
İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan Victoria & Albert müzesinin deposunda bulunan İznik çinilerinin hikayesine yakından bakalım...
Hikayeye önce eserlerin bulunduğu mekandan bahsederek girelim. Victoria and Albert Müzesi, Londra’nın en önemli kültür ve sanat duraklarından biri olarak öne biliniyor. 1852 yılında kurulan müze, özellikle dekoratif sanatlar, moda, tekstil, seramik ve tasarım alanlarında dünyanın en zengin koleksiyonlarından birine sahip. Müzenin koleksiyonunu bu kadar zengin yapan şey ise, Birleşik Krallık’ın yüzyıllar boyunca sürdürdüğü sömürgecilik faaliyetleri nedeniyle sömürdüğü ülkelerin eserlerini kendi müzelerine taşıması.
Müzede yanlış bindiği asansörle tarihi çinilerin bulunduğu depoya inen öğretim görevlisi Hayal Güleç, buradaki 44 eserin, Türkiye'deki tarihi yapılardan götürüldüğünü arşiv belgeleriyle tespit etti.
Binlerce çini parçasını depoda gören Güleç, bunları incelemek için müze yetkililerinden izin istedi. İlk etapta izin alamayan Güleç, Türkiye'ye döndükten sonra da müzeyle yazışmalarını sürdürdü. 16'ncı yüzyıl çinilerini kendisine tez konusu seçen Güleç'in ısrarlı çabası sonucu müze, inceleme için izin verdi.
Eserler nasıl kaçırıldı?Araştırma sürecinde hem Hayal Güleç’i hem de bilim çevrelerini en çok şaşırtan bulgu, Fransızca kaleme alınmış bir mektup oldu. Yapılan değerlendirmeler sonucunda mektubun, 1855 yılında Bursa’da yaşanan deprem sonrası Yeşil Cami ve türbesinde meydana gelen hasarın onarımı için 1863’te Ahmet Vefik Paşa tarafından görevlendirilen Fransız restorasyon uzmanı Léon Parvillée ile ilişkili olduğu tespit edildi. Leon Parville'nin oğlu, babasının Asya’dan getirdiği çinileri satmak istediğini yazıyordu...
Bursa Ulucami kapı tığı