Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekrem Imamoğlu

- Ekrem Imamoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekrem Imamoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ekrem İmamoğlu: "Bu millet umudu kesmeyecek" Haber

Ekrem İmamoğlu: "Bu millet umudu kesmeyecek"

İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 98. günü, İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde yapılıyor. Ekrem İmamoğlu savunmasında, hakkındaki davaların anlatmakla bitmeyeceğini, kötü süreçlerle muhatap edildiklerini belirterek, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerinden yürütülen davalar, operasyonlar ve buna ilişkili 15-16 tane mahkemenin varlığı, aslında işte tamamının bir bütün olması ve meselenin tümüyle siyasi olması, tümüyle bu zemine oturtuluyor olması nettir. Çünkü rakipsizleştirme, bugünkü siyasi iradenin ve iktidarın hedefidir. Toplumun rakibi, daha doğrusu Cumhurbaşkanına karşı mücadele edecek olan kişiyi, Cumhurbaşkanının bizzat kendisinin tespit etme arzusu bugün yaşadıklarımızın sebebidir" diye konuştu. "Adaysızlaştırma, lidersizleştirme, partisizleştirme zincirinin en ağır, en akıl almaz, en absürt, en skandal halinin de casusluk iftirası" olduğunu söyleyen İmamoğlu, şunları kaydetti: "Ne tesadüftür ki casusluk iftirası içerisinde kurulan tezgahın, o kötü senaryonun, onu yazan ve yazdıran aklın oraya koyduğu aktörün, hiç tanımadığım, hiç bilmediğim, sadece beş dakikalık bir fotoğraf anısına sahip olduğum kişinin diğer salonda casusluk davasına dönüşmesi, aynı kişinin de bu duruşmada bu davada yöneticim olmasını sağlamıştır." "Kazandığımız 26 belediyenin 11’ini elimizden aldılar" Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2024'te, İstanbul’un kararını verdiğini ve 39 ilçenin 26'sını kazandıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Bildiğim kadarıyla İstanbul'da ilk. Ve de şunu da söyleyeyim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi oylarında 39 ilçenin 32'sinde 1'inci olduk. 39 ilçenin 32'sinde 1'inci olduk milletimizin o kutsal oylarıyla. 13'ünü merkezi idareyi yöneten hükümetin partisi kazandı. Bugün o haritaya bakın, bizim kazandığımız 26 belediyenin 11'ini elimizden aldılar. Bir tek sandık kurulmadan, bir tek oy kullanılmadan. Nasıl mı? 3 yolla. Birinci yol; kelepçe ve kayyum. Esenyurt az önce ifade ettiğim gibi Ekim 2024'te gözaltına alındı. Az önce söylediğim uydurma iddianameyle, kent uzlaşısı iddianamesiyle yerine bir kayyum oturtuldu. Sonra tahliye edildi ama görevine dönemedi. Hala da dönemedi. Yerine oturtulan kayyumun da ne duruma düştüğünü geçenlerde takip ettik. Aynı şey Şişli'de, Belediye Başkanımız kendisi burada, Resul Emrah Şahan Başkanımız, yine aynı şekilde 19 Mart operasyonuyla gözaltına alındı. Yine kent uzlaşısı üzerinden tutuklandı ve de Mart 2025'te de Şişli'ye kayyum atandı. Birinci yöntem bu." "Sandığı tanımayanlar yerine kayyımı koydu" Sandığı tanımayanların, sandığın yerine kayyum olarak kaymakamı veya valiyi koyduğunu aktaran İmamoğlu, şöyle konuştu: "İkinci yöntem, 'başkanı tutukla, meclisi değiştir' yöntemi. Bu yöntemin adımları hep aynı. Önce seçilmiş başkan gözaltına alınır, tutuklanır, görevden uzaklaştırılır. Sonra meclis toplanır, başkanvekili seçilir. Bizim aday kazanırsa seçim mahkemeye taşınır, iptal edilir. Sonra meclis üyelerine sıra gelir. Kimi gözaltına alınır, kimi bir gecede parti değiştirir ve seçim, sayılar değiştikten sonra tekrarlanır. Gaziosmanpaşa'da meclis, birkaç örnek vereceğim. Gaziosmanpaşa'da meclis çoğunluğu zaten AK Parti'ye aitti. Başkanımız Hakan Bahçetepe tutuklandı. Haziran 2025'te belediye meclisi oylamasıyla karşı tarafa geçildi. Bayrampaşa'da meclis çoğunluğu partimize aitti. Hasan Mutlu tutuklandı. Başkanvekilliği seçimini bizim adayımız kazandı. İtiraz edildi. Mahkeme seçimi iptal etti. Seçim Ekim 2025'te tekrarlandı ve belediye tek oy farkla, bildiğiniz yöntem ve usullerle ya korkuyla ya tehditle yargının da kullanılmasıyla birlikte Bayrampaşa el değiştirdi ve AK Parti'ye geçti." "Üsküdar bir facia…" Üsküdar Belediyesi'nde yaşananları ise "facia" olarak nitelendiren Ekrem İmamoğlu, şunları kaydetti: "Yarısını anlatabilirim, yarısını anlatmaya edebim ahlakım yetmez. Yani o edebim ahlakım onu anlatmama engel olur. Sinem Dedetaş… Yönettiği belediyeye önce bir operasyon yapılıyor. Daha sonra burada bir sistem yönetiliyor. İnsanların üzerine gidiliyor, korku salınıyor, meclis üyeleriyle ilişkilere geçiliyor. Sonra Sinem Dedetaş, Temmuz 2026'da gözaltına alınıp tutuklanıyor. Ve de Ağustos'ta yapılan başkan vekili seçimini 22'ye 18 adayımız kazanıyor. Suç duyurusu yapılıyor, mahkeme seçimi iptal ediyor. Seçim tekrarlanana kadar 4 meclis üyemiz parti değiştiriyor. 3 meclis üyemiz gözaltına alınıyor. Yani çare tükenmiyor! İkisi tutuklanıyor, biri serbest bırakılıyor ve oylamanın olacağı gün gözaltında tutuluyor önce, sonra tutuklanıyor ve 8 Eylül'de aynı meclis 23'e 19 bu sefer karşı tarafa geçiyor. Bir genç anneye, bir onurlu namuslu avukat meclis üyesine yapılanları yaradan da biliyor. Ben de çok iyi biliyorum, bu millet de günü geldiğinde öğrenecek. O insanları korumak adına bugün konuşmuyorum. Ama yapılan vahşiliği, yargı eliyle insanların nasıl yerle bir edildiğini, insanlığın, onurun, haysiyetin nasıl yerle bir edildiğini ben biliyorum. Bunu cümle alem de biliyor. Böyle bir vahşilik olamaz ya. Savcılık ne zamandan beri insanları tehdit mekanizmasına dönüşmüş? Ya bir insanın yakınının serbest kalıp kalmaması üzerinden siyasi pazarlık bu ülkenin sınırlarından içeriye ne zaman girdi? Adliyenin içerisine ne zaman sızdı bu? Arkadaş, olacak şey mi? "Adalar'da öğrendik, 2, 10'dan büyüktür" Dünya beşten büyüktür! Ama Adalar’da öğrendik ki 2, 10’dan büyüktür. Adalar’da bunu gösterdi bu iktidarımız. Neymiş efendim meclis üyeleri geçmeseymiş. Şu olmamış, bu olmazmış, olmasaymış da falan filan. Allah sizi ıslah etsin. Bu ülkede, bu insanlara bu şekilde diz çöktürmek, bizim insanımıza diz çöktürmek hem de yönetici tarafından; yani en güçlü el tarafından, hükümet tarafından, bakan tarafından, yargı tarafından bunun yapılması nasıl anlatılabilir? Ve Adalar da el değiştirdi. Hem de aynı konumdaki iki meclis üyesinin birisi göreve döndürülüyor, öbürü döndürülmüyor. Çünkü göreve döndürdükleri, iktidar lehine oy vereceği netleşiyor ama diğeri dönmem kararımdan dediği için o görevine döndürülmüyor." “Şu ilin belediye başkanı geçiş yapmış, vahim, allah düşürmesin” İmamoğlu, İstanbul'un ilçelerinin bu şekilde gasbedilmesinin, milletin iradesine yapılan büyük bir vurgun olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: “Ondan sonra efendim neymiş? Şu ilin büyükşehir belediye başkanı geçiş yapmışmış. Artık geçtikten sonra o parti kimsesizlerin kimsesi, kime yutturuyorsunuz bunu? Vahim yani, vahim. Allah düşürmesin. Allah o duruma düşürmesin. Utanç verici. Haysiyetini, onurunu yerlere seren, perişan eden bir durum. Ama ben o adamı düşünmüyorum. Bu ülkenin en güçlü koltuğunda oturan bir insanın bu şekilde zorlayarak bu süreçlerin nasıl yapıldığını hepimiz biliyoruz. Bu hale düşürülen toplum yazıktır. Bu ülkede vesayet diye bir şey bu ülkenin en büyük düşmanıdır. Tebayı biz hafızamızdan sileli 100 sene oldu. Ben dünyanın en onurlu toplumunda yaşıyorum, en mutluyum niye? Korkma diye İstiklal Marşı başlıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Diz çök, elini öp. Ondan sonra sağına geç, soluna geç, elini kaldır, indir, haha hihi bütün yandaşları alkışlasın. O il başkan çalışmaz ki zaten. O ilçe başkanı da nasılsa seçimi kazanırsa, beyefendi işaret edilecek, işlem yapılacak, hazırlanacak, tamamlanacak, geçiş yapılacak, kaldır elini, indir aşağıya. Bu millet bunu yutmaz. Bu millet muhtarlıktan, mahalleden seçimleri öğreneli 200 yıl oldu. Biz öyle 20-30 yıllık demokrasiyi sandığı yaşayan bir toplum değiliz. Ceketimizi alıp evimize mi gideriz biz? Bitti. "İktidar bizim için saltanat değil, bizim saltanatımız evde" İktidar bizim için bir saltanat değil. Bizim saltanatımız evimizde. Orada da evin reisi eşim. Belki kızım, bilmiyorum. Ama öyle bir şey olmaz. Öyle bir sefalet bu ülkeye yaşatılmaz. Utanç verici. Herkes utanmalı, herkes başını öne eğmeli, herkes düşünmeli. Bunun partisi yok. Bu benim partimin konusu değil. Bu partinin o partinin konusu da değil. Bu ülkenin başındaki iktidarın bu ülkeye yaşattığı en büyük zalimliktir. Çünkü insanların haysiyetiyle oynuyorsunuz. İnsanların duruşunu etkiliyorsunuz. Ya bizde laf vardır: Mert olmak, yiğit olmak, dürüst olmak, ahlaklı olmak, satmamak, davadan dönmemek. Bu utanç verici. 25 yıl sonra bir iktidar kendisini bu duruma düşürür mü?” “Oturduğu koltuktan kalkmıyor, git evine çoluğunla uğraş” İmamoğlu, kendisinin şanslı olduğunu, babasının kendisine işini 23-24 yaşında emanet ettiğini söyleyerek, “Ama bu nasıl bir kuşak? Oturduğu koltuktan kalkmıyor. Kimin koltuğu? Milletin koltuğu. Bırak Allah aşkına milleti rahat ya. Git evine çoluğunla, çocuğunla, torununla, torbanla uğraş ya. Yazıktır, günahtır bu millete. Bu milletin aklıyla dalga geçme. Bu milletin aklı kendine yeter. Sanki kendini seçilmiş tek akıllı insan zannedersen olmaz yani. Bu millet bunu kaldırmaz, ben kaldırmam. Hiç kimse kaldırmaz, hiç kimsenin evladına kaldırmaz. Babasını çekmez çoluk çocuk kendi babasını, annesini çekmez bu kadar. Ayıptır. Bu bir gasptır. Bu bir vurgundur, milli irade vurgunudur. Ağır bedelleri olacaktır. Kişilikle oynamaktır, bu toplumun kişilik kodlarıyla oynamaktır. Ben bunu kaldıramam. Ve ben haysiyetim için yaşıyorum. Ben namusum, iffetim için, onun için yaşıyorum” ifadelerini kullandı. “Millet sandığı iple çekiyor” Bu milletin sandığı iple çektiğini, iktidarın sandıkta kazanamadıkları belediyeleri, kelepçeyle, kayyumla, rozetle almaya çalıştığını söyleyen İmamoğlu, “Bu siyaset değildir. Ganimet anlayışı, ganimet. Belediyeyi milletin değil, kendi malları sayan bir anlayış” dedi. Gerçekten çok tehlikeli bir durumun yaşandığını dile getiren İmamoğlu, şunları söyledi: “Benim endişem, yurttaşın umudunu kesmesi. Ama kesmeyin. Sizin damarlarınızda, sizin genetiğinizde demokrasi vardır. 200 yıllık mücadelenin karşılığı vardır. Totaliter düzenin tam olarak istediği, sizin umutsuz olmanızdır. Umudunuzu kesmenizdir. Güçlü ve iradeli olun. Gücünüzü birbirinizden alın. Canınız sıkıldığında bir araya gelin, korkmayın. Devletimizin güzel memurları korkmayın. Öyle yandaşlık mandaşlık, geçin o işi. O işler bitti gitti. Millet millettir. Kötülüklerin hesabı sorulur. Bu millet umudu kesmeyecek. Çünkü bu millet iradesine el uzatanları her seferinde sandıkta yeniden yenmiştir. Tekrar yenecek. Bu düzenin en somut ürünü ise bu dosyadır ve bu dosya gerçekten ağır bir dosyadır. Onun için evet milletimiz direnmek ve çok çalışmak zorundadır. Evet diyorum ki diren ey halkım, diren haksızlığa, hayasızlığa, namussuzluğa diren, kötüye, çirkine, yanlışa diren ve yenilme. Yenilmeyeceğiz ve direneceğiz." Ekrem İmamoğlu, savunmasının birinci gününü bitirdi, cuma günü öğlene kadar savunmayı toparlayacağını belirtti. Mahkeme Başkanı da duruşmayı bugünlük sonlandırdı. İmamoğlu, savunmasına yarın devam edecek. Ekrem İmamoğlu salondan ayrılırken gazetecilerin olduğu bölüme dönerek, “Hepinize geçmiş olsun. Bu zor günleri aşacağız, büyük bir gasptır bu. Allah hepinizi korusun, yanınızdayız” dedi.

İmamoğlu’nun ‘makam aracı’ davasında savunması: “Bedava tahsis edilen arabadan suç çıkarma girişimidir” Haber

İmamoğlu’nun ‘makam aracı’ davasında savunması: “Bedava tahsis edilen arabadan suç çıkarma girişimidir”

Tutuklu İBB Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasına ilişkin davanın ilk duruşması Silivri’de görüldü. İmamoğlu, savunmasında aracın belediyeye bedelsiz tahsis edildiğini belirterek suçlamayı reddetti. Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada İmamoğlu ile birlikte 12 sanık yargılanıyor. İddianamede İmamoğlu ve diğer sanıklar hakkında “görevi kötüye kullanma” suçlaması yöneltilirken, İmamoğlu için 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. İddianamede kamu zararının 122 bin 305 lira 70 kuruş olduğu öne sürülüyor. “Bedava tahsis edilen arabadan suç çıkarma girişimi” Savunmasına devam eden İmamoğlu, belediyenin kiralamayı planladığı aracın aylık maliyetinin yüksek olduğunu, bunun yerine kendi şirketine ait aracı belediyeye bedelsiz tahsis ettiğini söyledi. İmamoğlu, “O dönem KDV dahil yanlış hatırlamıyorsam 7 bin 200 lira ihale, o günün rakamlarıyla 3 bin dolara tekabül eden, aylık kirası 3 bin doları aşan bir aracın kiralanması yerine ‘Buna gerek yok. İade edin. Bu arabayı belediyeye bedava tahsis edelim, şirketimin arabasıdır’ diyerek yapılan işlemden Ekrem’e suç çıkarma girişimidir” dedi. İmamoğlu, “Benim aracım varsa milletin parasını neden makam aracına harcayayım?” diyerek işlemin kamu yararı gözetilerek yapıldığını savundu. “Seçimle gelen seçimle gider” Belediye başkanlığını daha pahalı araçlara veya makam odalarına sahip olmanın aracı olarak görmediğini söyleyen İmamoğlu, “Seçimle gelen seçimle gider” ifadelerini kullandı. İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde makamı halkla bir arada olmak için kullandığını belirterek, görev yaptığı dönemlerde gecekondularda iftar sofralarına, pazar yerlerine, okullara ve esnafın bulunduğu alanlara gittiğini söyledi. “Kusmuk hallerini yaşadık” Savunmasında yargı süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan İmamoğlu, daha önceki davalarda tutuklanan kişilerin “itirafçı” olmaya zorlandığını ileri sürdü. İmamoğlu, bu durumu Yalçın Küçük’ün korku ve itirafçılık üzerine değerlendirmelerine atıf yaparak anlattı. İmamoğlu, hukuk devletinde hakim, savcı, gazeteci, siyasetçi ve vatandaşların korkmadan yaşayabilmesi gerektiğini söyledi. “Zihniyeti tartışalım” İmamoğlu, davanın konusu olan aracın yanı sıra kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin başka örneklerin de tartışılması gerektiğini savundu. Kendisinin görev yaptığı belediyelerde makam odası ve kişisel zevk alanları oluşturmadığını söyleyen İmamoğlu, “Onun için otomobili değil, biraz zihniyeti tartışalım” dedi. İmamoğlu ayrıca kamu kaynaklarının makam araçları, lüks konutlar ve ayrıcalıklı yaşam alanları için kullanılmasını eleştirdi; farklı kamu görevlileri ve belediyelerdeki harcamalara ilişkin örnekler verdi. Davanın iddianamesinde ise İmamoğlu’nun ortağı olduğu şirkete ait aracın makam aracı olarak kullanılması ve aracın yakıt, lastik, bakım ve onarım giderlerinin belediye bütçesinden karşılanması nedeniyle kamu zararına yol açıldığı ileri sürülüyor.

İmamoğlu'ndan İBB davası açıklaması: Geriye senaryo kaldı! Haber

İmamoğlu'ndan İBB davası açıklaması: Geriye senaryo kaldı!

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı (İBB) ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından İBB davasına ilişkin açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, "Aylarca delil diye anlattıkları her ne varsa duruşma salonunda ortadan kaldırıldı. Geriye delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çelişkilerle ayakta tutulmaya çalışılan bir senaryo kaldı" ifadelerini kullandı. Sormaya devam edeceğim İmamoğlu'nun açıklamaları şöyle: "Ben bu soruları aziz milletimin huzurunda soruyorum, sormaya da devam edeceğim. Buradan nasıl bir sonuç çıkarabilir? Nasıl bir yargılama olacak? Buradan adalet çıkar mı? Sonrasında dikkatlice takip ettiğim itirafçıların, mahkeme heyetinden çok, “Söylediklerim doğru mudur?” diye nasıl iddia makamına baktıklarını ben buradan dikkatle izledim. Ben gördüm, millet şahidimdir. Geriye senaryo kaldı "Savcılığın, dosyanın temel dayanaklarından biri olarak sunduğu, “dönüm noktası”, “bel kemiği” olarak tarif ettiği kişilerin ifadelerindeki çelişkileri de gördük. Tarihler tutmadı, rakamlar tutmadı, iftiracıların beyanları birbirini yalanladı. Aylarca delil diye anlattıkları her ne varsa duruşma salonunda ortadan kaldırıldı. Geriye delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çelişkilerle ayakta tutulmaya çalışılan bir senaryo kaldı." Ne olmuştu? İBB davasında dün verilen ara kararla İmamoğlu ve 58 kişinin tutukluluğuna devam kararı verilmişti. 107 tutuklu ile başlayıp Beyoğlu Belediyesi dosyasının eklenmesiyle 110 tutukluya çıkan İBB Davası’nda dün verilen ara kararla tutuklu sayısı 59'a gerilemişti.

Ekrem İmamoğlu: Susma hakkımı kullanmadım, savunma hakkım elimden alındı Haber

Ekrem İmamoğlu: Susma hakkımı kullanmadım, savunma hakkım elimden alındı

CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 kişinin yargılandığı davanın ikinci celsesinin ikinci duruşması (dava kapsamındaki 66. duruşma) başladı. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın da aralarında bulunduğu bir kısım tutuklu isimler katıldı. Bazı tutuksuz yargılananlarla avukatların da geldiği duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı. DURUŞMADAN 12.30 | İmamoğlu'nun sorularının ardından duruşma savcısı ara mütalaa verdi. Savcı, Muzaffer Beyaz'ın çelişkili ifadeleri gerekçesiyle tutuklanmasını istedi. Avukat Nergis İnce sorgu sırasında tutuklanma istenmesine tepki göstererek, ''Bu aşamada tutuklama istemi iradeyi sakatlar'' dedi. 12.25 | Savcı Muzaffer Beyaz'ın tutuklanmasını talep etti. 11.36 | Avukat İsmail Emre Telci, Beyaz'a, Hasan İmamoğlu'na yönelik 3 daire iddiasını sordu. Telci'nin, "Dairelerin ne zaman alındığını hatırlıyor musunuz?" sorusuna Beyaz "Kayıtlarda vardır, hatırlamıyorum" dedi. Bunun üzerine Telci, "Hasan İmamoğlu yalnız mı geldi daireleri almaya? Tuncay Yılmaz tanıdık geliyor mu?" sorusunu yöneltti. Beyaz, "Hatırlamıyorum, savcılık bir isim söyle dedi ben de Tuncay bu işleri yapıyor diye onun ismini verdim" ifadelerini kullandı. Seyfi Beyaz'ın "Savcılık isim ver dedi, Tuncay Yılmaz'ın adını verdim" demesi üzerine Tuncay Yılmaz'ın avukatı Ali Kemal Yıldız, "Savcı sizden ismi nasıl istedi?" diye sordu. Beyaz, "Ben biliyorum da söylemiyorum gibi bir ortam oldu" dedi. Yıldız ise, "Suçsuz bir insanı suçladınız, bilmiyorum diyebilirdiniz" ifadelerini kullandı. Beyaz bunun üzerine, İmamoğlu İnşaat'ın Genel Müdürü olan Tuncay Yılmaz'la ilgili "Ama işlerini o yapıyordu" dedi. Avukat Yıldız ise, "İş yapmak başka, suç işlediğini söylemek başka" diye konuştu. Muzaffer Beyaz savunmasında 4 eylemde adının geçtiğini, bir eylemde ise mağdur olduğunu ve şikayetçi olduğunu söyledi. Beyaz'ın kısa süren savunmasının ardından tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık söz aldı ve "İskan işleri için 7 dükkan 5 daire verdim demişsiniz" dedi. Muzaffer Beyaz, "Ben öyle biliyorum o yüzden öyle yazdırdım ifademi. Abim öyle dedi" yanıtını verdi. İtirafçı Adem Soytekin'in avukatı Simge Büyük, Seyfi Beyaz'a "Dairelerin hangilerinin rüşvet olduğunu gösterebilir misiniz?" diye sordu. Beyaz, "Burada gösteremem" yanıtını verdi. Avukat Büyük, "Suçu Adem Soytekin'e mi yıkmaya çalıştınız?" sorusunu yöneltti. Beyaz, "Ben suç yıkmaya çalışmadım, takdir mahkemenin" dedi. Seyfi Beyaz'ın savunması ve sorgusu bitti, sıra Muzaffer Beyaz'a geldi. 11.25 | Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu, susma hakkını kullanmadığını, savunma hakkının elinden alındığını söyledi. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Mahkeme heyeti adına mahkeme başkanının dün benim için 'Susma hakkından feragat etmiş kabul ediyorum' diye bir cümlesi oldu. Bunu şiddetle reddediyorum çünkü ben susma hakkımı kullanmadım 'Susma hakkını kullandı' kavramı tamamen uydurma bir kavramdır. Ben de ona karşılık feragat etmediğimi belirttim. Savunma hakkımı kullanmadım. Feragat diye bir kelimeyi de kabul etmiyorum." 10.50 | Duruşma, tutuksuz yargılanan iş insanı Seyfi Beyaz'ın ifadesiyle başladı. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor. İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor. İddianamede yer alan "örgüt şemasında", Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu savunularak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu iddia ediliyor. İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor. İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor. İddianamede, Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Birleşen dosya Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti. İddianamede, İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor. Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 kişinin tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu bulunuyor.

İmamoğlu'ndan Özel'e 'çerçeve yasa' desteği Haber

İmamoğlu'ndan Özel'e 'çerçeve yasa' desteği

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi" sosyal medya hesabından, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri sırasında açıklama yaptı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in teklife "evet" oyu verme kararına destek veren İmamoğlu'nun açıklamasının tamamı şöyle: "Aziz milletim, Türkiye, tarihinin önemli eşiklerinden birindedir. Barışı, huzuru ve kardeşliği kalıcı kılmak; demokrasiyi ve hukuku güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine inanıyor; bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı yürekten destekliyorum. Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum. Kıymetli Başkanımız Sayın Mansur Yavaş'ın dikkat çektiği, uyardığı ve önerdiği bütün tespitlere katılıyor ve önemsiyorum. Sayın Selahattin Demirtaş'ın arzuladığı, bütünleştirici ve birleştirici barış temennilerini kıymetli buluyorum. Ancak bu iktidarın süreç yönetimi, samimiyeti ve şeffaflık sicili bozuktur. Bu nedenle mücadelemize bir yandan sorunların çözümü için destek ve katkı anlayışıyla devam edecek, diğer taraftan denetleme görevimizi ve milletimizi bilgilendirme gayretimizi en üst seviyede göstereceğiz. Kıymetli halkımız, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı, ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve 86 milyon yurttaşımızın eşitliği bizim ortak güvencemizdir. Cumhuriyetimizi demokrasiyle, birliğimizi adaletle, devletimizi hukukla güçlendireceğiz. Türkiye yalnız kendi içinde huzuru sağlayacak bir ülke değildir. Bölgemizde barışın, istikrarın ve refahın güvencesi olacak; gücünü hukukundan, demokrasisinden, ekonomisinden ve milletinin birliğinden alan güçlü bir devlet olacağız. Türkiye'nin büyüklüğüne ve devletimizin ciddiyetine yakışan budur. Bu mesele günlük siyasi hesaplara, kapalı kapılara ve kişisel ikbal arayışlarına bırakılamaz. Sürecin güvencesi şeffaflık, TBMM, hukuk ve milletin iradesidir. Barışı siyasi hesaplara teslim etmeyeceğiz. Siyasi hesaplara duyduğumuz güvensizliğin de barış umudumuzu esir almasına izin vermeyeceğiz. Türkiye'nin bunu başaracak gücü vardır. Barışın da huzurun da Cumhuriyetin de sahibi millettir."

İmamoğlu’ndan YENİ Parti mesajı: “86 milyonu ortak yürüyüşe çağırıyor” Haber

İmamoğlu’ndan YENİ Parti mesajı: “86 milyonu ortak yürüyüşe çağırıyor”

Ekrem İmamoğlu, CHP’de yaşanan ayrışmanın ardından Özgür Özelöncülüğünde kurulan YENİ Parti’ye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. “Yeni Nesil Siyaset, Türkiye’yi, 86 milyonu çağırıyor” başlığıyla bir metin yayımlayan İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ülkenin yaşadığı siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunların temel nedeni olarak gösterdi. Mevcut yönetim sisteminin “siyasi çöküşün sebebi” olduğunu savunan İmamoğlu, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: Yeni nesil siyaset, Türkiye'yi, 86 milyonu çağırıyor Cumhuriyet millettir. Demokrasi; halkın bağımsızlığı, fikri hür, vicdanı hür iradesidir. Adalet; devletin temeli, ebedî varlığının teminatı, hukukun üstünlüğüdür. Mücadelemiz; Cumhuriyet, demokrasi ve adalet mücadelesidir Bilinmelidir ki... Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi siyasi çöküşün sebebidir. Erdoğan Hükûmeti her alanda dibe vuruşun sorumlusudur. Cumhuriyet terk edilmiştir. "Demokrasi Tramvayı"ndan inilmiştir. Güçlünün hukukuna, sarayın yargısına teslim olunmuştur. Bu ucube sistemin sonucu: Ekonomide tükeniştir, yoksulluktur, iflastır. Düşürülemeyen enflasyondur. Her sabah bir operasyona uyanmak; sürekli kaos ve kriz hâlinde yaşamaktır. Tarımda ve gıdada dışa bağımlılıktır. Gıda enflasyonunda Avrupa'da ve dünyada zirve yapmaktır. Çalışanların ve emeklilerin yüzde 60'ının açlık sınırının altında maaş aldığı bir ülke olmaktır. Genç işsizlikte yüzde 35'i aşmak, üniversite mezunu işsizlikte Avrupa birincisi olmaktır. Yatırımcınızın yurt dışına kaçtığı, dış sermayenin selam vermediği bir duruma düşmektir. İkiyüzlü, aldatan, hesap vermeyen; yağmanın, rantın ve nepotizmin esiri, liyakatten uzak hükûmet kadrolarıdır. Erdoğan Hükûmetinin karnesi: Adalete güvenmeyenler: %80 "Ekonomiyi düzeltemez, yönetemez." diyenler: %75 Eğitimden memnun olmayanlar: %70 Erken seçim isteyenler: %65 "Enflasyonu düşüremez." diyenler: %70 Toplumun duygu durumu; öfke, kaygı, mutsuzluk ve umutsuzluktur. Yeni Nesil Siyaset, yeni bir başlangıçtır; tercih değil, zorunluluktur: Muhalefet, sivil toplum, işçiler, gençler ve kadınlar ayağa kalkmalıdır. Seçimi, sandığı, demokratik hak ve hürriyetleri teminat altına almak vatandaşın sorumluluğudur. 1 milyon Türkiye Gönüllüsü; demokrasi mücadelesinde görev almayı, seçim güvenliği ve sandık gününe hazırlanmayı, bu mücadelenin bir neferi olmayı kutsal bir görev olarak görmelidir. Yaş ortalaması 35 olan Türkiye; geleceği için, miadı dolmuş, enerjisi tükenmiş, 1150 odalı saraya sıkışmış, halktan kopmuş ucube saray rejimine son vermeyi, sorumlularını göndermeyi ve demokratik mücadeleyi görev kabul etmelidir. Hedefimiz; Cumhuriyet'in kurucu değerlerinden güç alan; milletin egemenliğini, demokratik Cumhuriyet'i, hukukun üstünlüğünü, bağımsız ve tarafsız yargıyı, sosyal adaleti, bilim ve teknolojiyi, güçlü yerel yönetimleri, eşit yurttaşlığı, özgürlüğü, hakça paylaşımı, müreffeh ve dünya ile rekabet edebilen Türkiye'yi büyük bir seferberlikle milletçe inşa etmek, milletin iktidarını kurmaktır. Bu sebeple bu davet hepimizedir. Doğusuna, batısına, güneyine, kuzeyine... Köyüne, ilçesine, şehrine... 86 milyonadır. Bu gür sesi duyalım! Geleceğimizin güçlü yürüyüşünü başlatalım. Hep birlikte... Yeni Parti Genel Başkanımız Özgür Özel ile... Yürüyelim arkadaşlar..."

Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'bilirkişi' davası ertelendi Haber

Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'bilirkişi' davası ertelendi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun kamuoyunda "bilirkişi davası" olarak bilinen yargılamasında karar beklenen duruşma ertelendi. Gazeteci Muratcan Altuntoprak'ın aktardığına göre, bir önceki duruşmada "bilirkişiyi etkileme suçu" dosyadan çıkarılmış, kalan suçlama ise ön ödeme kapsamına alınmıştı. Bunun üzerine İmamoğlu'nun avukatları mahkemenin işaret ettiği ön ödeme işlemini gerçekleştirmişti. Bu işlemin ardından bugün görülecek duruşmada davanın düşmesi beklentisi oluşmuştu. Ancak duruşma savcısının değişmesi nedeniyle yeni görevlendirilen savcı dosyayı incelemek için ek süre talep etti. Mahkeme de ön ödemesi yapılan dosyanın duruşmasını 8 Aralık 2026 tarihine erteledi. Ne olmuştu? Soruşturma, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmadan önce düzenlediği "Turpun Büyüğü" başlıklı basın toplantısında, CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalarda aynı bilirkişinin görevlendirildiğini öne sürmesinin ardından başlatılmıştı. İmamoğlu, Satılmış B. isimli bilirkişinin İBB iştirakleri İETT ve İSFALT ile Esenyurt ve Beşiktaş belediyelerine ilişkin soruşturmalarda da görev aldığını söylemiş, bu açıklamaların ardından hakkında dava açılmıştı. Bir önceki duruşmada ise Cumhuriyet savcısı, iddianamede yer alan "bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs" suçunun oluşmadığı yönünde mütalaa vermiş; İmamoğlu'nun eyleminin yalnızca TCK'nin 288. maddesinde düzenlenen "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçu kapsamında değerlendirilebileceğini ileri sürmüştü. Mahkeme de kalan suçlamanın ön ödeme kapsamında olduğuna hükmederek eksik işlemlerin tamamlanması için duruşmayı bugüne bırakmıştı. Ancak savcının değişmesi nedeniyle dosya bu kez 8 Aralık tarihine ertelendi.

İBB davasında 61. celsede mahkeme salonunda arbede çıktı, İmamoğlu çıkartıldı Haber

İBB davasında 61. celsede mahkeme salonunda arbede çıktı, İmamoğlu çıkartıldı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 59'u tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 61. duruşma günü başlıyor. Dava, dün savunmasını tamamlayan Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un avukat savunmalarıyla sürecek. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ile birlikte CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Aykut Kaya, Seyit Torun ve Bülent Tezcan da salonda yerini aldı. Ekrem İmamoğlu, salona girişte izleyicilere ve CHP'lilere seslenerek "Sizlere güveniyoruz. Türkiye sizin kararınıza emanet" dedi. 11.42 | ARA VERİLDİ Mahkeme başkanı, duruşmaya ara verdi. Tutuklular tekrar salondan çıkartılıyor. İBB Davası'nda 61. duruşma günü başlayamadan ilk ara verildi. 11.40 | MAHKEME BAŞKANI VEKİLLERİN DE DIŞARI ÇIKARILMASINI İSTEDİ Mahkeme başkanı, kendisine bağırarak tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş'a yönelik de "Jandarma arkadaşlar ne bekliyorsunuz? Milletvekili ya da izleyici hiç farketmez. Dışarı çıkartın. Burada soytarılık yapamazsınız" diye seslendi. Tartışmalar sürerken İmamoğlu, salondan çıkartıldı. Aykut Erdoğdu da arkasından giderek salondan ayrıldı. 11.35 | İMAMOĞLU SALONDAN ÇIKARILDI İmamoğlu hakkında salondan çıkarılma kararı verildi. İmamoğlu, salondan çıkmamakta ısrar etti. Sezgin Tanrıkulu, "mahkeme başkanına kararınızı gözden geçirin" diye seslenirken mahkeme başkanı, Tanrıkulu ve tepki gösteren diğer kişilerin de salondan çıkarılmasını istedi. 11:20 | MAHKEME BAŞKANI: "İLK DURUŞMAYI 9 TEMMUZ'DA TAMAMLAYACAĞIZ" Ekrem İmamoğlu, duruşma başlangıcında söz aldı. Mahkeme başkanına seslenen İmamoğlu, dünkü duruşmada Avukat Daniş ve mahkeme başkanı arasındaki savunma süresi tartışmasına değindi. İmamoğlu, "Bu dava hem Türkiye'nin hem de dünyanın ne yazık ki ilgilisini çeken bir davadır, önemi yüksektir. Murat bey iddianamede en fazla ismi geçen kardeşimiz. Avukatlarının arzuları da bugün bu işi toparlamak" dedi. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in savunmasının henüz alınmadığını hatırlatan İmamoğlu, mahkeme başkanına 9 Temmuz'da ilk duruşmayı bitirme planın imkansız olduğunu söyledi. Mahkeme başkanı ise "Tuncay Yılmaz'dan sonra sizinle devam edeceğiz. Biz 9'unda tamamlayacağız, savunması alınmayanları ikinci celse alacağız" dedi. NE OLMUŞTU? Dünkü duruşma gününde Ongun'un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş, savunmasını sürdürürken mahkeme başkanı araya girerek duruşma gününü sonlandırmak istemişti. Mahkeme başkanı, Ongun'un avukat savunmaları için Perşembe öğlen saatine kadar süre tanındığını belirtirken daha sonra İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz'ın savunmasını alacaklarını belirtmişti. Avukat Daniş, mahkeme başkanına tepki gösterirken "Burada 1 eylemli kişileri saatlerce dinlediniz. Biz 64 eylemden yargılanıyoruz, lütfen savunma hakkımızı kısıtlamayın" diye konuşurken mahkeme başkanı, savunmanın kısa tutulması yönündeki ısrarını yinelemişti. Avukatlar ve Ekrem İmamoğlu da karara tepki gösterirken mahkeme başkanı tartışmalar sürerken duruşma gününü sonlandırmıştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.