Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Bursa Su Kolektifi

- Bursa Su Kolektifi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Bursa Su Kolektifi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da Milli Parklar tepkisi: “Doğa rant projelerine açılmak isteniyor” Haber

Bursa’da Milli Parklar tepkisi: “Doğa rant projelerine açılmak isteniyor”

Bursa’da doğa savunucuları, Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören yasa teklifine karşı basın açıklaması yaptı. Bursa Su Kolektifi adına metni Cevriye Coşkun Kayış ve Caner Gök Bayrak okudu. Açıklamada milli parkların temel niteliğine vurgu yapılarak, “Milli Parklar, insan etkinliklerinin sınırlandırıldığı, kendi doğallığına bırakılan alanlardır” denildi. Mevcut yasal düzenlemenin bu alanlarda yapılaşmayı ve ticari faaliyetleri ciddi biçimde sınırlandırdığı hatırlatıldı. Yeni teklifin ise bu koruma anlayışını zayıflatacağı savunularak, “Bu teklif, en güçlü korunması gereken milli parkları vahşi kapitalizmin talanına açan açık bir beyan niteliğindedir” ifadeleri kullanıldı. Uludağ örneği hatırlatıldı Doğa savunucuları, daha önce milli park alanlarında yaşanan süreçleri örnek gösterdi. Özellikle Uludağ Milli Parkı’nda gündeme gelen turizm ve yapılaşma projelerine karşı açılan davaların büyük bölümünün iptalle sonuçlandığını hatırlattı. Açıklamada, Uludağ’ın bir bölümünün 2023 yılında Alan Başkanlığı’na devredildiği belirtilerek bu sürece karşı yoğun bir kamuoyu tepkisi oluştuğu ifade edildi. “Uludağ Talan Başkanlığı’na karşı 4 günde 3 bine yakın ıslak imza topladık. Dijital imzalar 40 bine ulaştı” denilen açıklamada, toplanan imzaların Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne teslim edildiği kaydedildi. Grup, tüm girişimlere rağmen düzenlemenin yürürlüğe girdiğini belirterek şimdi daha kapsamlı bir değişiklikle karşı karşıya olunduğunu savundu. “DKMP av, maden ve enerji bürosuna indirgeniyor” Açıklamada, teklifin Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yapısını değiştireceği ileri sürüldü. Düzenlemenin kurumu gelir artırıcı bir yapıya dönüştürdüğü savunularak, “DKMP av, maden, enerji, altyapı ve turizm bürosuna indirgeniyor” denildi. Metinde yasa teklifinde “av” ve “avcılık” ifadelerinin çok sayıda yer aldığına dikkat çekilerek, milli parkların koruma alanı olmaktan uzaklaştırıldığı iddia edildi. “Ne kadar manidar ki sözde doğayı koruyacak kurumun yeni yönetmeliğinde av ve avcılıkla ilgili daire başkanlıkları yer alıyor” ifadeleri kullanıldı. Altyapı ve yapılaşma düzenlemelerine tepki Teklifte milli park alanlarında imar planı yapılmasının ve çeşitli altyapı yatırımlarının önünün açıldığını belirten doğa savunucuları, bu düzenlemelerin doğal yaşamı tehdit edeceğini dile getirdi. Açıklamada, “Ulaşım, petrol ve doğalgaz hatları doğal alanı böler, parçalar; hayvanların dolaşımını engeller” denilerek yaban hayatının zarar göreceği savunuldu. Elektrik iletim hatlarının yangın riskini artırdığına dikkat çekilerek, bu tür yatırımların milli parkların doğasına aykırı olduğu ifade edildi. Su kaynaklarına ilişkin maddelere de değinilen açıklamada, “Su, milli parkın en temel varlığıdır. Milli parktan hiçbir şey dışarı çıkarılmamalıdır” sözleriyle kaynak tahsislerine karşı çıkıldı. “Yasa teklifi geri çekilmeli” Basın açıklamasının sonunda doğa savunucuları taleplerini sıraladı. “Yasa teklifi Genel Kurul gündeminden çekilmelidir. Koruma statüleri güçlendirilmelidir” çağrısında bulunan grup, karar süreçlerinin şeffaf ve bilimsel temelde yürütülmesi gerektiğini belirtti. Açıklama, “Milli parklar gelecek kuşakların yaşam güvencesini temsil eder. Doğa, ortak yaşamın kurucu zemini olarak korunmalıdır” sözleriyle son buldu.

Kirazlıyayla köylülerinden maden isyanı: “Köyümüz bir gece ansızın toprağa gömülecek” Haber

Kirazlıyayla köylülerinden maden isyanı: “Köyümüz bir gece ansızın toprağa gömülecek”

Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde bulunan Meyra Madencilik’e ait atık barajı, 20 Ocak 2026 tarihinde çöktü. Çökme sonrası barajda biriken ve kurşun, çinko, bakır ve çeşitli kimyasal bileşenler içeren binlerce ton atık dereye ve toprağa karıştı. Yaşanan facia nedeniyle, İliç’teki maden faciasının yıldönümünde Bursa Su Kolektifi Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklamasında konuşan Kirazlıyayla sakini Muhterem Çakır, yıllardır mahalle sakinleri olarak verdikleri mücadelede kolluk kuvvetlerinin müdahalesiyle karşılaştıklarını hatırlatarak, “Yerlerde sürüklendik. Evlerimize hapsolduk. 35 tane köylüye 350 tane çevik kuvvet ve jandarma geldi. Etten duvar ördüler, gücümüz yetmedi. Yedi tane bilirkişi geldi ve ‘burası heyelan bölgesi, tarım bölgesi, olmaz’ dedi. Bilirkişiler hiçe sayıldı. İtiraz mahkememiz oldu. Şirket belli kişileri ziyaret etti, mahkememizi kaybettik. Köyümüzde metrelerce yarıklar oluştu. Köyümüz bir gece ansızın toprağa gömülecek. Bizim köyümüzde artık bir tane meyve olmuyor. Kirazlıyayla ama biz kiraz yiyemiyoruz. Her şeyimiz zehirlendi. Yeter artık, bu felaketi durdursunlar. Artık mezarlıklarımız da gidecek biz de beraber toprağa gömüleceğiz. Sevdiklerimizin kemikleri bile kalmayacak. Mezarımız olmayacak.” Dedi. Yağışlardan dolayı kaymalar devam edebilir” Mahalle muhtarı Hasan Acar buradan akan zehirli atıkların akarsular aracılığıyla Yenişehir ovasına ulaştığını ve asıl tepki göstermesi gerekenin de ilçe halkı olduğunu söylerken, mücadeleyi sadece Kirazlıyayla sakinlerinin verdiğini ifade etti. Çökme sonrası su ve topraktan numuneler alındığını belirten Acar, “İnşallah numuneler doğru şekilde çıkar da yetkililer de ne gerekiyorsa onu yapar, bizi de köy olarak kurtarır. İnşallah sadece bu kadar zarar görürüz. Bundan sonra kaymalar büyük ihtimalle olacak yağışlardan dolayı. Yetkililerden gereğinin yapılmasını rica ediyoruz.” dedi. Çevre güvenliği ve halk sağlığı tehlikede Bursa Su Kolektifi adına basın açıklamasını Erkan Erdem ve Ayşe Sarı okudu. Açıklamada Kirazlıyayla’daki atık barajının çökmesinin teknik bir arıza olarak geçiştirilemeyecek kadar ağır sonuçlar doğurduğu ve büyük bir ihmal olduğu vurgulandı. Ortaya çıkan tablonun çevre güvenliği, halk sağlığı, kamu denetimi ve idari sorumluluk açısından tüm yönleriyle araştırılması gereken ciddi bir duruma işaret ettiği ifade edilirken, şu sözler yer aldı: Bölgede dere yatağında biriken atık çamurunun, suya ve toprağa karışma riski bulunan ağır metaller ile kimyasal proses kalıntıları içerdiği bilinmektedir. Kurşun, çinko, bakır, arsenik, kadmiyum ve civa gibi toksik elementler doğaya karıştığında kısa sürede yok olmaz, yıllarca kalıcılığını sürdürerek ekosistem ve insan sağlığı üzerinde birikimli etkiler yaratır. Sülfür içeren minerallerin zamanla asidik koşullar oluşturması ise kirlenmenin derinleşmesi riskini artırmaktadır. “Su numunelerinde yüksek seviyede ağır metal tespit edildi” Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan laboratuvar analizlerinde, su numunelerinde kurşun başta olmak üzere birden fazla ağır metalin yüksek seviyelerde tespit edildiği ifade edilmektedir. Bu bulguların resmi kurumlar tarafından doğrulanması ve tüm ayrıntılarıyla açıklanması hayati önemdedir. Öte yandan sahadan gelen bilgiler, riskin yalnızca geçmişte yaşanan çökme ile sınırlı olmadığını göstermektedir. Maden yetkililerinin, atıkları köy yerleşiminin içinden kontrolsüz biçimde taşıyarak farklı bir alana nakletmeyi planladığı, mevcut atık alanını tamamen kapatıp atıkları geçici bir maden ocağına dökmeyi, ardından yeni bir atık barajı inşa ederek bu alana taşımayı öngördüğü ifade edilmektedir. Bu süreçlerin her biri başlı başına yeni bir çevresel ve sağlık riski doğurmaktadır. Atıkların taşınması sırasında rüzgârla havaya karışabilecek tozlar ve yağışla yayılabilecek kimyasal kalıntılar, bölgede yaşayan insanların solunum yoluyla maruziyetine neden olabilir. Bu durum yalnızca çevreyi değil, doğrudan insan sağlığını tehdit eden bir tabloyu ortaya çıkarmaktadır. “Son denetim ne zaman yapıldı?” Tam da bu nedenle Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne kamuoyu adına şu soruları yöneltiyoruz: Atık barajına ilişkin son denetim ne zaman yapılmıştır? Çökme sonrasında bölgede kaç noktadan numune alınmış, analizler hangi laboratuvarlarda yapılmaktadır? Atıkların köy içinden taşınmasına yönelik bir izin, denetim veya çevresel güvenlik planı var mıdır? Geçici depolama ve yeni atık barajı süreçleri için hangi çevresel etki değerlendirmeleri yapılmıştır? İhmali ya da sorumluluğu bulunan kişi ve kurumlar hakkında idari veya adli süreç başlatılmış mıdır? Kirazlıyayla ile Reşadiye Köyü arasındaki maden ocağı alanına, hiçbir koruyucu önlem alınmadan kimyasal atıkların gelişigüzel döküldüğü; bir kısmının ise yalnızca toprakla örtülerek gizlenmeye çalışıldığı görülmektedir. Bu denli vahşi bir depolama yöntemi hangi mevzuata dayanmaktadır? Böyle bir sorumsuzluk hangi yasal gerekçeyle ve kimin yetkisiyle gerçekleştirilmiştir? Meyra Madenciliğin maden ruhsatı derhal iptal edilmeli” Bursa Su Kolektifi ve Kirazlıyayla sakinleri taleplerini şöyle sıraladı: “Meyra Madenciliğin Kirazlıyayla ÇED Raporu ve maden ruhsatı derhal iptal edilmelidir. Kirazlıyayla toprak kayma riski nedeniyle madenciliğe kapatılmalıdır. Mevcut atık barajı ise bilimsel yöntemler doğrultusunda derhal rehabilite edilmelidir. Meyra Madenciliğin toplamda 12 yıl atık barajı olmadan çalıştırılmasına izin veren bürokratlar yargılanmalı caydırıcı güçlü cezalar verilmelidir. Atık barajı gereksinimi olan tüm madenler kapatılması için plan yapılıp hızla uygulanmalıdır. Türkiye’nin tüm güzelliklerini yok eden maden ihalelerine son verilmeli, son üç yılda yapılanlar tümüyle iptal edilmelidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.