
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yolsuzluk ve rüşvet operasyonu kapsamında 4 Nisan Cumartesi günü tutuklanmasının ardından CHP Bursa İl Örgütü bugün tutuklamaları protesto nedeniyle Bursa Büyükşehir Belediye binası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Açıklamaya CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, CHP PM üyeleri Zeliha Aksaz Şahbaz ve Canan Taşer, CHP Bursa milletvekilleri Hasan Öztürk, Orhan Sarıbal, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç katıldı.
“Bu topraklarda hiç kimse umutsuz olmasın”Açıklamada konuşan CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş şunları söyledi:
“Bu ülkede çocuklar gelecek hayali kuramıyor. Gençler umutsuz, kadınlar sokaklarda korkarak geziyor. Çiftçi emeğinin ve alın terinin karşılığını alamıyor. İşçiler, asgari ücretle geçinememenin zorluğunu yaşıyor. Tüm bu sorunlara çözüm bulmamız gerekirken, siz bu ülkenin insanını nasıl refah içinde yaşattığınızı düşünmek yerine sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne saldırarak ülkeyi yönetebileceğinizi zannediyorsunuz. Ama şunu bilin: Bu topraklarda hiç kimse umutsuz olmasın. Sabahın bir sahibi var. Biz, bu ülkeyi yeniden aydınlığa kavuşturana ve vatandaşlarımıza onurlu bir yaşam sağlayana kadar mücadele edeceğiz. Geleceği birlikte inşa edeceğiz.
“Kayyum kararının yürütmeyi durdurması için başvurduk”Hukuksuz bir şekilde tutuklanan Büyükşehir Belediye Başkanımız Mustafa Bozbey’e yönelik uygulamalar ne yazık ki devam etmektedir. Valilik tarafından bize bildirilen takvime göre, 9 Nisan Perşembe günü saat 11.00’de mecliste başkan vekilliği için oylama yapılacaktır. Mevzuata göre, başkanın yokluğunda birinci başkan vekili, o da yoksa ikinci başkan vekili seçim gününe kadar görev yapar. Ancak bugün yeni bir hukuksuzlukla karşılaştık. Sabah uyandığımızda kayyum atandığını gördük. Oysa kayyum atanabilmesi için seçimlerin 10 gün içerisinde yapılamaması ya da seçimi engelleyen bir durumun ortaya çıkması gerekir. Şu ana kadar mecliste seçimi engelleyecek herhangi bir unsur bulunmamaktadır. Bizler perşembe günü yapılacak seçimi beklerken böyle bir uygulamayla karşı karşıya kaldık. Bu nedenle bugün idari mahkemeye başvurarak kayyum kararının yürütmesinin durdurulmasını talep ettik.
Buradan açıkça görüyoruz ki mesele artık bir hukuk meselesi değildir. Yapılmak istenen, Bursa halkının helal oylarıyla seçilmiş Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik bir çökme operasyonudur. Hukukun anlamını yitirdiği bir süreçten geçiyoruz. Bizler, bu ülkede hukukun işlemesi için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bu topraklarda tek bir kişi kalana kadar bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Eğer biraz cesaretiniz varsa, gelin pazar günü sandığı koyalım; Bursa halkı ne diyorsa onu yapalım.
“Hâlâ bu iradeyi nasıl yok sayarız diye hesap yapıyorsunuz”Yaklaşık 200.000 oy farkla kazanılmış bir seçime rağmen hâlâ bu iradeyi nasıl yok sayarız diye hesap yapıyorsunuz. Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni devraldığımız günden itibaren mali disiplinle, tüm engellemelere rağmen halka hizmet etmeye devam ettik. Siz 20 yıl bu şehri yönettiniz; kendinize sorun: Bursa’ya ne yaptınız? Cumhuriyet Halk Partisi göreve geldiğinde bunu hazmedemediniz. Mustafa Bozbey, 20 yıl boyunca her seçimde oylarını artırarak geldi. Bundan korktunuz. ‘Artık seçim kazanamayız’ diyerek bu sürece müdahale etmeye çalıştınız. Yaptığınız hukuksuzluklara ve adaletsizliklere asla teslim olmayacağız. Bu ülkeye yeniden demokrasiyi, adaleti ve hukuk devletini getirene kadar bir adım geri atmayacağız. Bugün vatandaşlarımız açlık ve yoksullukla mücadele ediyor. İnsanlar evine ekmek götürmekte zorlanıyor. Emekliler 1.000 TL maaşla nasıl geçineceğini düşünüyor. Çarşıya, pazara çıkın ve halkın halini görün. Ancak halktan kopmuş durumdasınız; artık insanların karşısına çıkamıyorsunuz. Sizler halkın derdine çözüm üretmek yerine, umut olan belediye başkanlarına saldırarak iktidarınızı sürdürmeye çalışıyorsunuz. Ancak artık yönetemiyorsunuz.
“Bu günler geçecek”Mustafa Bozbey’e geçmişte farklı tekliflerde bulundunuz. Ancak o, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir evladı olarak hiçbir zaman bu tekliflere itibar etmedi. Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra ise çeşitli algı operasyonlarıyla itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Bu da olmayınca teklifler yerini tehditlere bıraktı. Meselenin özeti şudur: Sosyal belediyecilik ve halkçı anlayışın toplumda karşılık bulması sizi rahatsız etmektedir. Ama şunu açıkça ifade edelim: Bu günler geçecek. Halkımız umutsuz olmasın. Güzel günler gelecek. Bu ülkeyi yeniden yaşanabilir hale getireceğiz. Herkesin birbirine güven duyduğu, umutla baktığı bir ülkeyi birlikte inşa edeceğiz.”