Bursalılara kumaş biçen ünlülerin terzisi: Davut Demirtaş

Haber Giriş Tarihi: 24.11.2024 10:21
Haber Güncellenme Tarihi: 24.11.2024 10:21
https://www.bursatanik.com/
Zehra Değirmenci

Bozüyük’ten Bursa’ya 1974 yılında henüz çocuk yaştayken daha iyi bir yaşam umuduyla göçen Demirtaş ailesinin oğlu Davut Demirtaş, el işçisi olarak hayata atılmaya karar veriyor. İlk önce marangoz olmak isteyen ancak babasının ondaki el becerisini fark etmesiyle kendini terzi çırağı olarak bulan Demirtaş, “Ben, küçükken terzileri hep kadın sanırdım, erkekler kıyafet tozu alır diye düşünürdüm. Babamın ön görüsüyle benim de ön yargım yıkılmış oldu. Bursalı eski terzi, ustam Yılmaz Yaşar’ın yanına çırak olarak girdikten sonra hayatım değişti. 1974 yılında usta ve kalfalarımın yanında çırak oldum, onlardan öğrendiklerimle bugün usta olarak çalışıyorum. Ben, okumadım ama usta-kalfa-çırak sisteminden mezun oldum. Şimdi de bana takım elbise diktiğim ünlü isimler sayesinde ‘ünlülerin terzisi’ diyorlar. Ben ise kadın erkek fark etmeksizin tüm takım elbiseleri halen ilk günkü şevkle dikiyorum” diye belirtiyor.

Mesleğine karşı sabır ve merakın kendisini bugünlere getirdiğini dile getiren ünlülerin terzisi, bugüne kadar bakan, milletvekili, belediye başkanları, futbolcu ve basketbolcular, savcılar, sanatçılar, iş insanları ve gazetecilere takım elbiseler dikerken, diğer mesleklerden vatandaşlara ve ev hanımlarına da takım elbiseler diktiğini söylüyor. Davut Demirtaş, “Benim için önemli olan kim terzihaneme gelirse gelsin, buradan şık ve mutlu olarak ayrılmasıdır. 1990 yılında ustamın yanında birlikte çalıştığımız kalfam bana buradaki dükkânı açtı, güvendi ve bana el verdi. O gün bugündür, Bursa’nın Tuz Pazarı’nın sonunda, Cumhuriyet Caddesi’nin üstünde yer alan SSS Hanı’nda hizmet veriyorum. ” diyor.

“ÖZVERİLİ BİR ÇIRAK İSTİYORUM”

Terzilik mesleğinin ekonomik açıdan para kazandıran bir meslek olduğunun altını çizen usta terzi, bugün çırak bulamamaktan ve gençlerinin bu mesleğe ön yargılı bakmasından yakınarak şunları söylüyor:

“Bize ustalarımız yanlarından işi öğrenip gitmeyelim diye özel hiçbir şey öğretmezlerdi. Biz çıraklar, gece geç çıkar, sabah ustadan önce gelirdik. Kalfalarımızdan teknik öğrenebilmek için. Özveriliydik. Herkesin beden tipi, yapısı farklıdır. Giyinmek de bir sanattır, yalnızca örtünmek değildir. Bu bakımdan kişiye özel dikilen kıyafetler kıymetlidir. Emek sarf ederek çalışan çıraklar olursa gelecekte ekonomik olarak iyi kazançlar sağlayabilir, el işçiliği, el sanatı öğrenmiş olurlar. Ancak kolaycılık ya da hız, bizim mesleğimizde hataya neden olur ve doğru değildir. Özverili ve incelik isteyen bir meslek olarak evinizi, geleceğinizi garanti altına alabilirsiniz. Dilerim, hevesli bir çırağım olur.”

https://youtu.be/xCktEBBXxyc