Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Meclis

- Meclis haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meclis haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milyonları ilgilendiren düzenlemeler: Meclis’ten geçerek yasalaştı Haber

Milyonları ilgilendiren düzenlemeler: Meclis’ten geçerek yasalaştı

1 Ekim 2025'te başlayan ve 10 Ağustos 2026'da sona eren 4. Yasama Yılında 21 yasa teklifi ve 15 uluslararası anlaşma Meclis'ten geçti. 11. ve 12. Yargı paketleri, suça itilen çocuklara getirilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, üniversitelerden ilişiği kesilen ve binlerce kişiyi ilgilendiren öğrenci affı gibi düzenlemeler de 4. Yasama yılının önemli kanunları arasında yerini aldı. Trafikte yeni bir dönemi başlatan, trafikcezalarını artıran yasa teklifi de bu dönemin önemli yasal düzenlemeleri arasına girdi. Turizm ve vakıflarla ilgili düzenlemeler, milli parklara ilişkin yasa teklifi ve hobi bahçelerini yeniden düzenleyen ve kaçak yapıların önünü kesen kanunlar da 4. Yasama yılının teklifleri arasında yer aldı. Sosyal medyaya yaş sınırlaması Sosyal medyaya yaş sınırlaması getiren ve doğum iznine yönelik düzenlemeleri de içeren kanunla, kadın memura verilecek ücretli doğum sonrası izin süresi 8 haftadan 16 haftaya çıkarıldı. Sağlık durumunun çalışmaya uygun olduğunu tabip raporuyla belgeleyen kadın memurun, isteği halinde doğumdan önceki izin süresinden doğum sonrasına aktarabileceği süre bir hafta artırıldı. Ekonomi ve vergi yasaları 4. Yasama yılı içerisinde, vergiye yönelik düzenlemeleri de içeren Vergi Kanunları ile SGK prim oranını 1 puan, prime esas kazanç üst sınırının ise asgari ücretin 7,5 katından 9 katına çıkaran düzenleme yasalaştı. Böylece dışarıdan emekli olmak zorlaştırıldı. Gelir Vergisi Kanunu'nda yapılan değişiklikle, her türlü şans ve bahis oyunlarına ilişkin verilen ilan ve reklam giderleri, gelir vergisi mükelleflerinin ticari kazancının tespitinde gider olarak kabul edilmeyeceğini öngören yasa teklifi de bu dönemde kabul edildi. Amme borçlusunun alacaklı tahsil daireleri itibarıyla tecil edilen borçlarının toplamının 1 milyon lirasını aşmadığı takdirde teminat şartı aranılmayacağını düzenleyen teklif ekonomi yasaları arasında yer aldı. Fahiş site aidatlarına yönelik düzenlemeler de 4. Yasama yılında kabul edildi. Araştırma komisyonları Çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin tüm boyutlarıyla incelenerek koruyucu ve önleyici mekanizmalar geliştirilmesiyle, çocukların toplumsal yaşama etkin katılımlarının sağlanması için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Ölümlerle sonuçlanan kullarda yaşanan saldırılar sonucunda da Meclis'te araştırma komisyonu kuruldu.

Özgür Özel 'çerçeve yasa' oylamasını anlattı, vekillere ne söylediğini açıkladı Haber

Özgür Özel 'çerçeve yasa' oylamasını anlattı, vekillere ne söylediğini açıkladı

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çerçeve yasa ve partinin oy tercihi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Genel Kurul'daki görüşmeleri yaklaşık 12 saat süren düzenleme, açık oylama sonuçlarına göre 467 "kabul", 87 "ret", 7 "çekimser", 2 "mükerrer" oyla kabul edilerek yasalaştı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Meclis Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, "Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum. Ben ve yönetici arkadaşlarım, tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz" açıklamasını yaptı. YENİ Parti’de oylar ikiye bölündü; 35 milletvekili kabul, 54 milletvekili ret oyu verdi, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. "HİBRİT BİR MODEL GELİŞTİRDİK" Oylama ile ilgili Nefes yazarı Deniz Zeyrek'e konuşan Özgür Özel, "Ne yaptığımız zaman içinde anlaşılmaya başlandı. Olumlu yorum ve tepkiler de gelmeye başladı. Ben şuna inanıyorum. YENİ Parti olarak yeni nesil bir iş yaptık. Evet oyunu dayatsak milletvekillerimiz zora girecekti, bazıları da grup disiplinine aykırı davranmak zorunda kalıp sıkıntı yaşayacaktı" dedi. Özel, şöyle devam etti: "Genel Başkan’ın tutumu da önemliydi. İlkesel davranması lazım. Biz de hibrit bir model geliştirdik. Çok ötesindeydik ama demokrasi konuşurken en zoru katı bir karar alıp milletvekillerine dayatmaktı. AK Partililerin tamamı görmedikleri metne imza attı. Ben YENİ Parti milletvekillerimize ‘Bana güvenin, derdimi kürsüde anlatacağım, ben sizi vicdanınız ve seçmeninizle baş başa bırakıyorum’ dedim. Onlar da şehirlerinden gelen görüşe göre oy kullandılar. Diyarbakır gibi, Kürt seçmenin çok olduğu İstanbul seçim bölgeleri gibi yerlerde “evet” isteyenler vardı ama mesela benim şehrimde, Manisa’da ağırlıklı görüş ‘hayır vermelisiniz’ oldu. Manisa’dan iki milletvekili ‘hayır’ dedi." "İLKESEL DAVRANMAMIZ LAZIM" Eleştirilere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, "Akın Gürlek’in içinde bulunduğu bir heyet bizim de içimize sinmiyor elbet. Ancak bir yanda bir ilke var. Bir terör örgütü fesih oluyor. Birtakım adımlar var. Milliyetçi hassasiyetleri olan partilerin ‘hayır’ demesi anlaşılır ama ‘Kürt sorunu vardır’ diyen, 1989’da bu konuda kapsamlı bir rapor hazırlayan sosyal demokrat bir partinin böyle bir ilk adıma karşı gelmesi ilkesel durmuyor. Bizim ilkesel davranmamız lazım" ifadelerini kullandı. Özel, bütün partinin, üyelerin, milletvekillerinin tamamının aynı tutumu sergilemesinin de çok zor olduğuna işaret etti ve partinin büyük bölümünün “hayır” demesinin nedenlerini şöyle açıkladı: "Malumunuz, çok büyük saldırılara maruz kalıyoruz. Yasayla ilgili süreç şeffaf değildi. Olması gereken şeffaflık TBMM’de dahi izlenmedi. Bize dahi yarım saat önce gönderdiler. İnsanlar neyin tartışıldığını dahi bilmiyordu. Metinde olmayan şeyler varmış sanılıyordu. Böyle bir ortamda da herkese ‘evet diyeceksiniz’ demek, ortak bir karar almak çok zordu. Hep birlikte hayır demek de bizi başka bir yere savuracaktı. Barışa şans tanımayan bir yere getirecektik. Faydacı bir yerden bakmadık ama terörün bittiği bir noktada da buna karşı çıkmakla suçlanacaktık.” "‘ADAM YİNE KAZANDI’ DİYE BAKMIYORUM" "İktidarın bu yasayla yaşam ömrünü uzatmaya çalıştığı ve AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kazançlı çıktığı" yorumlarını değerlendiren Özel, "Vicdanen içim rahat. Yıllardır savunduğumuz bir görüşün, sırf Erdoğan karşıtlığı nedeniyle tersini yapmamız doğru değil. Doğru kararı aldığımızı düşünüyorum. Ben ‘adam yine kazandı’ diye bakmıyorum. Sonunda kazanılmış bir şey olacaksa en azından tek başına kazanmadı. Bir kazanan varsa ülke kazanıyordur" dedi. "Erdoğan ‘ak’ dese ‘kara’ diyen siyaset her zaman kazandırmıyor" diyen Özel, "Emin olun bizim evetlerden en çok rahatsız olan AK Parti oldu. Bizden bunu beklemiyorlardı ve hayır deseydik onu da kullanacaklardı. Hatırlayın, ‘evet derseler milliyetçileri, hayır derseler Kürtleri kaybederler’ deniyordu. Uzun vadede daha iyi anlaşılacağımızı düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Kanun teklifi verildi: Yeni bakanlık kurulması gündemde Haber

Kanun teklifi verildi: Yeni bakanlık kurulması gündemde

Türkiye’de şu anda 17 bakanlık bulunuyor. Bakanlık sayısının yükseltilmesi Meclis’in gündemine geldi. Teklifle “Çocuk Bakanlığı” kurulması istendi. Teklifin gerekçesinde şunlara dikkat çekildi: “Türkiye'de bir Çocuk Bakanlığı kurulmasının gerekliliği, çocukların karşı karşıya kaldığı hak ihlallerini ortadan kaldırmaya yönelik güçlü bir kurumsal yapının oluşturulması ve çocukların haklarının uluslararası ve ulusal mevzuat çerçevesinde güvence altına alınmasının hayati bir adımıdır. Hem uluslararası insan haklan belgeleri hem de Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeler, çocukların haklarına ilişkin sorumlulukları açıkça tanımlamaktadır. ÇHS'nin gerekliliklerine uygun olacak “Bir Çocuk Bakanlığı kurulması, Türkiye'nin imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (ÇHS)'nin gerekliliklerine de uygun bir adım olacaktır. Türkiye, bu sözleşmeyi 1995 yılında onaylamış ve böylece sözleşmedeki çocukların korunması, eğitimi, sağlığı ve refahına ilişkin hükümlere uyma yükümlülüğünü üstlenmiştir. ÇHS, her çocuğun sağlıklı bir şekilde büyüme, gelişme ve tam potansiyeline ulaşma hakkını güvence altına alırken, devletlerden çocuk haklarını gerçekleştirecek gerekli yasal, idari ve kurumsal mekanizmaları kurmalarını talep etmektedir. ÇHS'nin 3. maddesi, çocuğun yararının her zaman öncelikli olmasını ve çocukların korunmasına ilişkin her türlü kararın bu perspektiften alınmasını öngörmektedir. Türkiye'de ise çocuklara yönelik birçok politika ve uygulama, farklı bakanlıklar arasında dağılmış durumda ve bu durum çocuk haklarına bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını zorlaştırmaktadır. Bu dağınıklığın giderilmesi, ÇHS'nin 3. maddesinin tam anlamıyla uygulanması için gerekli olacaktır. Çocuk Bakanlığı, çocukların ihtiyaçlarını merkeze alan ve onların üstün yararını gözeten bir yapı oluşturacak, böylece bu sorumluluk daha etkin bir şekilde yerine getirilebilecektir ÇHS'nin 4. maddesi ise devletin, çocuk haklarının gerçekleştirilmesi için azami kaynak kullanma yükümlülüğünü vurgulamaktadır. Türkiye'de çocukların sağlık, eğitim ve sosyal hizmetler gibi temel haklarına erişimde ciddi eşitsizlikler bulunmaktadır. Çocuk Bakanlığı, bu alandaki politikaların etkin bir şekilde koordine edilmesi ve çocukların tüm haklarına eşit şekilde erişimin sağlanması için önemli bir kurumsal çerçeve sunacaktır. Çocukları güvence altına alacak Türkiye'de bir Çocuk Bakanlığı kurulması, çocuk haklarının korunması ve çocukların maruz bırakıldığı hak ihlallerinin önlenmesi için temel bir gerekliliktir. Uluslararası mevzuat ve Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmeler, çocuk haklarına yönelik sorumlulukları açıkça tanımlamakta, ancak bu yükümlülüklerin etkin bir şekilde yerine getirilebilmesi için çocukların haklarına odaklanan, merkezi bir bakanlığın kurulması şarttır. Çocuk Bakanlığı, çocukların eğitimden sağlığa, korunmadan sosyal hizmetlere kadar her alanda eşit haklara sahip olmalarını sağlayacak, çocukları toplumsal hayatın her alanında güvence altına alacak bir yapı oluşturacaktır.” DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan tarafından Meclis’e sunulan kanun teklifi Komisyon’un gündemine girdi. Teklif Sağlık, Aile, Çalışma Ve Sosyal İşler Komisyonu’nda görüşülecek.

Erkan Erdem: "Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı hale geldi" Haber

Erkan Erdem: "Her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı hale geldi"

Meclis'e sunulan torba kanun teklifiyle en düşük emekli aylığı 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltilecek. Düzenlemeden 5,1 milyon emeklinin yararlanması bekleniyor. Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu Sözcüsü Erkan Erdem konuyla ilgili açıklama yaparak emeklilerin yaşadığı ekonomik zorluklar dikkat çekti. Açıklamada, en düşük emekli aylığı uygulamasının kapsamına dikkat çekildi. Erdem, uygulamanın 2019'da bin lira ile başladığını ve o dönem yaklaşık 800 bin emekliyi kapsadığını belirtti. Erdem, "2019'da emeklilerin yüzde 7'si en düşük aylık alıyordu. Bugün bu oran yüzde 31'e çıktı. Yani her üç emekliden biri taban aylığa bağımlı hale geldi" dedi. ORTALAMA AYLIKLA ARADAKİ FARK ERİYOR Açıklamada güncel rakamlara da yer verildi. Buna göre Temmuz 2026'da en düşük emekli aylığı 23 bin 552 lira olurken, ortalama emekli aylığının bunun yalnızca yüzde 17 fazlasıyla yaklaşık 27 bin 700 lira olması bekleniyor. Erdem, DİSK-AR'ın Temmuz 2025 tarihli raporuna atıfta bulunarak emekli aylıklarının asgari ücrete oranının Mart 2025 itibarıyla yüzde 78'e gerilediğini, 2016 yılına kadar emekli aylığının asgari ücretin üzerinde seyrettiğini hatırlattı. "SİSTEM DEĞİL, TORBA KANUN BELİRLİYOR" Açıklamada, en düşük emekli aylığı uygulamasının belirli bir kurala bağlı olmadığına dikkat çekildi. Erdem şunları kaydetti: "AKP, 2008'de kaldırdığı bu uygulamaya, emekli aylıkları çok düştüğü için 2019'da geri döndü. Ancak bunu bir sisteme veya kurala bağlamadı. Her defasında ayrı bir yasal düzenlemeyle yapılıyor. Bu durum otuz yıl prim ödeyen emekliyle daha kısa süre çalışmış emekliyi dipte eşitliyor." TALEP: KÖK AYLIKLARDA KALICI DÜZENLEME Açıklamanın sonunda Yenişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına Erdem, kök aylıkların prim esasına göre kalıcı biçimde güncellenmesini, en düşük aylık uygulamasının belirli bir kurala bağlanmasını talep etti.

Mehmet Şimşek duyurdu: Vergilendirmede yeni dönem Haber

Mehmet Şimşek duyurdu: Vergilendirmede yeni dönem

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yeni varlık barışına ilişkin detayları anlattı. Bakan Şimşek, Hürriyet Gazetesi'ne verdiği röportajda, yurt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılmasının hedeflendiğini, yurt dışında gerçek ve tüzel kişilere ait para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesi için çalışma yapıldığını belirtti. Önlemler alındı Geçmişte yapılan varlık barışı uygulamaları nedeniyle oldukça fazla tecrübe edindiklerini ifade eden Şimşek, düzenleme önerileri hazırlanırken geçmiş uygulama sonuçlarının titizlikle analiz edildiğini, TBMM’ye sunulacak varlık barışı uygulaması kapsamında "kara para" konusunda ise en üst düzeyde önlemlerin alındığını öne sürdü. Kademeli vergilendirme Şimşek, öngörülen uygulamada, başta Mali Eylem Görev Gücü (FATF) olmak üzere uluslararası kuruluşlarca belirlenen standartlara uyum sağlandığını belirterek, şu mesajları verdi: "Pakette, suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadelede uygulama etkinliğini sağlamaya yönelik, kurumlar arası işbirliğini güçlendiren tedbirler alındı. Yurt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılmasına dair düzenleme, vergi mevzuatı dışındaki diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirleri etkilemeyecek. Bu uygulamadan yararlanmak için ilk adım bildirim zorunluluğu olacak. Yapılacak bildirim sonrası ülkeye getirilen kaynaklar için ise kademeli bir vergilendirme öngörülüyor. Bildirime konu edilen varlıkların banka ve aracı kurumlarda açılacak hesaplarda belli bir süreyle ve belli varlıklarda tutulması halinde ise farklı oranlarda vergileme mümkün olabilecek. Düzenleme ile Cumhurbaşkanına bildirilen varlığın türüne, bildirim ve getirilme tarihine, varlıkların tasarruf edileceği taahhüt edilen yatırım araçlarına, bu araçlarda finansal sistem içinde tutulma sürelerine göre farklı oranlar belirleme yetkisi veriliyor. Ülkelerle yapılan Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarında, temettüler için vergi oranları değişiklik göstermekle birlikte çoğunluğunda yüzde 10, belli şartlarla yüzde 5 gibi oranlar uygulanıyor." Daha düşük vergileme Yurt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılması için yapılan varlık barışında da Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarına azami hassasiyet gösterildiğini ifade eden Şimşek, Cumhurbaşkanı yetkisi çerçevesinde getirilen varlıkların uzun vadeli devlet tahvillerine yönelmesi durumunda daha düşük vergileme, hatta sıfır oranının bile olabileceğini söyledi. Bakan Şimşek, böylece hem gelen paranın hemen çekilmek istenmesi durumunda yüksek vergileme, uzun vadeli yatırılması durumunda vadesine göre daha düşük vergileme yapılabileceğini bildirdi.

Özgür Özel, Meclis'te konuştu: Bizi iyi tanıyın, bir avuç darbeciye teslim olmayız! Haber

Özgür Özel, Meclis'te konuştu: Bizi iyi tanıyın, bir avuç darbeciye teslim olmayız!

TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında, Meclisin açılışının 106. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Genel Kurul'da konuşma yaptı. "Ulusal egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altındadır, ikisi de güvende değildir" diyen Özel, "24 yıldır tek parti ile yönetilen ülkemizde maalesef çocuklar güvende değil. Çünkü bu kara düzenin çarkları çocukları değil, makamları güvende tutmak için dönüyor" eleştirisinde bulundu. İktidara tepki gösteren Özel, "Demokrasiye kasteden vesayetçiler her gün saldırıyor. Bu millet, her sabah bir operasyona uyanıyor. Değerli arkadaşlar, bizi iyi tanıyın. Biz, boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz, devleti kuran partiyiz. Bir avuç darbeciye teslim olmayız" ifadelerini kullandı. Ara seçim çağrısında bulunan Özel, "Milletimiz sözünü söylemek için artık bir sandık beklemektedir. Bugün Can Atalay’ın hakkı teslim edilmezse 8 milletvekilliği boştur. Anayasanın 78’inci maddesinin emrettiği ara seçimin zamanı gelmiştir" diye konuştu. Özel, konuşmasını "Milletin vermediği meşruiyet o çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump’tan, onun monarşi rejimlerini öven büyükelçisinden alınmaz. Meşruiyet milletten alınır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" sözleriyle tamamladı. Özgür Özel'in açıklamasının tamamı şöyle: "Egemenlik Bayramımızı, gazi Meclisimizin 106’ncı doğum gününü kutluyoruz. İkinci olarak ise bu özel günün tüm dünya çocuklarına armağan edilmesinin kıvancını hep birlikte yaşıyoruz. Ancak ne acıdır ki iki bayramın adandığı ulusal egemenliğimiz de çocuklarımız da ağır saldırı altındadır. İkisi de güvende değildir. Bugün ülkemizde çocuklarımızın 8.5 milyonu yoksulluk çekiyor. OECD ülkeleri arasında çocuk yoksulluğunda Kosta Rika’dan sonra ikinci sıradayız. Türkiye’de artık yoksulluk ailelerden evlatlara miras kalıyor. Yoksul ailelerin çocukları, hayata kapatamayacakları kadar büyük bir farkla geriden başlıyorlar. Kaliteli ve güvenli eğitime ulaşmak sınıfsal bir meseleye dönüşmüş durumda. Eğer bir belediye ücretsiz ya da uygun fiyatlı kreş imkanı sunmuyorsa o yoksul çocuğun erken yaşta gelişimi başlamıyor, varsa tespit edilmesi gereken eksikliklerinin de farkına varılamıyor. Eğer bir belediye, o yoksul çocuğa beslenme desteği, ücretsiz içme suyu vermediyse bunlardan da mahrum kalıyor. Bir yanda özel servislerle okula giden, diyetisyen onaylı menülerle beslenen çocuklar var, diğer yanda sosyal yardım alamıyorsa beslenme çantası yerine okula umutsuzluğu ve açlığı taşıyan evlatlar var. Biri özel okulda zil çaldığında yemeğe koşuyor, diğeri kantinden aldığı yarım tostu veresiye yazdırıyor. Biri cam şişedeki temiz suyu kana kana içerken diğeri tuvalet musluğu ağzına dayamak zorunda kalıyor. Biri kapısında güvenliklerin beklediği okullarda okurken diğeri el silahlı bir saldırganın hedefi olmaktan korkuyor. Yoksul çocukların okullarının önünde çeteler, torbacılar kol geziyor. O çeteler, o mutsuz çocuklara kimlik kazandırma vaadiyle kendilerine eleman değiştiriyor. Her yıl ortalama 180 bin çocuk suça bulaşıyor. Hatta Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta en acı haliyle tecrübe ettiğimiz gibi çocuklar cinayetler işliyor. Gelirde adaletsizlik, vergide adaletsizlik, mahkemelerde adaletsizlik ve sosyal hayatta adaletsizlikler, toplumsal çöküşe neden oluyor. Evlatlarımız okulda olmasalar bu kez iş cinayetlerinde ölüyorlar. Mesleklerde güvensiz koşullarda ucuz iş gücü haline getiriyorlar. Son 13 yılda iş cinayetlerinde ölen çocuk sayısı 852’ye ulaştı. Bu ülkede birileri güvende, birileri güvende değil. 24 yıldır tek parti ile yönetilen ülkemizde maalesef çocuklar güvende değil. Çünkü bu kara düzenin çarkları çocukları değil, makamları güvende tutmak için dönüyor. İşte biz bu çark artık milletin lehine, yoksulların lehine, çocukların lehine dönsün diye siyaset yapıyoruz, bunun için mücadele ediyoruz. Tutuklama yetkisi başka bir siyasetçiye bırakılamaz İlk bayramımız Ulusal Egemenlik Bayramı. Bakın elimde 1921 yılından Meclistutanakları var. O esnada Teşkilat-ı Esasiye Kanunu görüşülüyor. Görüşmelerde Nahiye Müdürü’ne yani bir bucağın yerel siyasi amirine 24 saat ile bir hafta arasında tutuklama yetkisi verilmek isteniyor. Bolu Mebusu Tunalı Hilmi Bey buna şiddetle itiraz ediyor. Diyor ki ‘Eğer tutuklama yetkisi bağımsız ve tarafsız birine değil de Nahiye Müdürüne verilirse siyasi rakiplerini tutuklar’ diyor. Tunalı Hilmi Bey örneğin benim gibi birinin 1 hafta değil, 1 saat bile hapsi bile benim haysiyetimi kesmek için yeterli olur. Yalancı şahitler yaratırlar ve beni içeriye atarlar’ diyor. Yani mesele şudur. Bir vatandaşı ya da bir siyasetçiyi gözaltına alıp tutuklama yetkisi başka bir siyasetçinin eline bırakılamaz. Hangi hukuktan bahsedeceğiz Tunalı Hilmi Bey’in bu kürsüde anlattıkları, 105 yıl sonra 19 Mart darbesiyle bu ülkenin gerçeği haline gelmiştir. Öncesinde hakim olan, verdiği tüm kararlar Anayasa Mahkemesi’nden dönmesine rağmen Bakan Yardımcısı yapılarak siyasete sokulan birisi, Anayasa’ya aykırı olarak bu kez başsavcı olarak atanıyor ve partisine rakip olanları hapse attırıyor. Görevi tamamlanınca da yine muvafakat alıp, ödül alıp, ‘aferin’ alıp bu kez Adalet ve Kalkınma Partisi’nden, Adalet Bakanı oluyor. Bir gün önce savcı, bir gün sonra bakan olan kişi, ilk açıklamasını, il başkanları toplantısında yapıyor ve ‘Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim’ diyebiliyor. Tunalı Hilmi Bey’in tarif ettiği gibi gizli tanıklarla, yalancı şahitlerle Cumhurbaşkanı Adayımız Ekrem İmamoğlu ve onlarca seçilmiş belediye başkanımız, siyaset arkadaşımız ve bürokratımız bir yıldan fazladır hapiste yatıyor. Bu darbe ortadayken, darbeyi yapanların hukuksuzlukları ve haksız zenginleşmeleri kanıtlanmışken şimdi burada hangi hukuktan, hangi demokrasiden bahsedeceğiz? Terörsüz ve demokratik Türkiye sürecindeyiz. Partimize yönelik tüm saldırılara rağmen hatta kapatma davası açılması talebine rağmen Orta Doğu’daki tehditleri görerek, Türklerin ve Kürtlerin kardeşliğinin önemini bilerek bu milletin barışı ve bekası için bu süreci savunuyoruz ve daha fazla zaman kaybetmeden başarıya ulaşmasını bekliyoruz. Ama bu Meclis Komisyon Raporu’na kayyımların son bulmasını yazdığı halde buna rağmen hala 13 seçilmiş başkanın yerine kayyımlar oturabilmektedir. Bu Meclis Komisyon Raporuna, ‘Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır’ yazdığı halde halen daha bu kararlara uyulmamaktadır. Canı Atalay’ı, Hatay halkı seçtiği halde Meclise gelememektedir. Sayın Bahçeli o gün Meclis Başkanı sıfatıyla ismini okuttu ve yemin etmeye çağırdı. Ama bir yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi’ni de Meclis’i de yok sayıp Can Atalay‘ı hapisten çıkarmadı. Biz şimdi bu şartlarda milletin hangi egemenliğini konuşacağız? İstanbul il Başkanlığımızı 5 bin polis bastı, milletvekillerimiz darp edildi, Bursa’da, Ankara’da kadın milletvekillerimizin gözüne bir karış mesafeden gaz sıkıldı. Şimdi burada milletvekilinin, Meclisin hangi itibarını konuşacağız? Bugün Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Cumhuriyet Halk Partisi’ne kapatma davasından butlana kadar dedikodular yapılıyor. Bu partinin evini yakmaya çalışanlar başarılı olursa bu Meclis’in, bu demokrasinin kül olmasına nasıl engel olacağız? Boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz Demokrasiye kasteden vesayetçiler her gün saldırıyor. Bu millet, her sabah bir operasyona uyanıyor. Değerli arkadaşlar, bizi iyi tanıyın. Biz, boynumuzu veririz ama boyun eğmeyiz. Biz, devleti kuran partiyiz. Bir avuç darbeciye teslim olmayız. Size saldırdıklarında da darbecilerin karşısındaydık, bize saldırdıklarında da darbecilerin karşısındayız. Çünkü biz sussak, evlatlarımız susmayacak. Biz unutsak, tarih unutmayacak, tarih affetmeyecek. Ateşle oynayan evini yakar Ama şunu da bilin, Türkiye’de çok kirli ve riskli bir yol açılmıştır. Yarın günü gelir, bir gözü dönmüş savcı bir gizli tanık bulan her istediğine her iftirayı atabilir. Yarın günü gelir, bir Asliye Hukuk hakimini şeytana uyduran her siyasi partinin il Başkanlığı’nı ele geçirebilir. Yarın günü gelir bölge adliye mahkemelerine bastıran bir siyasi partinin seçilmişlerini görevinden edebilir. Ateşle oynuyorlar değerli arkadaşlar. Ateşle oynayan elini yakar, ateşle oynayan evini yakar. Yargıyla oynayan memleketin geleceğini yakar. İşte bu yüzden biz 19 Mart 2025 tarihinden beri bir mevzi olarak partimizi değil, bir cephe olarak demokrasiyi savunuyoruz. Kimseden de partimizi savunmasını beklemiyoruz. Hepinizden temsil ettiğiniz milletin iradesini savunmanızı bekliyoruz. Birileri siyaseti topyekûn tasfiye etmek istiyor. Biz ayrı partileriz. Ekonomide, ulaştırmada, sağlık hizmetlerinde rekabet edebiliriz. Ama adalet ve demokrasinin yokluğunda rekabet edemeyiz. Biz sizden her birinizin eşit ve özgür yarışabileceği demokratik ortamı savunmanızı bekliyoruz. Ara seçim çağrısı Unutmayın ki bu milletten isteyin; canını verir, evladını verir ama Atatürk’ün emaneti sandığı kimseye vermez. Bu millet vesayetçinin postal giyenine de kravat takanına da cübbelisine de geçit vermedi, vermeyecek. Bu millet huzurunu bozanları, ekmeğini küçültenleri asla affetmeyecek. Milletimiz sözünü söylemek için artık bir sandık beklemektedir. Bugün Can Atalay’ın hakkı teslim edilmezse 8 milletvekilliği boştur. Anayasanın 78’inci maddesinin emrettiği ara seçimin zamanı gelmiştir. Boş olan milletvekilleri için sandık kurulması anayasal zorunluluktur. Üstelik bu yerlerin tamamında son seçimlerde Adalet ve Kalkınma Partisi üç yıl önce birinci çıktığı seçim bölgelerinde seçimden kaçan, yenilgiyi baştan kabul eden bir iktidarın meşruiyeti sorgulanır ve milletin vermediği meşruiyet o çok güvenilen Amerikan Başkanı Trump’tan, onun monarşi rejimlerini öven büyükelçisinden alınmaz. Meşruiyet milletten alınır. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Aziz Türk milletini ve onun verdiği yetkinin kıymetini bilen tüm temsilcilerini saygıyla selamlıyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.