Ebru Taşdemir
Bursa’da kalaycılık mesleğinin son temsilcisi görme engelli Yılmaz Erişen, baba mesleği kalaycılığı yaşatmak için mücadele ediyor. Erişen, Altıparmak Caddesi’nde faaliyet gösteren küçük dükkanda, çocukluk yaşlarında öğrendiği mesleğini 50 yıldır ilk günkü özveriyle sürdürüyor.
Babasının da 60 yıl boyunca kalaycılık ile uğraştığını ifade eden Erişen yeğeni ile birlikte çalıştığını, yeğeninin kalaycılık mesleğini istediği takdirde devam ettireceğini söylüyor. Erişen, kendilerinden sonra Bursa’da kalaycılığın biteceğini belirtiyor.
Erişen kalaycılık mesleğine başlangıcını şöyle anlatıyor:
“İlkokul 3. sınıfta sabahları okula gittikten sonra dükkana geliyordum. 52 senedir gidip gelmeye devam ediyoruz.”
Eski neslin bakıra daha çok rağbet ettiğini söyleyen Erişen, “Eski insanlar bakıra daha çok rağbet ediyordu. Daha çok kullanıyordu. Yeni neslin bir bölümü ise bakırı hiç kullanmıyor ya da merağı yok. Şimdiki neslin evlerinde yemek pişmiyor” diyor.
Erişen restoranların ise daha çok yumurta tavası veya güveç tenceresini için bakırı tercih ettiğini söylüyor.
Restoranların ise daha çok yumurta tavası veya güveç tenceresi için bakırı tercih ettiğini söyleyen Erişen bakırı anne babalarından görenlerin de kullandığını aktarıyor.
BAKIRDA PİŞEN YEMEKLER DAHA LEZZETLİ OLUYOR
Bakıra, lezzetini bilenin rağbet ettiğini dile getiren Erişen “Bakırda pişen yemekler daha lezzetli oluyor. Hala bakır tencere almaya gelenler var” diyerek bakıra olan ilginin azalmış olmasına rağmen yine de varlığını sürdürdüğünü ifade ediyor.Erişen, gösterdikleri özveriye değdiğini, bir köşeye çekilip paslanmaktansa çalışmaya devam edeceklerini söylüyor.
Bakırın her gün kullanıldığı takdirde, senede bir kalaylanması gerektiğini söyleyen Erişen, insanların bakırın herhangi bir yerinde kırmızı leke gördüklerini zaman zehirlenmeden korktuklarını söylüyor. Erişen, “Bakır zehirleme yapmaz. Besin zehirlenmesi oluyor, bakıra suç atıyorlar. Bakırda pişen yemeği yedikten sonra başka bir kaba boşaltmak yeterli. Yemek bakırın içinde durmazsa kalayı dayanıklı olur” diyor.
Bakırı ortaya çıkaranın kalayı olduğuna dikkat çeken Erişen, “Ninesinden annesinden kalan bakırları da getiriyorlar. İçlerini kalaylatıp, dışını kırmızı yaptırıp dekor olarak da kullanıyorlar. Meraklı olan herkesin evinde bakır eşya var” dedi.
Bakırın ölmeyeceğini, bakırı öldüremeyeceklerini vurgulayan Erişen endüstriyel ürünlerle farkını ise şu sözlerle açıklıyor: “Teflonun yapışmadığını söylüyorlar, yapışıyor ama bakırda öyle bir şey yok. Millet kızartma, yumurta olsun bakırı kullanıyor. Bakırı kullanım amaçlı imal ettiğin zaman onu kalaylatman gerekiyor. Dekor amaçlı kullanımda ise kalay gerekmiyor.”
Bakıra merağı olmayanların kendilerine sattığını aralarında işe yarayanları dükkana koyduklarını, satabildiklerini sattıklarını, paraya ihtiyaç olduğu zamanlar ise bakırı ezip büyük hurdacılara sattıklarını ifade ediyor. Ninesinden annesinden kalan bakırı kullanmak isteyenlere ise dekor olarak kullanıma hazır hale getirdiklerini söylüyor.
ÇOĞU YERDE BU MESLEK ÖLDÜ
Mesleğe yönelik destek olup olmadığına yönelik soruyu ise Erişen “Biz sağ olduğumuz desteğiz. Sağlığımız yerinde olduğu biz devam ettireceğiz. Sağlığımız yerinde olmadığı zaman ise bırakacağız. Çoğu yere bu meslek öldü. Bazı illerde bu meslek yok. Varsa büyükşehirlerde bu meslek var. O da 1-2 tane. Başka bulamazsın” şeklinde yanıtlıyor.
EL YORDAMIYLA HEPSİ OLUYOR
Sokak kalaycıları ile aralarındaki farka da dikkat çeken Erişen, “Onlar kurşunla kalaylıyor. Onlarda yapılan yemek yenmez. Biz de esas kalayla kalaylanıyor” diyor ve bakırın kalaylanma sürecini aktarıyor:
“Getirdiğin tencerenin kalaylanmasını istiyorsun. İlk başta gelen kabı, sabunun mayası denilen bir madde var, kostikli.Onu içine atılıyor ve bir gece duruyor. Bütün yağı alıyor. Sabah çıkarıp duru suyla duruladıktan sonra tavlamaya sokuluyor. Üzerindeki kalayı da süpürgeyle süpürüp tuz ruhu ile yağladıktan sonra kumla yıkanıyor. Sonra yamuğunu düzeltip kalayını hazırlarsın.”
Görme engelinin doğuştan geldiğini ancak zaman içinde daha da ilerlediği aktarıyor Erişen. Ancak mesleğe olan tutkusunu da şu sözlerle açıklıyor: “El yordamıyla hepsi oluyor. El alıştı artık, göze gerek kalmıyor”
Erişen sağlıklı yemek yenilmesi için bakır kap kullanımını tavsiye ediyor.
Kalaycılığın okullarda öğretilen bir meslek olduğunu ifade Erişen genç kuşağa da sitem ediyor: “Şimdiki gençlik bu mesleği istemiyor. Hepsi masa başında iş istiyor, sanatkarlık istemiyorlar...”
https://www.youtube.com/watch?v=s8W5rpTz2u8
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bakır ustalığında babadan oğula uzanan yolculuk
BAKIRDA PİŞEN YEMEKLER DAHA LEZZETLİ OLUYOR
Bakıra, lezzetini bilenin rağbet ettiğini dile getiren Erişen “Bakırda pişen yemekler daha lezzetli oluyor. Hala bakır tencere almaya gelenler var” diyerek bakıra olan ilginin azalmış olmasına rağmen yine de varlığını sürdürdüğünü ifade ediyor. Erişen, gösterdikleri özveriye değdiğini, bir köşeye çekilip paslanmaktansa çalışmaya devam edeceklerini söylüyor.ÇOĞU YERDE BU MESLEK ÖLDÜ
Mesleğe yönelik destek olup olmadığına yönelik soruyu ise Erişen “Biz sağ olduğumuz desteğiz. Sağlığımız yerinde olduğu biz devam ettireceğiz. Sağlığımız yerinde olmadığı zaman ise bırakacağız. Çoğu yere bu meslek öldü. Bazı illerde bu meslek yok. Varsa büyükşehirlerde bu meslek var. O da 1-2 tane. Başka bulamazsın” şeklinde yanıtlıyor.EL YORDAMIYLA HEPSİ OLUYOR
Sokak kalaycıları ile aralarındaki farka da dikkat çeken Erişen, “Onlar kurşunla kalaylıyor. Onlarda yapılan yemek yenmez. Biz de esas kalayla kalaylanıyor” diyor ve bakırın kalaylanma sürecini aktarıyor: “Getirdiğin tencerenin kalaylanmasını istiyorsun. İlk başta gelen kabı, sabunun mayası denilen bir madde var, kostikli. Onu içine atılıyor ve bir gece duruyor. Bütün yağı alıyor. Sabah çıkarıp duru suyla duruladıktan sonra tavlamaya sokuluyor. Üzerindeki kalayı da süpürgeyle süpürüp tuz ruhu ile yağladıktan sonra kumla yıkanıyor. Sonra yamuğunu düzeltip kalayını hazırlarsın.” Görme engelinin doğuştan geldiğini ancak zaman içinde daha da ilerlediği aktarıyor Erişen. Ancak mesleğe olan tutkusunu da şu sözlerle açıklıyor: “El yordamıyla hepsi oluyor. El alıştı artık, göze gerek kalmıyor”En Çok Okunan Haberler