Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Adalet

- Adalet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adalet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İmamoğlu'ndan yeni parti yanıtı: CHP'de bir kayyumluk kuruluyorsa gerekeni yaparız Haber

İmamoğlu'ndan yeni parti yanıtı: CHP'de bir kayyumluk kuruluyorsa gerekeni yaparız

Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP'deki mutlak butlan süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan gazeteci Merdan Yanardağ'ın sorularını yanıtlayan Ekrem İmamoğlu, "Mutlak butlan sürecini, siyasetten ve milletten ümidini kesmiş bir avuç insanın umutsuzluğunun son aşaması olarak görüyorum. Siyaset, medya ve yargıda konuşlanmış bir grup insan tüm Türkiye’yi esir alıyor. Emirleri ise Erdoğan veriyor" dedi. Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun tutumuyla ilgili İmamoğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi uzun süredir çok yönlü bir kuşatma altında. Belediye başkanları tutuklanıyor, yöneticileri hedef alınıyor, partinin iktidar alternatifi olma kapasitesi etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Böyle bir dönemde bazı isimlerin dönüp bu kuşatmanın açtığı koridordan yürümeyi tercih etmesini siyasi bir tutumdan ibaret görmüyorum. Ben buna itiraz ediyorum. Ben kayyumluk yapanın niyetini merak etmiyorum. Ne düşündüğünü de doğrusu önemsemiyorum... Cumhuriyet Halk Partisi'ni dışarıdan yenemeyenlerin içeriden sonuç alma arayışına tarih iyi gözle bakmayacaktır" ifadelerini kullandı. Yeni parti iddiaları hakkında konuşan Ekrem İmamoğlu, "Kurultay hem hukukun gereği hem de bizim hakkımız. Ancak saraydan alınan direktiflerle CHP’de bir kayyumluk kuruluyorsa gerekeni yaparız. Biz bu milleti asla umutsuz ve seçeneksiz bırakmayız. Ya bir yol buluruz, ya bir yol yaparız. Milletin işaret ettiği yolda yürüyüşümüze devam ederiz" değerlendirmesinde bulundu. tele2haber.com'da yayımlanan Merdan Yanardağ'ın soruları ve Ekrem İmamoğlu'nun cevapları şöyle: "1-Mutlak butlan sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sayın Yanardağ, öncelikle aynı duvarların içinde birbirimizi göremeden ama sözümüzü birbirimize ulaştırabilmenin değerini bilerek sizi selamlıyorum. Yaşadıklarımızın sebebi belli… Bu yorgun, bitkin ve çatık kaşlı iktidarın miadı dolmuştur. Milletimiz değişim ateşini yakmıştır. Erdoğan koltuk hırsına, ticaret yapmaktan siyaset yapmayı unutmuş olan partisi ise bürokraside yer tutmuş üç beş insana yenilmiştir. Mutlak butlan sürecini, siyasetten ve milletten ümidini kesmiş bir avuç insanın umutsuzluğunun son aşaması olarak görüyorum. Siyaset, medya ve yargıda konuşlanmış bir grup insan tüm Türkiye’yi esir alıyor. Emirleri ise Erdoğan veriyor. O iktidarını korumak, emir verdikleri ise Türkiye’nin bütün kılcal damarlarını kapsayacak bir güce erişmek istiyor. Asla doymuyor, asla durmuyorlar. Erdoğan’ın izni ve emriyle; istediklerini içeri atıyorlar, şantaj yapıyorlar, en çirkin yalanlarla insanların özgürlüğüne, haysiyet ve şerefine kast ediyorlar. Yetmiyor, Atatürk’ün kurduğu partiye darbe yapacak bir çaresizliği sergiliyorlar. Bu çaresizliğin karşısında ise milletin umutları bulunuyor. Geleceğe dair hayallerimiz, hedeflerimiz, milletçe huzur içinde yaşama arzusu duruyor. Ben günün sonunda milletin vicdanı ve yüreğinin galip geleceğine gönülden inanıyorum. KILIÇDAROĞLU'NUN TUTUMU 2- Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının bu süreçte takındığı tutum hakkında ne düşünüyorsunuz? Açık konuşayım Merdan Bey. Bu süreçte yaşananları yalnızca siyasi bir görüş ayrılığı olarak değerlendirmiyorum. Siyasette insanlar farklı düşünebilir, birbirlerini eleştirebilir, birbirleriyle yarışabilirler. Bunların hiçbiri beni rahatsız etmez. Demokrasi dediğimiz şey, zaten budur. Fakat burada karşı karşıya olduğumuz tablo farklı. Cumhuriyet Halk Partisi uzun süredir çok yönlü bir kuşatma altında. Belediye başkanları tutuklanıyor, yöneticileri hedef alınıyor, partinin iktidar alternatifi olma kapasitesi etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Böyle bir dönemde bazı isimlerin dönüp bu kuşatmanın açtığı koridordan yürümeyi tercih etmesini siyasi bir tutumdan ibaret görmüyorum. Ben buna itiraz ediyorum. Ben kayyumluk yapanın niyetini merak etmiyorum. Ne düşündüğünü de doğrusu önemsemiyorum. Türkiye'nin buna ayıracak vakti olduğunu da düşünmüyorum. Bu ülkenin milyonlarca emeklisi geçim derdinde. Gençleri gelecek kaygısıyla yaşıyor. İnsanlar adalet arıyor, refah arıyor, nefes alacak bir iklim arıyor. Böyle bir dönemde bütün dikkatlerin bir kişinin ne hesap yaptığına, ne planladığına çevrilmesini doğru bulmuyorum. Ben başka bir şeye bakıyorum: Yüz yılı aşan bir siyasi mirasın, milyonlarca insanın umudunun ve değişim iradesinin hangi hesapların konusu haline getirildiğine bakıyorum. Bazı insanlar bulundukları yeri temsil eder. Bazıları ise bulundukları yere rağmen başka odakların temsilcisi gibi davranır. Takdiri milletin vicdanına bırakıyorum. Ama şundan eminim: Cumhuriyet Halk Partisi'ni dışarıdan yenemeyenlerin içeriden sonuç alma arayışına tarih iyi gözle bakmayacaktır. YENİ PARTİ İDDİALARI 3- CHP köklü bir parti. CHP'den ayrılmak kolay bir karar değil. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu ekibinin olağanüstü bir kurultay yapmayacağı da açık. Baskın ya da erken bir genel seçimde toplumun seçeneksiz kalma riski var. Dahası, sürecin uzaması halinde toplumsal muhalefetin dağılma toplumsal tepkinin sönümlenme olasılığı büyük. Bu bağlamda, yeni bir parti konusunda ne düşünüyorsunuz? Bugün partimize hep birlikte “değişim” diyerek çıktığımız yolun; milletimize ise adil seçimlerle iktidarı değiştirmeyi ümit etmenin bedeli ödetilmek isteniyor. Önce CHP’de, sonra Türkiye’de değişim olacak dedik. Hep birlikte umudu büyüteceğiz ve kazanacağız, bize asla yenilgiyi öğretemeyecekler dedik. Delegelerimizden de milletimizden de bunun için destek aldık. Ben milletimizin sevgisini ve bizlere bağladığı umudunu görüyorum. Evet, dört duvar arasındayım. Ama ben insanımızın duygularını en güçlü haliyle yüreğimde hissediyorum. Yüklenen sorumluluğu, geleceğe dair umutları, milletçe el ele vererek Türkiye’ye yaşatacağımız huzurlu günleri ben en derin duygularımla hissediyorum. Kurultay hem hukukun gereği hem de bizim hakkımız. Ancak saraydan alınan direktiflerle CHP’de bir kayyumluk kuruluyorsa gerekeni yaparız. Biz bu milleti asla umutsuz ve seçeneksiz bırakmayız. Ya bir yol buluruz, ya bir yol yaparız. Milletin işaret ettiği yolda yürüyüşümüze devam ederiz. OLAĞANÜSTÜ KURULTAY TALEBİ 4- CHP'den ayrılıp yeni bir parti kurulması için parti içinde yürütülen olağanüstü kurultay sürecinin tüketilmesi gerekiyor. Sizin için bu konuda ki somut eşik nedir? Kurultay sürecinin tüketilmesi ne demektir? Delegesinden, partilisinden, milletinden korkan bir irade ortadayken hangi somut eşiği konuşacağız? Kurultay sürecinin bugün, hemen, derhal başlaması gerekiyor. Geçen her gün, milletimizin umuduna, heyecanına, geleceğe dair beklentilerine ihanettir. Genel Başkanım, yol arkadaşım Sayın Özgür Özel, Anadolu’nun her yerinde milletimizle birlikte ve yan yanadır. Anadolu’da yüreğini, cesaretini, aklını ve ruhunu Türkiye’nin geleceği için taşıyan insanımız bize hep birlikte hangi yolda yürüyeceğimizi işaret edecektir. Biz onların işaret ettiği yolda yürüyeceğiz. YENİ PARTİNİN RİSKLERİ VAR MI? 5- Yeni bir partinin bazı riskleri olduğu da belirtiliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Merdan Bey, bu ülkede milletin gerçekleri öğrenme hakkı için bedel ödeyen bir gazeteci olarak ne dediğimi iyi anlayacağınızı düşünüyorum; karşınızdakiler iktidarını korumak için her sesi susturmayı, her hür ruhu dört duvar arasına hapsetmeyi ve bulduğu her fırsatta milletin hakkına girmeyi göze almış, hatta bundan keyif alacak hale gelmişse, risk dediğiniz durum ortadan kalkar. Asıl risk içerisinde yaşayan ise millettir. Riski, siniri, stresi yüklenenler; haftası dolmadan maaşları eriyen, her gün daha zorlu bir hayatın içine sürüklenen ailelerdir, babalardır, annelerdir. Her geçen gün daha adaletsiz bir Türkiye’ye uyanan insanımızdır. Büyük risk, aynı zamanda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti adınadır. Tarihimizde tecrübe etmediğimiz seviyede büyük siyasi, idarî, hukukî ve rejim tehditleriyle ve risklerle karşı karşıyayız. Dolayısıyla bu milletin değişim ateşi bir kere yanmışsa bunu söndürecek güç, durduracak risk yoktur. 6- Özgür Özel ile bu konuda bir yaklaşım farklılığınız var mı? Bizim Sayın Özgür Özel ile aramızda bir yaklaşım farkı yok, hatta çok önemli bir ortak noktamız olduğunu düşünüyorum. İkimizde de bize dayatılanları reddetmek ve her daim milletin açtığı yoldan gitmek gibi bir huy mevcuttur. İkimizde de birbirimizi besleyen; milletine ve ülkesine adanmışlık, azim, cesaret, kararlılık mevcuttur. Kardeşliğimizin gücünü tarifleyecek cümle kuramazlar. Benim yüreğim her daim genel başkanımızla ve bütün arkadaşlarımızla birlikte atıyor. Çok inanıyor ve güveniyorum onlara. Hep birlikte milletin açtığı uzun bir yolu yürüyeceğiz inşallah."

CHP Bursa’dan 6 Şubat anması Haber

CHP Bursa’dan 6 Şubat anması

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanlığı, 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan on binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği depremlerin 3’üncü yıl dönümünde anma programı düzenledi. Kent Meydanı’nda gerçekleştirilen programda, depremin meydana geldiği saat olan 04.17’de sirenler çalınarak, saygı duruşunda bulunuldu, Depremde yaşamını yitiren on binlerce yurttaş, rahmet ve saygıyla anıldı. Anma programına CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Parti Meclisi Üyesi Canan Taşer, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, İl Kadın Kolları Başkanı Nigar Bölüker, İl Gençlik Kolları Başkanı Berkcan Bora, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Mücadelemiz sürecek" Ülkemizin tarihine kara bir gün olarak kazınan 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde yitirdiğimiz canlarımızı anmak için bir araya geldiklerini belirten Yeşiltaş konuşmasında, "3 yıl geçti ama acı geçmedi. Çünkü biz, binaları değil, hayatlarımızı kaybettik o gece. Sadece şehirler yıkılmadı, aileler yıkıldı. Bir ülkenin vicdanı, güven duygusu, geleceğe dair umutları da enkaz altında kaldı. 6 Şubat’ta kaybettiğimiz her can, bu ülkenin bir parçasıydı. Bir anneydi, babaydı, öğretmendi, gençti ve en çok da çocuklarımızdı. Bugün burada özellikle söylemek zorundayız: Deprem ne yazık ki sadece can almadı. Deprem sonrası yaşanan büyük karmaşada, ihmaller zincirinde çocuklarımız kayboldu. Depremin ardından, binlerce çocuk ailesiz kaldı. Bazılarının adı kayıtlara bile geçmedi. Bazılarının nerede olduğu hala bilinmiyor. Bu ülkenin vicdanına soruyoruz: Bir çocuğun kaybolması, bir devletin kaybolması değil midir? Bir çocuğun izinin silinmesi, insanlığın izinin silinmesi değil midir? Biz unutmayacağız. Unutturmayacağız. Kaybolan her çocuğun hesabı sorulana kadar mücadelemiz sürecek. " ifadelerini kullandı. "Adalet, liyakat ve bilimle yöneteceğiz" 6 Şubat’ın bir kader değil, yaşanan acının da ihmallerin, plansızlığın, denetimsizliğin sonucu olduğuna dikkat çeken Yeşiltaş, "Deprem değil, insan öldürdü. Ve biz biliyoruz: Bir ülkede insanlar enkaz altında kalıyorsa, sorumlular sadece doğa değil, denetimsizlik ve yönetim anlayışıdır. Bugün burada sadece yas tutmuyoruz. Bugün burada bir söz veriyoruz: Bir daha hiçbir anne evladını enkaz altında aramasın diye, hiçbir çocuk kayıplara karışmasın diye, hiçbir yurttaş "Sesimi duyan var mı?" diye haykırmasın diye bu ülkeyi adaletle, liyakatle, bilimle yöneteceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu acının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımızı rahmetle anıyorum. Yakınlarını kaybeden ailelerimizin acısını yüreğimizde taşıyoruz. Kaybolan çocuklarımız için, enkaz altından kalan umutlarımız için ve bir daha böyle acılar yaşanmaması için mücadelemiz ve çabamız sürecek. Unutmadık, unutturmayacağız. Enkazın altında can veren kızının elinin saatlerce bırakmayan babanın fotoğrafını da unutmayacağız, depremzedelere verilen konutlar için boş senet imzalatanları da unutmayacağız. Ruhları şad, mekanları cennet olsun." şeklinde konuştu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ise, depremin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen acının ilk günkü tazeliğini koruduğunu belirterek, “Kahramanmaraş ve çevre illerde yaşanan bu büyük felaket, ortak hafızamızda silinmeyecek bir iz bıraktı. 6 Şubat depremlerinde gördük ki 1999 Marmara Depremi’nden gerekli dersler çıkarılamamış. Unutmadık, unutmuyoruz; unutmadan sorumluluk almaya devam edeceğiz." dedi. Konuşmaların ardından depremde hayatını kaybedenlerin anısına alana karanfil bırakıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.