Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bursa'da bir paylaşımın yarattığı gerilim ve 'tribüncü gazeteciler'

Haber Giriş Tarihi: 18.12.2025 10:23
Haber Güncellenme Tarihi: 18.12.2025 10:23
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.bursatanik.com/
Bursa'da bir paylaşımın yarattığı gerilim ve 'tribüncü gazeteciler'
Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın'ın sosyal medya hesabında, Bursaspor Başkanı Enes Çelik'in paravan şirket aracılığı ile Büyükşehir Belediyesi'nden 135 milyon liralık bir ihale aldığını iddia eden bir paylaşımın yapılmasının ardından yaşanan tartışmalar oldukça dikkat çekici. Aydın’ın sosyal medya hesabında kısa bir süre kalan paylaşım, daha sonra silindi. Erkan Aydın, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:
"X platformu üzerinden son dönemde artış gösteren sahte hesap saldırılarının önüne geçilmesi amacıyla, bu alanda hizmet veren bir firma ile geçtiğimiz günlerde anlaşma yapılmıştır. Sahte hesapların tespit edilerek temizlenebilmesi için gerekli incelemelerin yürütülmesi kapsamında, hesap kullanıcı bilgilerimiz ilgili firma ile paylaşılmıştır. Ancak gün içerisinde, bilgimiz ve onayımız dışında bazı paylaşımların yapıldığı tespit edilmiştir. Söz konusu paylaşımlar tarafımızca ivedilikle kaldırılmıştır. Yaşanan bu durum üzerine ilgili firma ile yapılan sözleşme derhal feshedilmiş olup, konunun hukuki boyutu tarafımızdan titizlikle takip edilmektedir."
Erkan Aydın’ın sosyal medya hesabından yapılan paylaşım aynı akşam ilk olarak bursacesurhaber isimli bir Instagram sayfasında yapıldı. Kısa bir süre sonra da Aydın’ın hesabında paylaşıldı. Aydın’ın bir süre önce kendi sosyal medya hesaplarının yönetilmesi ve paylaşımların yapılması için anlaştığı firmanın yönetici veya yöneticilerin ilgili Instagram hesabı ile ilişkisi elbette izaha muhtaç. Aydın’ın bu konuda hatalı bir tutum yönetim sergilediği de aşikar. Büyükşehir Meclis Toplantısında ilgili paylaşımın yarattığı gerginlik parti içi bir güç mücadelesi ve uzun bir süredir devam eden Mustafa Bozbey-Erkan Aydın çekişmesinin bir sonucu olarak ele alınabilecek bir süreç olarak yorumlanabilecek iken Somaspor galibiyetinin ardından Bursaspor Başkanı Enes Çelik’in yaptığı paylaşım konunun ilk gün yarattığı etkiden daha büyük sonuçlara yol açtı. Uzun yıllar boyunca “lidere sadakat” anlayışının ağır bedellerini ödemiş, kötü yönetimler, siyasi müdahaleler ve çeşitli yapısal sorunlar nedeniyle bugün yeniden Süper Lig’e dönme mücadelesi veren Bursaspor’un bir kısım taraftarının, bu süreçte eleştirel bir tutum geliştirmek yerine refleksif biçimde ‘liderin’ arkasında hizalanması dikkat çekicidir. Kendilerini Bursa’nın ve Bursaspor’un çıkarlarının yegâne savunucusu olarak konumlandıran; siyasi hesaplar, kişisel beklentiler ve popülist söylemlerle yönlendirilen bu yaklaşımın, kentin uzun vadeli menfaatleri açısından sağlıklı olmadığı açıktır. Kent adına söz söyleme iddiasında bulunan bu çevrelerin, Bursa’nın geleceğini doğrudan ilgilendiren pek çok konuda sessiz kalması ise ayrıca düşündürücüdür. “Yeşil Bursa” bir tarihsel ve kültürel değeri temsil ederken, bugün ‘Beton Bursa’dan söz ediliyorsa, bu dönüşüm karşısındaki suskunluk sorgulanmalıdır. Tribünde son derece örgütlü ve disiplinli davranan, ancak kent yaşamına dair kamusal sorumluluk üstlenmeyen bir tutumun eleştirilmesi de meşrudur. Bu çerçevede bir diğer eleştiri de Cumhuriyet Halk Partisi’nden seçilmiş bazı belediye başkanlarına yöneltilmelidir. Belediye başkanlığı görevini, fiilen bir spor kulübü ya da derneği yöneticiliğiyle özdeşleştiren; popülist reflekslerden uzaklaşamayan ve kendi siyasal geleceklerini Bursaspor’un geleceğiyle doğrudan ilişkilendiren yaklaşımların, partinin temel ilkeleri, programı ve kamucu yönetim anlayışıyla ne ölçüde örtüştüğü yeniden değerlendirilmelidir. Bir süre daha konuşulmaya devam edecek söz konusu olay elbette sadece, Erkan Aydın-Mustafa Bozbey çekişmesi, Enes Çelik-Bursaspor vb. tartışmalarıyla sınırlı değil. Konunun medya ayağı da oldukça dikkat çekici paylaşımlara sahne oldu. Evrensel etik ilkelerle sınırlanmış bir kamusal sorumluluk alanı olarak tanımlanan gazetecilik pratiği, yaşanan son gelişme bir kez daha yerel medyada gazetecilik etiğinin nasıl sistematik biçimde aşındığını gösterdi. Gazetecinin görevi, seçilmiş yöneticilerin ya da herhangi bir siyasi aktörün yanında saf tutmak değil; kamunun doğru bilgiye erişim hakkını korumaktır. Yerel medyanın belediyelerle kurduğu ekonomik ilişkiler, ilan gelirleri ve benzeri mali bağımlılıkların bu tutumda etkili olduğu yönündeki değerlendirmeler ise yabana atılamaz. İddiayı sorgulamak yerine yaymak, anlamaya çalışmak yerine kışkırtıcı bir dil kullanmak; mesleki sorumluluğun ihlali ve kamuoyuna karşı işlenmiş ciddi bir kusurdur. Gazeteci, yurttaş olarak elbette bir taraftır; ancak mesleğini icra ederken taraftar gibi davranamaz. Kişisel kırgınlıklar, geçmiş gerilimler ve bireysel hesaplaşmalar; açıkça dile getirilmese dahi Bursa’daki medya ortamında etkisini hissettirmekte, kamu yararının geri plana itilmesine neden olmaktadır. Bu süreçte bazı kalemler, gazeteciliği değil gürültüyü; etik ilkeyi değil, kişisel ya da siyasal tercihleri öne çıkarmıştır. Ortaya çıkan tablo, münferit hataların ötesinde, yerel medyada derinleşen yapısal bir etik krize işaret etmektedir. Gazetecilik; kirli senaryoların, kamu yararına aykırı girişimlerin ve doğrulanmamış iddiaların parçası olmayı reddetme cesaretidir. Bu cesaret gösterilmediğinde, geriye yalnızca mesleğin adı kalmaktadır.
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.