akademik birimler ise Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kararı ile kapatılabilecek. Vakıf yükseköğretim kurumlarına uygulanacak idari yaptırım ve önlemlerle ilgili olarak kanuni düzenleme yapılıyor. Bu kapsamda, vakıf yükseköğretim kurumlarına fiil ve işlemlerinin ağırlık derecesine göre hangi şartlarda, uyarma veya uyarma ve düzeltme isteme, yeni akademik birim kurma ve/veya program açma taleplerinin askıya alınması, öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması, faaliyet izninin geçici olarak durdurulması ve faaliyet izninin kaldırılması önlemleri ve yaptırımları uygulanabileceği belirleniyor. Faaliyet izninin geçici olarak durdurulması yaptırımının uygulanmasına yol açan gerekçeleri kurucu vakfın 3 yıl içinde ortadan kaldıramaması, bu durumun süreklilik arz ettiğinin anlaşılması hallerinde kaçınılmaz olarak vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izni kaldırılacak. Vakıf yükseköğretim kurumunun ve kurucu vakfın mali yapısının, eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdüremeyecek kadar bozulması ve bu durumun süreklilik arz etmesi halinde, vakıf yükseköğretim kurumu, faaliyet izni kaldırılarak garantör veya YÖK'ün uygun bulacağı aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilecek. Garantör üniversite, faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun öğrencilerinin eğitim ve öğretim maliyetini, devraldığı öğrenci ücretleri ile teminat hesabından karşılayacak, ayrıca kamu kaynağı kullanmayacak. YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI ORTAK OFİS KURABİLECEK Yükseköğretim kurumları yönetim kurulları, masrafları Teknoloji Transfer Ofisleri (TTO) sermayesinden karşılanmak şartıyla Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamındaki hizmet buluşlarının hak sahipliğinin TTO adına devrine karar verebilecek. Bu durumda yükseköğretim kurumunun ilgili mevzuattan doğan hak ve yükümlülükleri TTO'ya ait olacak. TTO, kendi adına tescil edilen haklardan elde edilen gelirin 3'te birini söz konusu hakları devreden yükseköğretim kurumu döner sermayesine, 3'te birinden az olmayacak tutarı ise buluşu yapana ödemekle yükümlü olacak, kalan tutar TTO'ya kalacak. Döner sermayeye aktarılan bu tutarlardan hazine payı hariç herhangi bir kesinti yapılamayacak ve bu tutarlar Kanun'da belirtilen giderler için kullanılacak. Bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce hak sahipliği yükseköğretim kurumları bünyesinde olan buluş ve başvurular hakkında da bu madde hükümleri uygulanacak. Birden fazla yükseköğretim kurumu ortak bir ofis kurmak için başvurabilecek. Bu durumda yerleşkesinde veya ortağı olduğu teknoloji geliştirme bölgesinde ofis kurulan yükseköğretim kurumu, başvuruda muhatap kurum olarak belirtilecek. Ofis faaliyetlerine katkı sağlayacağı değerlendirilen diğer tüzel kişiler ofise sermaye koymak koşuluyla ortak olabilecek. Ofis, öz sermayesini veya gelirlerini kullanarak üretilen bilgi ve yapılan buluşların ticarileşmesi için yatırım yapabilecek veya kamu ve özel sektör şirketleri ile ortaklıklar kurabilecek. Türkiye'deki devlet yükseköğretim kurumları, Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve bu kapsamda ihtiyaç duyulan diğer tesisleri kurabilecek. Bu düzenleme uyarınca kurulan yurt dışı birimlerinin ihtiyacı olan akademik ve idari personel, kendi üniversitesinden veya Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle veya mahallinden sözleşmeli ya da saat başı ücret karşılığında ilgili Kanun'daki hükümler uygulanarak çalıştırılabilecek. Türkiye'deki yükseköğretim kurumlarından görevlendirme suretiyle çalıştırılacak olanlar dışındaki personelin nitelikleri, ücretleri, seçim esas ve usulleri, görev yerleri ve süreleri, azami sözleşme süresi, izinleri, yurt dışındaki görevlerinin sona erdirilmesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenecek. Üniversitenin yurt dışındaki faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin tutulacağı hesaba, yapılacak harcamalara, üniversite bütçesinden aktarılacak kaynağa, hesabın muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığının uygun görüşü alınarak ilgili üniversite tarafından belirlenecek. AKADEMİK ÇALIŞMALARI BAŞKASINA YAPTIRANLARA YÖNELİK YAPTIRIMLAR Düzenlemeyle, anket uygulaması, veri toplama gibi akademik değerlendirme içermeyen katkılar hariç olmak üzere, kişisel emeği ve akademik birikimi dışında ücretli veya ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkalarına yazdırdığı tez, makale, kitap veya yaptırdığı proje gibi çalışmalarla önlisans, lisans veya lisansüstü diploma derecesi ya da akademik ünvan alan kişiler, üniversite öğretim mesleğinden çıkarılacak, bu yolla kazanılan akademik derece ve ünvanlar geri alınacak. Bu kapsamdaki yayın veya çalışmaları ücretli ya da ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkaları adına yapan, üreten veya bunlara aracılık eden kişilere 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Fiilin, meslek edinen kişilerce işlenmesi halinde verilecek adli para cezası 10 bin günden az 20 bin günden fazla olmayacak. Bu yayın ve çalışmaları kullanmak suretiyle diploma derecesi veya akademik ünvan alan kişilere 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Bu suçtan dolayı tüzel kişilere, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanacak. Yurt dışında bulunan bir eğitim kurumu adına hareket ederek mevzuata aykırı bir şekilde Türkiye'de önlisans, lisans ya da lisansüstü program açanlar veya bu programları yürütenler 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 100 günden 1000 güne, mevzuata aykırı olarak Türkiye'de yükseköğretim kurumu açanlar veya işletenler 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 100 günden 1000 güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak. Bu kapsamda, yasaklanan kurum ve fiillerin tanıtımını yapanlara, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 50 günden 500 güne kadar adli para cezası verilecek. Türk veya yabancı yükseköğretim kurumlarına ait diploma, mezuniyet belgesi veya sertifika belgesini sahte olarak düzenleyen ve düzenletenler Türk Ceza Kanunu'nun "Resmi belgede sahtecilik" hükmüne göre cezalandırılacak. Düzenlemeyle, tıp fakültesi olan ve kendisine ait hastanesi bulunmayan vakıf yükseköğretim kurumlarına yönelik düzenleme yapılıyor. Belirlenen sürede hastane açamayan üniversitelere, mülkiyeti veya süresi 30 yıldan az olmamak üzere irtifak hakkına sahip olduğu uygun taşınmaz üzerinde yapacağı hastane inşaatına imar iptali veya yargı süreci gibi zorunlu sebeplerle henüz başlayamayan ya da başladığı inşaatı henüz bitiremeyenler ile bu hüküm kapsamındaki uygun hastanenin mülkiyetinin veya süresi 30 yıldan az olmamak üzere irtifak hakkı, işletme hakkı ve ruhsatının devralınması süreçlerine başlamış ancak devir süreçlerini tamamlayamamış olanlara bu süreçleri tamamlamaları için 30 ay ek süre verilecek. Bu sürelerin sonunda gerekli şartları sağlamayan tıp fakültelerinin öğrencileri YÖK tarafından garantör üniversiteye veya belirlenecek bir devlet üniversitesine intikal ettirilecek. TEKLİFTEN 1 MADDE ÇIKARILDI Genel Kuruldaki görüşmeler sırasında AKP'nin kabul edilen önergesiyle, yükseköğretim kurumları ile Sağlık Bakanlığına bağlı araştırma ve uygulama hastanelerinde yabancı uyruklu kontenjanında uzmanlık eğitimi yapmakta olanlara döner sermaye gelirinden pay verilmemesine ilişkin düzenleme tekliften çıkarıldı. Teklifin ilk 13 maddesinin kabul edilmesi ve ikinci bölümün tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Aranın ardından komisyonun yerini almaması üzerine Adan, birleşimi bugün saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı.

Kabine bugün toplanıyor: Gündemde hangi konular var? Haber

Kabine bugün toplanıyor: Gündemde hangi konular var?

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi iki haftalık aranın ardından bugün, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanıyor. Kabine Toplantısı'nda birçok kritik başlık masaya yatırılacak. EKONOMİDEKİ GELİŞMELER GÜNDEMDE OLACAK Toplantıda ekonomideki gidişatın da masada olması bekleniyor. Merkez Bankası'nın faizleri sabit tutma kararı sonrasında para piyasalarındaki göstergeler değerlendirilecek. Kabinede tekrar alevlenen ABD-İran savaşı da masada olacak. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin başta enerji fiyatları olmak üzere Türkiye'ye etkileri değerlendirilecek. 'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' SÜRECİ VE YASAL ADIMLAR Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine gelmesi beklenen 'Terörsüz Türkiye' süreci yasası kabinenin önemli gündem başlıklarından biri olacak. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) sahadaki son raporları kabinede ayrıntılandırılacak. ABD İLE NATO ZİRVESİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER Öte yandan ABD ile NATO zirvesi marjında gerçekleştirilen görüşmelerin ayrıntıları kabinede bir kez daha görüşülecek. CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35'lerin Türkiye'ye teslimine ilişkin ara formül bulma çalışmalarında gelinen aşamanın kabinede konuşulabileceği değerlendiriliyor. ORMAN YANGINLARIYLA MÜCADELE Kabinede orman yangınları da değerlendirilecek. Hazırlıkların gözden geçirilmesi ve riskli alanların yeniden ele alınması bekleniyor. Yangınlarla sürdürülen mücadele de ayrıntılandırılacak.

Kulislerde konuşulan senaryo: İktidar baskın seçim için iki gelişmeyi takip edecek Haber

Kulislerde konuşulan senaryo: İktidar baskın seçim için iki gelişmeyi takip edecek

TBMM'nin bu ay sonunda çalışmalarına ara vermesinin ardından Ankara'da siyasi kulislerin hareketlenmesi bekleniyor. Nefes yazarı Nuray Babacan'ın aktardığı kulis bilgilerine göre, iktidar kanadı yaz aylarını yeni strateji ve olası siyasi hamlelerin şekillendirileceği bir dönem olarak değerlendirecek. Kulislerde, iktidarın özellikle olası bir baskın seçim kararı için yaz boyunca iki temel gelişmeyi yakından takip edeceği konuşuluyor. 19 Mart'ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonların ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in kısa sürede siyasi olarak güç kaybetmesi beklenirken, meydanlarda oluşan toplumsal karşılığın iktidar cephesinde hesapları değiştirdiği değerlendiriliyor. Kulislerde, Özel'in kitleleri mobilize etmeyi sürdürmesinin iktidar içinde beklenmeyen bir tablo olarak yorumlandığı ifade ediliyor. Ankara kulislerinde, CHP'nin yeni siyasi yapılanmasına ilişkin çalışmaların yanı sıra iktidarın bu sürece yönelik yeni hamleler hazırlayabileceği de dile getiriliyor. Siyasi çevrelerde, Özgür Özel ve ekibine yönelik baskının artırılabileceği, bazı isimler hakkında gözaltı veya tutuklama gibi adımların gündeme gelebileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Kulislerde konuşulanlara göre, iktidar cephesi Özgür Özel'in "dayanıklılık eşiğini" ölçmeye çalışıyor. Son kamuoyu araştırmalarında CHP ile AKP'nin oy oranlarının birbirine yakın seyrettiği, iktidarın ise CHP'de yaşanan süreçlerin daha büyük bir bölünmeye yol açmasını beklediği ancak bunun gerçekleşmemesinin rahatsızlık yarattığı belirtiliyor. Kulislerde en dikkat çeken değerlendirme ise olası baskın seçim senaryolarına ilişkin. Buna göre iktidar, yaz boyunca iki temel gelişmeyi izleyecek. Bunlardan ilki, Özgür Özel ve ekibinin siyasi direncini koruyup koruyamayacağı ile CHP'nin oy oranlarının nasıl şekilleneceği olacak. İkinci başlık ise ABD'deki gelişmeler. Kulislerde, ABD Başkanı Donald Trump'ın siyasi pozisyonu ve Ankara'ya yönelik desteğinin sürüp sürmeyeceğinin de iktidarın hesaplarında yer aldığı ifade ediliyor. Değerlendirmelere göre, iktidarın bu iki başlıkta kendi lehine bir tablo oluştuğu kanaatine varması halinde baskın seçim seçeneğini yeniden gündemine alabileceği konuşuluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.