
Ebru Taşdemir
"Yemek yemek üzerine ne düşünürsünüz bilmem ama, kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı" diye boşuna kaleme almamış dizesini ünlü şair Cemal Süreya. Kahvaltı, işte böyle şiirlere mısra olacak kadar neşeli, mutlu, güçlü bir sahnesi insan hayatının. Yalnızca oturup keyfini çıkaran için değil, o sofrayı kuran için de, o sofranın sahibi olan kişi için de mutluluk kaynağı.
İşte 55 yaşındaki Fatma Uslu’nun yaşam öyküsü de, sahibi olduğu kahvaltıcı da, sofrayı donattığı kahvaltı sofrası da bu mısra kadar ilgi çekici, duygulu ve ilham veren bir güce sahip. Bursa’nın Osmangazi ilçesine bağlı Uluçam köyünde 2020 yılında “kadın başına olmaz” seslerine inat, yaşamını, amacını ve var oluşunu destekleyen cesur ve ilham verici girişimiyle örnek bir başarıya imza atan Uslu, motivasyonunu, “Çocuklarım diğer çocukların yaşadığı güzellikleri hak ediyordu” şeklinde ifade ediyor.
Uluçatı Kahvaltıcısı adını verdiği, duvarlarını emekle inşa ettiği, ürünlerini ise elleriyle yetiştirip sunduğu işletmesinde bugün Bursa’nın yanı sıra Türkiye’nin pek çok ilinden lezzet tutkununu ağırlayan Uslu, sosyal medyada da adından övgüyle söz ettiriyor. Uslu ve kahvaltı evi, adeta kadın emeğinin ve gücünün, hangi yaş ve bölgeden olursa olsun, erkek dünyasına ve güç sahiplerine kafa tutan bir örneği olarak başarısını ortaya koyuyor.
“ENGELLEMEK İSTEYEN ÇOK OLDU”2011 yılında eşinden ayrılan Fatma Uslu, çocuklarıyla birlikte yeni hayatına adım attıktan sonra bir dönem yaşamını temizlik emekçisi olarak sürdürdü. Bu süre zarfında köyüne gidiş gelişlerini artıran Uslu, 2020 yılında patlak veren pandemi ile birlikte adeta köyünde mahsur kaldı. Bu sürede evlere temizliğe gidemediği için parasız kalan Fatma Uslu, kardeşi çocuklarının da desteğiyle dağ kekiği toplayıp internette satarak yaşamını idame ettirdi.
Üniversite mezunu işletmeci kızının teşvikiyle köydeki evini kahvaltı evine dönüştürmeye o dönemde karar veren Fatma Uslu, ilk günlerde dağ başına kim gelir diye düşünerek girişime şüphe ile baktığını itiraf etse de, “O dönen kendime şu sözü verdim. 1 yıl deneyip elimden gelen her şeyi yapacağım. Olmazsa denedim ve olmadı derim diye düşündüm. Kolları sıvadım. Tarlada yetiştirdiğim ürünleri kendi ellerimde mamul haline getirerek doğal ve sağlıklı malzemelerden yapılmış kahvaltı sofraları kurdum” diye anlatıyor.
İlk müşterilerinin kızının spor salonundan arkadaş çevresi olduğunu söyleyerek, ilk deneyimini şu sözlerle ifade ediyor:
“Manzaranız ve mekanımız o kadar güzel ki. Ben 20 kişilik piknik grubunun neredeyse 70 kişiye vardı. Ne yeterli sandalye, ne tabak çanak vardı yeterince. İmece usulü komşularımın desteğiyle ilk konuklarımızı ağırladık. Ben yalnızca ürünlerime güveniyordum. Konuklarımız mutlu ayrıldı. Baktım, becerebiliyorum. Bu işe giriştim. Elimde çivilerle paletlerden masa çaktım. Oturma yeri çaktım. Brandayı kardeşim çekti başımızın üstüne. Hafta sonu gelen tek tük misafirlerimi ağırlayıp memnun uğurladım. Şehirde çocuklarım çalışıyorlardı, hafta sonu yardıma geldiler. Hiç kolay olmadı ama ben yapabilirim dedim.”
“DALGA GEÇENLER OLDU”İlk yılın çok zor geçtiğini, birçok olumsuz sesin yükseldiğini ve dalga geçenler olduğunu da söyleyen kahvaltı evi sahibi Fatma Uslu, o günleri ve sonrasını şöyle anlatıyor:
“Dağ başına kim gelir, sen kadın başına nasıl hem tarlada hem burada çalışabilirsin diye dalga geçenler, kötü eleştiride bulunanlar oldu. Hepsine kulaklarımı tıkadım. Çocuklarım diğer insanların çocukları gibi yaşamayı hak ediyordu. Ben, bu motivasyonla çalıştım durdum. Kış bahçesi de yaptık hep birlikte. Çatısını yaptık. İçine soba koyduk. Kışın da misafir ağırladık. Ekmeğimizin peşinde bir düzen tutturduk giderken bir gün kapıya jandarmalar dayandı. Aileden kişiler jandarmaya bizi hiç sebepsiz şikayet etmiş. Muhtarı arasam da bana yardım etmedi. Jandarma, neden olmadan bizi kapatmak isteyen jandarmaya itiraz edince üzerine yürüdüler. Korktuk ve çok üzüldük. Bir gün bir müşterimiz, tesadüfen konu açılınca sorunumuzu çözebileceğini söyledi ve tamamen gönülden çabayla bizim haklılığımızı ortaya çıkardı. Ona minnet duyuyoruz. Bu köyde birçok kişi işletme planları yapmış. Bir tek ben bunu yaşama geçirdim. Erkekler bundan rahatsız oldular. Yakın akrabalarım beni şikayet ettiler işte. Maalesef küçük yerlerde böyle şeyler oluyor. Çünkü onların cesaret edemediğine ben cesaret ettim, üstelik başardım. Araba da kullanamaz dediler. Araba aldım ve kullandım. Tarlama onunla gidip geliyorum. İyi ki de öğrenmişim. Çok lazım oluyor.”
Kendi gibi kadınlara ilham olmaktan memnun olacağını dile getiren Fatma Uslu, “Onlara asla vazgeçmeyin, çıktığınız yoldan geri dönmeyin demek isterim. Zorluklar oluyor ama aşa aşa sonuca varıyorsunuz. Ben, Bursa’da 15 yıl temizliğe gittim. Akşamları da sarma sardım para kazanmak için. Gece 11-12’lere kadar dikiş diktim. Akşam işten çıkıp merdiven silmeye gittiğim bile oldu. Hem ev geçindirdim, hem de çocuklarımı okuttum. Vazgeçmemeyi öğrendim. Bunu öneririm benim gibi kadınlara” diyor.
Bahçesine kendi arabasıyla gidip, tarlasını kendi çapalayan, kendi ürünlerini yetiştirdikten sonra onları mamul hale getirip serpme kahvaltıyla kahvaltı evinde misafirlerine sunan Fatma Uslu, “Burada her işinizi kendiniz yapmazsanız tutunamazsınız. Odunumu bile kendim kırıyor, sobama koyuyorum” diyor ve şunları ekliyor:
“Hayalim, bu işi geliştirmek ve çocuklarıma güzel bir gelecek bırakmak. Pes etmek yok. Sınır da yok. Yapabileceğim son noktaya kadar gitmek istiyorum. Şükür ki konuklarımız serpme kahvaltıdan çok memnun kalıyorlar ve köyümüzü seviyorlar. Doğanın içinde zaman geçiriyorlar. Bu, beni çok mutlu ediyor. Her şeyi çocuklarım için yapıyorum. Yapmaya devam edeceğim.”
https://www.youtube.com/watch?v=dyfB9foZK2g