
YENİ Parti Bursa’da ilçelerde gerçekleştirilen ön seçim ve genel kurulların ardından gözler 18 Ekim’de gerçekleştirilecek olan İl Başkanlığı ön seçimine çevrildi. Yarışta bir yanda kurucu ve mevcut İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, diğer yanda ise Nilüfer’de kurucu ilçe başkanlığı yaptıktan sonra yeniden aday olmayarak görevi geçtiğimiz günlerde Ahmet Eren Memiç’e devreden Özgür Şahin yer alıyor.
Örgüt içindeki destek parti organlarında uzun yıllardır görev yapan her iki aday için dağılsa da, delegelerin yerine parti üyelerinin sandık başına giderek il başkanını belirleyecek olması öngörülemez bir tablo ortaya çıkarıyor. YENİ Parti’nin Bursa’da yaklaşık 22 bin üyesi bulunurken, bunların ne kadarının oy kullanmaya geleceği de bu yöntemin ilk kez uygulanması nedeniyle kafalarda soru işareti yaratıyor. Bu durumda üyeyi sandığa getirmeye ikna eden aday avantajı da elinde bulundurmuş olacak.
1998 yılında üye olduğu Cumhuriyet Halk Partisi’nin çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra Nilüfer İlçe Başkanı seçilen ve butlan yönetimi tarafından görevden alındıktan sonra YENİ Parti’nin Nilüfer’de Kurucu İlçe Başkanı olan Özgür Şahin, BursaTanık’a adaylığını koyma süreci, parti siyaseti, il başkanı olması durumunda geliştireceği stratejiler, örgüt içi dengelere dair açıklamalarda bulundu.
Şahin’in adaylığını duyurmadan önce de örgütün kendisinin aday olması için talepte bulunduğu sık sık konuşulmuş ve adaylığı sürpriz olmamıştı. Şahin bu talebin nedenlerini siyaseti uzun soluklu yapması, çok sayıda seçim yönetmesi, örgütlenme başarısı ve bunun hafızalarda yer etmesinin yanı sıra Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sürecinde aldıkları tavrın örgüt açısından belirleyici olmasıyla açıklıyor.
Geçtiğimiz dönemlerden farklı olarak örgütün illerde bütün organlarının delegeler yerine parti üyelerinin oylarıya belirlenecek olması da bu seçimi farklı kılıyor. Yeni yöneteme dair fikirlerini açıklayan Şahin, delege bazlı seçimin partililer için oturmuş bir alışkanlık yarattığını, üyelerle gerçekleştirilen seçimin daha hızlı ilerlediği için bir takım aksaklıkları olduğunu düşünüyor. Tabandan ciddi bir ‘seçimleri üyeler yapsın’ talebi olduğunu aktaran Şahin, bunun Türk siyasi tarihi açısından da önemli bir dönüm noktası olabileceğini, “Çünkü üyenin sürece katıldığı, üyenin kendini karar verecek hissettiği bir organizasyon başarıya ulaşır diye düşünüyoruz” sözleriyle vurguluyor. Üye bazlı seçim sürecinin hızlı ilerlemesi nedeniyle seçim çalışmalarında aksaklıklara neden olduğunun da altını çizen Şahin, buna rağmen demokratik bakış açısına göre en doğru metodun bu olduğunu ve sistemin oturmasıyla beraber sürecin daha sağlıklı ilerleyebileceğini söylüyor.
Uzun yıllardır partinin kalesi haline gelen Nilüfer’de siyaset yaptıktan sonra bütün Bursa’yı yönetme iradesi koyan Şahin, burada edindiği deneyimleri Nilüferle aynı yapıda olmayan ilçelere uygulama konusunda ise çözümü örgütlenme kategorileri oluşturmak. Benzer coğrafik, demografik ve ekonomik yapıdaki ilçeleri kendi aralarında kategorilere ayırarak her biri üzerine ayrı ayrı çalışılması gerektiğini ve bu konuya odaklandıklarını belirtiyor. Nilüfer’in Bursa'nın geneline çok benzeyen bir kırsal yapılanması olduğunu hatırlatan ve 2015 yılına kadar partinin genel seçimlerde birinci parti konumuna gelemediğini hatırlatan Şahin, hem Bozbey dönemindeki belediyecilik hem de 2011 yılından beri mahalle örgütlerini harekete geçirmeleriyle siyasetin sadece ilçe başkanlıklarından yürümeyeceğini göstererek 2015 yılında birinci parti konumuna geldiklerini söyledi. Bütün demokratların oyuna talip olacaklarını söyleyen Şahin, Bursa’da YENİ Parti’yi birinci parti yapabilecek politikaları üretebileceklerini ve doğru örgütlenmeyle bunun imkansız olmadığını düşünüyor.
Şahin’in adaylık sürecinde örgüt içinde en tartışmalı konu Nilüfer İlçe Başkanlığı seçimine bir gün kala il başkanlığına ada olacağını açıklamasıydı. Buna dair eleştirilerin başında ise ilçede kendi destekleyeceği adaya rakip çıkmaması için adaylığını bilerek son güne kadar açıklamadığı iddiaları konuşuldu. Şahin bunun ‘kurnazlık’ olarak algılanmasının kendilerini yaraladığınını altını çiziyor. Adaylık koyma sürecinde örgütten gelen genel talebin giderek ciddiyete bürünmesinin son haftayı bulduğunu kaydeden Şahin, burada temel hassasiyetinin Nilüfer İlçe Başkanlığı’nda henüz bitmemiş işler ve ilçe binasında süren tadilatlar olduğunu, burayı temiz bir şekilde bırakma çabası olduğunu kaydediyor. Diğer adayların önünü kesme niyetini kesin bir dille reddeden Şahin, hem Bursa’da hem de Türkiye’nin genelinde gerçekleştirilen çok adaylı kongreleri hatırlatarak, “Yani burada adaylıkla ilgili gerçekten bir niyeti olan arkadaşlarımızın aday olmasının önü yine açıktı” diyor. Yaşanan süreçte Nilüfer’e adaylık koymadığını, kurucu ilçe başkanı olması nedeniyle doğal aday olarak görüldüğünü hatırlatan Şahin, böyle bir algının yaratıldığını belirtiyor. Geçtiğimiz süreçte Genel Başkan Özgür Özel’in Bursa’ya gelmesi nedeniyle o programlar için ciddi efor sarf ettiklerini, ilçe binasının tadilat süreçlerinin zamanlarını aldığını, Nilüfer için yeni aday belirleme sürecinde teklif götürülen adayların kabul etmemesinin süreci aksattığını aktaran Şahin, yine de kendisine bu noktada yapılan eleştirilere hak veriyor. Ancak CHP İlçe Başkanlığı seçimlerinde çok adaylı geçen kongrede rakiplerine açık ara fark attığını hatırlatan Şahin, bu kadar güçlü durumdayken kendilerini dezavantajlı konuma düşürecek bir yöntem izlemelerinin de siyasete aykırı olduğunu söylerken, 22 yıl boyunca temiz bir şekilde siyaset yürütmesine rağmen tek bir karar nedeniyle yargılanmasını gerçekçi bulmuyor.
Şahin, Kurucu İl Başkanı Nihat Yeşiltaş’la beraber uzun süre boyunca uyumlu bir yol yürüdü. Yeşiltaş’ı sevdiklerini ve birlikte de çalışabileceklerini söyleyen Şahin, kongreler bittikten sonra il/ilçe başkanları desteklemediği kişiler bile olsa partili olmanın bir gereği olarak beraber çalışma yükümlülükleri olduğunu ifade ediyor. Partinin üzerine gelinirken ortak mücadele zeminine ihtiyaçları olduğunu düşünen Şahin, bu süreçte il başkanının da arkasında durduklarını aktarıyor. Ancak önümüzdeki genel seçimlerin önemine işaret eden Şahin, çok iyi hazırlanmış bir örgüt yapısına ihtiyaçları olduğunu, iç tartışmalara boğulup daha önemli gündemleri kaçırmamaları gerektiğini ve mevcut örgüt yapısıyla bunun altından kalkamayacaklarını kaydediyor.
Şahin’e göre örgüt tabanı süreçlerin dışında bırakıldı, tabana rağmen siyaset yapıldı, özellikle son kongre sürecinde tek adaylı kongre olmasına rağmen bütün örgüt kapsanmadı, Parti Meclisi’ne kadar olan süreçte yönetimsel zaafiyetler oldu. Ancak adaylığının Yeşiltaş’a karşı değil, bu durumlara karşı oluştuğunu söyleyen Şahin, kendisi olmasaydı bile mevcut şikayetlerin bir aday yaratacağını söylüyor. Bu nedenle adaylığı bir karşı çıkış değil, değişim ihtiyacından ortaya çıkan bir durum olarak tanımlıyor. Siyaseten Nilüfer gibi bir konfor alanından çıktıklarını aktaran Şahin, bu kadar riske parti iktidara gelsin diye girdiklerini, Bursa’da bunu yapabilecek nitelik ve tecrübeye sahip olduklarını, böyle bir ekibi de kurabileceklerine inanıyor. ‘Dere geçerken at değiştirilmez’ anlayışına değinen Şahin, derenin esas olarak genel seçimler olduğunu ve henüz derenin başında olduklarını, dereyi geçecek at yorgunsa ve ona dair endişeler varsa yola çıkılmadan değiştirilmesi gerektiğini düşünüyor.
Her seçim sürecinde kadınlar ve gençler dillere pelesenk olsa da örgütte bu kesimlerin en büyük eleştirisi vaatlerin yalnızca sözde kalması ve karar mekanizmalarında kadın ve gençlerin temsiliyetinin olmaması. Şahin de kadınlar ve gençlerin broşür dağıttığını, bayraklama yaptığını, sahada aktif görev aldığını ancak karar mekanizmalarının dışında kaldığını söylüyor. Şahin kadın ve genç kotasını vurgulayarak, “Kotaları uyguladığınızda sisteminiz yeterli sayıda nitelikli kadın ve genç yetiştiremiyorsa, sırf kotayı doldurmak için birilerini görevlendirmek zorunda kalıyorsunuz. Bu da siyaseten kısır bir durum yaratıyor. Gerçekten kadın mücadelesini savunan, kadınların yaşadığı sorunları önemseyen ve kadın hakları için mücadele eden kişileri yetiştirmek, desteklemek ve ön plana çıkarmak zorundayız.” diyor.
Belediye seçimlerinin ardından il/ilçe başkanları ile belediye başkanları arasındaki çatışma yalnızca kulislerde sıkça dile getirilmişti. Şahin bunun yalnızca Bursa’ya has olmadığı ve ortada yapısal bir kriz olduğu görüşünde. Şahin çözümünü şöyle aktarıyor:
“Uzun yıllardır devam eden kronik bir sorun var. Türkiye genelinde hiyerarşik ilişkiyle ilgili ciddi bir çalışma yapmak gerekiyor. Sorunlar kişilerden bağımsız olarak birçok bölgede ortaya çıkıyorsa, bu sorunları yaratan nedenleri ortadan kaldırmalıyız. Parti açısından ilçe başkanının ve belediye başkanının görevleri nelerdir? Meclis üyeleri karşısında ilçe ve il başkanlarının sorumlulukları nelerdir? Bunların tanımlarını doğru yapabilir ve yetkileri açıkça ortaya koyabilirsek sorun yaşanmaz.”
Şahin, belediye başkanlarının partinin iradesiyle, il ve ilçe başkanlarının da partinin üyelerinin iradesiyle seçildiğini hatırlatırken ikisinin görev tanımını açıklayarak sözlerini şöyle noktalıyor:
“Belediye başkanının görevi, partinin ilkeleri doğrultusunda halka hizmet üretmek ve partinin bakış açısını vatandaşa göstermek. Sosyal politikalar aracılığıyla sosyal demokrat belediyecilik anlayışını hayata geçirmek ve bu anlayışın iktidarda da uygulanabileceğini göstermek. Yani hizmet üretmek. İl ve ilçe başkanlarının görevi ise belediye başkanlarının çalışmalarını partinin tüzüğüne, programına ve yönetmeliklerine uygunluk açısından denetlemek. Aynı zamanda ilçedeki bütün yapıları koordineli şekilde çalıştırmak.
Koordinasyonu sağlama görevi söz konusu olduğunda ast-üst ilişkisi gündeme geliyor. Bu ilişki de maalesef iki başlılık yaratıyor. Aslında öncelikle görev tanımlarının doğru yapılması gerekiyor. Ardından her görevdeki arkadaşın çalışmasını değerlendirecek gerçekçi bir yöntem geliştirilmesi lazım.
Geçmişte bu durum böyle değildi. Açıkçası son 20 yılda ortaya çıkan bir durum. İnsani durumlar ve duygular işin içine girdiğinde çatışmalar yaşanabiliyor. Ancak burada kişisel yaklaşımlardan ziyade kurumsal bir bakış açısının belirleyici olması gerekiyor. Bu kurumsal bakış açısının yerleşmesiyle çatışmaların giderileceğini düşünüyoruz.
Zaman zaman bu konuları konuşuyoruz. Vatandaşın veya basının algısında belediye başkanıyla il ya da ilçe başkanının çatışması haber değeri taşıyor. Ancak mesele kişilerden ibaret değil; sistematik bir eksiklik var. Bununla ilgili önerilerimizi de zaman zaman paylaşıyoruz. Bir ilçede ilçe başkanıyla belediye başkanı arasında çatışma varsa ve il başkanı bu çatışmada arabuluculuk yapamıyorsa burada bir eksiklik vardır.”