Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kurultay

- Kurultay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kurultay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kılıçdaroğlu: Arınmadan kurultaya gitmem Haber

Kılıçdaroğlu: Arınmadan kurultaya gitmem

Gazeteci Muharrem Sarıkaya, istinaf mahkemesinin “mutlak butlan” kararı ile Genel Başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu'nun yakın çevresine “partiyi hırsızlardan temizlemeden, arınma olmadan” kurultaya gitmeyeceğini söylediğini aktardı. Sarıkaya, Yetkin Report'ta yayımlanan bugünkü "Kılıçdaroğlu Kurultay’a gitmiyor: CHP’yi kirli insanlara mı bırakayım?" başlıklı yazısında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresine yaptığı değerlendirmeleri aktardı. Buna göre Kılıçdaroğlu, istendiği kadar imza toplansın, “partiyi hırsızlardan temizlemeden” kurultaya gitmeyeceğini söylüyor. Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP kaynaklarla yaptığı görüşmelere işaret eden Sarıkaya, "Yaptığım görüşmeler, “tedbir” gerekçesinin asıl neden olmadığını, Kılıçdaroğlu’nun partide kapsamlı bir tasfiye olmaksızın Kurultaya gitmek istemediğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. Sarıkaya, Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresiyle yaptığı değerlendirmelerden aktarılanları şöyle özetledi: • Kılıçdaroğlu “Kurultaya gitmeyeceğim demiyorum ki, tedbir olduğu sürece, bu şartlarda gidemeyiz diyorum” diyor. • Yargıtay’a yapılan başvuruların geri çekilmesi durumunda tedbir sürecinin sona ereceği anımsatıldığında ise Kılıçdaroğlu, “Tamam kurultayla gideceğim” diyor; “Ama parti kirlilikten arınmadan, hırsızlar partiden temizlenmeden kurultaya gidilmesi doğru mu? Bakın bakalım önceki yönetimin yanında olan isimlere. Nasıl zenginleşmişler bir anda? Savcılık şimdi yakınlarının da malvarlıklarının araştırılmasını MASAK’tan istedi. Bakalım neler çıkacak? • Bunun kurultay sürecini daha da uzatacağı anımsatıldığında da Kılıçdaroğlu’nun, “Dijital çağda uzun sürmez, bir ay içinde hepsi ortaya çıkar; o zaman bakalım kim ne diyecek?” dediği de belirtildi. • Kılıçdaroğlu yakın çevresiyle yaptığı değerlendirmelerde İsmet İnönü döneminden sonra “tek başına iktidar olamamasına rağmen ahlaki üstünlüğünü koruyarak kimliğini ayakta tutmayı başardığına” vurgu yapıyor. • Partide yaşananlardan kendisi de hoşnut değil. Ama yakında herkesin kendi haklılığına inanacağına inanıyor. “BUTLAN ÇIKARSA GELİRİM DEDİM” Sarıkaya, Kılıçdaroğlu'nun diğer değerlendirmelerini de şöyle aktardı: • “Özgür Özel ile her türlü diyaloğu, ortak çözümü denedim ama olmuyor. Özgür Bey arınmayı kabul etmekten kaçınıyor. Butlan kararı çıkmadan önce Mansur Yavaş (Ankara Büyükşehir Başkanı), Vahap Seçer (Mersin Büyükşehir Başkanı) ve Engin Özkoç birlikte geldiler ve Mutlak Butlan çıkması halinde benim görevi kabul etmememi istediler. Ben de kendilerine eğer bir çağrı heyeti oluşturulmak istenirse bunda yer almayacağımı, ama butlan ile göreve dönmem yönünde bir karar çıkarsa da bunu kabul etmek durumunda kalacağımı söyledim. Çünkü ben kabul etmediğim takdirde çok daha sıkıntılı bir sonuç doğuracağını, kişilerin eline kalacağını belirttim. Butlan kararı çıkınca da verdiğim sözde durdum. “BUTLAN KARARI ARDINDAN ÖZEL’İ ARADIM” • Butlan kararı çıktığı gün de Özgür Bey’i de aradım, haldi gel beraber bir yol bulalım diye ama yanaşmadı. • (Sabah 07:00’de partiye giden milletvekilleri) Ben yollamadım, milletvekili arkadaşlar gitmiş. Ama onları da içeri almamışlar. Milletvekili partisinin genel merkezine nasıl sokulmaz? (Partili olmayan kişilerle gitmişler) Yanlarındaki o kişilerle gitmeleri doğru değildi. Belki o saatte gitmeleri doğru olmayabilir, ama milletvekilini içeri nasıl almazsınız siz parti genel merkezinde. • Ayrıca o gün polisin içeri girmesi doğru değildi. Ama bana 10’uncu, 12’nci katlara, 5 ve 6’ya polisin girmediğini söylediler. Genel Başkan ve yardımcılarının bulunduğu katlara polis girmemiş. Ben bana söyleneni söylüyorum. “PARTİYİ ARINDIRMADAN GİTMEM” • Ben de kurultay istiyorum. Kurultay yapılmayacak demiyordum ki… Kurultay tabii ki yapılacak. İmza sayısı bırakın 900’ü, 1300 de olabilir, ama tedbir kararı varken kurultayı nasıl toplayacaksınız? (Yargıtay’daki başvurular çekilince toplanır) İyi de mahkeme para ile delege alıp satan 8 kişinin adını da kararında belirtti. Onları ne yapacağız? Parayı alanlar, aldım diyor; onlarla ilgili ne diyeceğiz? Parti kirlilikten arınmadan kurultaya gidilmesi doğru mu? Bu kişiler para ile iş yaptı. • Bu parti İnönü dönemi hariç, tek başına hiç iktidar olmadı. Ama bu sürede hiç kimse ahlaki yönden partiye tek kelime edemedi. Ahlaki üstünlüğünü ve dürüstlüğünü hiçbir zaman kaybetmedi. • Biz partiyi tekrar kirli insanlara bırakırsak, para karşılığı delege alıp satanların kirli oyunlarına tekrar teslim edersek, hırsızlara, zenginleşmesinin kaynağını açıklayamayan en yakınındaki kişilere partiyi bırakırsak, o zaman arınmayı nasıl başaracağız? • O villaları kim nasıl almış, onların hepsini tek tek sıralayacağım. Bir süre sonra herkes kimin ne olduğunu anlar, maskeleri düşer. Bu kişilerin partiden atılmasını sağlayacağım. • Zenginleşmesinin kaynağını açıklayamadığı için muhasebe ofisini yakan bir insandan söz ediyorum. Neden yanar bir şirketin muhasebe ofisi? Kirli paranın kaynağını açıklamayacağı için… Ne kadar sürerse o kadar… Ama kısa sürede kurultayı toplarız, uzun sürmez. Yakında hepsini tek tek açıklayınca insanlar kimin ne olduğunu görür. “ERDOĞAN’IN KONTROLÜNE NİYE GİREYİM?” • Toplum ilk başta tepki gösterebilir. Ama onlar bunu yapıyor diye biz arınmaktan vaz mı geçeceğiz? Temiz olmayan, kirli insanları partide mi tutalım? Bu mu isteniyor? Ben hepsini temizleyeceğim. • Partiden bir şirkete tam 700 milyon lira vermişler. Özgür Bey’e soracağım bu parayı niye verdin diye… Kim bunlar? Para ile irade satılır mı? Ben onların televizyonlarına çıkmak istiyorum. Halk TV’de, Sözcü TV’de “Haydi gelin, bana dilediğinizi sorun” diyorum ama beni çıkarmıyorlar. • Beni Erdoğan ile diyalog kurmakla suçluyor. Oysa Bülent Arınç üzerinden diyalog kurmaya çalışan kendisiydi. Ben çıkıp müzakere değil, mücadele lazım demedim mi? Ben Erdoğan’ın kontrolüne niye gireyim? • Bana diyorlar ki bayramlaşma konuşmasında iktidara laf etmedi… Söyledim ya, 418 milyarı, 128 milyarı, 5’li çeteyi. Müzakere değil mücadele etmek lazım dedim yine. •Mahir Polat arkadaşımızın TGRT’ye teşekkür etmesi yanlıştı. Benim yakınlığım yok."

CHP'de olağanüstü kurultay için düğmeye basılıyor! Haber

CHP'de olağanüstü kurultay için düğmeye basılıyor!

CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'de CHP Merkez Yönetim Kurulu'nu (MYK) topladı. Toplantının ardından CHP Sözcüsü Zeynel Emre açıklamalarda bulundu. Emre'nin açıklamaları şöyle: “Olağanüstü durumlar, olağanüstü şartları oluşturur. Bizler de öyle günlerden geçiyoruz. Biz bu şartlar altında Gazi Meclisi'mizde seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in başkanlığında MYK toplantımızı yaptık. Gündemi değerlendirdik. “KUMPAS SÜRECİNİ DEĞERLENDİRDİK” Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde bulunduğu, içine düşürüldüğü bu kumpas sürecini değerlendirdik. Buradan nasıl çıkarız, hangi yol, hangi metotlarla halkımızla birlikte bu kumpasları savuştururuz bunu konuştuk. Tabii esasında gerek söz konusu butlan kararı çıkmadan evvel, gerekse çıktıktan sonra hemen hemen herkesin ortaklaştığı bir süreç var. Neden Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına bu geldi? Neden Sayın Özgür Özel'e yönelik böyle bir olay gerçekleşti diye. Çünkü biz biliyorduk ki, Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar bir genel başkan, seçim dönemi dışında 110'dan fazla miting yapsın, milyonlarca yurttaşla buluşsun, Cumhuriyet Halk Partisi'nin geleneksel oyunun çok daha üzerinde bir oy oranıyla, bir buçuk yıldır yaşadığı kumpaslara karşın oyunu artırarak rakibinin önünde çıksın. “BOP’A HİZMET EDEN BİR İKTİDAR VAR” Türkiye'nin bağımsızlığı için, ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün çizdiği yol doğrultusunda, ülkemizin bağımsızlığı ve emperyal hesapların dışında bir dış politik tutum sergilediği için elbette ki böylesine önemli bir coğrafyada, böylesine önemli bir yerde siyaset yapan biri olarak hedef haline gelecekti. Biz bunu ülkemiz için yaptık. Biz biliyoruz ki burada bir Büyük Ortadoğu Projesi var ve o Büyük Ortadoğu Projesi'ne hizmet eden bir iktidar var. Buna karşın, hatırlarsanız son birkaç senedir Gazze'deki insanlık dramına, orada çocuk kadın demeden yapılan katliamlara, o işi meşrulaştırmak adına kurulan Gazze kuruluna şiddetle karşı çıkan ve bunu protesto amaçlı olarak altı partiyle Eyüpsultan'da ortak miting düzenleyen, farklı etkinlikler yapan, devlet başkanlarına mektup yazan ve bu planların dışında dünya içinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, demokrasiyi, eşitliği savunan bir liderin hedef haline gelmesi elbette ki beklenen bir durumdu. “AKP’NİN YARGI KOLLARI, BUTLAN KOLLARIYLA ORTAK HAREKET ETTİ” Değerli arkadaşlar, biz tabii şunu net olarak söyleyelim; burada bugünkü toplantımızda biraz genişletilmiş bir MYK yapmış olduk. Yani önceki dönem MYK'de yer alan ve Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde görev alan altı arkadaşımızı da dahil ederek gündemi geniş bir şekilde değerlendirdik. Ve ortada şu sonuç var: Bu bahsettiğimiz çalışmalar, partimizin son yerel seçimlerdeki birinci oluşu, cesaretle mücadele etmesi, Saray'ın bir cici muhalefeti haline gelmeyi reddetmesi karşısında AKP'nin yargı kolları, partimiz içerisindeki maalesef butlan kollarıyla birlikte ortak hareket ederek böyle bir kumpası kurdular. “CUMHURİYET TARİHİNİN EN ÖNEMLİ YÜRÜYÜŞLERİNDEN BİRİ” Biliyorsunuz biz dün yüz binlerce vatandaşımızla birlikte Ankara'da, Ankara İl Başkanlığımızın önünde bayramlaştık. Daha sonra da belki de Cumhuriyet tarihinin en önemli yürüyüşlerinden birini yaparak Anıtkabir'e yürüdük. Atamıza gittik ve orada da o alan daha tıka basa dolmuşken dahi yürüyüşün devam ettiği, o kadar uzun bir kortejin olduğu bir süreci yaşadık. Şüphesiz ki tüm bunlar, gerek bizleri gerekse bu karar sonrasında bir an için umutsuzluğa kapılan vatandaşlarımız açısından da yüreklere su serpilen görüntüler olmuştur. “TÜRKİYE BİR TEK ADAM DEVLETİ HALİNE GELMEYECEKTİR” Türkiye Cumhuriyeti asla ve asla bir adamın, bir zümrenin, bir kişinin, bir partinin tekeline girmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti; egemenliği kayıtsız şartsız halktan alındığı, meşruiyetin halktan alındığı, çeşitli ayak oyunlarıyla, yargıyı kullanarak, farklı enstrümanları kullanarak, siyasi partilere kumpas yapılarak bir tek adam devleti haline gelmeyecektir. Biz kendimize güveniyoruz, vatandaşımıza güveniyoruz. Bizim açımızdan 'meşruiyet nedir?' dediğimizde, hem siyasi partilerde hem de iktidarlar açısından halktan aldığınız oydur, bunun karşılığıdır. Bir parti halktan yeteri kadar destek bulmuyorsa ve rakibine gayriahlaki bir şekilde kumpaslar kuruyorsa o da meşruiyetini kaybetmiştir. Partiler açısından da delege iradesine dayanmayan, partililerin iradesine dayanmayan hiçbir yönetimin de meşruiyeti yoktur. KEMAL KILIÇDAROĞLU'NUN FETÖ İDDİALARI Şimdi kıymetli arkadaşlarımız, bir konunun daha altını çizmek isterim. Sayın Genel Başkanımıza yönelik dünkü işte önceki genel başkanımızın yapmış olduğu bir "FETÖ artıklarını temizleyemediğim için özür dilerim" cümlesinden sonra, belli ki önceden çalışılmış, çok organize bir şekilde sosyal medyada ve çeşitli platformlarda saldırılar yapıldığını görüyoruz. Yani Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel'i FETÖ ile ilişkilendirmeye çalışan, sanki irtibatı varmış gibi bir algı oluşturmaya çalışan bir aklı görüyoruz. Burada da hakikaten üzücü bir durum. Efendim işte bundan 10 yıl önce bir FETÖ itirafçısının bir beyanı varmış da o beyanı üzerine işte sanki oradaki ifadeler de doğruymuş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. “ÖZGÜR ÖZEL KUMPAS DAVALARINI TAKİP ETTİ” Önce şunun altını çizelim; Sayın Özgür Özel ilk milletvekili olduğu dönemde, daha Cumhuriyet Halk Partisi kurumsal olarak Ergenekon davalarını takip etmeden, o kumpas davalarında gidip izlemiş, oradaki kumpasları dile getirmiş, gerek Ergenekon'da, gerek Balyoz'da, gerek İzmir Askeri Casusluk davasında, Mamak'ta, Hasdal'da, Hadımköy'de, Silivri'de ziyaret etmediği, mağdur edilen, tutsak edilen asker kalmamıştır. Ve bu konuda kitap yazmıştır. İzmir askeri casusluk davasını kimse bilmezken oradaki kumpasları ortaya çıkarmıştır. “15 TEMMUZ GECESİ MECLİS’İ TERK ETMEDİ” En önemlisi ise o zamanki Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu'nun uçakta bulunması nedeniyle 15 Temmuz gecesi inisiyatif almış, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelmiş, burada meclisin açılmasına katkı sunmuş, meclise bomba atıldığı anda dahi genel kurulu terk etmemiş, meşruiyetin yanında durduğunu Cumhuriyet Halk Partisi adına ilan etmiş ve büyük bir cesaretle bu girişimi yapma konusunda bir an bile tereddüt etmemiş ve o günkü tutumu nedeniyle FETÖ'cüler hariç bu ülkedeki her kesimden, her siyasi partiden, her medyadan büyük takdirler almıştır, övgüler almıştır. GRUP TOPLANTISI TARTIŞMASI Bizim toplanma, konuşmak için özel bir şeye ihtiyacımız yok. Biz grup toplantımızı yapacağız. Genel Başkanı'mız nerede konuşuyorsa grup toplantısı oradadır. Orası bizim salonumuz. Biz oraya gireceğiz. Konuşmamızı yapacağız. Olması gereken bu. Bir anormallik olursa o zaman birlikte görmüş olacağız. “O KADAR ÇOK YALAN PROPAGANDA VAR Kİ” Uşak konusuna gelince. Özkan Yalım, Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan iken 2 kez vekil adayı olmuştur. Bir soruşturma sonrası ortaya çıkan bir takım özel görüntüler sonrası kendisini ihraç ettik. O kadar çok yalan propaganda var ki. “PAZARTESİ İMZALARI TOPLUYORUZ” Pazartesi imzaları topluyoruz. Mahkemenin kararının doğrultusunda yetkili olan delegelerin imzasını topluyoruz."

İl Kongresi davası: Duruşma ertelendi, kayyum heyeti devam edecek Haber

İl Kongresi davası: Duruşma ertelendi, kayyum heyeti devam edecek

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptali ve seçilen yönetimin görevden uzaklaştırılması istemiyle açılan davada, istinafın karar değiştirerek İstanbul mahkemelerini yetkisiz bulduğu yönündeki kararlarının dosyaya sunulmasını isterken, Ankara’daki dava dosyasıyla yeniden birleştirme talebi gönderilmesine karar verdi. CHP 38. Olağan İstanbul İl Kongresi davası kapsamında, kongrede seçilen il başkanı Özgür Çelik ve yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılması ile kongre kararlarının iptali istemiyle açılan davanın yeni duruşması İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yapıldı. Taraf avukatları duruşmada hazır bulundu. Davacı vekili İlkay Orhan söz alarak şu şekilde beyanda bulundu: “Dava açıldıktan sonraki tarihte ifadesine başvurulan özellikle parti içerisinde etkin görevde bulunan kişilerin beyanları da esas alındığında CHP 38. İstanbul İl Kongresi aynı zamanda 38. Kurultayı sırasında delege iradelerinin çeşitli menfaatler karşılığı sakatlandığı açık bir şekilde ortadadır. Davanın kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz.” İstinaf, kararını değiştirdi Ardından söz alan CHP’nin avukatı Çağlar Çağlayan ise şöyle konuştu: "İstinaf mahkemesi öncesinde mahkemeyi yetkili görmüştü. Ancak mahkeme bu yöndeki kararını değiştirdi. Celse arasında İstanbul İstinaf Mahekemeleri başkaca davalarda verilen yetkisizlik kararlarına dair istinaf başvurularını reddetti. Hâliyle istinafın son kararları İstanbul Mahkemelerinin yetkisiz olduğu yönünde olmasından yetkisizlik kararı verilmesini talep ederiz." Ara kararını kuran mahkeme, istinafın İstanbul’daki mahkemeleri yetkisiz bulduğu karar değişikliğinin kendilerine sunulmasını istedi. Ankara'daki dava dosyasıyla birleştirme talebi Ara kararda, Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2026/4 esas sayılı dosyasına yeniden birleştirme talebi gönderilmesine ve ceza dosyasındaki son duruşma tutanaklarının mevcut dosyaya eklenmesine de karar verildi. Ara karara göre, Gürsel Tekin ve heyeti görevine devam edecek. Mahkeme, duruşmayı 10 Temmuz 2026 saat 11.00’e erteledi.

CHP'nin kurultay davasında İBB talebi reddedildi Haber

CHP'nin kurultay davasında İBB talebi reddedildi

Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 38'inci Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan ceza davasının, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası ile birleştirilmesi talebi reddedildi. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dünkü (23 Şubat) duruşmada cumhuriyet savcısı, davanın İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davayla fiilen bağlantılı olduğunu kaydederek, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesine muvafakatname yazılmasını ve dosyanın İstanbul'daki dosyayla birleştirilmesini talep etmiş, mahkeme, dosyanın, savcının görüşü doğrultusunda İBB davasına bakan mahkemeye muvafakatname yazılarak İstanbul'daki dosyayla birleştirilmesinin talep edilmesine karar vermişti. Muvafakatname talebi reddedildi, dava Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nde devam edecek. İDDİANAMEDEN Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kasım 2023'te yapılan CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı'na ilişkin iddialarla ilgili 10 Şubat'ta soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında bazı delegelerin ve parti mensuplarının ifadelerine başvuruldu. Sona gelinen soruşturmada iddianame tamamlandı. İddianamede; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Sancaktepe İlçe Başkanı Özgen Nama, CHP Bitlis İl Başkanı Metin Güzelkaya, CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner, CHP Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcısı Serhat Can Eş, eski CHP Mardin İl Başkanı Mehmet Kılınçaslan ve eski CHP Parti Meclisi Üyesi Hüseyin Yaşar şüpheli sıfatıyla yer aldı. KILIÇDAROĞLU 'MAĞDUR' SIFATIYLA YER ALIYOR İddianamede eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 'mağdur' sıfatıyla yer aldı. İddianamede, İmamoğlu’nun divan başkanı olduğu CHP 38’inci Olağan Kurultayı'nda, diğer sanıklarla birlikte bazı delegelere para verildiği, adaylık ve iş vaadinde bulunulduğu, market kartı dağıtıldığı, oy pusulası fotoğraflarının istendiği, ikinci turun geciktirilerek yanlış bilgilendirme yapıldığı ve bu yollarla Özgür Özel’in kazanması için delegelerin iradelerinin yönlendirildiği iddia edilerek, tüm sanıkların 'Seçim kanununa muhalefet' suçundan 3'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.