Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekrem Imamoğlu

- Ekrem Imamoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekrem Imamoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İmamoğlu'nun mahkemedeki savunmasına da soruşturma başlatıldı Haber

İmamoğlu'nun mahkemedeki savunmasına da soruşturma başlatıldı

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun bu sabahki "Bilirkişi Davası"ndaki savunması nedeniyle “kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret ve tehdit” suçlamasıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca re'sen soruşturmabaşlatıldı. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Turpun Büyüğü” başlıklı basın toplantısında ismini açıkladığı bilirkişi S.B. ile ilgili sözleri nedeniyle yargılandığı davanın dördüncü duruşmasında yaklaşık iki saat süren bir savunma yaptı. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Cezaevi Duruşma Salonu'nda yapılan duruşmada İmamoğlu “Tabiri caizse burada bugün bir ‘Ekrem İmamoğlu mesaisi’ yaşanıyor. Her köşe başında bir kumpas, her salonda bir pusu kurulmuş durumda. Böyle bir gündemle karşı karşıyayım. Sayısını bile artık kestiremediğim, hatırlayamadığım, her saydığımda birkaç tanesini ıskaladığım bir mahkeme fırtınasıyla karşı karşıyayım. Bu fırtına öyle enteresan ki artık istatistiklere sığmıyor; hesaplamalarla bile anlayamayacağınız bir durumla karşı karşıyayım” dedi, bazı eleştiriler yöneltti. Savunma biter bitmez Savunmanın bittiği dakikalarda da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı açıklama yaptı, İmamoğlu'nun bu sabahki "Bilirkişi Davası"ndaki savunmasında yargı mensuplarına yönelik sözleri nedeniyle “kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret ve tehdit” suçlamasıyla re'sen soruşturma başlatıldığını açıkladı. Başsavcılığın konuya ilişkin açıklaması şöyle: "İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2025/125 esas sayılı dosyasının 30.03.2026 tarihli duruşmasında ifade veren sanık Ekrem İmamoğlu hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın yürütmüş olduğu ve kamuoyunda İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü olarak bilinen soruşturmada görevli yargı mensuplarına yönelik sarf ettiği sözler nedeniyle, “kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret ve tehdit” suçlarından, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatılmıştır"

19 Mart’ın yıldönümünde Bursa’da yürüyüş: “Mücadeleye devam edeceğiz” Haber

19 Mart’ın yıldönümünde Bursa’da yürüyüş: “Mücadeleye devam edeceğiz”

İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025 tarihinde gözaltına alınmasının yıldönümünde Bursa’da gençlik örgütleri Fomara’dan Kent Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşe CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa Büyükşehir Belesiye Başkanı Mustafa Bozbey, Nilüfer Belediyw Başkanı Şadi Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın yanı sıra sendika ve STK temsilcileri de katıldı. Sloganlarla yürüdüler Yürüyüş sırasında sık sık “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Bursa daşizme mezar olacak”, “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Her yer İstanbul her yer direniş” sloganları atıldı. İmamoğlu’na mesajlarını gönderdiler Miting öncesinde Kent Meydanına kurulan duvara yurttaşlar Ekrem İmamoğlu’na gönderilmek üzere notlarını yazdılar. “Atanmış hakim ve savcılar ülkenin kaderiyle oynamaya çalışıyor” Mitingde konuşan CUP Bursa İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora şunları söyledi: “Bugün 19 Mart sivil darbesinin üzerinden bir yıl geçti. Hala adalet gelmedi. Hala Silivri’de siyasi tutsaklar var. 15 milyon oyla cumhurbaşkanı adayı seçilmiş olan İmamoğlu’nu yargılanaya çalışıyorlar. Atanmış hakim ve savcılar ülkenin kaderiyle oynamaya çalışıyor. Bizler isyan ediyoruz.” “Mücadelemize devam edeceğiz” Bir önce olduğu gibi bugün de meydanlarda olduklarını ifade eden CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş şunları söyledi: “Bu iktidara itiraz eden yoksulluk ve adaletsizliğe karşı çıkan herkesle beraberiz. İktidarı beraber değiştirip aydınlık Türkiyeyi beraber kuracağız. 1 yıldır iddianameyi hazırlamayı beklediler. İddianameyi hazırlayan savcı bakan oldu. Hani diyoruz ya hukuk devleti. Şuna hukuk devleti ayaklar altına alındı. Ne yaparlarsa yapsınlar bu ülkenin gençleri, kadınları, çocukları ve bu iktidarın karşısında aydınlık Türkiye arayan herkesin teslim olmayacağını bilsinler. Bizi teslim alamayacaklar. Aydınlık Türkiye’yi getirene kadar Mücadelemize devam edeceğiz.” “Çok yakın zamanda seçim olma ihtimali kuvvetli” Konuşmasına 19 Mart’ta direnişin sembolü olan gençleri selamlayarak başlayan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ise şu ifadeleri kullandı: “Bu meydandan 15 buçuk milyon oyumuzu almış ve Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edilmiş olan Erkem başkanımıza ve diğer başkanlarımıza selam gönderiyoruz. 2019d’daki başarılarının üzerine 2024’re başarı eklediler. 2019’da Ekrem başkanımızın gösterdiği başarı, 2024’e kadar yaptıkları Türkiyeyi nasıl yönetebileceğinin ispatıydı. Onların suçsuz olduğuna inanıyoruz. Onlar kamu yöneticiliği yaparken ihtiyacı olanın, gençlerin, kadınların yanında olup sorunlarını çözdüler. Bu yüzden yargılanıyorlar. Çok yakın zamanda bir seçimin olma ihtimali kuvvetli. O seçimde Türkiye’nin adalete olan inancını bütün herkes ortaya koyacak. Adalet herkes için lazım. Adaleti getirdiğimizde gençlerin ülkeye olan güveni artacak böylelikle gençler bu ülkeden kaçmayıp geleceğe güvenerek yaşayacaktır. Her şey güzel gidiyor, daha güzel olacak. Bu zamana kadar bir çok hizmeti ve değişimi Bursalılara gösteren bir yapı ortaya koyduk. Bu kadar hizmet üretiyorsak demek ki iyi yönetiyoruz, paraları diğer yerlere kaptırmıyoruz. Göreceksiniz bunların emareleri ortaya çıkacak.”

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş'tan 19 Mart mesajı: Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacak Haber

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş'tan 19 Mart mesajı: Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacak

CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, 19 Mart'ın 1. yıl dönümünde bir açıklama yaparak, yaşanan süreci “millet iradesini savunma mücadelesi” olarak nitelendirdi. İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Cumhuriyet Halk Partisi’nin adil ve demokratik bir Türkiye hedefi doğrultusunda mücadele verdiğini belirterek, “Bu mücadele; adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği savunmanın ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini korumanın mücadelesidir” dedi. Yeşiltaş'ın açıklaması şu şekilde: "Cumhuriyet Halk Partisi, umudun, azmin, adil ve demokratik bir Türkiye’ye olan inancının partisi olarak büyük bir mücadele vermeye devam etmektedir. Bu mücadele adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini savunmanın mücadelesidir. Cumhuriyet Halk Partisi, 2019 yılında Ankara ve İstanbul dahil olmak üzere ülkemizin birçok büyükşehir belediyesini yönetmeye hak kazanmış, 2024 yerel seçimlerinde bu başarısını katlamış, Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. 6 Mayıs 2019’da yine yalan, iftira ve hukuk mühendisliğiyle İstanbul seçimlerini iptal edenler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşünü durdurmak için bu tarihten itibaren sürekli yargı tacizleri ve siyasetin emriyle düzenlenen yargı süreçlerini uygulamaya koymuştur. Belediyelerimizin önüne idari ve mali engeller konulmuş, fakat halkçılığın kaleleri haline gelen belediyelerimiz bütün imkanlarıyla millete hizmete koşmuştur. Karalamalar, iftiralar ve kumpaslarla yıpratmaya çalıştıkları CHP belediyeciliği, kötü söze kulak asmamış, milletin gözündeki umuda layık olabilmek için var gücüyle çalışmıştır. Milletin teveccühüne layık olmak, Türkiye’yi içine düşürüldüğü ekonomik kriz, adaletsizlik ve siyasi istikrarsızlıktan kurtarmak için iktidara yürüyen partimiz, bu yolda çok önemli bir adım atmış ve “önce CHP’de, sonra Türkiye’de değişim” yolunu açmıştır. Değişim yolunun ilk zaferi olan 2024 yerel seçimlerinde milletimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin birinci partisi mertebesine yükseltmiş ve iktidara güçlü bir uyarıda bulunmuştur. Fakat ne yazık ki bugün gelinen noktada, milletin uyarılarını dinleyen değil, onları susturmaya çalışan bir yapıyla karşı karşıyayız. Partimizin ön seçimlerinde 15,5 milyon insanımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayımız olan Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki birçok seçilmiş belediye başkanımız, partili yol arkadaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımız hukuksuzca kurgulanan bir muhalefeti yok etme kumpası sebebiyle bugün cezaevlerindedir. Milletin yürüyüşünden, CHP’nin mücadelesinden, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun halktaki karşılığından çekinenler; başlığı Ekrem İmamoğlu’nu hapse atmak, içeriği CHP’yi durdurmak, özü ise millete karşı baş kaldırmak olan operasyonlar silsilesi ile darbe girişimi niteliğinde bir garabeti Türkiye’ye yaşatmıştır. Aylar boyunca medyada asılsız iddialarla karalama kampanyaları yapılmış, dava kapsamında tutuklu olan bazı kişiler tehdit ve şantaj ile iftiracı olmaya zorlanmış, “görmüştüm, duymuştum”, şeklindeki ifadelerle delilden yoksun bir iddianame oluşturulmuştur. Bu kumpas, yalan ve iftira sürecini yürüten kişiye ödül olarak bu devletin Adalet Bakanlığı makamı verilmiş, adalet ve kamu düzeni yerle bir edilmiştir. Milletin ve muhalefetin bu hukuksuzluğa dair sorularına ve sorgulamalarına hiçbir iktidar mensubu cevap verememiş, “yaptım, oldu” zihniyetiyle Cumhuriyet’i kuran partiyi durdurabileceklerini zannetmişlerdir. 9 Mart’tan beri devam eden duruşmalarda ise asıl niyetin adil bir yargılama yapmak değil, milletin Cumhurbaşkanlığı görevini tevdi etmek için gün saydığı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun gelişini geciktirmek, suyu bulandırmak ve algı oluşturmak olduğunu tüm Türkiye görmüştür. Türkiye için artık buradan geri dönüş yoktur. Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacaktır. Biz bugün geldiğimiz noktada, dünden bile daha cesur, daha çalışkan ve daha umutluyuz. Hukuka aykırı olarak düzenlenen CHP’yi durdurma, muhalefeti yok etme ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığını engelleme kumpasına karşı canla başla mücadele etmeye devam edeceğiz. İktidara hazırlığımızı hız kesmeden sürdürecek, milletin dertlerine, devletin ihtiyaçlarına ve geleceğimiz için yapmamız gerekenlere var gücümüzle odaklanarak milletin iktidarının yolunu açacağız. Durmayacağız, susmayacağız, bir an bile yorulmayacağız! Yalan ve iftirayla nice vatan evladını ailesinden uzak, özgürlüğünden mahrum bırakanların kumpasına karşı hukukun ve gerçeklerin yanında duracağız. Türkiye’ye sürekli olarak kaos, kriz ve istikrarsızlık yaşatanları durduracağız. Halkın iradesiyle belirlenen iktidarı kuracağız. Adaleti, demokrasiyi ve bizlere Atatürk’ün emaneti Cumhuriyeti son nefesimizi verene kadar koruyacağız!

İBB davası: Bazı vekillerin duruşma salonuna girişi engellendi Haber

İBB davası: Bazı vekillerin duruşma salonuna girişi engellendi

İBB Davası’na bakan İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, dün Turan Taşkın Özer krizi nedeniyle duruşmayı başlamadan bitirmesinin ardından duruşma düzenine ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı göndererek, “yargılamanın sağlıklı biçimde yürütülebilmesi, sanıkların savunmalarını tamamlayabilmesi” için duruşmanın sanıklar, avukatları, müştekiler, müşteki vekilleri, basın mensupları ve tutuklu sanıkların birinci ya da ikinci derece yakınlarından biriyle sınırlı şekilde yapılmasını istedi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da müzekkereye yanıt verdi ve İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava kapsamında duruşma öncesinde güvenlik tedbirlerinin artırılması için İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na yazı gönderdi. 16 Mart 2026 tarihli yazıda, “yargılama seyri, duruşma salonu düzeni ve katılımcılara ilişkin oluşturulan mahkeme ara kararının icra edilerek, bildirilen sınırlamaya uygun tedbirlerin mevzuat çerçevesinde alınması” talep edildi. Yazıda ayrıca, Silivri Kaymakamlığı’nın konuya ilişkin yazısının da dikkate alınarak yerleşke çevresi ve duruşma salonuna ayrılan bina girişinde gerekli önlemlerin alınması istendi. Başsavcılık, duruşmanın ses ve davranışlarla aksatılmaması için tüm özenin gösterilmesini ve suç teşkil edebilecek eylemlerle karşılaşılması halinde Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan talimat alınmasını talep etti. Milletvekillerine engelleme Başsavcılık ve jandarma arasında gerçekleşen yazışmalar, bu sabah Silivri’de duruşma salonuna girişlere yansıdı. İmamoğlu ailesi ve DEM heyetinin içeri girişinde bir sorunla karşılaşılmadı. Ergenekon ve Balyoz süreçleri başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir tarafından çok sayıda önemli davayı yakından takip eden CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın da aralarında bulunduğu bazı milletvekilleri izinleri olmadığı gerekçesiyle içeri alınmadı. Duruşma salonu önünde tartışmalar yaşandı. Tartışmalar sırasında görevli bir komutan “Burada bu kalabalığı yapmaya çalışanlar gerginlik çıkarmak istiyor” ifadesini kullandı. Komutanla görüşen CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Milletvekili duruşma salonuna girmek isteyerek gerginlik mi yaratıyor?” diye sorarken, görevli “Biz bu talimatı yerine getirmekle görevliyiz” karşılığını verdi. Günaydın “Kanuna aykırı emir diye bir şey duydunuz mu?” sorusunu yöneltti, görevli “Kanuna aykırı emir değil” yanıtını verdi. Günaydın da “Milletvekillerini adliyeye almamak kanuna aykırı değil mi?” dedi. Silivri’de bazı isimlere yönelik engelleme devam ederken, CHP yöneticileri ve milletvekillerinin girişimleri sürüyor.

İBB Davası’nda dördüncü gün Haber

İBB Davası’nda dördüncü gün

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının dördüncü günü, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda devam ediyor. Güvenlik önemlerinin devam ettiği duruşmanın dördüncü gününde jandarma yoğunluğunun artırıldığı görüldü. Duruşmanın saat 10:00’da, Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat’ın savunmasıyla başlaması bekleniyor. Dün ne oldu? İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından hazırlanan listeye göre dün, CHP PM Üyesi Baki Aydöner’in kardeşi ve iş insanı Bulut Aydöner ve Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük’ün savunması alındı. Listenin ilk iki sırasındaki isimlerin savunmaları üç günde tamamlanmış oldu. Duruşmada “el sallama” krizi Tutuklu sanık Yavuz Saltık, duruşma salonuna getirildiği sırada el sallayan izleyicilere dönerek karşılık verdiği için jandarmanın müdahalesiyle karşılaştı. Jandarma, Saltık’ın kolundan tutarak zorla yerine oturtmaya çalıştı. Saltık buna tepki gösterirken, avukatlar ve izleyiciler de alkışlarla protesto etti. Sanık avukatları, müdahalede bulunan jandarmanın salondan çıkarılmasını talep etti. Salonda avukatlar ve kolluk arasında gerginlik nedeniyle jandarma yoğunluğunun artırıldığı görüldü. Avukat Pehlivan’a: “Mehmet, savunmanın onurusun” Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan salona getirildiği anda izleyiciler, “Mehmet, savunmanın onurusun” diye seslendi. Ekrem İmamoğlu salona girdiğinde ise tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp, sarıldı, bu sırada izleyiciler alkışlarla “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganı attı. “Yalan beyan veren evrakta sahtecilik de yapar” Bulut Aydöner’in savunmasının bitmesinin ardından Mahkeme Başkanı ve duruşma savcısının sorularını yanıtladı. Hakimin, senetlerle ilgili sorusuna Aydöner, “Ben böyle bir senet düzenlemedim” yanıtını verdi. Aydöner, savcının sorusu üzerine ise hakkında ifade veren Serbülend Danış’la ilgili “Yalan beyan veren evrakta sahtecilik de yapar” ifadelerini kullandı. Avukattan suç duyurusu talebi Aydöner’in savunmasının ardından söz alan avukatı Aysun Okur, müvekkilinin tutuklanmasına neden olan Serbülend Danış’ın emniyet ifadesinde “Ekonomik olarak zor durumdayım” dediğini hatırlattı ve Danış’ın 5 milyar liralık hesap hareketleri dökümünü mahkemeye sunarak, “Savcı bunu nasıl görmezden gelmiştir” dedi ve suç duyurusunda bulundu. “1 yıldır bize hakaret eden ama 3 gündür şurada bir kelime edemeyen basın utansın” Duruşmaya ara verilmesinin ardından Ekrem İmamoğlu salondan ayrılırken duruşmayı izleyen gazetecilere el sallayarak, “İyi ki varsınız, siz olmasanız sesimiz çıkmazdı. Kelime yazamayan basın var, 1 yıldır bize hakaret eden, 3 gündür şurada bir kelime edemeyen basın utansın” dedi. Özgür Karabat’ın şoförü Sırrı Küçük ise savunmasında, “5 milyonluk para alacağım, yüzlerce kameranın olduğu yerde ve elimi kolumu sallayarak gideceğim öyle mi? Vicdanım çok rahat. Allah bana öyle paralar yedirmesin. Ben bu yaşıma kadar haram lokma yemedim bu saatten sonra da yemem” dedi. İmamoğlu: “86 milyonun cumhurbaşkanı olacağım” Duruşma sonunda tutuklu sanıklar alkışlarla uğurlandı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, duruşma salonundan ayrılırken TRT’yi eleştirdi. İmamoğlu, “Milletin parasıyla ahlaksızlık yapmaya devam eden TRT’yi kınıyorum. 86 milyon insanın vergisi haram zıkkım olsun” şeklinde seslendi. CHP Milletvekili Mahmut Tanal, İmamoğlu’na “Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun cezaevinde ne işi var” diye seslendi. İmamoğlu, “86 milyonun cumhurbaşkanı olacağım” şeklinde yanıt verdi.

"İmamoğlu'nun tutuklanmasının maliyeti 200 milyar doları aştı" Haber

"İmamoğlu'nun tutuklanmasının maliyeti 200 milyar doları aştı"

Karar yazarı İbrahim Kahveci, iktidarın yaklaşan seçimlerde ekonomiyi “ana argüman” olarak kullanamayacağını vurgulayarak, “Hâlâ hayat pahalılığı ile enflasyonu aynı şey sanıyorlar. Sorunu doğru teşhis edemeyenlerin çözüm üretmesi mümkün değil. Muhalefete yönelik operasyonların ekonomi üzerindeki maliyeti çok yüksek. Sadece Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılmasının bedeli 200 milyar doları aştı; düzeltmeleri imkânsız…” ifadelerini kullandı. Geçmiş seçimlerden örnekler veren Kahveci, seçmenlerin “Kuru soğan yeriz ama…” yaklaşımıyla yönlendirildiğini belirtti. Kahveci'nin yazısının ilgili kısmı şöyle: "Muhalefete çektikleri operasyonların ekonomi maliyeti çok yüksek. Sadece Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılmasının maliyeti 200 milyar doları aştı. Düzletmeleri imkansız… Mesela şimdilerde işsizlik sorunu geliyor. Bu sorunu kısa sürede çözmeleri de imkansız. Herşeyden önce ekonomi güven meselesidir ve iktidara yönelik bir güven yok. İşin özetini söyleyeyim: Bu seçime de güçlü ekonomi argümanı ile gidemeyeceğiz. O zaman millete kuru soğanın yanında yiyebilecekleri başka argümanlar verilmesi gerekiyor. Mesela bugünlerde Milli Eğitim Bakanlığı vasıtası ile dolaşıma sokulan dindar okullar, dindar çocuklar… Yani dindarlar ve din düşmanları mı? ATV’de yayınlanan dizide boşuna mı o laik kadın dindar aileye domuz eti yedirmeye çalıştı? Boşuna mı okullarda selefi marşları çalınmaya başlandı… Her neyse… Bunu ben sadece dış gözlemle soruyorum. Kendi açımdan bilgiye dayalı olarak şunu diyebilirim: Önümüzdeki seçimde de ekonomi ana argüman olamayacak…"

Aziz İhsan Aktaş davası: Dava yarına ertelendi Haber

Aziz İhsan Aktaş davası: Dava yarına ertelendi

"Aziz İhsan Aktaş suç örgütü" soruşturması kapsamında 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 24'ü tutuklu 200 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması devam ediyor. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın 17. celsesine bazı tutuklu ve tutuksuz yargılananlar ile avukatları katıldı. Duruşmada, yargılananların yakınları ile bazı CHP'li yöneticiler ve partililer izleyici olarak yer aldı. Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı. Duruşmada ilk olarak 24 tutuklunun avukatlarının beyanları alınıyor. Duruşma saat 11:18’de başladı. Kadir aydar mağdur edilmiş bir kişidir Sırayla tutuklu sanıklar Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Oya Tekin’in eşi Celal Tekin ve BELTAŞ Başkanı Önder Gedik’in avukatları, duruşma savcısının tutukluluk hallerinin devamına ilişkin ara mütalaasına karşı beyanda bulundu. Kadir Aydar’ın avukatı, "Kadir Aydar’ın tutuklu kaldığı süre, isnat edilen suçun niteliği, suçun alt ve üst sınırları, dosyadaki mevcut delil durumu birlikte değerlendirildiğinde; delillerin tamamı toplanmıştır. Delilleri karartma ihtimali somut olarak ortadan kalkmıştır. Kaçma şüphesi bulunmamaktadır. Nitekim hakkında işlem yapıldığını öğrendiğinde kendisi bizzat giderek teslim olmuştur. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, tutuklama tedbirinin devamını gerektirir ölçülülük şartının artık bulunmadığı kanaatindeyiz. Kadir Aydar, genç yaşta, Aziz İhsan Aktaş’ın dosya kapsamındaki çelişkili ve dayanaksız beyanlar nedeniyle mağdur edilmiş bir kişidir. Bu mağduriyetin daha fazla devam etmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle, mahkemenizce uygun görülecek adli kontrol tedbirleri uygulanmak suretiyle tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz" dedi. Dosyada eşiyle birlikte tutuklu olan tek kişidir Ardından Oya Tekin’in avukatı mütalaaya karşı beyanında, eşi Celal Tekin’in de tutuklu bulunduğunu vurgulayarak "Müvekkilim her şeyden önce, biri 15 yaşında, 3 çocuk annesidir ve eşiyle birlikte tutukludur. Dosyada eşiyle birlikte tutuklu olan tek kişi. Burada açık ve orantısız bir müdahale var. Eşiyle ikisinin tutuklu olması vicdanları yaralar Sayın Başkan. Müvekkilim bir belediye başkanı, kovsanız da ülkeyi terk etmeyecek biri... Tutuklu kalması için dosyada somut bir olgu yok. Bundan sonra müdahele edebileceği, karartabileceği bir delil de yok. Tutuklama bir ceza değil geçici bir tedbirdir. Bu nedenle, mahkemenizce uygun görülecek adli kontrol tedbirleri uygulanmak suretiyle tahliyesine karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Önder Gedik’in avukatlarının da beyanda bulunmasının ardından duruşmaya bir saat ara verildi. Duruşma yarına ertelendi Mahkeme Başkanı Oğuzhan Gül söz verilen avukatlara, çok sayıda sanık avukatının taleplerini alacaklarını belirterek, konuşma sürelerini uygun tutmaları konusunda uyarıda bulundu. Bazı avukatların bu talebi göz önüne almaması üzerine mahkeme, duruşmanın geldiği aşama, dosya kapsamı, taraf sayısı, 20 Şubat'ta normalde duruşmanın sona ermesi gerekirken, bu süreyi 27 Şubat'a kadar uzatmaları, on binlerce evrakın dosyaya sunulması, tutukluluk taleplerinin değerlendirilmesinin bu aşamada elzem nitelikte olması ve avukatlardan bu hususta hassasiyet gösterilmesi istenmesine rağmen, bazı avukatlara süre nedeniyle hiç zaman kalmaması ihtimalini birlikte değerlendirerek, sanık avukatlarına taleplerini bildirmeleri için 15 dakika süre verilmesine karar verdi. Duruşma, yarına ertelendi. Duruşmanın bitmesinden sonra Başkan Gül, "Günün sonunda bu dosyaya bizden fazla kimse emek vermeyecek. Gayemiz, talepleri değerlendirelim. Mesela tutuksuz sanıklara söz veremedik" ifadelerini kullandı. Bazı sanık avukatları da bu karara tepki göstererek sürenin 30 dakikaya çıkarılmasını istedi. Başkan Gül, "15 dakika değişmeyecek. 400'e yakın dosyamız var. Aşama aşama ilerleyeceğiz. Mecbur kaldık" dedi.

Dilek İmamoğlu'nun kardeşi Ali Kaya'nın uyuşturucu test sonucu belli oldu Haber

Dilek İmamoğlu'nun kardeşi Ali Kaya'nın uyuşturucu test sonucu belli oldu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “uyuşturucu” soruşturması kapsamında tutuklanan Dilek Kaya İmamoğlu’nun kardeşi Ali Kaya’nın Adli Tıp Kurumu’ndaki uyuşturucu test sonucu negatif çıktı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, "uyuşturucu" soruşturması kapsamında, 27 kişi hakkında işlem yapıldığını, bu isimlerden bir kısmının gözaltına alındığını duyurmuştu. Savcılık işlemlerinin ardından Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen ve aralarında Dilek Kaya İmamoğlu’nun kardeşi Ali Kaya’nın bulunduğu 14 kişi tutuklanmıştı. Test sonucu negatif çıktı Söz konusu kişilerden bazıları uyuşturucu testi için Adli Tıp Kurumu’na kan, idrar, saç ve tırnak örnekleri vermişti. Ali Kaya’dan alınan kan ve idrar örneklerinde test sonucu negatif çıktı. Adli Tıp Kurumu’nun raporunda “sistematiğimizdeki uyuşturucu veya uyarıcı maddeler ile ilaç etken maddelerinin bulunmadığını bildirir” ifadesi yer aldı. Ali Kaya'nın ifadesi Kaya, tutuklandığı gün verdiği hakimlik ifadesinde şunları söylemişti: "Ben atılı suçlama ile ilgili savcılıkta alınan ifadelerimi Hakimliğinizde savunma olarak aynen tekrar ediyorum. Atılı suçlamaları kabul etmiyorum, suçsuzum, bir eskort kadının, fahişelik yapan bir kadının, tanımadığım bir kadının, hayatımda hiç görmediğim bir kadının bir şekilde birileri tarafından eline verilmiş bir iftirayla üzerime atılmış iftiradan dolayı buradayım. Hayatım boyunca ağzımdan hiçbir şekilde uyuşturucu madde geçmemiştir, bununla alakalı tahliller verdim, tahliller alınırken Adli Tıp Kurumu'ndan tırnak ve saç örneklerinin alınması istendi ama gerek yok dediler, ben zaten 3 gündür bu iftiralardan dolayı sosyal medyada, ailemin gözünde, iş çevremde, arkadaşlarımın gözünde itibarı yerle yeksan olan birisi olarak cezaevine gönderilmek için karşınızdayım. İtibarım yerlerde sürüklenirken şimdi de hürriyetim elimden alınıyor, suçlamayı kabul etmiyorum, en azından sonuçları çıkana kadar da olsa adli kontrol şartıyla da olsa serbest bırakılmamı talep ediyorum, bir Türk olarak bu hakkımın olduğunu düşünüyorum." Dilek İmamoğlu'nun açıklaması Dilek Kaya İmamoğlu da, “Büyük abim Cevat Kaya’dan sonra, küçük abim Ali Kaya da akıl almaz ithamlarla ve iftiralarla tutuklandı. Delil yok, tanık yok, HTS ya da telefon kaydı yok. Peki ne var? Sadece bir iftira. Bir insanı susturmanın en etkili yolunun, ailesini cezalandırmak olduğunu düşünen bir anlayışla karşı karşıyayız. Unutulmamalıdır ki savaşların bile yazılı olmayan bir ahlakı vardır; masuma, aileye dokunulmaz. Bugün yaşananlar ise bu sınırları aşan bir keyfiyetin göstergesidir" sözleriyle tepki göstermişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.