Haber Giriş Tarihi: 05.12.2025 10:02
Haber Güncellenme Tarihi: 05.12.2025 10:02
https://www.bursatanik.com/

CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa Nutku’ndan yaptığı alıntıyı paylaşan Laiklik Meclisi Sözcüsü ve Eğitim İş Bursa Şube Başkanı Özkan Rona gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı. Bursa Nutku alıntısı nedeniyle Rona hakkında açılan davanın bugün karar duruşması görüldü. Bursa Adliyesi’nde görülen duruşmaya Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay ile genel merkez yöneticilerinin yanı sıra Laiklik Meclisi üyeleri ve sendika üyesi eğitimciler de katıldı. Mahkeme, Rona’nın beraatine karar verdi.
“Bursa Nutku’nun unutturulması tarihe yapılmış en büyük ihanettir” Duruşma öncesi adliye önünde yapılan açıklamada konuşan Rona, şunları söyledi: Türkiyede adına utanç davası denilen çok sayıda yargılama tarihe kaydedilmiştir. Bunlardan bazıları örneğin 12 Eylül darbesinden sonra Türkiye’nin devrimci birikimini kırmak için yapılan yargılamalardır. 12 Eylül’ün işkencehanelerinde alınan ifadelerle yapılan yargılamalar Türkiye’nin utanç davalarındandır. Gülen cemaatinin iktidarla ortaklaşa kurduğu kumpaslar sonucu yapılan Ergenekon ve Balyoz yargılamaları Türkiye’nin utanç davalarındandır. Gezi’de özgürlükleri için sokaları dolduran çığlıklara yapılan yargılamalar Türkiye’nin utanç davalarındadır. 19 Mart yargı darbesinden sonra yapılacak olan davalar da Türkiye’nin utanç davaları olarak tarihe kaydedilecektir. Tüm bunların yanında bu utançlardan en büyüğü de Atatürk’ün Bursa Nutku’ndaki sözlerinin yine Bursa’da bir yargılamaya konu edilmesidir. Davanın savcısına göre Atatürk’ün Bursa Nutku’ndaki sözleri bilmeyenler için suça tahrik unsuru sayılmıştır. Atatürk’ün sözlerini ve düşüncelerini bilmemek elbette bir eksikliktir ancak onları unutturmak hele ki Bursa Nutku gibi cumhuriyete ve devrimlere karşı girişilebilecek tüm hareketlerde Türk gençliğine onları koruma ve kollama görevinin bir meşru direnme hakkı olduğunu söyleyen ve bu talimatı veren Bursa Nutku gibi bir metnin unutturulması tarihe ve geleceğe yapılmış en büyük ihanettir. Tarihe bir utanç davası olarak geçecek bu yargılamaya Mustafa Kemal’in devrimci yoldaşlarının, Türkiye’nin en başarılı hukukçularının ve Türkiye’nin dört bir yanından bu davayı takip eden geniş kamuoyunun desteiyle çelik gibi irademizle giriyoruz. Sonuç ne olursa olsun bu irademizden asla geri adım atamayacağız. Önceki duruşmada direnme hakkının bir yurttaşlık hakkı olduğunu ifade ettik ve bunu savunmaya devam edeceğiz. Anayasada tanımlanmış insan haklarına karşı iktidar gücünün kullanarak anayasaya aykırı müdahalelerde bulunduğunda buna karşı direnmek herkesin görevi ve sorumluluğudur. Bu bilinçle mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
“Meşru direnme hakkımız için sonuna kadar mücadele edeceğiz” Biz, boynundaki idam fermanıyla ülkesini önce kurtuluşa sonra da çağdaş bir kuruluşa götüren Mustafa Kemal’in yoldaşları ve yol takipçileriyiz. Değil yargılamak ve cezalandırmak, çağdaş cumhuriyeti var eden değerleri korumak için ve onlara yönelen saldırılara karşı meşru direnme hakkımızı kullanmak için sonuna kadar mücadele edeceğiz. İsterseniz dar ağaçları kurun. Son cumhuriyetçi ortadan kaldırılmadıkça cumhuriyet ve onu yaşatan değerler ortadan kaldırılamayacak. Eğitim İş Genel Başkanı Özbay ise şu açıklamayı yaptı: Burada da maalesef Türkiye’deki birçok utanç davası gibi aslında yargılamaya bile dönüşmesine gerek olmayan bir konuda yargılamaya şahitlik edeceğiz. Türkiye’de hukuk düzeni özellikle son yıllarda ağır bir yozlaşmayla karşı karşıya. Hukuk iktidarın baskısıyla adeta muhalefete karşı, demokratik haklarını kullananlara karşı bir sopaya dönüşmüş durumda. İktidarın aleyhinde ya da hoşuna gitmeyen tarzda birileri bir şey söylediğinde jet hızıyla soruşturma, yargılamalar ve cezalandırma da konunun olabilecek en üst sınırını zorlayarak yapılmak isteniyor. Ama tarafınız iktidardan yana ise ana muhalefet partisine hakaret edebilirsiniz, sendikacıyı, yazarı, sanatçıyı tehdit edebilirsiniz. Hatta Tükiye’nin sokaklarında cumhuriyetin devrim kanunlarına, anayasasına karşı tüm fiillerde bulunabilirsiniz. Yani bu ülkede adliye koridorlarında şeriat çığlığı atabilirsiniz, sokakta medrese yürüyüşleri yapabilirsiniz ama yargılama konusu olmaması gereken bir konuda arkadaşlarımızın nasıl bir polis şiddetine maruz kaldığını gördük. Bugün de burada bir yargılama var ve yargılamanın içerisinde adliye sarayının ve bu alanın tamamı polis kontrolünde gereğinden fazla önlem alma var. Aslında bir gözdağı verme durumu var. Bir sosyal medya paylaşımı var. Bu paylaşımı yapan geleceğin mimarı dediğimiz öğretmenlerimizden biri. Eğitim İş’liler koşullar ne olursa olsun sözünü söyler. Türkiye’de suç ve ceza eşittir muhalefettir, haklarına sahip çıkanlardır. Yani cezalandırılmanız için bir suça gerek yok. Muhalefet etmeniz, herkes için hak ve özgürlüklere dair söz söylemeniz bunu karşılıyor. Bir ülkede özgürlükler, hukukun üstünlüğü ve demokrasi güvence altında olmazsa hiçbir yurttaş güvence altında olmaz. "MESEM'de çocuklar ölüyor, hani yargılamanız?" Buradan yargılamaları yapanlara şunu söylemek istiyorum. Bu ülkede MESEM’de çocuklar ölüyor, hani yargılamanız? Bu ülkede birçok eylemde cumhuriyete ve Atatürk’e hakaret ediliyor, hani yargılamanız? Cumhuriyet savcısı ünvanını alıp bu ünvana hakaret edildiğinde susacaksınız ama sizin istemediğiniz bir sözü söyleyenlere de yargıyı sopa olarak kullanacaksınız. Buna izin vermeyeceğiz. Eğer ki bu mahkemeden olumsuz bir sonuç çıkarsa Eğitim İş’liler Türkiye’nin devrimci gençlerinin yaptığını yapacak. O mahkeme duvarında yazan adalet sözcüğüne yalnızca gülümseyecek. Çünkü bizi asla sindiremezsiniz, korkutamazsınız, susturamazsınız.
Haber Merkezi