Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Abdullah Öcalan

- Abdullah Öcalan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abdullah Öcalan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Abdullah Öcalan'ın mesajı paylaşıldı: "Uygun yöntemlerle tüm kamuoyuna ulaşmayı önemli görüyorum" Haber

Abdullah Öcalan'ın mesajı paylaşıldı: "Uygun yöntemlerle tüm kamuoyuna ulaşmayı önemli görüyorum"

DEM Parti İmralı Heyeti’nin 27 Mart’ta İmralı Adası’nda gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, Abdullah Öcalan’ın mesajı kamuoyuyla paylaşıldı. Paylaşılan metinde, sürecin kritik bir aşamaya geldiğine dikkat çekilirken, diyalog ve demokratik çözüm vurgusu öne çıktı. DEM Parti tarafından yapılan açıklamada, görüşmeye ilişkin değerlendirmelerin ardından Öcalan’ın mesajına yer verildi. Mesajda, çözüm sürecinin yalnızca güvenlik perspektifiyle ele alınamayacağı belirtilirken, demokratik siyaset ve müzakere kanallarının güçlendirilmesinin gerekliliği ifade edildi. Öcalan'ın "“Bizim Cumhuriyet ile bir sorunumuz yoktur. Asıl mesele Cumhuriyetin demokratik olmamasıdır. Demokrasi Cumhuriyetin güçlenmesini sağlayacak yegane çözümdür" sözlerinin yanısıra iletişim kanallarının güçlendirilmesine yönelik olarak "Bu noktada, sürece ilişkin fikirlerimin doğru anlaşılması için uygun yöntemlerle tüm kamuoyuna ulaşmayı önemli görüyorum" sözleri dikkat çekti. DEM Parti tarafından paylaşılan metinde şunlar yer aldı: "27 Mart 2026 tarihinde Sayın Abdullah Öcalan ile yürüttüğümüz görüşmeler kapsamında İmralı Adası'nda bir toplantı gerçekleştirdik. Yapılan görüşmelerde sürecin önemli bir eşiğe geldiği açık biçimde görülmüştür. Bu noktada, çözüm yolunun müzakere, demokratik irade ve tarihsel sorumluluk boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken çok katmanlı bir konu olduğu ortaya konulmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu süreçte üstlendiği tarihi görev ve sorumluluğa işaret edilmiş; Komisyon raporu sonrasında yürütülecek çalışmaların zamana yayılmaksızın kapsayıcı ve bütünlüklü bir yasal çerçeveye kavuşturulmasının hayati önemde olduğu belirtilmiştir. Heyet olarak yaptığımız değerlendirmelerde, tarihsel fırsatların kaçırılmaması ve gerçek çözüm iradesinin hayat bulması için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve demokratik siyasetin güçlendirilmesinin gerekli olduğu ortak bir görüş olarak öne çıkmıştır. Demokratik toplumun Türkiye'de yaşayan tüm halklar ve inançlar için geleceğin güvencesi olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Bu süreci doğru anlayan ve sorumlulukla yaklaşan herkesin yalnızca bugünü değil ortak geleceği de kazanacağına inanıyoruz. Sayın Öcalan'ın görüşme süresince değerlendirmeleri özetle şöyledir: Çözmeye çalıştığımız bu büyük soruna dar yaklaşılmaması gerekir. Çünkü Ortadoğu üzerinde derin hegemonik planlar var. Suriye'de sancılı durumlarla birlikte belli ölçülerde olumlu gelişmeler yaşanırken, şimdi de Iran savaşı gündemde. İran savaşında üç çizgi ortaya çıkmıştır: Birincisi, ABD-İsrail çizgisidir. İkincisi, İngiltere’nin başını çektiği bazı uluslararası ve bölgesel güçlerin statükoyu korumaya dönük çizgisidir. Üçüncüsü ise geliştirdiğimiz Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile savunduğumuz demokrasi ve ortak yaşam çizgisidir. İran'daki gelişmeler Türkiye'de yürütülen sürecin haklılığını ve önemini bir kez daha ortaya koymuştur. “Biz Anadolu-Mezopotamya eksenli bir çözümü esas alıyoruz. Anadolu-Mezopotamya ilişkisi derin tarihsel köklere sahiptir. Tarihin ilk büyük barış anlaşması Hititler ile Mısırlılar arasındaki Kadeş Antlaşması'ydı. Ortadoğu'daki dört bin yıllık siyasal tarih gösterdi ki Anadolu'nun güvenliği Ortadoğu'dan ve Mezopotamya'dan geçmektedir. Demokratik entegrasyon, Mezopotamya kültürünün demokratik bir varlık olarak katılımını ifade eder. “Bizim Cumhuriyet ile bir sorunumuz yoktur. Asıl mesele Cumhuriyetin demokratik olmamasıdır. Demokrasi Cumhuriyetin güçlenmesini sağlayacak yegane çözümdür. “Toplumların ve ülkelerin tarihsel dönemlerindeki yanlışlıkları, aşırılıkları ve antidemokratizmi dile getirmek, kutsala dokunmak gibi yadırganmamalıdır. Asimilasyoncu yöntemlerin pozitivist bir inançla savunulmasının, ülkeye giydirilmiş dar bir gömlek olduğunu söylemek gerekir. “27 Şubat çağrımda da ifade ettiğim gibi silahlı mücadele dönemi sona ermiştir. Artık geriye dönüş mümkün değildir. Yaşadığımız süreç Demokratik Cumhuriyet ile barışa geçiş sürecidir. Arzulanan süreç başarıya ulaştığında Cumhuriyet iki kat güçlenecektir. Demokratik toplum dediğimiz, büyük oranda böyle bir çözümü esas alır. Kürtlerin devletle olan ilişkisini pozitif tarzda düzenleyen bir toplumculuk ve yurttaşlık anlayışı geliştirmeliyiz. Devlet de burada yıkıcı faaliyet ya da güvenlik tehdidi gibi bir durum olmadığını görmeli. “Cumhuriyete katılım; kimliğiyle, ifade ve fikir özgürlüğüyle, örgütlenme özgürlüğüyle ve kadın özgürlüğüyle olmalıdır. Bunlar sadece Kürtler için değil, herkes için geçerli özgürlük alanlarıdır.Bu noktada, sürece ilişkin fikirlerimin doğru anlaşılması için uygun yöntemlerle tüm kamuoyuna ulaşmayı önemli görüyorum. “Demokratik entegrasyon çözümü, toplum temelli bir yaklaşımı esas almaktadır. Toplum temelli çözüm ise toplumsal yapıların bütünsel ve kolektif demokratikleşmesini gerektirir.”

Abdullah Öcalan'ın '27 Şubat' mesajı okunacak: DEM Parti Eş Başkanları konuşuyor Haber

Abdullah Öcalan'ın '27 Şubat' mesajı okunacak: DEM Parti Eş Başkanları konuşuyor

PKK lideri Abdullah Öcalan, PKK'nin silah bırakma ve fesih çağrısının yıldönümü vesilesiyle yeni bir mesaj yayımlayacak. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) mesaja ilişkin Ankara'da basın toplantısı düzenliyor. 150 yerli ve yabancı gazetecinin akreditasyon yaptırdığı etkinlik, saat 11.15'te başladı. Etkinlik sinevizyon gösterimiyile başladı. Etkinlik, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın açılış konuşmasıyla başladı. 27 Şubat çağrısının sonuna kadar arkasındayız Tülay Hatimoğulları konuşmasında, "Demokratik entegrasyon yanızca Kürtlerin tanıması değil, YTürkiye'nin bütünüyle demokratikleşmesidir. Sayın Öcalan'ın geçen sene 27 Şubat'ta gerçekleştirdiği çağrının sonuna kadar arkasındayız. Bu muhteşem barış ve kardeşlik teklifini gerçekleştireceğimizi, bunun mücadelesinin sonuna kadar gerçekleştireceğimizin sözünü bir kez daha veriyoruz" dedi. Mesajın Türkçesini İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Kürtçesini ise Veysi Aktaş'ın okuyacak. Mesaj İngilize ve Arapça olarak da basına servis edilecek. Bakırhan: Artık sorumluluk devlet ve yürütme erkindedir Ardından konuşan Tuncer Bakırhan ise, "27 Şubat öncesi Türkiye büyük bir umutsuzluk içindeydi. Çağrıyla birlikte yeni bir çağrının eşiğine geldik. Hakiki barış tek taraflı adımlarla sağlanamaz dolayısıyla devlet de bir partik içerisinde olmalıdır. Artık sorumluluk devlet ve yürütme erkindedir" mesajını verdi. Mesajın Türkçesini İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, Kürtçesini ise Veysi Aktaş'ın okudu. Mesaj İngilize ve Arapça olarak da basına servis edildi. İşte Abdullah Öcalan'ın çağrısı: "27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı. Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum. Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz. Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz. Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dıştalar. Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir. Demokratik entegrasyon cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür. Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar. Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır. Çağrımız sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor. Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz. Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihsel saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür. Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız. Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir. Selam ve Saygılarımla"

27 Şubat'ta Öcalan'dan yeni bir çağrı bekleniyor Haber

27 Şubat'ta Öcalan'dan yeni bir çağrı bekleniyor

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "terör eylemlerine son vererek lağvedilmesi" çağrısı yaptığı PKK'nin lideri Abdullah Öcalan, 27 Şubat 2025 tarihinde PKK'nın kendini feshetmesi ve tüm grupların silahları bırakması gerektiğini açıkladı. Öcalan'ın çağrısında "Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanı'nın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum" ifadeleri yer aldı. PKK'nin bu çağrıdan aylar sonra 11 Temmuz'da sembolik silah bırakma töreni ve ardından 5 Ağustos 2025 tarihinde Meclis'te Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulmasıyla, süreç hızlandı. İktidarın "terörsüz Türkiye" ismini verdiği süreçte son olarak Meclis'teki siyasi partilerin yer aldığı komisyonun ortak raporu kabul edildi. Edinilen bilgiye göre raporun kabul edilmesiyle birlikte Abdullah Öcalan kamuoyuna yeni bir mesaj gönderecek. Bu mesaj 27 Şubat'In yıl dönümünde organize edilecek kapsamlı bir basın topalntısıyla duyurulacak. DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğlulları ve Tuncer Bakırhan ile İmralı heyeti üyelerinin de katılacağı açıklamada Öcalan'ın mesajı okunacak. Öcalan'ın 27 Şubat çağrısının yıl dönümünde ortak raporun kabul edilmesine dikkat çekerek "ikinci aşamaya geçildiği" vurgusu yapması bekleniyor. Mesajın, Ankara'da DEM Parti heyeti tarafından okunacağı öne sürüldü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.