
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) tutuklu gazeteciler için özgürlük çağrısında bulundu.
Çakırözer; Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Pınar Gayıp ile haberi, yazısı, sosyal medya paylaşımı nedeniyle tutuklu gazetecilerin durumuna dikkat çekerek adalet talebini tekrarladı.
Çakırözer, “Türkiye'de gazetecilik ağır kuşatma altında. Gazeteciler haberleri nedeniyle baskı, tehdit, gözaltı ve zindanla susturuluyor. Sansür yasası gerekçe gösterilerek hapse atılıyor. Bu mesleğin yüz akı Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardan ve daha nice gazeteci hukuksuzca zindanda. 3 yıl önce ‘Bu yasayla gazeteci tutuklanmaz’ diye halkı kandıranlar, şimdi suspus. Nerede vicdanınız, nerede adalet duygunuz? Ama, kimse merak etmesin, Alican da İsmail de diğerleri de dimdik çıkacak ve yine yağmalarınızı, talanlarınızı ve çürümüşlüğünüzü yazmaya devam edecek” dedi.
Çakırözer, geçtiğimiz hafta törenle ilan edilen 5G’ye geçiş sürecinde dağıtılan ilanlardaki ayrımcılığa da gündeme getirerek, kamu operatörlerinin ilanlarının iktidara yakın gazete ve televizyonlara dağıtılmasını eleştirdi. Çakırözer, “ ‘81 ilde herkes için 5G’ dediler. İlanlar sadece iktidara yakın basın kuruluşlarına gitti” diye konuştu.
GAZETECİLİK KUŞATMA ALTINDA
Haberi, yazısı ve sosyal medya paylaşımı nedeniyle cezaevinde tutulan gazeteciler ile basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlaller TBMM gündemine taşındı. Türkiye’de basın özgürlüğü alanında yaşanan ihlallerin giderek arttığına dikkat çeken CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Alican Uludağ, İsmail Arı, Merdan Yanardağ, Pınar Gayıp ve haberi, paylaşımı nedeniyle tutuklu gazetecilere özgürlük çağrısı yaptı.
Çakırözer şöyle konuştu:
“Türkiye'de gazetecilik ağır kuşatma altında. Gazeteciler haberleri nedeniyle baskı, tehdit, gözaltı ve zindanla susturuluyor. 2025 yılında gazeteciler tam 610 kez hakim karşısına çıktı, 39 gazeteci tutuklandı. Furkan Karabay, Ercüment Akdeniz, Elif Akgül, Yıldız Tar, Fatih Altaylı, Suat Toktaş, Enver Aysever aylarca zindanda tutuldu. Kara tablo bu yıl da aynı, İktidarı eleştiren Tele1'e çökmek için casusluk sucu uydurup Merdan Yanardağ'ı tutukladınız, 162 gündür zindanda. ‘Terörsüz Türkiye olacak, Kürt sorununu çözeceğiz’ diyorsunuz da gazeteciler Pınar Gayıp, Nedim Oruç ve niceleri aylardır, yıllardır tutukluyken nasıl olacak bu iş?”
“ALİCAN, İSMAİL ÇIKACAK; YİNE YAZACAK”
Son dönemde tutuklanan gazeteciler Alican Uludağ ile İsmail Arı’nın durumunu gündeme getiren Çakırözer, “TCK'ye 217/A maddesiyle eklenen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ diye suç icat edip gazetecileri hedefe koyan da yine bu iktidar. Üç yıl önce yasa Meclis’ten geçerken o dönem grup başkanımız olan Genel Başkanımız Özgür Özel, biz milletvekilleri ve gazetecilik örgütleri ‘Yapmayın, bu maddeyle gazetecileri hapse atacaksınız’ dedik, dinletemedik! Soruşturmaların yüzde 70'i gazetecilere açıldı, şafak baskınları, itibar suikastlarıyla gözaltına alınıp tutuklandılar. Bu mesleğin yüz akı 2 gazeteci Alican Uludağ 46 gündür, İsmail Arı 16 gündür işte bu yüzden tutuklu. Yaptıkları gazetecilik, yazdıkları haber ama üç yıl önce ‘Bu yasayla gazeteci tutuklanmaz’ diye halkı kandıranlar, şimdi suspus. Nerede vicdanınız, nerede adalet duygunuz? Ama, kimse merak etmesin, Alican da İsmail de diğerleri de dimdik çıkacak ve yine yağmalarınızı, talanlarınızı ve çürümüşlüğünüzü yazmaya devam edecek” diye konuştu.
“ABLUKA ALTINDAKİ GAZETECİLİK TÜRKİYE’NİN FOTOĞRAFI”
İstanbul Kadıköy'de tutuklu meslektaşları için bir araya gelen gazetecilerin yürüyüşüne polis ablukasını da gündeme getiren Çakırözer, “Gazeteciler, haberi nedeniyle zindanda ama bakın bu fotoğrafa, gazetecilerin hakkını savunmak için meydanlara inen meslektaşları da yine, maalesef polis ablukasında. İşte, Türkiye fotoğrafı bu maalesef!” dedi.
“Gazeteci haber yapıyor, iktidarın bakanı, vekili, müdürü aynı gün erişimi engellettiriyor.” diyen Çakırözer, haberlere ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerinin de basın özgürlüğü alanındaki en büyük ihlallerden biri olduğunu belirterek, “Vatandaş habere tıklıyor, erişim yok; hesaba tıklıyor, yasaklı! Kanalı açıyor, karartılmış ya da kayyumda. En fazla erişim engeli kararı aldıranlar bu iktidar sahipleri ve yakınları. Haklarındaki yolsuzluk, rüşvet, torpil haberlerini engelletmede zirvedeler. İkinci sırada engellenenler ise 19 Mart darbesinin kumpaslarını açığa çıkaran haberler. Sadece o günkü protestoları haberleştiren 21 gazete, 12 gazeteci ve 3 derginin sosyal medya hesabı erişimi engellendi. Yapay zekâ tabanlı Grok'a bile bu sansürcü zihniyet soruşturma açıp erişimi engelledi” diye eleştirdi.
5G’DE KAPSAM HERKES İÇİN, İLANLAR İKTİDARA YAKIN KURULUŞLARA
Çakırözer, geçtiğimiz hafta törenle ilan edilen 5G’ye geçiş sürecinde dağıtılan ilanlardaki ayrımcılığa da dikkat çekerek, kamu ilanlarının iktidara yakın gazete ve televizyonlara dağıtılmasını eleştirdi.
“Basın ilan ambargoları, para cezaları, kayyum uygulamalarıyla bağımsız medya ayakta duramaz hale getiriliyor” diyen Çakırözer, şunları söyledi:
“Geçen hafta Türkiye'nin 5G teknolojisine geçiş süreci törenlerle duyuruldu. Sloganı neydi: ‘81 ilde herkes için 5G.’ İyi ama bu verilen ilanlar ne herkesi ne de 81 ili kapsadı; ikisi de kamu iştiraki konumundaki Turkcell ve Türk Telekom’un verdikleri ilanlar herkesi kapsamadı. ‘Herkes için’ dediler, ilanlar sadece iktidara yakın basın kuruluşlarına gitti, Halk TV dışlandı, Sözcü TV dışlandı; Sözcü, Karar, Birgün ve daha nice gazete ve onların yüz binlerce, milyonlarca okuru, seyircisi kapsama dışında bırakıldı.
“İLAN AMBARGOLARI ÖZGÜR BASINA SUSTURMA”
Ayrıca, biz burada 81 ilin vekilleriyiz! Soruyorum: Anadolu'nun sesi dediğimiz yerel gazete ve televizyonlarımız bu milyarlarca liralık ilan pastasından pay alabildi mi? Hayır! 900 bin Eskişehirli, telefonunda, bilgisayarında 5G'yi kullanacak, para ödeyecek ama Eskişehir'in zaten kıt kaynaklara sahip televizyonlarına, gazetelerine 1 liralık ilan verilmeyecek. Kamu bankalarının, KİT'lerin devasa reklam harcamaları iktidarın propaganda aracı değildir. ‘AKP'yi översen ilanı kaparsın; eleştirirsen yok olmaya mahkumsun’ anlayışınız yüzünden bugün gazeteler ve televizyonlar büyük ambargolar altında! Bu bir reklam politikası değildir! Bu, özgür basını susturma ve tek sesli bir medya düzeni kurma çabasıdır. Biz bu anlayışı yıkacağız; hem ifade ve basın özgürlüğünün en geniş biçimde kullanıldığı hukuk devletini yaratacağız hem de basın kuruluşlarına ekonomik ambargoları kaldıracağız. İnanıyoruz ki basın özgürlüğü olmadan demokrasi olmaz ve bir kez daha haykırıyoruz ki gazetecilik suç değildir.”