Netenyahu gündeme getirmişti: Siloam Yazıtı'nda ne yazıyor, neden önemli?
Netenyahu gündeme getirmişti: Siloam Yazıtı'nda ne yazıyor, neden önemli?
Haber Giriş Tarihi: 18.09.2025 09:16
Haber Güncellenme Tarihi: 18.09.2025 09:17
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.bursatanik.com/
Kudüs’te ortaya çıkarılan ve en eski, en uzun İbranice yazıt olarak bilinen Siloam Yazıtı, 19. yüzyılda Osmanlı döneminde İstanbul’a getirildi. Günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen eser, geçmişte birçok kez İsrail’in taleplerine konu oldu.
1998’de İsrail Başbakanı Netanyahu, dönemin Türkiye Başbakanı Mesut Yılmaz’dan yazıtı istemiş ancak olumsuz yanıt almıştı. Daha sonra 2007’de Kudüs Belediye Başkanı Uri Lupolianski, “iyi niyet jesti” olarak iade talebinde bulundu, fakat Türkiye yine “hayır” dedi. Aynı yıl İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, yazıtı kutlamalar için ödünç talep etti, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül onay verse de İsrail’in Gazze politikaları nedeniyle eser gönderilmedi.
2017’de ise İsrail Kültür Bakanı Miri Regev, yazıt karşılığında Türkiye’ye iki fil önermiş, fakat bu teklif de reddedilmişti.
Siloam Yazıtı neden önemli?
Siloam Yazıtı, Kudüs’te bugüne ulaşmış en eski ve en uzun İbranice kitabe olarak kabul ediliyor. Yaklaşık 2700 yıl önce, MÖ 7. yüzyılda hüküm süren Yahuda Kralı Hezekiel (MÖ 725-697), doğuda güçlenen Asur İmparatorluğu’nu büyük bir tehdit olarak görüyordu. Olası bir saldırı ya da kuşatma durumunda Kudüs halkının içme suyu ihtiyacını güvence altına almak için kapsamlı bir proje hayata geçirmeye karar verdi. O dönemde Asur tahtında Kral Sanherib bulunuyordu.
Şehrin su kaynağı olan Ayn-i-Silvan çeşmesi, surlarla çevrili David Kalesi’nin dışında kalıyordu. Bu nedenle Hezekiel, surların altından bir tünel kazdırarak Gihon Pınarı’nın suyunu şehrin merkezindeki Siloa Havuzu’na yönlendirdi. Tünel iki uçtan eş zamanlı kazıldı ve ortada buluşturuldu. Bu büyük mühendislik başarısı anısına, birleşme noktasına Fenike alfabesiyle yazılmış bir kitabe yerleştirildi. İşte bu taş yazıt, tarihe Siloam Yazıtı olarak geçti.
Hezekiel’in öngördüğü gibi, Asur Kralı Sanherib Kudüs’ü kuşattı. Yeni açılan tünel, şehrin düşmesini geciktirerek direnişi birkaç ay daha sürdürdü. Ancak sonunda Kudüs teslim oldu ve Hezekiel, Yahuda Krallığı’nın son hükümdarı olarak tarihe geçti. Kentin yeniden imarı ise daha sonra Babil Kralı II. Nabukadnezar’ın ölümünden sonra, sürgündeki Yahudilerin geri dönüş izniyle mümkün olabildi.
Siloam Yazıtı'nda ne yazıyor?
Hasar görmüş olsa da yazıtta tünelin inşası şu ifadelerle anlatılıyor:
“[…] tünel […] ve bu, tünelin hikâyesidir. İşçiler hâlâ kazmalarını kaldırırken, her biri diğerine doğru çalışıyordu ve hâlâ üç arşınlık bir mesafe kazılmayı beklerken, birinin sesi diğerine seslendi, çünkü kayada sağ tarafta bir çatlak vardı […]. Ve buluşma gününde, taş kesiciler birbirine doğru vurdu, kazma kazmaya. Ve su, kaynaktan havuza, bin iki yüz arşın boyunca aktı ve taş kesicilerin başlarının üzerindeki kayanın yüksekliği yüz arşındı.”
Türkiye’de özel koruma altında
Gazeteci Barış Terkoğlu’nun aktardığına göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, eserin restorasyon nedeniyle şu anda depoda tutulduğunu, sağlam bir şekilde korunduğunu belirtiyor. Yazıtın güvenliği için sadece Bakanlık ekipleri değil, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlileri de devrede.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Netenyahu gündeme getirmişti: Siloam Yazıtı'nda ne yazıyor, neden önemli?
Kudüs’te ortaya çıkarılan ve en eski, en uzun İbranice yazıt olarak bilinen Siloam Yazıtı, 19. yüzyılda Osmanlı döneminde İstanbul’a getirildi. Günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen eser, geçmişte birçok kez İsrail’in taleplerine konu oldu.
1998’de İsrail Başbakanı Netanyahu, dönemin Türkiye Başbakanı Mesut Yılmaz’dan yazıtı istemiş ancak olumsuz yanıt almıştı. Daha sonra 2007’de Kudüs Belediye Başkanı Uri Lupolianski, “iyi niyet jesti” olarak iade talebinde bulundu, fakat Türkiye yine “hayır” dedi. Aynı yıl İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, yazıtı kutlamalar için ödünç talep etti, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül onay verse de İsrail’in Gazze politikaları nedeniyle eser gönderilmedi.
2017’de ise İsrail Kültür Bakanı Miri Regev, yazıt karşılığında Türkiye’ye iki fil önermiş, fakat bu teklif de reddedilmişti.
Siloam Yazıtı neden önemli?
Siloam Yazıtı, Kudüs’te bugüne ulaşmış en eski ve en uzun İbranice kitabe olarak kabul ediliyor. Yaklaşık 2700 yıl önce, MÖ 7. yüzyılda hüküm süren Yahuda Kralı Hezekiel (MÖ 725-697), doğuda güçlenen Asur İmparatorluğu’nu büyük bir tehdit olarak görüyordu. Olası bir saldırı ya da kuşatma durumunda Kudüs halkının içme suyu ihtiyacını güvence altına almak için kapsamlı bir proje hayata geçirmeye karar verdi. O dönemde Asur tahtında Kral Sanherib bulunuyordu.
Şehrin su kaynağı olan Ayn-i-Silvan çeşmesi, surlarla çevrili David Kalesi’nin dışında kalıyordu. Bu nedenle Hezekiel, surların altından bir tünel kazdırarak Gihon Pınarı’nın suyunu şehrin merkezindeki Siloa Havuzu’na yönlendirdi. Tünel iki uçtan eş zamanlı kazıldı ve ortada buluşturuldu. Bu büyük mühendislik başarısı anısına, birleşme noktasına Fenike alfabesiyle yazılmış bir kitabe yerleştirildi. İşte bu taş yazıt, tarihe Siloam Yazıtı olarak geçti.
Hezekiel’in öngördüğü gibi, Asur Kralı Sanherib Kudüs’ü kuşattı. Yeni açılan tünel, şehrin düşmesini geciktirerek direnişi birkaç ay daha sürdürdü. Ancak sonunda Kudüs teslim oldu ve Hezekiel, Yahuda Krallığı’nın son hükümdarı olarak tarihe geçti. Kentin yeniden imarı ise daha sonra Babil Kralı II. Nabukadnezar’ın ölümünden sonra, sürgündeki Yahudilerin geri dönüş izniyle mümkün olabildi.
Siloam Yazıtı'nda ne yazıyor?
Hasar görmüş olsa da yazıtta tünelin inşası şu ifadelerle anlatılıyor:
“[…] tünel […] ve bu, tünelin hikâyesidir. İşçiler hâlâ kazmalarını kaldırırken, her biri diğerine doğru çalışıyordu ve hâlâ üç arşınlık bir mesafe kazılmayı beklerken, birinin sesi diğerine seslendi, çünkü kayada sağ tarafta bir çatlak vardı […]. Ve buluşma gününde, taş kesiciler birbirine doğru vurdu, kazma kazmaya. Ve su, kaynaktan havuza, bin iki yüz arşın boyunca aktı ve taş kesicilerin başlarının üzerindeki kayanın yüksekliği yüz arşındı.”
Türkiye’de özel koruma altında
Gazeteci Barış Terkoğlu’nun aktardığına göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri, eserin restorasyon nedeniyle şu anda depoda tutulduğunu, sağlam bir şekilde korunduğunu belirtiyor. Yazıtın güvenliği için sadece Bakanlık ekipleri değil, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlileri de devrede.
Haber Merkezi
En Çok Okunan Haberler