Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sigorta

- Sigorta haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sigorta haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Araç kiralamada yeni dönem: Hangi şartlar getirildi? Haber

Araç kiralamada yeni dönem: Hangi şartlar getirildi?

Ticaret Bakanlığı, motorlu kara taşıtlarının kiralanmasına yönelik hazırladığı yönetmelikle, yetki belgesinden eğitim şartına ve kiralanacak taşıtların standartlarına kadar pek çok hususu düzenledi. Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlandı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, otomotiv sektöründe adil, rekabetçi ve istikrarlı piyasa yapısının tesis edilmesi ve tüketici memnuniyetinin artırılması amacıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü belirtilerek, yönetmelikle motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerinin kurumsal yapıya kavuşturulduğu, işletmeler ile kiralamaya konu taşıtlara ilişkin önemli standart ve kuralların getirildiği bildirildi. Yönetmeliğin, tüketiciler tarafından gerçekleştirilen kiralamaları düzenlediği kaydedilen açıklamada, tüketici dışındaki kiracılara yönelik kısa ve uzun süreli kiralamalar ile kamp taşıtı kiralamalarının kapsam dışında tutulduğu ifade edildi. YETKİ BELGESİ BAŞVURULARI, KURULACAK BİLGİ SİSTEMİ ÜZERİNDEN YAPILACAK Açıklamada, ticari faaliyet kapsamında motorlu kara taşıtı kiralayan işletmelerin yetki belgesi almasının zorunlu hale getirildiği belirtildi. Yetki belgesi için işletmelerin meslek odasına kayıtlı olmaları, vergi mükellefiyetinin bulunması, iş yerinin ikamet veya yönetmelikte belirtilenler dışındaki mesleki ya da ticari faaliyetler amacıyla kullanılmaması gerektiğine işaret edilen açıklamada, "İşletme sorumlularının en az ilköğretim mezunu olması, belirli suçlardan hüküm giymemiş bulunması ve Mesleki Yeterlilik Kurumu onaylı 'Seviye 4' mesleki yeterlilik belgesine sahip olması şartı getiriliyor" ifadesi kullanıldı. Açıklamada, motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetleri ile kiralamaya konu taşıtların takip ve kontrolü amacıyla 1 Ocak 2027'ye kadar Motorlu Kara Taşıtı Kiralama Bilgi Sistemi'nin kurulacağı, yetki belgesi başvuruları ve belgeye ilişkin diğer işlemlerin bu sistem üzerinden gerçekleştirileceği kaydedildi. KLASİK TAŞITLAR HARİÇ 6 YAŞINDAN BÜYÜK ARAÇLAR KİRAYA VERİLEMEYECEK Tüketici güvenliğinin ve hizmet kalitesinin artırılması amacıyla kiralamaya konu taşıtların niteliklerinin de belirlendiğine işaret edilen açıklamada, "Buna göre klasik taşıtlar hariç olmak üzere 6 yaşından büyük araçlar kiraya verilemeyecek. 180 bin kilometrenin üzerinde olan taşıtlar ile 300 bin kilometrenin üzerinde olan elektrikli araçlar kiralanamayacak. Periyodik bakımı zamanında yaptırılmayan veya ağır hasar kaydı bulunan taşıtların kiraya verilmesi yasaklanacak." bilgisine yer verildi. Açıklamada, büyükşehir belediyesi olan illerin nüfusu 30 bini geçen ilçelerinde faaliyet gösteren işletmelerin en az 5'i işletme adına tescilli olmak üzere en az 10 taşıta sahip olması gerektiği bildirildi. Nüfusu 30 bini geçmeyen ilçeler ile büyükşehir belediyesi olmayan illerde faaliyet gösteren işletmelerin ise en az 2'sinin işletme adına tescilli olmak üzere en az 5 araca sahip olması gerektiği belirtilen açıklamada, ayrıca bu ilçelerde faaliyet gösteren işletmelerin filolarında birinin Türkiye'de üretilmesi koşuluyla en az 2 hibrit veya yalnızca elektrik motorlu taşıt bulundurmasının zorunlu olduğu ifade edildi. Açıklamada, düzenlemeyle çevre dostu ulaşımın teşvik edilmesinin ve yerli üretimin desteklenmesinin hedeflendiği vurgulandı. YÖNETMELİKLE DEPOZİTO TUTARINA SINIR GETİRİLİYOR Yönetmelikle tüketicilerin kiralama süreçlerinde karşılaşabileceği mağduriyetlerin önlenmesine yönelik düzenlemelerin de yapıldığının altı çizilen açıklamada şunlar kaydedildi: "Depozito tutarına sınır getiriliyor. Buna göre alınabilecek depozito 1 ila 6 günlük kiralamalarda en fazla 3 günlük kira bedeli, 7 ila 29 günlük veya haftalık kiralamalarda ise en fazla 7 günlük kira bedeli ile sınırlandırılıyor. Taşıtın tüketici tarafından iade edilmesini takip eden 7 gün içerisinde depozitonun iade edilmesi zorunlu hale getiriliyor. Ön ödemeli rezervasyonlarda ise taşıtın teslimine 24 saatten az süre kalması kaydıyla tüketiciye rezervasyon tarihinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve kesinti yapılmaksızın rezervasyonda değişiklik yapma veya rezervasyonu iptal etme hakkı tanınıyor." Açıklamada, olağan kullanımdan kaynaklanan aşınma ve yıpranmalar için tüketiciden herhangi bir bedel talep edilemeyeceği, bu gerekçelerle depozitodan kesinti yapılamayacağı bildirildi. İşletmeler tarafından mevsim şartları ile trafik ve kiracı güvenliğinin gerekli kıldığı hallerde kış lastiği sağlanmasının zorunlu olacağı belirtilen açıklamada, sigorta güvencelerinin kiralama bedeline dahil edileceği, kiracının sigortadan yararlanma hakkının ek bir ücret veya şarta bağlanmasının yasaklanacağı kaydedildi. Açıklamada, işletme ve kiracının anlaşmaya vardığı durumlar hariç olmak üzere, sigorta tahkim kararı veya ilam niteliğinde başka bir karar bulunmaksızın değer kaybı nedeniyle kiracıdan herhangi bir bedelin talep edilemeyeceğinin altı çizildi. İNTERNET ORTAMINDAKİ İŞLEMLER Kiralama işletmelerine hasar ve arıza durumlarında kiracıların her an ulaşabilmesini sağlayacak sürekli ve erişilebilir iletişim altyapısı oluşturma yükümlülüğünün getirildiği belirtilen açıklamada, aracı ve ilan platformlarının da düzenleme kapsamına alındığı ifade edildi. Açıklamada, söz konusu platformların haksız ticari uygulamalarda bulunmalarının yasaklandığı bildirilerek, "Kiralama ilanı veren işletmelerin yetki belgesine sahip olup olmadıklarını kontrol etmeleri zorunlu hale getiriliyor. Yetki belgesi bulunmayan işletmelerin bu platformlara üye olması ve ilan vermesi engellenerek tüketicilerin internet ortamındaki kiralama işlemlerinden de korunması sağlanıyor" bilgisi verildi. Sektörün yeni düzenlemeye uyum sağlayabilmesi ve gerekli sistem altyapısının oluşturulabilmesi amacıyla yönetmeliğin 1 Ocak 2027'de yürürlüğe gireceğine işaret edilen açıklamada, mevcut işletmelere yetki belgesi almaları için 1 Temmuz 2027'ye, asgari taşıt sayısı ve taşıt niteliklerine ilişkin şartları sağlamaları için ise 1 Ocak 2028'e kadar süre tanındığı belirtildi. DÜZENLEMEYLE TÜKETİCİ HAKLARININ GÜÇLENDİRİLMESİ HEDEFLENİYOR Açıklamada, aracı ve ilan platformları için de uyum sürecinin öngörüldüğü, bu platformlar ile kiralama işletmeleri arasında yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce imzalanmış sözleşmelerin 1 Temmuz 2027'ye kadar düzenlemeye uygun hale getirilmesi gerektiği ifade edildi. Yönetmelikle kiralama süreçlerinde şeffaflık ve hesap verebilirliğin artırılmasının amaçlandığı vurgulanan açıklamada, şunlar bildirildi: "Sözleşme koşullarının netleştirilmesi, tüketici haklarının güçlendirilmesi ve kiralanan taşıtların teknik yeterlilik standartlarının yükseltilmesi hedefleniyor. Düzenleme, aynı zamanda kayıt dışı faaliyetlerin ve haksız rekabetin önüne geçerek sektörde adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamının tesis edilmesine katkı sağlayacak. Bakanlık olarak sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlarken vatandaşlarımızın haklarını en üst seviyede korumaya ve piyasanın sağlıklı işleyişini temin etmeye yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."

Trafik kazalarında yeni mağduriyet: İkame araç bedeli tartışma yaratıyor Haber

Trafik kazalarında yeni mağduriyet: İkame araç bedeli tartışma yaratıyor

Sigorta uzmanları mevcut kasko poliçelerinin bu boşluğu karşılamadığını, vatandaşların yedi gün içinde itiraz etmedikleri takdirde yüksek meblağlarla karşı karşıya kaldığını vurgularken, hukukçular ise Yargıtay'ın bu konuyla ilgili kararlarına dikkat çekerek araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkimin Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebildiğini, bu durumda bilirkişinin aracın makul tamir süresini ve benzer bir aracın piyasa rayicine göre kiralama bedelini tespit ederek tazminat miktarını belirleyebildiğini dile getiriyor. Bu tartışma, hem sigorta sektöründe hem de hukuk alanında düzenleme ihtiyacını ortaya koyarken ilamsız takip uygulamasının kaldırılmasının mağduriyetleri azaltabileceği belirtiliyor. Mustafakemalpaşa'da şok icra takibi Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde bir trafik kazası sonrası gelişen ikame araç bedeli ve icra süreci ile ilgili yaşananlar, maddi hasarlı trafik kazalarında araç kiralama bedeli üzerinden başlatılan ilamsız icra takipleri, kötüye kullanım ihtimalini ve kazanılan tazminatların yasal olsa bile "helal mi" tartışmalarını tekrar gündeme getirdi. İddiaya göre, 29 yaşındaki anne R.Z., 11 Aralık 2025 tarihinde sabah saat 08.30 sıralarında 6 yaşındaki kızını okula götürürken, Barış Mahallesi Osmangazi Caddesi üzerinde aracıyla park halinde bulunan S.E.'ye çarptı. Kazada anne ve kızı hafif şekilde yaralanırken, olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldılar. Trafik ekipleri tarafından olay yerinde gerekli incelemeler yapılarak tutanaklar düzenlendi. Kazanın ardından R.Z., karşı komşusu olan ve aynı zamanda mahallede esnaflık yapan S.E. ile konuşup anlaştıklarını, aralarında herhangi bir sorun kalmadığını düşündü. Ancak genç kadın, kazadan yaklaşık iki ay sonra, 2 Şubat 2026 tarihinde, PTT aracılığıyla kendisine ulaşan İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nden gelen ilamsız haciz emri ile büyük bir şok yaşadı. İcra tebligatında, 30 bin TL asıl alacak ve faizleriyle birlikte yaklaşık 31 bin TL talep edildi. R.Z., harç, avukatlık vekâlet ücreti ve faizlerle birlikte toplam 44 bin 308 TL ödeme yaptı. Daha sonra durumu araştıran R.Z., söz konusu alacağın, kazaya karıştığı karşı komşusu ve mahalle esnafından biri olan S.E. tarafından talep edilen "ikame araç bedeli" olduğunu öğrendi. R.Z., tamir için sanayide 20 gün kalmayan bir araç için 20 günlük ikame araç bedeli talep edildiğini, buna rağmen yaptığı incelemelerde karşı tarafın bu süreçte ikame araç kiralamadığını, aksine ikinci bir araç satın aldığını iddia etti. Ayrıca kazaya karışan aracın aynı cadde üzerinde ve aynı noktada daha önce de farklı kişilerle en az iki kez daha kazaya karıştığını vurguladı. R.Z., "Üç ayrı kaza, üç ayrı icra dosyası ve her seferinde yaklaşık 30 bin TL talep edildiği düşünüldüğünde, insanın aklına ister istemez 'üç kaza, üç icra, üç kez 30 bin TL; toplamda 90 bin TL'lik bir talep mi söz konusu' sorusu geliyor. Bu durum artık sadece basit bir trafik kazası olarak değerlendirilemez, sistemin suistimal edilip edilmediği yönünde kamu vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturuyor" dedi. R.Z., kazanın ardından İstanbul merkezli bazı avukatlar tarafından sık sık arandığını, önce "araç değer kaybı", ardından da "ikame araç bedeli" için başvuru yapılabileceğinin kendisine iletildiğini aktardı. Aynı şekilde karşı tarafın da benzer şekilde arandığını düşündüğünü ifade eden R.Z., sürecin bu yönlendirmelerle başlatıldığını öne sürdü. Sigorta uzmanları: "Mevzuatta boşluk var" R.Z.'nin iddiaları üzerine olayı değerlendiren sigorta uzmanları ve hukukçular, Türkiye'de trafik kazaları sonrası kusursuz tarafın talep edebileceği iki önemli hak bulunduğunu, bunların aracın değer kaybı tazminatı ve aracın tamirde kaldığı süre boyunca doğan araç mahrumiyet bedeli olduğunu söyledi. Mevcut kasko poliçelerinin yasadan kaynaklı mevzuattaki bu boşluğu karşılamadığını, vatandaşların ise yedi gün içinde itiraz etmedikleri takdirde yüksek meblağlarla karşı karşıya kaldığını belirten Sigorta Uzmanı Cenk Cucur, "Trafik kazalarında iki taraf bulunur; kusurlu olan ve kusursuz olan. Kusursuz tarafın elinde iki hak vardır. Araç değer kaybı tazminatı: Bu, aracın ikinci el değer kaybı karşı taraftan talep edilebilir. Araç mahrumiyet bedeli: Eğer araç ticari amaçla kullanılıyorsa, tamirde kaldığı süre boyunca kiralanan aracın bedeli kusurlu taraftan talep edilebilir" dedi. Kötüye kullanım ihtimaline de dikkat çeken Cucur, "Bazı kişiler gerçekte araç kiralamadıkları halde küçük ölçekli kiralama şirketlerinden sahte belgeler alarak karşı taraftan ödeme talep edebiliyor. Bu durumda ilamsız icra takibi devreye giriyor. Karşı tarafın bilgisi olmadan başlatılan bu takipte mağdurun yedi gün içinde itiraz etmesi gerekiyor. Aksi halde takip kesinleşiyor ve kişi, avukatlık masrafları ve faizle birlikte ödeme yapmak zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı. Türkiye'de mevcut kasko poliçelerinin bu tür icra takibi kaynaklı ödemeleri karşılamadığını belirten Cucur, bunun büyük bir boşluk olduğunu söyledi. Bazı sigorta şirketlerinin yeni teminat çalışmaları yaptığını, ancak henüz yaygınlaşmadığını ifade eden Cucur, ayrıca ilamsız takip uygulamasının kaldırılmasının mağduriyetleri azaltabileceğini dile getirdi. Yargıtay: "Araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkim, Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebilir" Araç mahrumiyet bedelini hukuki açıdan değerlendiren Avukat Fatma Akar ise haksız fiilden doğan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesinin geçerli olduğunu hatırlattı. Araç sahibinin aracını kullanamadığı süre boyunca katlandığı zararın araç kiralama bedeli veya ulaşım ihtiyacını karşılamak için yaptığı harcamalar üzerinden hesaplandığını belirten Akar, "Yargıtay kararlarına göre, araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkim, Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebilir. Bu durumda bilirkişi, aracın makul tamir süresini ve benzer bir aracın piyasa rayicine göre kiralama bedelini tespit ederek tazminat miktarını ayarlar" dedi. Akar, uygulamada araç mahrumiyet bedeli için ilamsız icra yoluna sıkça başvurulduğunu, ödeme emri tebliğ edildiğinde ise yedi gün içinde itiraz edilerek takibin durdurulabileceğini söyledi. İtirazın iptali davasında bilirkişi incelemesiyle gerçek zarar miktarının ortaya konduğunu anlatan Avukat Fatma Akar, vatandaşların e-Devlet üzerinden haklarında icra takibi olup olmadığını sıklıkla kontrol etmelerinde fayda olabileceğini de hatırlattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.