Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Resmi Gazete

- Resmi Gazete haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Resmi Gazete haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Resmi Gazete'de yayımlandı: Gümrük vergisi sıfırlandı Haber

Resmi Gazete'de yayımlandı: Gümrük vergisi sıfırlandı

İthalat Rejimi Kararında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı. Ticaret Bakanlığı'ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, gümrük vergisinin sıfırlanmasında temel gıda ürünlerinde ve tarımsal ham maddelerde arz güvenliğinin sağlanması, piyasaların doğru yönlendirilerek spekülatif fiyat artışlarının önlenmesi ve üretici ile tüketici refahının gözetilmesinin amaçlandığı ifade edildi. Tedbirler alındı Bu doğrultuda başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli olarak ticaret politikalarının tüm araçlarının kullanıldığına ve gerekli tedbirlerin zamanlıca alındığına işaret edilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı: "Bölgemizdeki gelişmeler ve tedarik süreçlerine yansımaları dikkate alınarak tarım sektöründe üreticilerimizin maliyetlerinin artmasını önlemek ve bu suretle gıda ürünlerinde herhangi bir fiyat artışının önüne geçmek amacıyla gübre sektöründe arz güvenliğini teminen üre cinsi eşya için gümrük vergileri sıfırlanmıştır. Bakanlığımız, Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli ve istişare içinde gıda ürünlerinde arz güvenliği ve fiyat istikrarının sağlanmasını teminen iç ve dış piyasaları yakından takip etmeye, üretici ve tüketiciyi birlikte koruyacak şekilde gerekli tüm tedbirleri almaya devam edecektir"

Resmi Gazete yayımladı: Trafik Kanunu değişikliği yürürlüğe girdi Haber

Resmi Gazete yayımladı: Trafik Kanunu değişikliği yürürlüğe girdi

İdari para cezalarını ciddi oranlarda artıran ve birçok ihlal için sürücü belgesine el koyma ve araçların trafikten men edilmesi yaptırımlarını genişleten 7574 sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi. İdari para cezalarını ciddi oranlarda artıran ve birçok ihlal için sürücü belgesine el koyma ve araçların trafikten men edilmesi yaptırımlarını genişleten 7574 sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanunla birlikte birçok ihlalde, verilen idari para cezalarının tamamı tahsil edilmeden sürücü belgelerinin iade edilmeyeceği hükme bağlandı. Hız sınırı ihlallerine ilişkin düzenlemeler Hız sınırını ciddi oranlarda aşan sürücüler için de para cezaları 30 bin liraya kadar yükseltildi. Yerleşim yeri içinde hız sınırını 66 km/s ve üzerinde aşanların ehliyetine 90 gün el konulacak. Bir yıl içinde beşinci kez ehliyeti geri alınan sürücüler için psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri muayenesi şartı getirildi. Yönetmeliğe aykırı plaka takanlara 4.000 TL, plakayı okunamaz hale getirenlere 140.000 TL ceza uygulanacak. Aynı ihlalin bir yıl içinde tekrarlanması halinde ceza 280.000 TL’ye çıkacak ve araç 60 gün trafikten men edilecek. Plakasız araç kullananlara 46.000 TL ceza verilecek, sürücü belgeleri 30 gün süreyle geri alınacak. Takograf ve hız sınırlayıcı cihazlara müdahale eden sürücülere 185.000 TL ceza uygulanacak, tekrar eden ihlallerde ceza 370.000 TL’ye kadar çıkacak. Bu durumda sürücü belgeleri 90 gün süreyle geri alınacak. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan sürücülere 150.000 TL ceza verilecek ve sürücü belgeleri iptal edilecek. Alkol veya uyuşturucu testi yaptırmayanlara ise 150.000 TL ceza uygulanacak ve sürücü belgeleri 5 yıl süreyle geri alınacak. Kırmızı ışık ihlallerinde ceza kademeli olarak artırıldı. Altıncı kez ihlal eden sürücülere 80.000 TL ceza verilecek ve sürücü belgeleri iptal edilecek. Ayrıca “dur” ikazına uymayanlara 200.000 TL ceza uygulanacak, sürücü belgeleri 60 gün süreyle geri alınacak. Trafikte şiddet olaylarına karşı yaptırımlar Trafikte saldırı amacıyla araç takip etmek, konvoy yaparak yolu kapatmak, ters yönde araç kullanmak ve otoyolda trafiği engellemek gibi fiillere 90 bin ila 180 bin lira arasında değişen cezalar getirildi. Bu ihlallerde sürücü belgeleri 60 gün süreyle geri alınacak ve araçlar trafikten men edilecek. Motorlu araçlarla izinsiz yarış yapanlara 46 bin lira ceza uygulanacak, sürücü belgeleri iki yıl süreyle geri alınacak. Aynı fiilin beş yıl içinde tekrarı halinde ehliyet iptal edilecek. Kış lastiği zorunluluğuna uymayan araç işletenlerine 6 bin lira ceza kesilecek. Kar zinciri kullanmaması nedeniyle trafiği engelleyen ağır vasıta sürücülerine ise 24 bin lira ceza uygulanacak. Ayrıca, sürücü belgesi olmadan araç kullananlara 40 bin lira, ehliyeti geçici olarak geri alındığı halde araç kullananlara 200 bin lira idari para cezası verilecek. Bu kişilere araç kullanımına izin veren işletenlere de ayrıca 40 bin lira ceza uygulanacak.

AYM Başkanı Kadir Özkaya'dan Selahattin Demirtaş ve Can Atalay açıklaması Haber

AYM Başkanı Kadir Özkaya'dan Selahattin Demirtaş ve Can Atalay açıklaması

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, Gölbaşı'nda bulunan Vilayetler Evi'nde basın mensuplarıyla iftarda bir araya geldi. Özkaya, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özkaya, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu bağlamında Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanması, mevcut mekanizmalardaki olası eksikliklere ilişkin soruya şu yanıtı verdi: "Sorunuzun bir kısmı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkisi kapsamında kaldığından bu hususta değerlendirmede bulunmam mümkün değil. Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığına ilişkin sorunuzla ilgili olarak Anayasa'nın 153. maddesi açık. Aynı şekilde AİHM kararları yönünden de Ceza Muhakemesi Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun hükümleri açık. "ÇOK SAYIDA İHLAL KARARININ GEREKLERİ YERİNE GETİRİLDİ" Kanaatimce ortada sistemsel bir sorun yok. Esasen icra süreci henüz tamamlanmayan 83 kararın dışındaki çok sayıda ihlal kararının gereklerinin yerine getirilmiş olması, söz konusu 83 kararın da çok az bir kısmı dışındakilerin sürecinin devam ediyor olması, bir kısmının da teknik sebeplerle henüz yerine getirilememiş olması aslında sistemsel olarak ortada çok da büyük bir problem olmadığını gösteriyor. Bu noktada belki yorum farklılıkları devreye girebiliyor. İfade ettiğim gibi bence kurallar bağlamında herhangi bir sorun yok. Anayasa'nın 153. maddesine ilişkin ise şöyle bir değerlendirmede bulunabiliriz: Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararların hangilerinin yerine getirilip hangilerinin yerine getirilemeyeceğine ilişkin Anayasa’da bir ayrım söz konusu değil. 153. madde bireysel başvurunun hukuk sistemimize girdiği tarihten önce yürürlüğe girmiştir, yani bireysel başvurunun kabulü tarihinde bu kural yürürlükteydi. Anayasa koyucu bireysel başvuru için özel bir hüküm getirmediğine göre kararların yerine getirilmesi noktasında 153. madde bireysel başvuruyu da kapsamaktadır diyebiliriz. Burada üzerinde durmamız gereken başka bir husus da bireysel başvuruyu Türk hukuk sistemine kazandıran anayasa değişikliğinin gerekçesidir. Yargı düzeni içerisinde nihai hâle gelmiş yani kesin hüküm hâline gelmiş kararlar bireysel başvuruya konu edilebilir. Bireysel başvuru, Anayasa’nın teminat altına aldığı aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin de koruma altına aldığı bir hakkın bu karar nedeniyle ihlal edildiği düşünülüyorsa ihlalin ortadan kaldırılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvuruya imkân sağlayan bir yoldur. Burada dikkat etmemiz gereken husus yalnızca kesinleşmiş ve başvuru yolları tüketilmiş kararlara karşı bireysel başvuru yapılabileceğidir. Diğer tarafta ise Anayasa’nın ilgili maddelerinde hem Danıştay'ın hem de Yargıtayın kendi yargı düzenleri içerisinde nihai karar mercii olduğu düzenleniyor. Anayasa Mahkemesi ise yalnızca bu nihai kararın Anayasa’ya temas ettiği kısmıyla ilgili değerlendirme yapmaktadır. Öbür tarafta yine kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin bireysel başvuru kapsamında inceleme yapılamayacağı düzenleniyor. Farklılaşma burada ortaya çıkıyor. Yani bir taraftan kendi hukuk düzeni içerisindeki kesinleşmiş nihai kararlar bireysel başvuruya konu edilebilir derken öbür taraftan Yargıtay ve Danıştayın kararları kesindir deniliyor. Bununla birlikte yalnızca temel haklara ilişkin olan kesinleşmiş kararlara karşı bireysel başvuruda bulunulmasına imkân tanınıyor. Bu noktada yorumu bir bütünsellik içinde yapmadığımız takdirde sorun çıkabilir. Bana göre, bireysel başvuruda düzenleme yapılacaksa kanun yolunda incelenmesi gereken hususlar kavramının biraz daha netleştirilmesi amacıyla anayasal anlamda bir düzenleme yapılabilir. Öte yandan, şayet burada 'Anayasa Mahkemesi yetkisini aşıyor, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapıyor.' yaklaşımından hareket edecek olursak istatistikler bize durumun aslında böyle olmadığını açık bir şekilde gösteriyor. Son beş yılda yaklaşık 55 bin başvurunun, 2025 yılında ise 9 bin 100 başvurunun kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu gerekçesiyle kabul edilemezliğine hükmedildiği göz önünde bulundurulduğunda, Anayasa Mahkemesi'nin kanun yolunda incelenecek hususlara ilişkin binlerce başvuruyu kanun yolu şikâyeti olduğu gerekçesiyle esastan incelemediği anlaşılıyor. Yani Anayasa Mahkemesi kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvuruları ayırıyor. Peki, kanun yolu şikâyeti ile bireysel başvuru arasındaki sınır ne, bunu nasıl anlayacağız? Bu çok teknik bir husus, bunu çok genel ve özet olarak şöyle söyleyebilirim: Anayasa Mahkemesi'ne şikâyet edilen karara konu olan husus, Anayasa’da teminat altına alınmış olan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde de ortak koruma alanında bulunan bir hakka temas ediyorsa yani anayasal bir temas varsa bu konu bireysel başvuru kapsamında incelenebilir. Başka bir deyişle kararda anayasal bir sorun varsa ve bu anayasal sorun temel haklara ilişkinse Anayasa Mahkemesi bu dosyaları bireysel başvuru yoluyla inceleyebilir. Bunun da temyiz incelemesi olarak nitelendirilmemesi gerekir. Tüm idari birimler ve yargı organları kararlarında Anayasa’yı gözetmek durumundadır. Bu, hem yetkileri hem de görevleri kapsamındadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, Anayasa’yı nihai yorumlama yetkisi yani Anayasa’nın ilgili maddesinin ne anlama geldiğini söyleme yetkisi nihai olarak Anayasa Mahkemesine aittir. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu kararda önceki yargı yerlerince yapılmış olan anayasal yorumların Anayasa Mahkemesi'nin yorumu ile çelişmesi hâlinde Anayasa Mahkemesi'nin yorumu geçerli olacaktır." AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili henüz bir karar vermedi. Davayla ilgili son durum nedir" sorusunu ise şöyle yanıtladı: "Çok kapsamlı bir dava. İddianamede ileri sürülen hususların incelenmesi ve araştırılması çok zaman alacak bir boyuttaydı. Baştan itibaren dosyada 4 raportör görevlendirdik. Bugüne kadar Anayasa Mahkemesine çok sayıda kapatma davası açılmış olmasına rağmen HDP kapatma davasının niteliğinde bir başka dava yok. 520 kişinin eylemi kapatma davasına gerekçe olarak gösteriliyor. Bunların 451’i hakkında yasaklılık kararı isteniyor. 520 kişi hakkında 4 bin eylemden bahsediyoruz. Bu eylemlerin tamamı soruşturma ve kovuşturma konusu olmuş. Bu da yaklaşık 3 bin davaya tekabül ediyor. 840 sayfa iddianame, ekinde 60 klasör ve bu klasörlerin içinde yaklaşık 200 GB dijital materyal bulunan bir davadan söz ediyoruz. Ayrıca parti tüzel kişiliğinden ayrı olarak yasaklılık istenen 520 kişiye bireysel savunma imkânı tanındı. Bunların hepsine tebligat yapıldı. Kimisi yurt içinde kimisi yurt dışında. Bu ceza davaları her ne kadar bağlayıcı olmasa ve delil değerlendirme yetkisi Anayasa Mahkemesi'nde olsa da soruşturma ve kovuşturma aşamaları Anayasa Mahkemesi tarafından takip edildi ve süreç bugünkü aşamaya geldi. Teknik anlamda dosyada sona gelindiğini söyleyebiliriz, yani tamamlanma sürecine yaklaşılmış durumda. Bir başka ifadeyle Anayasa Mahkemesi tarafından esas incelemesine başlanmasına gelme durumunda. Çok uzun zaman almadan değerlendirme yapılabilecektir." "Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin Anayasa Mahkemesi üyeleri hakkında suç duyurusu bulunmasıyla ilgili son durum nedir" sorusuna, Özkaya, "Anayasa Mahkemesi tarafından herhangi bir sözlü ya da fiili eylemde bulunulmadı. Süreç de zaten devam etmedi. Yani sadece o kararın alınmasıyla kaldı, sonrasında başka bir gelişme olmadı. Anayasa Mahkemesi de bu konuda bir tutum içerisine girmedi" yanıtını verdi. ÖZKAYA'YA "CAN ATALAY" KARARI HATIRLATILDI Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi kararı dikkate alındığında Can Atalay sizce şu an milletvekili midir, değil midir" sorusuna şu yanıtı verdi: "Anayasa Mahkemesi'nin Can Atalay ile ilgili vermiş olduğu 3 kararı bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak bahse konu kararlarda yargısal görüşümüzü ifade ettik. Can Atalay'ın milletvekili olarak yargılanmasının özel usule tabi olduğunun ve Anayasa Mahkemesi'nin Anayasa'nın 14 ve 83. maddeleri yorumu çerçevesinde milletvekili sıfatı devam ettiği sürece yargılamanın durması gerektiğinin ifade edildiği iki kararın altında imzam var.Oradaki yargısal görüşüm bu. Üçüncü karar ise karar verilmesine yer olmadığına şeklindeydi. Ben orada teknik sebeplerle Anayasa'nın 84 ve 85. maddelerindeki hükümleri gözeterek Anayasa Mahkemesi'nin işin esasını inceleyemeyeceğini, karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararın da aslında işin esasına ilişkin bir karar olduğunu değerlendirdiğim için karşı oy kullandım. Ama Mahkememiz çoğunluğu önceki verilen iki ihlal kararını da gözeterek farklı yorumladı. Esasa girerek karar verilmesine yer olmadığı yönünde bir karar tesis etti." AİHM'İN "SELAHATTİN DEMİRTAŞ" KARARI Başkan Özkaya, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Selahattin Demirtaş'la ilgili ihlal kararı" sorusuna da şöyle yanıtladı: "Anayasa Mahkemesi olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin vermiş olduğu ihlal kararlarının gereğinin yerine getirilmemesi üzerine yapılan başvurularda işin esasını inceliyoruz ve ihlal kararının niteliğine de bakarak eğer gerçekten ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediğini tespit ediyorsak ihlal kararı veriyoruz. Bizim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin ihlal kararlarının yerine getirilmesini temin etmeye yönelik yetkimiz yok. Dolayısıyla bu konudaki değerlendirmelerimiz de farklı yorumlanabiliyor. O nedenle bu tür konularda kararlarımızla değerlendirme yapmanın daha doğru olacağını düşünüyorum." "YAKIN ZAMANDA BİR KEZ DAHA DEĞERLENDİRECEĞİZ" AYM Başkanı Özkaya, Anayasa Mahkemesi'nin geçmişte kullandığı yürürlüğü durdurma yetkisinin yeni dönemde yeniden kullanıp kullanmayacağına ilişkin soru üzerine şunları söyledi: "Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının yazımı ve Resmi Gazete’de yayımlanması, yazım süreçlerinde yaptığımız değişiklikler doğrultusunda özellikle son 10 yılda önemli ölçüde kısalmıştır. Hatırladığım kadarıyla bugüne kadar, çok kapsamlı olan 703 sayılı KHK'ya ilişkin karar dışında, verildiği tarih ile Resmi Gazete'de yayımlandığı tarih arasında 11 ayı aşan bir karar bulunmamaktadır. Bu 11 ay yanlış anlaşılmasın. Bu kadar uzayan çok fazla kararımız yoktur. Yürürlüğün durdurulması meselesi ise anayasa yargısında öteden beri tartışılan bir konudur. Anayasa’da ve ilgili kanunlarda Anayasa Mahkemesine bu konuda açıkça verilmiş bir yetki bulunmamaktadır. Buna rağmen Anayasa Mahkemesi, 'Çoğun içinde az da vardır' anlayışıyla geçmişte içtihat yoluyla yürürlüğün durdurulması müessesesini kullanmıştır ve zaman zaman bu yola başvurmuştur. 2014 yılından itibaren ise yürürlüğün durdurulması kararı verilmemiştir. Ancak bu durum, yürürlüğün durdurulması müessesesinin tamamen terk edildiği anlamına gelmemektedir. Anayasa Mahkemesi bu müessesenin varlığını sürdürmekte, gerekli görülmesi hâlinde kullanılmak üzere muhafaza etmektedir. Karar sürelerinin önemli ölçüde kısalmış olması da bu konuda ihtiyatlı bir yaklaşım benimsenmesinde etkili olmaktadır. Nitekim bazı kararlarımız 4 ay içerisinde Resmi Gazete’de yayımlanabilmektedir. İtiraz yoluyla gelen başvurular bakımından ise büyük ölçüde 5 aylık anayasal süreye uygun hareket edilmektedir. Bu konuda dile getirilen eleştiriler bizim için kıymetlidir. Heyet olarak yürürlüğün durdurulması müessesesini daha önce gözden geçirdik, yakın zamanda bir kez daha değerlendireceğiz."

Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi kimdir? Haber

Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi kimdir?

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde değişikliğe gidildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla alınan 2026/51 sayılı atama kararı, 11 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı. Karara göre, görevden affını talep eden isimlerin yerine yeni atamalar yapıldı. Yılmaz Tunç’tan boşalan Adalet Bakanlığı görevine Akın Gürlek, Ali Yerlikaya’dan boşalan İçişleri Bakanlığı görevine ise Mustafa Çiftçi atandı. Atamaların, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 104’üncü ve 106’ncı maddeleri uyarınca gerçekleştirildiği belirtildi. Yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi kimdir? Mustafa Çiftçi, 9 Ağustos 2023 tarihinden bu yana Erzurum Valisi olarak görev yapıyordu. 1970 yılında Konya’nın Çumra ilçesinde doğan Çiftçi, lise eğitimini Konya İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı. 1995 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Akademik kariyerini sürdüren Çiftçi, 2007 yılında Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi alanında yüksek lisansını tamamladı, 2011 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni bitirdi. 2018 yılında kayıt yaptırdığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans eğitimine devam ediyor. Kamu görevine farklı kademelerde devam eden Mustafa Çiftçi, 1998 yılında sekiz ay süreyle İngiltere’de bulundu, 1999 yılında Millî Güvenlik Akademisi’nden mezun oldu. Meslek hayatı boyunca; Gülağaç (Aksaray), Tekman (Erzurum), Derinkuyu, Adilcevaz (Bitlis) ve Kaman (Kırşehir) ilçelerinde kaymakamlık görevlerinde bulundu. İçişleri Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nde daire başkanı olarak görev yapan Çiftçi, ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Özel Kalem Müdürü ve Başkan Başmüşaviri olarak da çalıştı. Mustafa Çiftçi, 6 Kasım 2018 – 9 Ağustos 2023 tarihleri arasında Çorum Valisi olarak görev yaptı. Bu görevin ardından Erzurum Valiliği’ne atanmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.