Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dem Parti

- Dem Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dem Parti haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tuncer Bakırhan'dan süreç mesajı: Şimdi sıra devlette ve iktidardadır Haber

Tuncer Bakırhan'dan süreç mesajı: Şimdi sıra devlette ve iktidardadır

Diyarbakır'da DEM Parti öncülüğünde Newroz Bayramı kutlandı. Merkez Bağlar ilçesindeki Newroz Parkı'nda gerçekleştirilen kutlamada DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan açıklamalarda bulundu. Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere işaret eden Bakırhan, "Her sınır bir yara, her başkent bir yangın yeridir neredeyse. Bu yangının tam ortasında Kürtler ve Kürt coğrafyası var. Bu tablo içinde Kürtler hem kendi güvenliklerini sağlamaya çalışıyor hem de bölgenin istikrarına katkı sunmaya çalışıyor. Bölge başkentleri bu gerçeği görmeli" dedi. Süreç ile ilgili deperlendirmelerde bulunan Bakırhan, "Kürt meselesini çözen bir Türkiye, bölgede güçlü bir aktör olur. Bu fırsatı değerlendiren Ankara, Türkiye'de barışı, bölgede istikrarı sağlayabilir. Kaybedecek zaman, harcanacak başka nesil yok. Yeterince gençlerimizi, nesillerimizi kaybettik. Gelin geleceğimizi kaybetmeyelim. Geleceğimizi kazanmak için demokratik bir zemini hep birlikte büyütelim. Geçmişin yaraları geleceğimizi daha fazla kanatmasın. Gelin 86 milyon için eşitlik ve özgürlük değerleri etrafında demokratik bir Türkiye'yi birlikte kuralım diyoruz" ifadelerini kullandı. Cezaevindekiler artık özgür olmalıdır "Şimdi sıra barış yasalarında, şimdi sıra devlette ve iktidardadır" diyen Bakırhan, şunları söyledi: "Artık sözden yasaya, temenniden güvenceye, vaatten eyleme geçme zamanıdır. Cezaevindekiler artık özgür olmalıdır. Figenler, Selahattinler, Leylalar, Ayşeler ve binlerce tutsak özgür olmalı. Dağdakiler demokratik siyasete katılabilmeli. Sürgündekiler evlerine dönebilmeli, demokratik siyasete katılabilmelidir." Muhalefete çağrı Geçen yılın silahların yakıldığı bir yıl olduğunu belirten Bakırhan, şöyle devam etti: "2026 özgürlük yasalarının konuşulacağı bir yıl olsun. İkinci çağrım muhalefetedir. Muhalefet de barıştan korkmamalıdır. Barış demokratik güçlenme demektir. Demokrasi güçlenirse muhalefet güçlenir. Barışı desteklemek muhalefetin 86 milyona borcudur. Yarım asırlık çatışmanın bedelini Türkiye'nin her köşesi ağır ödedi. Neredeyse Türkiye'nin her karışına kan düştü, acı düştü. Artık hiç kimse daha fazla bedel ödememeli. Şimdi kucaklaşma ve helalleşme zamanıdır. Bir çağrım da Kürt halkınadır. Kürtler arası demokratik birlik artık bir tercih değil, tarihi bir ihtiyaçtır. Siyasetimiz farklı olabilir ama bölge tufandan geçerken ayrılık ve gayrılık olmamalı. Demokratik birlik gecikmeden kurulmalıdır."

MHP ve DEM Parti bayramlaştı Haber

MHP ve DEM Parti bayramlaştı

MHP heyeti, Ramazan Bayramı dolayısıyla DEM Parti Genel Merkezi’ne bayramlaşma ziyaretinde bulundu. MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, Genel Başkan Başdanışmanı Esma Özdaşlı, MYK Üyesi Şahin Kartal’dan oluşan heyet, DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Türkdoğan, Mersin Milletvekili Ali Bozan ve PM Üyesi Zeyno Bayramoğlu tarafından ağırlandı. DEM Partili Türkdoğan, MHP’li heyetin bayramını kutlayarak, “Biliyorsunuz, bugün aynı zamanda Nevroz. Ben bu vesileyle hem bayramımızı hem de nevrozumuzu kutluyorum. Halklarımızın bayramı ve nevrozu kutlu olsun. Elbette ki bu bayramın bölgemize barış getirmesini diliyorum” dedi. Türkdoğan, dün DEM Parti Eş Genel Başkanları’nın ve MHP Genel Başkanı’nın önemli mesajlar verdiğini hatırlatarak, şöyle konuştu: “Bizler de DEM Parti olarak bu mesajların gereği olarak bir an önce ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecimizin artık daha somut yasal düzenlemelerle ilerlemesini temenni ediyoruz. Aslında bu, bir temenni olmaktan çıktı. Çok büyük oranda halkımızın çok ciddi anlamda beklentisi hâline geldi. Biliyorsunuz, Meclisimiz komisyon raporunu açıkladı. Raporumuzun 6’ncı ve 7’nci bölümlerinde önemli tespitler var. Bizler, bunların bir an önce yasalaşması noktasında adım atılmasını bekliyoruz. Elbette ki bu sürecin en önemli aktörü ve ana muhatabı Sayın Öcalan’ın da bu süreçte rolünün teslim edilmesini bekliyoruz. Bu kapsamda bir yasal süreç başladığında ve yasa çıktığında, inanıyoruz ki Sayın Bahçeli’nin de ifade ettiği ‘statü’ meselesi de bir çözüme kavuşacaktır.” “Demirtaş ve Yüksekdağ özgürlüklerine kavuşmalı, İmamoğlu ve belediye başkanları tutuksuz yargılanmalı” Nevruz Bayramı dolayısıyla bugün çok güçlü mesajlar verileceğini belirten Türkdoğan, “Siyasi mahpus arkadaşlarımızın bir an önce tahliyesi noktasında inanıyorum ki MHP’nin de söyleyecekleri vardır. Düşüncelerinden dolayı insanlar, siyasi görüşlerinden dolayı hapiste olmamalılar. Sevgili Demirtaş ve Yüksekdağ bize göre özgürlüklerine kavuşmalı. Gezi davasındaki arkadaşlarımız, özellikle de İmamoğlu ve diğer belediye başkanları tutuksuz yargılanabilirler” dedi. DEM Partili Türkdoğan, “Bizim için önemli olan, bölgemizdeki bu ateşin bir an önce sönmesi, ülkemizdeki barış ortamının kalıcı hâle gelmesi ve bunun için de kapsamlı yasal düzenlemelerin gerçekleşmesini bekliyoruz. Biz parti olarak hazırız. Umuyoruz ki MHP’yle birlikte, önümüzdeki bayram gelmeden somut adımların atılması noktasında ön ayak oluruz” diye konuştu. Durmaz: Birlik ve beraberliğimize, kardeşlik hukukumuzun daha da pekiştirilmesine önem veriyoruz MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, nazik misafirperverlikleri nedeniyle DEM Parti heyetine teşekkür etti, bayramlarını ve Nevruz Bayramı’nı kutladı. Durmaz, şunları kaydetti: “Elbette sizin de bahsettiğiniz gibi çok zorlu bir coğrafyada, çok ciddi sorunlar ve sıkıntılarla boğuştuğumuz bir süreçten geçiyoruz. Sayın Genel Başkanımızın, geçmişten bugüne ‘Terörsüz Türkiye’ süreciyle ilgili söylediği, ilk günden itibaren verdiği çok önemli mesajlar var. Bu mesajların başında, kendi içimizde birlik ve beraberliğimizin, kardeşlik hukukumuzun geliştirilmesinin ne kadar önemli olduğu her seferinde vurgulandı. Bunun aksine bir durumda olan milletlerin, bu milletler mücadelesinde zor durumda kalabildiğinin somut örneklerini yakın coğrafyamızda görüyoruz. Bu nedenle birlik ve beraberliğimize, kardeşlik hukukumuzun daha da pekiştirilmesine önem veriyoruz. Bu konuda MHP, geçmişten bugüne en tutarlı partidir. ‘İşlenemez suç fiili, imkânsızlık hâli’ diye bir durum söz konusu. 50 yıldır ülkemizde yaşanan terör sorununa, sıkıntılara rağmen Kürt ile Türk birbiriyle evlilikten vazgeçmemiş, ısrarla bu evlilikler devam etmiş; yani hasımlığı değil de hısımlığı tercih etmişiz. 8-10 milyon civarında evlilik söz konusu. Buradan meydana gelen yeni bir nesil var. İkişer çocuk olsa 20 milyon, anne babayı koy, 40 milyon eşittir Türkiye. İşlenemez suç fiili, imkânsızlık hâli… Bu durum, bizim zaten başka bir değerlendirme yapmamızı da imkânsız hâle getiriyor. Biz biriz, beraberiz, bir aileyiz. Bizim bu kardeşlik hukukunu daha da pekiştirmemiz gerekiyor.” Durmaz, komisyon raporuna ilişkin ise, “Sizin ifade ettiğiniz Meclis’teki komisyonun raporlarına da yansıyan hususlarda, bayramdan sonra bir takım düzenlemeler için Meclis’in gündemine gelecek konuların olduğunu biliyoruz” dedi.

DEM Parti'den 'Öcalan’a konut' iddialarına yanıt Haber

DEM Parti'den 'Öcalan’a konut' iddialarına yanıt

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, güncel gelişmelere ilişkin partisinin Genel Merkez'inde basın toplantısı düzenledi. İmralı Heyeti'nin hem İçişleri Bakanı hem de Adalet Bakanı ile yaptığı görüşmeleri hatırlatan Doğan, şunları kaydetti: "Görüşme sonrası görüşmenin içeriğine dair kamuoyu bilgilendirildi. Söz konusu bakanlıklar kendilerine yöneltilen sorulara zaman zaman bu konuya dair yanıt veriyorlar ama bu yanıtlar halen belirsiz yanıtlar. Bu yanıtlar halen önümüzdeki dönemin takviminin nasıl olacağının, nasıl işleyeceğinin, içeriğine dair bilgiler vermeyen ya da bunları kapsamayan yanıtlar. Toplumsal beklenti artık bu yasal düzenleme aşamasına geçilmesi ve bunun takvimlendirilmesi, çeşitli tarihlere göre ertelenmemesidir. Ne demek istiyorum? Bunu daha önce de söylemiştik. Bayrama sayılı günler kaldı. Dedik ki bunu bayramdan önce yapalım. Ramazan ayı hayırlı bir ay ve bu ayda hayırlı işlere imza atalım. Ama görülüyor ki bu süre zarfında Meclis'in gündemine henüz Adalet Komisyonu'na ya da Genel Kurul'a böyle bir takvim bilgisi verilmedi. Böyle bir takvim bilgisinin verilmemiş olması da bu yasal düzenlemelerle ilgili bayram sonrasının beklendiğine ilişkin yorumlara neden oluyor. Bir daha çağrımızı yineleyelim. Yasal düzenleme beklemeyen adımlar var.. Bunları yapıp Ramazan Bayramı'nda ve Nevruz'da bu iki bayramın coşkusunu arttırabiliriz ve çok büyük bir haksızlığa son verebiliriz. AİHM ve AYM kararları uygulanabilir. Hakikaten daha ne bekleniyor Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması için, siyasi güçlerin bırakılması için, ağır hasta mahpuslar neden hala cezaevinde tutuluyor? Niye biz bunları tekrar tekrar ifade etmek durumunda kalıyoruz? Bu adaletsizliği gidermek için ne bekleniyor? Mesela önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer Kobani davası tutsakları dışarı çıksa, AİHM kararları uygulansa, Kobani kumpas davası inadından ve ısrarından vazgeçilse bu Türkiye demokrasisine kazandırmaz mı? Bu Türkiye'de hukukun yeniden işler hale geldiğine ilişkin önemli bir işaret sayılmaz mı? Sayılır. Milyonlarca insan bu kararların uygulanmasını bekliyor. İlla bir gerekçe arıyorsanız hukuksuzluğu hukukla kapatmak için çünkü bunlar siyasi davalar. O yüzden Kobani kumpas davası diyoruz." "İBB DAVASI AÇIKÇA DEMOKRASİYE DARBE" Doğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası'na ilişkin tepki gösterdi: "Silivri'deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde görülüyor bu duruşma. Gerginliklerle başladı. Biz de davayı çok yakından takip ediyoruz. Üstelik heyetimiz de orada ve sonuna kadar da takip edeceğiz. Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcımız Mehmet Rüştü Tiryaki, İstanbul Milletvekilimiz ve Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyemiz Celal Fırat da oradaydı. İstanbul il yönetimimiz, il eş başkanlarımız ve yöneticilerimiz de orada davayı takip ediyorlar. Şimdi bu açıkça demokrasiye darbe, muhalefete bir tasfiye ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine şimdiden müdahale olarak görülüyor. Bu muhalefetin dizaynı olarak değerlendiriliyor ve o nedenle cezaevi kampüslerinde kamuoyunun erişimine uzak, özel seçilmiş, tarafsızlığından ve bağımsızlığından şüphe duyulan mahkeme heyetleri, biz bunları gördük, yaşadık, yaşıyoruz. Gayet iyi biliyoruz. Gayet iyi tanıdığımız hamleler bunlar. Aşina olduğumuz operasyonlar." Adalet Bakanı Akın Gürlek'in çok kritik bir zamanda bakanlık koltuğuna oturduğunu söyleyen Doğan, "O koltuğun gereği adaleti sağlamaktır ve Adalet Bakanı'nın yapması gereken tam olarak budur. 'Mahkeme salonları siyaset arenası değil' demişti hemen koltuğa oturduktan sonra yaptığı açıklamada. Milyonlarca oy almış bir belediye başkanının tutuklu yargılandığını unutmuş olsa gerek Sayın Bakan. Öyle savunma hakkını sınırlamak değil, aksine bu haklara, temel tüm insan haklarına alan açması gerekir Adalet Bakanı'nın ve bu adaletsizlikleri gidermesi gerekir" diye konuştu. "MESELE BİR EV VE KONUT MESELESİ DEĞİL" Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile ilgili birtakım "kulis haberleri" olduğunu ifade eden Doğan, şöyle devam etti: "Evdi, konuttu, statüydü gibi çeşitli başlıklarda bazı tartışmalar var. Zaman zaman yapılan çağrılar var. 'Ne olacak bu statü açığı? Nasıl kapanacak?' deniyor. 'Gördünüz mü?' diyenler oluyor siyasilerden... Bu sürecin başlamasından memnuniyet duymayanlar, dudak büzüp bakanlar sürecin niye başladığını anladılar mı diye serzenişler de oluyor. DEM Parti olarak Ekim 2024'ten bu yana bunun öncesi de var biliyorsunuz, ağır tecrit koşullarının, mutlak iletişimsizliğin bir işkence hali olduğunu hep söyledik. Temel bir insan hakkı ihlali olduğunu söyledik ve ağır bir insan hakkı suçu olduğunu söyledik. Buna karşı mücadele ettik. Kime yapılırsa yapılsın bunun karşısında duracağımızı söyledik. Evet bir ağır insan hakkı ihlali var. Bir kere bu giderilmeli. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı var, uygulanmalı. Mesele bir ev ve konut meselesi değil. Burada yanlış anlaşılan bir durum var muhtemelen. Mesele açıkça şu sorunun altını hukuken doldurabilmek. Ne yapılacak bundan sonra? "PARTİMİZE ULAŞMIŞ HERHANGİ BİR BİLGİ YOK" Bu sürecin ana aktörü, bu sürecin baş müzakerecisi, bu süreçte bugüne kadar atılan pek çok adımın temel olarak sağlayıcısı ve inisiyatif alanı, sorumluluk üstleneni, yıllardır bu konuda çaba sarf eden halkların karşı karşıya gelmemesi, halkların bir arada eşit ve özgür bir biçimde yaşayabilmesi için çok büyük bir gayret, özveri ve çabanın sahibi Sayın Öcalan'la ilgili özgür çalışabileceği koşullar nasıl oluşturulacak? Özgür iletişim kurabileceği koşullar nasıl oluşturulacak? Dünyada pek çok çatışma, çözüm deneyiminde benzer durumlar yaşanmış ve böyle bir liderlik gücü bir ada hapishanesinde bu koşullarda tutulmamış bu süreler boyunca ve sonrasında. Tartışmamız gereken temel mesele bu. Bunun altını doldurmak gerekiyor ama defacto bir biçimde değil, fiili bir biçimde değil. 'Orada bir konut yapıldı mı, yapılmadı mı?' diye bize böyle sorular geliyor. Buna ilişkin partimize ulaşmış herhangi bir bilgi yok. DEM Parti İmralı Heyeti'nin yaptığı görüşmelerden de bize ulaşmış herhangi bir bilgi yok. Yakın zamanda muhtemelen bayram arifesinde ya da sonrasında DEM Parti İmralı Heyeti tekrar adada Sayın Öcalan'la bir görüşme yapabilir. Bu görüşme sonrasında böyle bir gelişme varsa bu konuya dair bir gündem olursa zaten kendileri de sizlerle paylaşacaktır ama partimize şu ana kadar ulaşmış bugüne kadar yapılan avukat, aile ve İmralı Heyeti görüşmelerinden bize ulaşmış böyle bir bilgi yok." "ÇİÇEK OTLU'NUN SAĞLIK DURUMU İYİYE GİDİYOR" DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu'nun geçirdiği ağır bir rahatsızlık nedeniyle İstanbul'da hastanede tedavisinin devam ettiğini belirten Doğan, "Sağlık durumu iyiye gidiyor. En kısa sürede tekrar bizimle olacağına, mücadele alanlarında yan yana olacağımıza inanıyoruz. Hastaneye geldiği, ulaştığı ilk andan itibaren hiçbir detay atlanmadan titizlikle ve hassasiyetle hem buradan hem oradan arkadaşlarımız takip ediyor. Bu konuda da Çapa Tıp Fakültesi Sağlık emekçilerine de ayrıca ilgileri için çok teşekkür ederiz" dedi.

Abdullah Öcalan'ın '27 Şubat' mesajı okunacak: DEM Parti Eş Başkanları konuşuyor Haber

Abdullah Öcalan'ın '27 Şubat' mesajı okunacak: DEM Parti Eş Başkanları konuşuyor

PKK lideri Abdullah Öcalan, PKK'nin silah bırakma ve fesih çağrısının yıldönümü vesilesiyle yeni bir mesaj yayımlayacak. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) mesaja ilişkin Ankara'da basın toplantısı düzenliyor. 150 yerli ve yabancı gazetecinin akreditasyon yaptırdığı etkinlik, saat 11.15'te başladı. Etkinlik sinevizyon gösterimiyile başladı. Etkinlik, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın açılış konuşmasıyla başladı. 27 Şubat çağrısının sonuna kadar arkasındayız Tülay Hatimoğulları konuşmasında, "Demokratik entegrasyon yanızca Kürtlerin tanıması değil, YTürkiye'nin bütünüyle demokratikleşmesidir. Sayın Öcalan'ın geçen sene 27 Şubat'ta gerçekleştirdiği çağrının sonuna kadar arkasındayız. Bu muhteşem barış ve kardeşlik teklifini gerçekleştireceğimizi, bunun mücadelesinin sonuna kadar gerçekleştireceğimizin sözünü bir kez daha veriyoruz" dedi. Mesajın Türkçesini İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Kürtçesini ise Veysi Aktaş'ın okuyacak. Mesaj İngilize ve Arapça olarak da basına servis edilecek. Bakırhan: Artık sorumluluk devlet ve yürütme erkindedir Ardından konuşan Tuncer Bakırhan ise, "27 Şubat öncesi Türkiye büyük bir umutsuzluk içindeydi. Çağrıyla birlikte yeni bir çağrının eşiğine geldik. Hakiki barış tek taraflı adımlarla sağlanamaz dolayısıyla devlet de bir partik içerisinde olmalıdır. Artık sorumluluk devlet ve yürütme erkindedir" mesajını verdi. Mesajın Türkçesini İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Kürtçesini ise Veysi Aktaş'ın okudu. Mesaj İngilize ve Arapça olarak da basına servis edildi. İşte Abdullah Öcalan'ın çağrısı: "27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı. Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum. Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz. Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz. Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar. Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir. Demokratik entegrasyon cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür. Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar. Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır. Çağrımız sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor. Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz. Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihsel saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür. Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız. Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir. Selam ve Saygılarımla"

27 Şubat'ta Öcalan'dan yeni bir çağrı bekleniyor Haber

27 Şubat'ta Öcalan'dan yeni bir çağrı bekleniyor

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "terör eylemlerine son vererek lağvedilmesi" çağrısı yaptığı PKK'nin lideri Abdullah Öcalan, 27 Şubat 2025 tarihinde PKK'nın kendini feshetmesi ve tüm grupların silahları bırakması gerektiğini açıkladı. Öcalan'ın çağrısında "Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanı'nın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum" ifadeleri yer aldı. PKK'nin bu çağrıdan aylar sonra 11 Temmuz'da sembolik silah bırakma töreni ve ardından 5 Ağustos 2025 tarihinde Meclis'te Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulmasıyla, süreç hızlandı. İktidarın "terörsüz Türkiye" ismini verdiği süreçte son olarak Meclis'teki siyasi partilerin yer aldığı komisyonun ortak raporu kabul edildi. Edinilen bilgiye göre raporun kabul edilmesiyle birlikte Abdullah Öcalan kamuoyuna yeni bir mesaj gönderecek. Bu mesaj 27 Şubat'In yıl dönümünde organize edilecek kapsamlı bir basın topalntısıyla duyurulacak. DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğlulları ve Tuncer Bakırhan ile İmralı heyeti üyelerinin de katılacağı açıklamada Öcalan'ın mesajı okunacak. Öcalan'ın 27 Şubat çağrısının yıl dönümünde ortak raporun kabul edilmesine dikkat çekerek "ikinci aşamaya geçildiği" vurgusu yapması bekleniyor. Mesajın, Ankara'da DEM Parti heyeti tarafından okunacağı öne sürüldü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.