Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Siyaset

- Siyaset haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyaset haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Özgür Özel 'çerçeve yasa' oylamasını anlattı, vekillere ne söylediğini açıkladı Haber

Özgür Özel 'çerçeve yasa' oylamasını anlattı, vekillere ne söylediğini açıkladı

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çerçeve yasa ve partinin oy tercihi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Genel Kurul'daki görüşmeleri yaklaşık 12 saat süren düzenleme, açık oylama sonuçlarına göre 467 "kabul", 87 "ret", 7 "çekimser", 2 "mükerrer" oyla kabul edilerek yasalaştı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum. Ben ve yönetici arkadaşlarım, tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz" açıklamasını yaptı. YENİ Parti’de oylar ikiye bölündü; 35 milletvekili kabul, 54 milletvekili ret oyu verdi, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. "HİBRİT BİR MODEL GELİŞTİRDİK" Oylama ile ilgili Nefes yazarı Deniz Zeyrek'e konuşan Özgür Özel, "Ne yaptığımız zaman içinde anlaşılmaya başlandı. Olumlu yorum ve tepkiler de gelmeye başladı. Ben şuna inanıyorum. YENİ Parti olarak yeni nesil bir iş yaptık. Evet oyunu dayatsak milletvekillerimiz zora girecekti, bazıları da grup disiplinine aykırı davranmak zorunda kalıp sıkıntı yaşayacaktı" dedi. Özel, şöyle devam etti: "Genel Başkan’ın tutumu da önemliydi. İlkesel davranması lazım. Biz de hibrit bir model geliştirdik. Çok ötesindeydik ama demokrasi konuşurken en zoru katı bir karar alıp milletvekillerine dayatmaktı. AK Partililerin tamamı görmedikleri metne imza attı. Ben YENİ Parti milletvekillerimize ‘Bana güvenin, derdimi kürsüde anlatacağım, ben sizi vicdanınız ve seçmeninizle baş başa bırakıyorum’ dedim. Onlar da şehirlerinden gelen görüşe göre oy kullandılar. Diyarbakır gibi, Kürt seçmenin çok olduğu İstanbul seçim bölgeleri gibi yerlerde “evet” isteyenler vardı ama mesela benim şehrimde, Manisa’da ağırlıklı görüş ‘hayır vermelisiniz’ oldu. Manisa’dan iki milletvekili ‘hayır’ dedi." "İLKESEL DAVRANMAMIZ LAZIM" Eleştirilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, "Akın Gürlek’in içinde bulunduğu bir heyet bizim de içimize sinmiyor elbet. Ancak bir yanda bir ilke var. Bir terör örgütü fesih oluyor. Birtakım adımlar var. Milliyetçi hassasiyetleri olan partilerin ‘hayır’ demesi anlaşılır ama ‘Kürt sorunu vardır’ diyen, 1989’da bu konuda kapsamlı bir rapor hazırlayan sosyal demokrat bir partinin böyle bir ilk adıma karşı gelmesi ilkesel durmuyor. Bizim ilkesel davranmamız lazım" ifadelerini kullandı. Özel, bütün partinin, üyelerin, milletvekillerinin tamamının aynı tutumu sergilemesinin de çok zor olduğuna işaret etti ve partinin büyük bölümünün “hayır” demesinin nedenlerini şöyle açıkladı: "Malumunuz, çok büyük saldırılara maruz kalıyoruz. Yasayla ilgili süreç şeffaf değildi. Olması gereken şeffaflık TBMM’de dahi izlenmedi. Bize dahi yarım saat önce gönderdiler. İnsanlar neyin tartışıldığını dahi bilmiyordu. Metinde olmayan şeyler varmış sanılıyordu. Böyle bir ortamda da herkese ‘evet diyeceksiniz’ demek, ortak bir karar almak çok zordu. Hep birlikte hayır demek de bizi başka bir yere savuracaktı. Barışa şans tanımayan bir yere getirecektik. Faydacı bir yerden bakmadık ama terörün bittiği bir noktada da buna karşı çıkmakla suçlanacaktık.” "‘ADAM YİNE KAZANDI’ DİYE BAKMIYORUM" "İktidarın bu yasayla yaşam ömrünü uzatmaya çalıştığı ve AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kazançlı çıktığı" yorumlarını değerlendiren Özel, "Vicdanen içim rahat. Yıllardır savunduğumuz bir görüşün, sırf Erdoğan karşıtlığı nedeniyle tersini yapmamız doğru değil. Doğru kararı aldığımızı düşünüyorum. Ben ‘adam yine kazandı’ diye bakmıyorum. Sonunda kazanılmış bir şey olacaksa en azından tek başına kazanmadı. Bir kazanan varsa ülke kazanıyordur" dedi. "Erdoğan ‘ak’ dese ‘kara’ diyen siyaset her zaman kazandırmıyor" diyen Özel, "Emin olun bizim evetlerden en çok rahatsız olan AK Parti oldu. Bizden bunu beklemiyorlardı ve hayır deseydik onu da kullanacaklardı. Hatırlayın, ‘evet derseler milliyetçileri, hayır derseler Kürtleri kaybederler’ deniyordu. Uzun vadede daha iyi anlaşılacağımızı düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

İmamoğlu'ndan yeni parti yanıtı: CHP'de bir kayyumluk kuruluyorsa gerekeni yaparız Haber

İmamoğlu'ndan yeni parti yanıtı: CHP'de bir kayyumluk kuruluyorsa gerekeni yaparız

Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP'deki mutlak butlan süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan gazeteci Merdan Yanardağ'ın sorularını yanıtlayan Ekrem İmamoğlu, "Mutlak butlan sürecini, siyasetten ve milletten ümidini kesmiş bir avuç insanın umutsuzluğunun son aşaması olarak görüyorum. Siyaset, medya ve yargıda konuşlanmış bir grup insan tüm Türkiye’yi esir alıyor. Emirleri ise Erdoğan veriyor" dedi. Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun tutumuyla ilgili İmamoğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi uzun süredir çok yönlü bir kuşatma altında. Belediye başkanları tutuklanıyor, yöneticileri hedef alınıyor, partinin iktidar alternatifi olma kapasitesi etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Böyle bir dönemde bazı isimlerin dönüp bu kuşatmanın açtığı koridordan yürümeyi tercih etmesini siyasi bir tutumdan ibaret görmüyorum. Ben buna itiraz ediyorum. Ben kayyumluk yapanın niyetini merak etmiyorum. Ne düşündüğünü de doğrusu önemsemiyorum... Cumhuriyet Halk Partisi'ni dışarıdan yenemeyenlerin içeriden sonuç alma arayışına tarih iyi gözle bakmayacaktır" ifadelerini kullandı. Yeni parti iddiaları hakkında konuşan Ekrem İmamoğlu, "Kurultay hem hukukun gereği hem de bizim hakkımız. Ancak saraydan alınan direktiflerle CHP’de bir kayyumluk kuruluyorsa gerekeni yaparız. Biz bu milleti asla umutsuz ve seçeneksiz bırakmayız. Ya bir yol buluruz, ya bir yol yaparız. Milletin işaret ettiği yolda yürüyüşümüze devam ederiz" değerlendirmesinde bulundu. tele2haber.com'da yayımlanan Merdan Yanardağ'ın soruları ve Ekrem İmamoğlu'nun cevapları şöyle: "1-Mutlak butlan sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sayın Yanardağ, öncelikle aynı duvarların içinde birbirimizi göremeden ama sözümüzü birbirimize ulaştırabilmenin değerini bilerek sizi selamlıyorum. Yaşadıklarımızın sebebi belli… Bu yorgun, bitkin ve çatık kaşlı iktidarın miadı dolmuştur. Milletimiz değişim ateşini yakmıştır. Erdoğan koltuk hırsına, ticaret yapmaktan siyaset yapmayı unutmuş olan partisi ise bürokraside yer tutmuş üç beş insana yenilmiştir. Mutlak butlan sürecini, siyasetten ve milletten ümidini kesmiş bir avuç insanın umutsuzluğunun son aşaması olarak görüyorum. Siyaset, medya ve yargıda konuşlanmış bir grup insan tüm Türkiye’yi esir alıyor. Emirleri ise Erdoğan veriyor. O iktidarını korumak, emir verdikleri ise Türkiye’nin bütün kılcal damarlarını kapsayacak bir güce erişmek istiyor. Asla doymuyor, asla durmuyorlar. Erdoğan’ın izni ve emriyle; istediklerini içeri atıyorlar, şantaj yapıyorlar, en çirkin yalanlarla insanların özgürlüğüne, haysiyet ve şerefine kast ediyorlar. Yetmiyor, Atatürk’ün kurduğu partiye darbe yapacak bir çaresizliği sergiliyorlar. Bu çaresizliğin karşısında ise milletin umutları bulunuyor. Geleceğe dair hayallerimiz, hedeflerimiz, milletçe huzur içinde yaşama arzusu duruyor. Ben günün sonunda milletin vicdanı ve yüreğinin galip geleceğine gönülden inanıyorum. KILIÇDAROĞLU'NUN TUTUMU 2- Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının bu süreçte takındığı tutum hakkında ne düşünüyorsunuz? Açık konuşayım Merdan Bey. Bu süreçte yaşananları yalnızca siyasi bir görüş ayrılığı olarak değerlendirmiyorum. Siyasette insanlar farklı düşünebilir, birbirlerini eleştirebilir, birbirleriyle yarışabilirler. Bunların hiçbiri beni rahatsız etmez. Demokrasi dediğimiz şey, zaten budur. Fakat burada karşı karşıya olduğumuz tablo farklı. Cumhuriyet Halk Partisi uzun süredir çok yönlü bir kuşatma altında. Belediye başkanları tutuklanıyor, yöneticileri hedef alınıyor, partinin iktidar alternatifi olma kapasitesi etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Böyle bir dönemde bazı isimlerin dönüp bu kuşatmanın açtığı koridordan yürümeyi tercih etmesini siyasi bir tutumdan ibaret görmüyorum. Ben buna itiraz ediyorum. Ben kayyumluk yapanın niyetini merak etmiyorum. Ne düşündüğünü de doğrusu önemsemiyorum. Türkiye'nin buna ayıracak vakti olduğunu da düşünmüyorum. Bu ülkenin milyonlarca emeklisi geçim derdinde. Gençleri gelecek kaygısıyla yaşıyor. İnsanlar adalet arıyor, refah arıyor, nefes alacak bir iklim arıyor. Böyle bir dönemde bütün dikkatlerin bir kişinin ne hesap yaptığına, ne planladığına çevrilmesini doğru bulmuyorum. Ben başka bir şeye bakıyorum: Yüz yılı aşan bir siyasi mirasın, milyonlarca insanın umudunun ve değişim iradesinin hangi hesapların konusu haline getirildiğine bakıyorum. Bazı insanlar bulundukları yeri temsil eder. Bazıları ise bulundukları yere rağmen başka odakların temsilcisi gibi davranır. Takdiri milletin vicdanına bırakıyorum. Ama şundan eminim: Cumhuriyet Halk Partisi'ni dışarıdan yenemeyenlerin içeriden sonuç alma arayışına tarih iyi gözle bakmayacaktır. YENİ PARTİ İDDİALARI 3- CHP köklü bir parti. CHP'den ayrılmak kolay bir karar değil. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu ekibinin olağanüstü bir kurultay yapmayacağı da açık. Baskın ya da erken bir genel seçimde toplumun seçeneksiz kalma riski var. Dahası, sürecin uzaması halinde toplumsal muhalefetin dağılma toplumsal tepkinin sönümlenme olasılığı büyük. Bu bağlamda, yeni bir parti konusunda ne düşünüyorsunuz? Bugün partimize hep birlikte “değişim” diyerek çıktığımız yolun; milletimize ise adil seçimlerle iktidarı değiştirmeyi ümit etmenin bedeli ödetilmek isteniyor. Önce CHP’de, sonra Türkiye’de değişim olacak dedik. Hep birlikte umudu büyüteceğiz ve kazanacağız, bize asla yenilgiyi öğretemeyecekler dedik. Delegelerimizden de milletimizden de bunun için destek aldık. Ben milletimizin sevgisini ve bizlere bağladığı umudunu görüyorum. Evet, dört duvar arasındayım. Ama ben insanımızın duygularını en güçlü haliyle yüreğimde hissediyorum. Yüklenen sorumluluğu, geleceğe dair umutları, milletçe el ele vererek Türkiye’ye yaşatacağımız huzurlu günleri ben en derin duygularımla hissediyorum. Kurultay hem hukukun gereği hem de bizim hakkımız. Ancak saraydan alınan direktiflerle CHP’de bir kayyumluk kuruluyorsa gerekeni yaparız. Biz bu milleti asla umutsuz ve seçeneksiz bırakmayız. Ya bir yol buluruz, ya bir yol yaparız. Milletin işaret ettiği yolda yürüyüşümüze devam ederiz. OLAĞANÜSTÜ KURULTAY TALEBİ 4- CHP'den ayrılıp yeni bir parti kurulması için parti içinde yürütülen olağanüstü kurultay sürecinin tüketilmesi gerekiyor. Sizin için bu konuda ki somut eşik nedir? Kurultay sürecinin tüketilmesi ne demektir? Delegesinden, partilisinden, milletinden korkan bir irade ortadayken hangi somut eşiği konuşacağız? Kurultay sürecinin bugün, hemen, derhal başlaması gerekiyor. Geçen her gün, milletimizin umuduna, heyecanına, geleceğe dair beklentilerine ihanettir. Genel Başkanım, yol arkadaşım Sayın Özgür Özel, Anadolu’nun her yerinde milletimizle birlikte ve yan yanadır. Anadolu’da yüreğini, cesaretini, aklını ve ruhunu Türkiye’nin geleceği için taşıyan insanımız bize hep birlikte hangi yolda yürüyeceğimizi işaret edecektir. Biz onların işaret ettiği yolda yürüyeceğiz. YENİ PARTİNİN RİSKLERİ VAR MI? 5- Yeni bir partinin bazı riskleri olduğu da belirtiliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Merdan Bey, bu ülkede milletin gerçekleri öğrenme hakkı için bedel ödeyen bir gazeteci olarak ne dediğimi iyi anlayacağınızı düşünüyorum; karşınızdakiler iktidarını korumak için her sesi susturmayı, her hür ruhu dört duvar arasına hapsetmeyi ve bulduğu her fırsatta milletin hakkına girmeyi göze almış, hatta bundan keyif alacak hale gelmişse, risk dediğiniz durum ortadan kalkar. Asıl risk içerisinde yaşayan ise millettir. Riski, siniri, stresi yüklenenler; haftası dolmadan maaşları eriyen, her gün daha zorlu bir hayatın içine sürüklenen ailelerdir, babalardır, annelerdir. Her geçen gün daha adaletsiz bir Türkiye’ye uyanan insanımızdır. Büyük risk, aynı zamanda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti adınadır. Tarihimizde tecrübe etmediğimiz seviyede büyük siyasi, idarî, hukukî ve rejim tehditleriyle ve risklerle karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu milletin değişim ateşi bir kere yanmışsa bunu söndürecek güç, durduracak risk yoktur. 6- Özgür Özel ile bu konuda bir yaklaşım farklılığınız var mı? Bizim Sayın Özgür Özel ile aramızda bir yaklaşım farkı yok, hatta çok önemli bir ortak noktamız olduğunu düşünüyorum. İkimizde de bize dayatılanları reddetmek ve her daim milletin açtığı yoldan gitmek gibi bir huy mevcuttur. İkimizde de birbirimizi besleyen; milletine ve ülkesine adanmışlık, azim, cesaret, kararlılık mevcuttur. Kardeşliğimizin gücünü tarifleyecek cümle kuramazlar. Benim yüreğim her daim genel başkanımızla ve bütün arkadaşlarımızla birlikte atıyor. Çok inanıyor ve güveniyorum onlara. Hep birlikte milletin açtığı uzun bir yolu yürüyeceğiz inşallah."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.