
Migros işvereninin sunduğu yüzde 28 oranındaki zam teklifini kabul etmeyen depo işçileri, 23 Ocak’tan bu yana Türkiye’nin birçok noktasında iş bırakma eylemini sürdürüyor. Yaklaşık 7 bin işçiyi kapsayan toplu sözleşme görüşmelerinde uzlaşma sağlanamazken, eylemler süresince 141 işçinin işten çıkarıldığı bildirildi.
Direnişin dokuzuncu gününde işçiler, Migros’un da bağlı olduğu Anadolu Grubu’nun sahibi Tuncay Özilhan’ın Beykoz’daki villasının önünde bir araya geldi. Eyleme polis müdahale ederken, aralarında DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar ve Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu’nun da bulunduğu çok sayıda kişi ters kelepçeyle gözaltına alındı. Gözaltına alınan işçiler serbest bırakılırken, Aksu’nun Beykoz Adliyesi’ne sevk edilmesinin beklendiği öğrenildi.
Yaşanan gelişmelerin ardından DGD-SEN, Bursa’nın Nilüfer ilçesinde bulunan Migros mağazası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya sendika temsilcilerinin yanı sıra siyasi parti temsilcileri de katıldı.
Basın açıklamasında konuşan DGD-SEN Örgütlenme Uzmanı Feyza Kayaaltı, 12 şehirde yaklaşık 20 depoda başlayan direnişin giderek büyüdüğünü söyledi. Kayaaltı, Migros depolarıyla sınırlı kalmayan eylemlerin BİM, A101 ve ŞOK market depolarına da yayıldığını ifade etti.
Kayaaltı, işçilerin yalnızca ücret artışı değil, onurlu bir yaşam talep ettiğini vurgulayarak, sermaye düzenine karşı birleşen emekçilerin gücüne dikkat çekti.
Villa önündeki müdahaleye değinen Kayaaltı, işçilerin anayasal haklarını kullanarak seslerini duyurmak istediğini, ancak karşılarında işveren yerine devletin kolluk güçlerini bulduklarını dile getirdi. Barışçıl bir eyleme sert müdahale edildiğini söyleyen Kayaaltı, sendika yöneticileri ve işçilerin ayrım gözetilmeksizin ters kelepçeyle gözaltına alındığını belirtti.
Yaşanan gözaltı sürecine ilişkin eleştirilerini sürdüren Kayaaltı, kamu otoritelerinin sermaye lehine hareket ettiğini öne sürerek, devletin asli görevinin lüks yaşam alanlarını değil, o zenginliği üreten işçilerin haklarını güvence altına almak olduğunu söyledi.
Migros’un kamuoyuna sunduğu “biz bir aileyiz” söylemini de eleştiren Kayaaltı, bu ifadelerin gerçeği yansıtmadığını savundu. Patronların refah içinde yaşadığını, işçilerin ise açlık sınırının altında ücretlerle borç içinde yaşam mücadelesi verdiğini dile getirdi.
Migros yönetiminin “7 bin 875 işçiyi kadroya aldık” açıklamasının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Kayaaltı, birçok işçinin hâlâ taşeron firmalar üzerinden güvencesiz şekilde çalıştığını ifade etti. Bu adımın, işçileri DGD-SEN’den koparmaya yönelik bir hamle olduğunu belirtti.
Sendika adına yapılan açıklamada, işten çıkarılan işçilere SGK’nın “yüz kızartıcı suç” kapsamındaki kodların uygulanmasının da sert biçimde eleştirildi. Bu uygulamanın işçileri tazminatsız bırakmak ve itibarsızlaştırmak amacı taşıdığı belirtildi.