Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ekrem Imamoğlu

- Ekrem Imamoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekrem Imamoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İmamoğlu'ndan İBB davası açıklaması: Geriye senaryo kaldı! Haber

İmamoğlu'ndan İBB davası açıklaması: Geriye senaryo kaldı!

Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı (İBB) ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından İBB davasına ilişkin açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, "Aylarca delil diye anlattıkları her ne varsa duruşma salonunda ortadan kaldırıldı. Geriye delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çelişkilerle ayakta tutulmaya çalışılan bir senaryo kaldı" ifadelerini kullandı. Sormaya devam edeceğim İmamoğlu'nun açıklamaları şöyle: "Ben bu soruları aziz milletimin huzurunda soruyorum, sormaya da devam edeceğim. Buradan nasıl bir sonuç çıkarabilir? Nasıl bir yargılama olacak? Buradan adalet çıkar mı? Sonrasında dikkatlice takip ettiğim itirafçıların, mahkeme heyetinden çok, “Söylediklerim doğru mudur?” diye nasıl iddia makamına baktıklarını ben buradan dikkatle izledim. Ben gördüm, millet şahidimdir. Geriye senaryo kaldı "Savcılığın, dosyanın temel dayanaklarından biri olarak sunduğu, “dönüm noktası”, “bel kemiği” olarak tarif ettiği kişilerin ifadelerindeki çelişkileri de gördük. Tarihler tutmadı, rakamlar tutmadı, iftiracıların beyanları birbirini yalanladı. Aylarca delil diye anlattıkları her ne varsa duruşma salonunda ortadan kaldırıldı. Geriye delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çelişkilerle ayakta tutulmaya çalışılan bir senaryo kaldı." Ne olmuştu? İBB davasında dün verilen ara kararla İmamoğlu ve 58 kişinin tutukluluğuna devam kararı verilmişti. 107 tutuklu ile başlayıp Beyoğlu Belediyesi dosyasının eklenmesiyle 110 tutukluya çıkan İBB Davası’nda dün verilen ara kararla tutuklu sayısı 59'a gerilemişti.

Ekrem İmamoğlu: Susma hakkımı kullanmadım, savunma hakkım elimden alındı Haber

Ekrem İmamoğlu: Susma hakkımı kullanmadım, savunma hakkım elimden alındı

CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 kişinin yargılandığı davanın ikinci celsesinin ikinci duruşması (dava kapsamındaki 66. duruşma) başladı. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın da aralarında bulunduğu bir kısım tutuklu isimler katıldı. Bazı tutuksuz yargılananlarla avukatların da geldiği duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı. DURUŞMADAN 12.30 | İmamoğlu'nun sorularının ardından duruşma savcısı ara mütalaa verdi. Savcı, Muzaffer Beyaz'ın çelişkili ifadeleri gerekçesiyle tutuklanmasını istedi. Avukat Nergis İnce sorgu sırasında tutuklanma istenmesine tepki göstererek, ''Bu aşamada tutuklama istemi iradeyi sakatlar'' dedi. 12.25 | Savcı Muzaffer Beyaz'ın tutuklanmasını talep etti. 11.36 | Avukat İsmail Emre Telci, Beyaz'a, Hasan İmamoğlu'na yönelik 3 daire iddiasını sordu. Telci'nin, "Dairelerin ne zaman alındığını hatırlıyor musunuz?" sorusuna Beyaz "Kayıtlarda vardır, hatırlamıyorum" dedi. Bunun üzerine Telci, "Hasan İmamoğlu yalnız mı geldi daireleri almaya? Tuncay Yılmaz tanıdık geliyor mu?" sorusunu yöneltti. Beyaz, "Hatırlamıyorum, savcılık bir isim söyle dedi ben de Tuncay bu işleri yapıyor diye onun ismini verdim" ifadelerini kullandı. Seyfi Beyaz'ın "Savcılık isim ver dedi, Tuncay Yılmaz'ın adını verdim" demesi üzerine Tuncay Yılmaz'ın avukatı Ali Kemal Yıldız, "Savcı sizden ismi nasıl istedi?" diye sordu. Beyaz, "Ben biliyorum da söylemiyorum gibi bir ortam oldu" dedi. Yıldız ise, "Suçsuz bir insanı suçladınız, bilmiyorum diyebilirdiniz" ifadelerini kullandı. Beyaz bunun üzerine, İmamoğlu İnşaat'ın Genel Müdürü olan Tuncay Yılmaz'la ilgili "Ama işlerini o yapıyordu" dedi. Avukat Yıldız ise, "İş yapmak başka, suç işlediğini söylemek başka" diye konuştu. Muzaffer Beyaz savunmasında 4 eylemde adının geçtiğini, bir eylemde ise mağdur olduğunu ve şikayetçi olduğunu söyledi. Beyaz'ın kısa süren savunmasının ardından tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık söz aldı ve "İskan işleri için 7 dükkan 5 daire verdim demişsiniz" dedi. Muzaffer Beyaz, "Ben öyle biliyorum o yüzden öyle yazdırdım ifademi. Abim öyle dedi" yanıtını verdi. İtirafçı Adem Soytekin'in avukatı Simge Büyük, Seyfi Beyaz'a "Dairelerin hangilerinin rüşvet olduğunu gösterebilir misiniz?" diye sordu. Beyaz, "Burada gösteremem" yanıtını verdi. Avukat Büyük, "Suçu Adem Soytekin'e mi yıkmaya çalıştınız?" sorusunu yöneltti. Beyaz, "Ben suç yıkmaya çalışmadım, takdir mahkemenin" dedi. Seyfi Beyaz'ın savunması ve sorgusu bitti, sıra Muzaffer Beyaz'a geldi. 11.25 | Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu, susma hakkını kullanmadığını, savunma hakkının elinden alındığını söyledi. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Mahkeme heyeti adına mahkeme başkanının dün benim için 'Susma hakkından feragat etmiş kabul ediyorum' diye bir cümlesi oldu. Bunu şiddetle reddediyorum çünkü ben susma hakkımı kullanmadım 'Susma hakkını kullandı' kavramı tamamen uydurma bir kavramdır. Ben de ona karşılık feragat etmediğimi belirttim. Savunma hakkımı kullanmadım. Feragat diye bir kelimeyi de kabul etmiyorum." 10.50 | Duruşma, tutuksuz yargılanan iş insanı Seyfi Beyaz'ın ifadesiyle başladı. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor. İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor. İddianamede yer alan "örgüt şemasında", Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu savunularak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu iddia ediliyor. İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor. İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor. İddianamede, Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Birleşen dosya Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 isim hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti. İddianamede, İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor. Yargılama sürecinde, birleşen dosyadakilerle birlikte 57 kişinin tahliye edilmesiyle davada 53 tutuklu bulunuyor.

İmamoğlu'ndan Özel'e 'çerçeve yasa' desteği Haber

İmamoğlu'ndan Özel'e 'çerçeve yasa' desteği

Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi" sosyal medya hesabından, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan ve kamuoyunda "çerçeve yasa" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin TBMM Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri sırasında açıklama yaptı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in teklife "evet" oyu verme kararına destek veren İmamoğlu'nun açıklamasının tamamı şöyle: "Aziz milletim, Türkiye, tarihinin önemli eşiklerinden birindedir. Barışı, huzuru ve kardeşliği kalıcı kılmak; demokrasiyi ve hukuku güçlendirmek hepimizin sorumluluğudur. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in açtığı yeni siyaset yoluna, büyük mücadelesine ve liderliğine inanıyor; bütün uyarıları ile ortaya koyduğu üstün kararlılığı yürekten destekliyorum. Bugün aldığı kararın altına imzamı atıyorum. Kıymetli Başkanımız Sayın Mansur Yavaş'ın dikkat çektiği, uyardığı ve önerdiği bütün tespitlere katılıyor ve önemsiyorum. Sayın Selahattin Demirtaş'ın arzuladığı, bütünleştirici ve birleştirici barış temennilerini kıymetli buluyorum. Ancak bu iktidarın süreç yönetimi, samimiyeti ve şeffaflık sicili bozuktur. Bu nedenle mücadelemize bir yandan sorunların çözümü için destek ve katkı anlayışıyla devam edecek, diğer taraftan denetleme görevimizi ve milletimizi bilgilendirme gayretimizi en üst seviyede göstereceğiz. Kıymetli halkımız, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısı, ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve 86 milyon yurttaşımızın eşitliği bizim ortak güvencemizdir. Cumhuriyetimizi demokrasiyle, birliğimizi adaletle, devletimizi hukukla güçlendireceğiz. Türkiye yalnız kendi içinde huzuru sağlayacak bir ülke değildir. Bölgemizde barışın, istikrarın ve refahın güvencesi olacak; gücünü hukukundan, demokrasisinden, ekonomisinden ve milletinin birliğinden alan güçlü bir devlet olacağız. Türkiye'nin büyüklüğüne ve devletimizin ciddiyetine yakışan budur. Bu mesele günlük siyasi hesaplara, kapalı kapılara ve kişisel ikbal arayışlarına bırakılamaz. Sürecin güvencesi şeffaflık, TBMM, hukuk ve milletin iradesidir. Barışı siyasi hesaplara teslim etmeyeceğiz. Siyasi hesaplara duyduğumuz güvensizliğin de barış umudumuzu esir almasına izin vermeyeceğiz. Türkiye'nin bunu başaracak gücü vardır. Barışın da huzurun da Cumhuriyetin de sahibi millettir."

İmamoğlu’ndan YENİ Parti mesajı: “86 milyonu ortak yürüyüşe çağırıyor” Haber

İmamoğlu’ndan YENİ Parti mesajı: “86 milyonu ortak yürüyüşe çağırıyor”

Ekrem İmamoğlu, CHP’de yaşanan ayrışmanın ardından Özgür Özelöncülüğünde kurulan YENİ Parti’ye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yaptı. “Yeni Nesil Siyaset, Türkiye’yi, 86 milyonu çağırıyor” başlığıyla bir metin yayımlayan İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ülkenin yaşadığı siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunların temel nedeni olarak gösterdi. Mevcut yönetim sisteminin “siyasi çöküşün sebebi” olduğunu savunan İmamoğlu, paylaşımında şu ifadelere yer verdi: Yeni nesil siyaset, Türkiye'yi, 86 milyonu çağırıyor Cumhuriyet millettir. Demokrasi; halkın bağımsızlığı, fikri hür, vicdanı hür iradesidir. Adalet; devletin temeli, ebedî varlığının teminatı, hukukun üstünlüğüdür. Mücadelemiz; Cumhuriyet, demokrasi ve adalet mücadelesidir Bilinmelidir ki... Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi siyasi çöküşün sebebidir. Erdoğan Hükûmeti her alanda dibe vuruşun sorumlusudur. Cumhuriyet terk edilmiştir. "Demokrasi Tramvayı"ndan inilmiştir. Güçlünün hukukuna, sarayın yargısına teslim olunmuştur. Bu ucube sistemin sonucu: Ekonomide tükeniştir, yoksulluktur, iflastır. Düşürülemeyen enflasyondur. Her sabah bir operasyona uyanmak; sürekli kaos ve kriz hâlinde yaşamaktır. Tarımda ve gıdada dışa bağımlılıktır. Gıda enflasyonunda Avrupa'da ve dünyada zirve yapmaktır. Çalışanların ve emeklilerin yüzde 60'ının açlık sınırının altında maaş aldığı bir ülke olmaktır. Genç işsizlikte yüzde 35'i aşmak, üniversite mezunu işsizlikte Avrupa birincisi olmaktır. Yatırımcınızın yurt dışına kaçtığı, dış sermayenin selam vermediği bir duruma düşmektir. İkiyüzlü, aldatan, hesap vermeyen; yağmanın, rantın ve nepotizmin esiri, liyakatten uzak hükûmet kadrolarıdır. Erdoğan Hükûmetinin karnesi: Adalete güvenmeyenler: %80 "Ekonomiyi düzeltemez, yönetemez." diyenler: %75 Eğitimden memnun olmayanlar: %70 Erken seçim isteyenler: %65 "Enflasyonu düşüremez." diyenler: %70 Toplumun duygu durumu; öfke, kaygı, mutsuzluk ve umutsuzluktur. Yeni Nesil Siyaset, yeni bir başlangıçtır; tercih değil, zorunluluktur: Muhalefet, sivil toplum, işçiler, gençler ve kadınlar ayağa kalkmalıdır. Seçimi, sandığı, demokratik hak ve hürriyetleri teminat altına almak vatandaşın sorumluluğudur. 1 milyon Türkiye Gönüllüsü; demokrasi mücadelesinde görev almayı, seçim güvenliği ve sandık gününe hazırlanmayı, bu mücadelenin bir neferi olmayı kutsal bir görev olarak görmelidir. Yaş ortalaması 35 olan Türkiye; geleceği için, miadı dolmuş, enerjisi tükenmiş, 1150 odalı saraya sıkışmış, halktan kopmuş ucube saray rejimine son vermeyi, sorumlularını göndermeyi ve demokratik mücadeleyi görev kabul etmelidir. Hedefimiz; Cumhuriyet'in kurucu değerlerinden güç alan; milletin egemenliğini, demokratik Cumhuriyet'i, hukukun üstünlüğünü, bağımsız ve tarafsız yargıyı, sosyal adaleti, bilim ve teknolojiyi, güçlü yerel yönetimleri, eşit yurttaşlığı, özgürlüğü, hakça paylaşımı, müreffeh ve dünya ile rekabet edebilen Türkiye'yi büyük bir seferberlikle milletçe inşa etmek, milletin iktidarını kurmaktır. Bu sebeple bu davet hepimizedir. Doğusuna, batısına, güneyine, kuzeyine... Köyüne, ilçesine, şehrine... 86 milyonadır. Bu gür sesi duyalım! Geleceğimizin güçlü yürüyüşünü başlatalım. Hep birlikte... Yeni Parti Genel Başkanımız Özgür Özel ile... Yürüyelim arkadaşlar..."

Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'bilirkişi' davası ertelendi Haber

Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı 'bilirkişi' davası ertelendi

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun kamuoyunda "bilirkişi davası" olarak bilinen yargılamasında karar beklenen duruşma ertelendi. Gazeteci Muratcan Altuntoprak'ın aktardığına göre, bir önceki duruşmada "bilirkişiyi etkileme suçu" dosyadan çıkarılmış, kalan suçlama ise ön ödeme kapsamına alınmıştı. Bunun üzerine İmamoğlu'nun avukatları mahkemenin işaret ettiği ön ödeme işlemini gerçekleştirmişti. Bu işlemin ardından bugün görülecek duruşmada davanın düşmesi beklentisi oluşmuştu. Ancak duruşma savcısının değişmesi nedeniyle yeni görevlendirilen savcı dosyayı incelemek için ek süre talep etti. Mahkeme de ön ödemesi yapılan dosyanın duruşmasını 8 Aralık 2026 tarihine erteledi. Ne olmuştu? Soruşturma, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmadan önce düzenlediği "Turpun Büyüğü" başlıklı basın toplantısında, CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalarda aynı bilirkişinin görevlendirildiğini öne sürmesinin ardından başlatılmıştı. İmamoğlu, Satılmış B. isimli bilirkişinin İBB iştirakleri İETT ve İSFALT ile Esenyurt ve Beşiktaş belediyelerine ilişkin soruşturmalarda da görev aldığını söylemiş, bu açıklamaların ardından hakkında dava açılmıştı. Bir önceki duruşmada ise Cumhuriyet savcısı, iddianamede yer alan "bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs" suçunun oluşmadığı yönünde mütalaa vermiş; İmamoğlu'nun eyleminin yalnızca TCK'nin 288. maddesinde düzenlenen "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs" suçu kapsamında değerlendirilebileceğini ileri sürmüştü. Mahkeme de kalan suçlamanın ön ödeme kapsamında olduğuna hükmederek eksik işlemlerin tamamlanması için duruşmayı bugüne bırakmıştı. Ancak savcının değişmesi nedeniyle dosya bu kez 8 Aralık tarihine ertelendi.

İBB davasında 61. celsede mahkeme salonunda arbede çıktı, İmamoğlu çıkartıldı Haber

İBB davasında 61. celsede mahkeme salonunda arbede çıktı, İmamoğlu çıkartıldı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 59'u tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 61. duruşma günü başlıyor. Dava, dün savunmasını tamamlayan Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un avukat savunmalarıyla sürecek. CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ile birlikte CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Aykut Kaya, Seyit Torun ve Bülent Tezcan da salonda yerini aldı. Ekrem İmamoğlu, salona girişte izleyicilere ve CHP'lilere seslenerek "Sizlere güveniyoruz. Türkiye sizin kararınıza emanet" dedi. 11.42 | ARA VERİLDİ Mahkeme başkanı, duruşmaya ara verdi. Tutuklular tekrar salondan çıkartılıyor. İBB Davası'nda 61. duruşma günü başlayamadan ilk ara verildi. 11.40 | MAHKEME BAŞKANI VEKİLLERİN DE DIŞARI ÇIKARILMASINI İSTEDİ Mahkeme başkanı, kendisine bağırarak tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş'a yönelik de "Jandarma arkadaşlar ne bekliyorsunuz? Milletvekili ya da izleyici hiç farketmez. Dışarı çıkartın. Burada soytarılık yapamazsınız" diye seslendi. Tartışmalar sürerken İmamoğlu, salondan çıkartıldı. Aykut Erdoğdu da arkasından giderek salondan ayrıldı. 11.35 | İMAMOĞLU SALONDAN ÇIKARILDI İmamoğlu hakkında salondan çıkarılma kararı verildi. İmamoğlu, salondan çıkmamakta ısrar etti. Sezgin Tanrıkulu, "mahkeme başkanına kararınızı gözden geçirin" diye seslenirken mahkeme başkanı, Tanrıkulu ve tepki gösteren diğer kişilerin de salondan çıkarılmasını istedi. 11:20 | MAHKEME BAŞKANI: "İLK DURUŞMAYI 9 TEMMUZ'DA TAMAMLAYACAĞIZ" Ekrem İmamoğlu, duruşma başlangıcında söz aldı. Mahkeme başkanına seslenen İmamoğlu, dünkü duruşmada Avukat Daniş ve mahkeme başkanı arasındaki savunma süresi tartışmasına değindi. İmamoğlu, "Bu dava hem Türkiye'nin hem de dünyanın ne yazık ki ilgilisini çeken bir davadır, önemi yüksektir. Murat bey iddianamede en fazla ismi geçen kardeşimiz. Avukatlarının arzuları da bugün bu işi toparlamak" dedi. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in savunmasının henüz alınmadığını hatırlatan İmamoğlu, mahkeme başkanına 9 Temmuz'da ilk duruşmayı bitirme planın imkansız olduğunu söyledi. Mahkeme başkanı ise "Tuncay Yılmaz'dan sonra sizinle devam edeceğiz. Biz 9'unda tamamlayacağız, savunması alınmayanları ikinci celse alacağız" dedi. NE OLMUŞTU? Dünkü duruşma gününde Ongun'un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş, savunmasını sürdürürken mahkeme başkanı araya girerek duruşma gününü sonlandırmak istemişti. Mahkeme başkanı, Ongun'un avukat savunmaları için Perşembe öğlen saatine kadar süre tanındığını belirtirken daha sonra İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz'ın savunmasını alacaklarını belirtmişti. Avukat Daniş, mahkeme başkanına tepki gösterirken "Burada 1 eylemli kişileri saatlerce dinlediniz. Biz 64 eylemden yargılanıyoruz, lütfen savunma hakkımızı kısıtlamayın" diye konuşurken mahkeme başkanı, savunmanın kısa tutulması yönündeki ısrarını yinelemişti. Avukatlar ve Ekrem İmamoğlu da karara tepki gösterirken mahkeme başkanı tartışmalar sürerken duruşma gününü sonlandırmıştı.

Ekrem İmamoğlu'nun diploma davasında istinaf talebinin reddi kararı Danıştay'a taşındı Haber

Ekrem İmamoğlu'nun diploma davasında istinaf talebinin reddi kararı Danıştay'a taşındı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, diplomasının iptaline karşı açtığı davada İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi’nin istinaf başvurusunu reddeden kararını Danıştay’a taşıdı. İmamoğlu’nun avukatlarınca sunulan temyiz dilekçesinde, siyasi saiklerle alınan diploma iptali kararının, hukuka, hukuk güvenliği ilkesine, idari istikrara ve kazanılmış haklara açıkça aykırı olduğu, yargılama sürecinde doğal hakim ilkesinin ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği savunularak, yürütmenin durdurulması ve kararın bozulması talep edildi. Üniversite mevzuata uygun demişti Dilekçede, İstanbul Üniversitesi’nin 18 Mart 2025 tarihinde İmamoğlu’nun yatay geçişi, mezuniyeti ve diplomasını iptal ettiği hatırlatılarak, bu kararın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine “alelacele ve yetkisiz makam tarafından” alındığı öne sürüldü. Avukatlar, aynı üniversitenin daha önce verdiği resmi görüşlerde, İmamoğlu’nun yatay geçiş işleminin mevzuata uygun olduğunun belirtildiğini vurguladı. İstanbul Üniversitesi’nin 27 Mart 2020 tarihli yazısında, İmamoğlu’nun yatay geçiş için gerekli koşulları sağladığının açıkça ifade edildiği belirtilen dilekçede, İstanbul Üniversitesi Rektörü’nün imzasını taşıyan 7 Ekim 2024 tarihli bilgi notunda da "yatay geçiş, mezuniyet ve diplomanın hukuka uygun olduğunun belirtildiği" kaydedildi. Dilekçede, bu nedenle diploma iptalinin, "kamu yararıyla değil, siyasi gerekçelerle yapıldığı" ileri sürüldü. “İstinaf kararı gerekçesiz” Temyiz dilekçesinde, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi’nin istinaf başvurusunu reddederken yalnızca “İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu” yönünde değerlendirme yaptığı belirtilerek, bunun hukuki anlamda bir gerekçe sayılamayacağı savunuldu. İstinaf mahkemesinin, davanın sonucunu etkileyebilecek hiçbir iddiayı tartışmadığı, böylelikle "gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği" öne sürüldü. Dilekçede, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıf yapılarak, üst mahkemelerin, tarafların temel iddia ve itirazlarını değerlendirmek zorunda olduğu, aksi halde adil yargılanma hakkının ihlal edilmiş sayılacağı ifade edildi. “Mahkeme heyetleri değiştirildi” Avukatlar, yargılama sürecinde hem İstanbul 5. İdare Mahkemesi heyetinin hem de istinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi heyetinin değiştirildiğini belirterek, bunun da "doğal hakim ilkesi"ne aykırı olduğunu savundu. Dilekçede, ilk derece mahkemesi heyetinin dava süresince dört kez değiştirildiği, istinaf mahkemesi başkanının da karar aşamasında değiştirildiği aktarıldı. Bu değişikliklerin “yargılamaya açık müdahale” niteliğinde olduğu öne sürülen dilekçede, Anayasa’nın 37’nci maddesinde güvence altına alınan doğal hakim ilkesinin ihlal edildiği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18’inci maddesi kapsamında yetki saptırması yasağının çiğnendiği iddia edildi. “35 yıl sonra kazanılmış hak geri alındı” Dilekçede, İmamoğlu’nun yatay geçiş yaptığı üniversitenin ve geçiş sürecinin, İstanbul Üniversitesi tarafından başından itibaren bilindiği, öğrencilik sürecinde ya da sonrasında herhangi bir hileli davranış veya sahte belge kullanımına ilişkin iddianın bulunmadığı vurgulandı. Buna rağmen yaklaşık 35 yıl sonra diplomanın iptal edilmesinin "hukuk güvenliği, idari istikrar ve kazanılmış hak" ilkelerine aykırı olduğu savunuldu. İmamoğlu’nun avukatları, temyiz başvurusunun kabulüne karar verilerek, istinaf başvurusunu gerekçesiz şekilde reddeden İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesinin 13 Mayıs 2026 tarihli kararının yürütmesinin durdurulmasına, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi kararının bozulmasını talep etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.